Karadayı'nın ses kaseti

Karadayı'nın ses kaseti

İşte, Karadayı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vetosundan sonra, anayasa değişikliğinin ikinci defa parlamentoda ele alındığı günlerde, kayıtlara geçen konuşmayı yapıyor.

  • GİRİŞ31.01.2009 08:03
  • GÜNCELLEME31.01.2009 08:03
Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya ait olduğu söylenen bir kaset mevcut. Teferruatı gazetelerde çıktı. Bir özet vermek ve konuşmayı daha anlaşılır kelimelerle açmak gerekirse, Karadayı, muhatabına şunları söylüyor:
1) Erkan Mumcu'ya Cumhurbaşkanlığı oylamasına girme dedim, girmedi.
2) Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişikliğinin sakıncalı olduğunu söyledim. O oylamaya da girmemesini telkin ettim. Oysa teklifi zaten Mumcu yaptı, AKP üzerine atladı. 367'yi bulamazlarsa kadük oluyor. ANAP'tan biriki kişiye daha telefon ettim. CHP'den oraya geçmiş olanlara. "Teklif Genel Başkan'ın, girmeliyiz" diyorlar; o zaman çekimser oy kullanmalarını söyledim.
3) Sabih Kanadoğlu ile gece konuştum. "Kötü istikamete gidiyorlar" dedi. Cumhurbaşkanı, anayasa değişikliğini veto edemez, ancak referanduma gönderebilir. Bunun için de 120 gün süre gerekiyor. Fakat bunlar bir kanun çıkaracakmış.
4) Eğer seçimlerde başarılı olunmazsa, Cumhurbaşkanlığı'na kendi adamlarından biri gelir, genel seçimde de ekseriyetle başa geçerlerse, asker temizler bunu.
İsmail Hakkı Karadayı, konuşma için "montaj" diyor. Özden Örnek de günlüklerini inkâr etmedi mi? Ama Karadayı'nın telefondaki konuşması, o günlerde cereyan eden hadiselerle örtüşüyor.

O tarihte siyasi ortam
27 Nisan 2007'de Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı oylandı. Gül 357 oy aldı. Birinci turda 3'te 2 çoğunluk olan 367'ye ulaşılamamıştı. Ama Sabih Kanadoğlu'nun ortaya attığı formüle göre, toplantı yeter sayısı da 367 olmalıydı. CHP, birinci oylamayı, o gün, Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. O gece de 23.17'de, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek üzere Genelkurmay bir emuhtıra yayınladı.
Aslında, 27 Nisan günü, Erkan Mumcu ve ANAP'lı milletvekillerinin Genel Kurul'a girmesi bekleniyordu. Hatta Mumcu, AK Parti'ye, "Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi yönünde bir anayasa değişikliğine gidin, biz Meclis'e geliriz" sözünü vermişti. (Karadayı'nın "Teklifi Mumcu yaptı, AK Parti üzerine atladı" dediği budur.) Mehmet Ağar'ın da katılmayacağı şeklinde bir açıklaması olmamıştı. 27 Nisan'da, Genel Kurul'da 367 milletvekilinin hazır bulunacağı sanılıyordu. Her şey son gün değişti. Çünkü Karadayı'nın da ses kaydından anlaşılacağı üzere, 28 Şubat benzeri bir "ikna" faaliyet başlamıştı.
Yargı da, işe karıştı. 1 Mayıs'ta, Anayasa Mahkemesi, CHP'nin müracaatını neticelendirdi ve cumhurbaşkanı seçiminin 27 Nisan'da yapılan ilk oylamasının yürürlüğünü durdurdu; toplantı nisabı için 367'yi şart koştu. Meclis, cumhurbaşkanını seçmek üzere 5 Mayıs'ta toplandı. Ama yoklamada 367 bulunamadığı için, seçime geçilemedi ve Abdullah Gül adaylıktan çekildi.
"Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi" amacıyla hemen anayasa değişikliğine gidildi. 10 Mayıs'ta, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, "rejim değişikliği söz konusu" diye anayasa düzenlemesini veto etti. Paket, yeniden TBMM'den aynen geçti. Sezer, hukuken, ikinci defa vetosunu kullanamazdı; ama değişikliği onaylamadı ve referanduma götürdü. İptâl için de, Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. CHP de Anayasa Mahkemesi'ne gitti.

Zamanlama
İşte, Karadayı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vetosundan sonra, anayasa değişikliğinin ikinci defa parlamentoda ele alındığı günlerde, kayıtlara geçen konuşmayı yapıyor. Sabih Kanadoğlu'nun, "Cumhurbaşkanı veto edemez, ancak referanduma gönderebilir" demesinin sebebi de bu. 120 günlük süre, referandum propaganda sürecini işaret ediyor. O tarihte, AK Parti grubu, referandumun propaganda dönemini kısıtlayarak, 120 günden 45 güne indirecek bir kanun teklifi üzerinde çalışıyordu. "Bunlar bir kanun çıkaracakmış" cümlesiyle de bu kastediliyor.
Kusura bakmasın ama İsmail Hakkı Karadayı'nın "Ben bu sözleri sarf etmedim" şeklindeki tavzihine hiç inanmam. Eski Genelkurmay Başkanı'nın siyasete müdahalesi, bizzat Süleyman Demirel'in sözleriyle sabittir. 28 Şubat'taki tutumunu izah ederken, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, "Nizamiye kapısından döndük" dememiş miydi? O tarihte Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı değil miydi? Cumhurbaşkanlığı seçiminde, yargı mensubundan siyasetçiye ve askere kadar herkes hukuk dışı davranışlar sergiledi. Karadayı da bunlardan biriydi.

Davos yorumu

Bir yandan "Simon Peres hak etmişti" diye düşünüyorum. Bir yandan, "Tayyip Erdoğan öfkesine yenik duruma düşmemeliydi" diye üzülüyorum. Mamafih, İsrail Cumhurbaşkanı Peres'in, yüksek sesle efelenmesine kayıtsız kalmak kolay değildi. Erdoğan sesini çıkarmasaydı, sessizliği "nezaket" ya da "diplomatik tavır" olarak değil, "eziklik" gibi değerlendirilecekti. Oturumu yöneten moderatörün, Erdoğan'ı konuşturmamaya çalışması, bardağı taşıran son damla oldu. Oysa 2-3 dakika izin verseydi, olay skandal boyutuna ulaşmayacaktı.
Erdoğan'ın bu davranışının bir seçim hesabı olmadığını biliyoruz. Emine Erdoğan'ın gözyaşları da bunun kanıtı. Karı-koca, Gazze konusunda, çok derin bir hassasiyet sergiliyorlar. Gazze'deki kimsesizlerin "kimsesi" olmaya samimiyetle çabalıyorlar. Bunu, Erdoğan'ın "dindarlığına" bağlayanlar var. Din pek çoğumuz için belirleyici bir faktör değil mi? Üstelik İsrail'in orantısız güç kullandığı, çocukları bile katlettiği ortada. Sonuç itibariyle, Davos'taki gelişmeler, AK Parti liderinin, hem Arap dünyasında, hem de Türkiye'de itibarını müthiş arttırdı. Biz efelenmelerden hoşlanan bir milletiz. "Diplomatik açıdan yanlış oldu" eleştirilerinin ise, özellikle Simon Peres'in üzüldüğünü ifade eden telefonundan sonra, büyük bir ağırlık taşımayacağını söyleyebiliriz. Türkiye, Batı ile Arap dünyası arasında köprü teşkil edebilir; Arap âleminde kazandığı prestiji de kullanarak, belki kalıcı bir barışın temellerinin atılmasına katkı sağlayabilir.
NAZLI ILICAK - SABAH 

Yorumlar14

  • Abdullah Musaoğlu 7 yıl önce Şikayet Et
    Millet sizi en yüksek Mmakama getirdi. Sayın Kadayı, şimdi sizlerin ses kayıtlarınızı büyük bir merakla dinliyorum. Dorusu pek dehşete kapılmadım. Çünkü sizi 28 Şubattan tanıyoruz Milli iradeyi sincan tanklarıyla buldozer gibi ezmiştiniz. Anca sayın Karadayı amacınızı söyleyiniz bu millet daha neyini versin size. En yüce makama geldiniz. İnsanlar emrinizde hala. Bir eliniz yağa bir eliniz balda, kuş sütü ile besleiyor, kuş tüyünde saraylarda yaşıyorsunuz. Daha ne istiyorsunuz. Neden milli iradeye saygı göstermiyorsunuz?
    Cevapla
  • selim bahadır 7 yıl önce Şikayet Et
    İSMAİL HAKKI YA DAİR. Velev ki darbe istemiş olsun bu suç mudur? Değilse bile "aymazlıktır" Askersin ama meclisten dışarı çıkmıyorsun. Bu ne biçim demokrasi yahu? Asker işini yap tehdit etme
    Cevapla
  • kadir öztürk 7 yıl önce Şikayet Et
    kabadayının ses kaseti de çıktı ya!. Artık hiç bir şey gizli kalmayacak.
    Cevapla
  • MUSTAFA NAZIM İMAMOĞULLARI 7 yıl önce Şikayet Et
    YAZIKLAR OLSUN. Sen tut dünyanın en güçlü ordularından birinin genelkurmay başkanlığını yap emekli oldukdan sonra telefonda bir siyasi partinin çömez genel başkanına küfret.Sonrada bu konuşmanın ses bandı ortaya çıkınca o ses benim değil de inkar et.Yazıklar olsun.Bu millet sözünün arkasında duramayan komtanlarlamı yönetilmiş.Suçta osa küfürde etmiş olsa o gün malesef ağzımdan çıktı dese bu milleti bu kadar üzmezdi.Bu eskiler milletin gözbebeği olan ordumuzu gözümüzden düşüremezler.
    Cevapla
  • fikretçiçek 7 yıl önce Şikayet Et
    İnanalım. Kocaman bir insan bu ses (kaset)benim değil diyor.İnanacaksınız.Efelik devri geçti.Kimse efelenmeyecek netekim...
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun