Diktatör hükümet, nerede demokrasi
- GİRİŞ03.05.2013 09:38
- GÜNCELLEME03.05.2013 09:38
Eğer değildi diyen varsa ben bu sorularıma cevap aramaktayım, cevaplayıversinler!
1 Mayıs emek ve dayanışma günü değil midir?
Öyle ise;
Vali; “Meydanda inşaat var, giremezsiniz.” Diyor ve yasaklıyorken, polisin de her yasak delinme çabasındaki muamelesi biliniyorken, bunu zorlamak, her seferinde aynı şiddete maruz kalmak ve sonunda itiraz etmek nedendir?
Sökülen kaldırım taşlarında bu ülkenin insanlarının vergileri yok mudur? Ve o vergi ödenen paralar bir emek karşılığı kazanılmıyor mu?
O taşların atıldığı camların paralarında sahiplerinin emeği yok mudur?
Saldırdığınız polisler emekçi değil midir bu ülkede? Bugün topluca saldırdığınız polisin kapısını üç gün sonra bireysel olarak çalmayacak mısınız?
İzin verilen bir temsilci grup, Taksim'e çıkabilmişken, ( demek ki sakince kutlayacaklara da ayrıca izin verilmiş.) kutlamalarını yapıp, karanfillerini koyup temsili anmalarını sakince yapmışken; CHP yöneticilerinin kutlayan grup içinde değil de, provakasyon yapan grupların içinde olması nedendir?
Sadece “iktidara karşı çıkmak olsun da, nasıl olursa olsun” zihniyetiyle neredeyse savaş alanına döndürülmüş caddelerde can hıraş bağırmak bu ülkeyi bölmek değil de nedir?
Özgürlükten dem vurmaya gelince avaz avaz sokaklarda ona buna bağıran bu grup; özgürlük uğruna sokaklarda savaş çıkartmak gibi bir gaye güdüyorsa, talebim bundan sonraki 1 Mayıs'lar da sokağa çıkma yasağıdır! Çünkü siz özgürlük adı altında ortalığı birbirine katarken biz evden dışarı çıkamamakta, ve sadece sizleri televizyonlardan izlemekteyiz. Bu durumda hep beraber özgür olamıyorsak, hep beraber yasaklı olalım! En azından hep beraber özgürce otururuz!!!!
Kadıköy'de sessizce kendi aralarında kutlayanlar emekçi değil miydi? Sizin onlardan fazla nasıl bir hakkınız var ki; aynı bayramı kutlayan emekçilerin katılmadığı bir “emek” savaşı içindesiniz?
Bu durumda sizin amacınız sadece kutlamak olmaktan çıkıp; “Taksim” i hedef haline dönüştürmek olmaz mı?
Bugün inşaat yapılıyor diye eleştirdiğiniz Taksim meydanındaki inşaat bitince, o yolları kullanmayacak mısınız?
Devletin size güvenli olmadığını söylediği bir yere gidip de; yaralanmalar, hatta ve hatta ölümler olduktan sonra tekrar devleti yüzsüzce suçlamayacak mısınız?
Bu durumda devletin bir yeni görevi de sizi sizden korumak değil midir?
Devletin görevi sadece sizin bayramlarınızı düşünmek midir? Yol yapımı veya halkın güvenliğini sağlamak göevi değil de hobisi midir? Veya bu görevler kimindir?
Sizin söktüğünüz o taşlarda benim ve ailemin emeği yok mudur? Size sıkılan o gazlar benim emeğimin katkısıyla alınmıyor mu? Ben mecbur muyum emeğimin karşılığını sizin savaşınıza yedirmeye?!!
Devletin görevlendirdiği polis memuru, sizinle beraber emeğini kutlamak yerine, sizin savaşınıza karşı nöbet mi tutmak zorundadır? Bu durumda bir tek sizin emeğiniz mi kıymetlidir bu ülkede?
Putlaştırmaya, simgeleştirmeye o kadar bayılıyorsunuz ki, bir tatil yapıp, kutlamadığımız ekinoks tarihleri kaldı! O tarihler de tatil olsun ! Gerçi; “Türküm, doğruyum, çalışkanım” ama; her hafta fazladan bir gün daha tatil yapamazsam, doğruluğu koyar kenara savaşırım!
CHP' den korkum şu ki; bu; “İktidara karşı olayım da nasıl olursa olsun” fikrini o kadar benimsedi ki, iktidarı düşürmek için yakında Çin'deki kreşin, rakip kreşin öğrencilerini çekebilmek için yoğurtlarını zehirlemesi gibi, tüm iktidar yandaşlarını zehirleyecek!
Allah'ım sen bizi bu muhalefet tuzaklarından esirge!
1 Mayıs olaylarını istedikleri gibi kutlayamadıklarını, bu ülkede demokrasi olmadığını beyan eden ve bu iktidarın diktatör olduklarını vurgulayanlar için, 1968'de yazılmış eserden bir bölüm paylaşacağım.“
*Komüniste göre, kendisinin alenen ve her vasıtayla propaganda yapamadığı ve yapınca da kitleleri arkasından sürükleyemediği, zira, tagallüp ağalarının zindanlarda hapsettiği ve meydanlara çıkartmadığı her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
*Yahudiye göre, milli ikltisat ölçülerinin beslendiği, milli bütünlüğün gizli istismarlardan korunmasına çalışıldığı, yani milli bünyenin korkunç bir yeniçeri gibi ekalliyet celladı olmakta devam ettiği ve insaf diye bir şey tanımadığı her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
*Dönmeye göre, milletle hükümet arasında uygunluğa doğru gidildiği,resmi dairenin milli iradeyi temsile başladığı, bu yüzden en azîm bir felakete yol açıldığı, hakikat ışığının ebedi bir kargaşalık ve çarpışmadan doğduğunun unutulduğu,felaketin biricik devası olarak milletle hükümet arasındaki bağların törpülenemediği, liberalizmin başını alıp yürümediği, kısaca milli bünyede birliğe gidildiği her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
*Masona göre, hurafelere inanmanın devam ettiği ırk ve kavim safsataları içinde halkın tereddiye götürüldüğü, milli safiyenin mukavemet edebildiği, gizli Yahudi saltanatının ferdi ve zümrevi sermaye terakümüne yol bulamadığı, neticede geniş ve cömert insanlık dururken, insanların millet ve taasup bataklığında çırpınmasına göz yumulduğu, açıkçası beşeri aşk ve beynelmilel kemâle pranga vurulduğu her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
*Garp hayranı züppeye göre, şahsiyet diye bir şeyin hala ağır bastığı , maddi ve manevi yerlilik diye bir ölçüye bağlı olanların yaşadığı, şu bunak dedenin daima evin üst katında öksürmekte devam ettiği, Amerikalıyı kendi kendisinden şüphe ettirecek kadar Amerikalılık gayertinin her türlü takdir edilemediği, demek ki müzelerdeki balmumu tiplerin ellerindeki kırbaçla insanları güttüğü, insanların başına yular arandığı her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
*Halk partiliye göre, eski hesaplara el atılmak ihtimalinin belirdiği, inkılabın tenkidine müsaade edilmek gibi vahşi bir küfre meydan açıldığı, eski bir Başbakanın “İnkılap yobazları” diye ortaya bir tabir attığı; bütçe tanzimi, menfaat taksimi, adalet tevzii işinin kendilerinden başka ellere geçtiği, nihayet milleti yoktan varedenlere karşı en ağır nimet küfranının işlendiğive en ağır eşkiyalığın hüküm sürdüğü her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
*İslamiyet düşmanına göre; 163. maddeye rağmen camilerde Allah ve Resul'ünün büyüklüğünden bahseden ayetlerin cehren okunmasına müsaade edildiği, “Allah'tan kork!” sözünün göz göre göre takip edilmediği, böylece vatan hainliğinden büyük suçluların örtbas edildiği ve böylece sınıfî tahakküm ve ruhi dolandırıcılığın çeteleştirildiği her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
* Deyyusa göre, Türk kızlarının milli ve mücerret manalarıyla cihan avrat pazarlarına sürülmesine zıt sesler çıktığı, bu seslerin boğulamadığı, milli infial çapına yükseldiği, neticede güzellik ve serbestliğin bu kadar ağır bir zulüm altında inletildiği her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
*Verem mikrobuna göre, uzviyetteki müdafaa unsurlarının kuvvetli olduğu, hemen zavallı mikroplar üzerine çullandığı, onları boğduğu, gıdasız bıraktığı, bir kese içerisinde adaletsizce zaptettiği her bünyede demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi de diktatördür!
*Hırsıza, yankesiciye, katile göre polisin bulunduğu her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi diktatördür!
Şu halde demokrasya, her bâtılın tek tek hayat hakkı ve oluş hürriyeti aradığı bir zemin olduğuna göre, bu bâtıllardan her birinin gözünde , öbür batıla yer verildikçe eksiktir. Böyle hükümetlerin şefi de diktatördür!
Gelin siz, şimdi bu şartlara göre demokrasya nerededir, nedir ve nasıldır, hesap edin! Müslümana gelince zaten demokrasya aramaz ve sormaz. Zira onun, hakikati “tek” de bulmak yerine “çok” da aramak ve ebediyen kaybetmek sistemi olduğunu bilir, aradığı şeyin de kendisinde değil, İslâmda olduğuna inanır. ”
*(İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ/ Hâl ve Manzara/ Demokrasya (1968) Necip Fazıl KISAKÜREK
Şeyma Kısakürek Sönmezocak - Haber7
Yorumlar1