Azınlıklar
- GİRİŞ27.05.2009 10:10
- GÜNCELLEME27.05.2009 10:10
Bu iş entelektüel dünyada binlerce kez yazıldı, incelendi ama başbakan düzeyindeki bir siyasetçi tarafından dile getirilince farklı yankılara neden oluyor.
Yankılar yurt içinde ve dışında epey sürecek gibi.
Siyasetçiler bir konuyu dile getirirken pragmatik yönden yaklaşırlar. Ağızlarından bir söz çıkar, gerisi gelmez. Bence “Türkiye’den kovulan azınlıklar” konusunun kaderi de böyle olacak.
Ama gündeme gelmiş olması yine de önemli.
Bazı soruların cevapları çok net:
Osmanlı devletinde asker ve sivil olarak en üst makamlara gelebilen gayrimüslim tebaa, kamudan ve ticari hayattan dışlandı mı?
Evet!
Ülkeyi terk etmeye zorlandı mı?
Evet!
Ülkede bir Türkleştirme siyaseti uygulandı mı?
Evet!
Gayrimüslim ticaret erbabının olanakları kısıtlanıp, onların yerini alacak bir Türk zengin sınıfı yaratıldı mı?
Evet!
Bu konular tartışma götürmeyecek kadar açık.
Ama en önemlisi, bütün bunların neden yapıldığı.
Sorunu iyi anlayabilmek için Kurtuluş Savaşı sonrasıyla, 1930’lu yılların sonunda yapılanları birbirinden net olarak ayırmalıyız.
Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı parçalamak isteyen büyük devletlerin bu ülkenin asırlardır bir arada yaşamış olan tebaasını birbirine kırdırmış olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bu süreçte Türk, Rum, Ermeni, Kürt, Arap demeden Osmanlılar öldürüldü, halklar birbirine kırdırıldı. Sonunda da ülke işgal edildi.
Milli Mücadele bir nefsi müdafaa idi.
Bu süreçte bazı azınlıklar, İstanbul’u ve Anadolu’yu işgal eden yabancı orduları desteklediler, yabancı bayrak çektiler.
Araya kan girdi ve bir arada yaşamanın koşulları ortadan kalktı.
Ne yazık ki bu süreç uluslararası bir karar sonucu ‘mübadele’ ile sonuçlandı.
Savaş sırasındaki bu acı olaylarla, 1930 sonları, 50’ler ve 60’lardaki Türkleştirme ve gayrimüslim azınlığı kovma eylemlerini birbirine karıştırmamak gerekir.
İşin en önemli yanı bu.
Mustafa Kemal Paşa’nın özenle muhafaza etmek istediği İstanbul Rumları onun ölümünden sonra niçin ağır baskılar altına alındı ve zalimce bir kararla ülkeden atıldı?
Paşa’nın hastalığı ve hükümet işlerinden çekildiği 1930’ların ikinci yarısında Türkiye niçin faşizme kaydı?
Bu ülkeye hiçbir zaman karşı çıkmamış ve sadık yurttaş olmuş, yabancı kuvvetleri desteklememiş Türkiye Yahudileri niçin zulüm görmeye başladı?
Yükselmekte olan Hitler rejiminin Türkiye üzerinde etkisi var mıydı?
Mustafa Kemal Paşa’nın ‘ulus devlet homojenleşmesi’ amacına rağmen özenle korumaya çalıştığı ‘Türkiye halkı’ kavramı, nasıl Türk ırkının üstünlüğü vurgusuna çevrildi?
İyi niyetli ve yurtsever olan herkes bu sorular ve cevapları üzerinde ciddi olarak düşünmeli.
Atatürkçüler de onun ölümünden sonra, eserine ihanet edilip edilmediğini araştırmalı.
Zülfü Livaneli - Vatan
zlivaneli@gazetevatan.com
Yorumlar5