The Avrupalı
- GİRİŞ26.06.2015 08:37
- GÜNCELLEME26.06.2015 08:41
Tanrı bilmez, ilkel, putperest Afrikalıya Hz. İsa’yı tanıtacak, bu günahkâr insanların dünyada iken günahlarını affedecek, orada Kilise kuracak ve Hıristiyanlığa kazandıracaklardı.
Zamanın Papasından, Krallarından izin ve destek alarak karanlık Afrikayı aydınlatmak üzere geldiler. Afrikanın balta girmemiş ormanlarına kadar sokuldular.
Temiz giyinişli, kibar, cana yakın, mülayim, kimseye kötülüğü dokunmayan bu beyaz insanı gören Afrikalı önce onlardan korktu. Kimdi bunlar?’’ Beyaz derili insan mı olurdu’’ diye hayret ettiler. Sonra onlara yurtlarında kalmalarına müsaade ettiler.
Aylar yılları kovaladı. Misyonerlerin arkasından, papazlar, onların arkasından da melon şapkalı beyaz adamlar geldi. Bir ellerinde demirden daha hiç görmedikleri silahları, öteki ellerinde hediye olarak getirdikleri incik boncukları vardı.
Bu yabancılar keşif ve araştırmalarını bitirdikten sonra birçok bilgilerle geldikleri yönlere geri döndüler. Amerikayı keşfetmişler ve uçsuz bucaksız toprakları işleyecek insan gücünü pekâlâ buradan karşılayabilirlerdi.
Tanrı bilmez ve siyah derili Afrikalıyı at, eşek, öküz ve manda gibi karın tokluğuna yeni tarım arazilerinde çalıştırabilirlerdi. Bunları anlattılar döndüklerinde ülkelerinin Krallarına.
Ve daha sonra ateşli silahlarla donanmış askerlerle birlikte insan tacirleri geldi Afrikaya. Güçlü kuvvetli, eli iş tutabilecek ne kadar kadın erkek genç insan varsa silah zoruyla zincire vurdular ve zorla onları annelerinden, babalarından ve yurtlarından kopardılar.
Onları kurdukları köle pazarlarında öldüm fiyatına sattılar. Köle tüccarları az zamanda çok para kazandı. Açlıktan, hastalıktan, işkenceden ölenler yarı yolda öldüler Amerika’ya varmadan. Yine de Köle tüccarlarının sermayelerinden bir şeyler kaybetmedi.
Bu soy kırımı, bu zulüm, bu işkence, bu işgal, bu baskı, bu sömürü ve cinayetler Afrika’ya gelen/gönderilen Hıristiyan misyonerlerin gözü önünde ve onların rehberliğinde yüzyıllarca sürdü.
Kara kıtayı üç kuruş için kanla, gözyaşıyla, hüzünle, Hz. İsa ve Kilise adına, barış ve kardeşlik adına boğdular. Koca kıtayı asırlardır sömürdüler, hala doymadılar ve sömürmeye devam ediyorlar.
Afrikalı düşünür Kenyatta;
"Hıristiyanlar ülkemize geldiklerinde bizim topraklarımız onların da İncili vardı. İncili elimize verdiler, gözlerimizi kapatıp dua etmemizi istediler. Biz de onlara inandık, gözlerimizi kapayıp beyaz adamın tanrısına yakınlaşmaya çalıştık, dua ettik. Gözlerimizi açtığımızda, gördük ki, topraklarımız onların eline geçmiş, bizim elimizde de sadece İncil kalmıştı."
Bugün Afrika aç ve susuz ise, fakir, ekonomik, siyasi, insani hizmetler ve nimetlerden mahrum ise, her alanda geri kalmışsa bunun baş sorumlusu Hıristiyan misyonerler, Papazlar, Papan ve tüm Hıristiyanlık âlemidir. Daha sonra bu onlarla iş birliği yapan işgalci, sömürgeci ve emperyalist batı dünyasıdır.
Çünkü batılı işgal edeceği ve sömüreceği her yere önce misyonerlerini, daha sonra tüccarlarını gönderir. En sonda da askerleriyle birlikte o ülkeyi ve toprakları işgal eder, sömürür. Bir daha oradan çıkmaz.
Hiçbir şey yapmasa bile ırkları, dinleri, mezhepleri, renkleri, sınırları, farklılıkları sorun olarak öne çıkartarak insanları birbirine kırdırır. Kan, kin, cesetler ve kelleler üzerinden para kazanmaya, o ülkeleri yönetmeye devam eder.
Dün de öyle idi bu gün de öyle. İslam ülkelerinde olan ve sürmekte olan bütün savaşlarda batılıların kanlı ve kirli elleri vardır. Bu gün algı operasyonları ile gelişen, büyüyen, güçlenen Türkiye’ye karşı oluşturulan Hıristiyan ve Siyonist batı ittifakının da hedefi bu ve bunun gibi ittifaklarla ülkemizdeki ve bölgemizdeki çıkar ve sömürülerini, kontrol ve işgallerini sürdürmektir.
Arif Altunbaş /Haber7
Facebook; arifaltunbas@hotmail.com
Twitter @arfaltunbas
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol