Dehşet dengesi
- GİRİŞ12.08.2008 06:56
- GÜNCELLEME12.08.2008 06:56
İki büyük gücün karşı karşıya her an patlamaya hazır şekilde bulunması, daha küçük ülkelerin birbirlerine karşı patlama potansiyeli bulunan karşıtlıklarının sıcak savaşa dönüşmesi engelleniyordu.
O durum bir tür dehşet dengesiydi. Sovyetler Birliği ve ABD birbirlerini tamamen yok etmeye yetecek karşılıklı nükleer silaha da sahip olduklarından onların arasındaki soğuk savaşın da sıcak savaşa dönüşmesi engelleniyordu. Bu da bir dehşet dengesiydi.
Sovyetler Birliği çökünce ABD kendisini dizginleyebilecek bir gücün kontrolü dışına çıktı tek başına kaldı ve dünyada istediğini yapmaya başladı. Açıkça söylemek gerekirse dehşet dengesinin bozulması, dünyayı da dengesizliğe itti.
Amerikan gücünü dengelemek için arada bir adaylar çıksa da bunların hiçbirisi Sovyetler Birliği’nin gücüne ulaşamadı.
O süreçte Rusya hayli sarsıntı geçirdi ve kolektif alınan bir kararla Rusya’nın başına getirilen Putin ile birlikte, Rusya’nın Sovyetler Birliği’nden doğan boşluğu doldurmaya aday olduğunun sinyali verildi.
Putin’in misyonu belliydi ama birkaç denemede sallandıysa da sonunda Gürcistan ona arzu ettiği güç gösterme fırsatını verdi.
Rusya dün itibarıyla dünyada yine eskiden olduğu gibi büyük bir güç dengesi konumunda olduğunu ve bunu askeri gücüyle, ekonomik gücüyle sonuna kadar kullanmaya kararlı olduğunu gösterdi.
Savaşa Amerikan tepkisini okuyunca, onların da yeni gelişmeleri iyi okuduğunu gördüm. Rusya’nın orantısız güç kullanmasından şikâyet etmişler. Amerika’nın başka bir ülkeyi orantısız güç kullandı diyerek şikâyet etmesi, kendi başına komik bir durum aslında.
Rusya zaten orantısız gücü bilerek kullanmıştı çünkü bu savaş onun için sembolik anlamlarla yüklüydü. Unutmayalım ki Rusya’da Amerika’nın elinde bulunduğu kadar silah gücü de var. Son birkaç gün bana soğuk savaş dönemlerinin koşulları yeniden kuruluyormuş gibi bir izlenim verdi.
SERDAR TURGUT - AKŞAM
Yorumlar4