Çözümsüzlüğün öznesi barışın karşıtları

  • GİRİŞ05.05.2013 10:23
  • GÜNCELLEME05.05.2013 10:23

Otuz yıldır akan bu kan ve gözyaşının nasıl durdurulacağı, Kürtlerle Türklerin arasındaki bu fitne ateşi nasıl söndürüleceği konusunda bu iki siyasi parti neden sürece katılmamakta direniyorlar?

Bu hükümetin işidir bizi ilgilendirmez. Nasıl hallederse halletsin demek muhalefet yapmak mıdır? Bu tutumun adı Halkçılık ve milliyetçilik olabilir mi? Bu resmen topu taça atmak, ipe un sermek, havanda su dövmek değil de nedir?

Şimdiye kadar 30 yıldır sürdürülen terör politikaları statükonun devamını sağlamaktan, yarayı iyice derinleştirmekten, düşmanlığı körüklemekten, kan ve gözyaşının artmasından başka ne işe yaramıştır?

Muhalefetin çözüm sürecine karşı çıkması, bu konuda hiçbir desteğinin olmaması ve bir çözüm de ortaya koyamaması eski yanlış politikaların sürdürülmesi anlamına gelmiyor mu? Bölge PKK'nın insafına terk edilsin anlamına gelmiyor mu?

Barış sürecine şiddetle karşı çıkmakla, bağırıp çağırmakla, salon basmakla, atıp tutmakla, asıp kesmekle, kuru kuru hamasi söylemlerle dünyada hangi sorun çözülmüştür?

 MHP ve CHP retoriği çözümsüzlüğü körüklüyor, barış ve kardeşliği zedeliyor, savaş ve düşmanlığı tahrik ediyor. Yetmiyor mu bunca akan kan ve gözyaşı? Bunca toprağa düşen can yetmiyor mu?

Ne zamana kadar sürecek bu kan davası? PKK ‘lıları katil hale getiren bu yanlış, Kemalist, şovenist anlayışı ve uygulamaları değil mi? Bu insanlar bu rejimin okullarında yetişmediler mi? PKK lıları bu hale getiren statükonun hiç mi suçu yok? Neden bunlar konuşulmuyor, tartışılmıyor da bebek katiliyle görüşülmez denilerek mesele kestirip atılıyor?

MHP ve CHP'nin süreçle ilgili bir teklifi, çözümü, tavsiyesi varsa ortaya koyup tartışmaya açmalılar değil mi? İstemiyorum modunda ayak diremenin, çözüme karşı çıkmanın bu ülkeye ne faydası var? Bu duruş ancak, statükonun yanlışlarını onaylamaya yaramıyor mu?

Eğer çözüm sürecinde ortada gerçekten bir yanlışlık, hata varsa bu kenardan gazel çekmekle değil sürece katılıp orada var olan yanlışlığı düzeltmekle olur. Duyumlara, vesveselere, varsayımlara, amalara, lakinlere takılıp kalmakla hiç bir çözüm üretilemez.

Terörle ilgili sürdürülen otuz yıllık mücadele konseptini desteklemek,  statükoya arka çıkmak, silah ve uyuşturucu baronlarının keselerini doldurmasına yardımcı olmak, bölgenin kaçakçı cenneti haline getirilmesi anlamına gelmiyor mu?

Öte yandan PKK bu çözüm sürecinde samimi olmazsa, bu barış bir daha geri gelmemecesine tarihe karışır. Zararın faturası yine Kürtlere ve Türklere çıkar, yine bu vatanın evlatları kaybeder. PKK ‘nın sürdürdüğü silahlı mücadele taktik ve usulüyle de bu zamana kadar kazanacağı bir şeyin olmadığı herhalde anlaşılmıştır. Barış içinde birlikte kardeşçe yaşamaktan başka çıkar bir yol olmadığını Apo bile anlamıştır.

Barışa karşı çıkanlar halkçı, milliyetçi, yurtsever, solcu, sağcı, ulusalcı her ne olursa olsun bu Türkiye'ye ve Türkiye insanına yapılan en büyük kötülük olarak tarihe geçecektir.

Ama süreç başarıya ulaştığında eskiden olduğu gibi bu barış ülkemizi yeniden esenlik ve kardeşlik yurdu yapacak, Türkiye uluslararası arenadaki layık olduğu yere daha hızlı ve daha güçlü olarak ulaşacak, bölge halklarının dayanağı, güvencesi ve biricik umudu olacaktır.

Barış süreci başarılı sonuçlanırsa kimse AKP'yi tutamaz diye bu sürece karşı çıkanlarda her alanda kaybedecektir. Savaşın bitmesi barışın hakim olması dostlara güç, kuvvet ve moral, düşmanlarımızın suratına indirilecek güçlü bir tokat olacaktır.

Barış sürecinde asıl olan süreci kiminle sürdürmek değil, doğru zamanda, doğru bir noktada buluşarak süreci ülkemizin ve milletimizin yararına sonuçlandırabilmektir. Halka hizmet Hakkın ve hakikatin ekseninde buluşabilmek, bu çizgide kucaklaşmak, helalleşmek, dayanışma, birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yaşamanın şartlarını tekrar ortaya koyabilmektir.

Türklerin ve Kürtlerin çözüm sürecinden beklediği tabuların kalktığı, putların kırıldığı, ezberlerin bozulduğu özgür, bağımsız ve eşit vatandaşlık zemininde büyüyen, gelişen ve güçlenen Türkiyedir.

Arif Altunbaş - Haber 7
arfltnbs@hotmail.com
www.haber7.com

Yorumlar2

  • Abdullah 12 yıl önce Şikayet Et
    Sabit Kal'a . Sn. Kal tespitlerinize aynen katılmamak mümkün değil. Haklısınız. Barış karşıtlarının ortak, taraftarlarının da ortak noktaları var. Karekter, fikir, referans, anlayış, dünya görüşü vs.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Sabit Kal 12 yıl önce Şikayet Et
    Barışa karşı olanları çok derin bir analizden geçirmeli ve. PKK'lı olup barışa karşı olanlarla ortak paydalarını tespit etmeli. Göreceğizki bir çok ortak paydaları var. Hatta karekterleri ve argumanları bile tıpa tıp. Velhasıl Barış, bir karekter ve inanıç sistemidir. Eğer inancınız ve karekteriniz müsade etmiyorsa, istesenizde barışı destekleyemezsiniz ve huzur, sizin huzurunuzu bozar. Bir arkadaş çok gürültülü bir kavşakta bir ev satın alır. Ona neden sakin ve arabaların nadir geçtiği bir yer seçmedin diye sorduğumda, beni sükunet çok rahatsız ediyor, böyle gürültülü, kargaşalı yerleri daha çok seviyorum, diye cevap verdi. Bu arkadaşın barışa karşı olduğundan emin olun. Bense tam tersiyim, huzurlu ve sakin yerleri tercih ederim.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat