Yalçın Topçu'nun içine kurt düştüğü an!

Yalçın Topçu'nun içine kurt düştüğü an!

12 Ekim 2011 20:40 - 18 Yorum - 112,638 Okunma

Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmesiyle ilgili kapatılmak istenen defterlerin gün yüzüne çıkmasının önemli aktörü Yalçın Topçu Haber 7'ye konuştu. Bilinmeyenleri anlattı



Ersin Çelik'in röportajı

BBP'nin merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 29 Mart 2009 seçimlerinden hemen önce Kahramanmaraş'ta helikopterinin düşmesinin üzerinden yaklaşık iki yıl geçti. Kaza denilen hadisenin arkasından kafaları karıştırıp derin şüpheler uyandıran konular ise hep gündemde kaldı. Cumhurbaşkanı'nın görevlendirmesiyle harekete geçen Devlet Denetleme Kurumu çok ilginç bağlantılara ulaştı. Video kayıtları ortaya çıktı. Gelinen süreçte ise Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin suikast sonucu öldürüldüğüne dair iddialar tartışmaya açılmış durumda.

Helikopterin düşmesiyle birlikte BBP adına süreci yürüten, Yazıcıoğlu'nun vefatından sonra, seçimlere kadar BBP'nin başına geçen eski Genel Başkan Yalçın Topçu'nun bu sürece gelinmesinde ise büyük katkısı var. 12 Haziran seçimlerinde partisi yüzde 10'luk barajı aşamadığı için genel başkanlıktan istifa eden Yalçın Topçu, en yakın dostu, dava arkadaşı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmesiyle ilgili çalışmalarına ise hiç ara vermemiş. Ankara'da görüştüğüm Topçu, "kaza"yla ilgili bilinen konuların dışında çok çarpıcı bilgiler de paylaştı. Bilinmeyenleri anlattı.

“Helikopterin düştüğünün duyulmasından kısa süre sonra parti adına tüm kontrol sizde görünüyordu. Sürecin en yakın tanığı da sizsiniz. Sonra da bunun bir suikast olduğunu dillendirdiniz sık sık. Şimdi gelinen nokta ortada… Bir sürü iddia var. Suikast olduğuna dair izlenim ne zaman oluştu sizde?” diye sorduğum Yalçın Bey, kaza öncesine gitti. Yazıcıoğlu ile son konuşmalarını, ona neden kırıldığını, telefondaki son şakalaşmalarını, gönlünü nasıl aldığını ve acı haberi nerede öğrendiğini anlattı. O bölümde hiç araya girmedim çünkü Yalçın Topçu yeniden yaşıyorcasına o korku dolu saatlere, telaşlı anlara alıp götürdü yeniden. En yakın dostu, yılların dava arkadaşı, genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu anlatırken kah gözleri dolan kah gülümseyen Yalçın Topçu bazı yerlerde çok bilinen şeylere değindi ama o bunları çok önemsiyor, ısrarla yazılmasını istedi.

Yaklaşık 5 saat süren görüşmemizde Yalçın Topçu ile siyasi konuları da konuştuk. Yarın okuyacağınız bölümde Topçu'nun ezber bozan yorumlarını, ilginç tespitlerini ve gelecekle ilgili ilginç planını okuyacaksınız...

İşte ilk sorunun uzun ama sürükleyici cevabıyla başlayan Yalçın Topçu röportajının birinci bölümü:

kullan

"NE YAPACAĞIM SİVAS'TA" DİYE KIZDI


Saat 14.36’da Genel Başkan'la görüşmüştüm. Biz bir program yapmıştık. Bir hafta Sivas'ta kalıp, caddeleri dolaşacaktı. "Ne yapacağım bir hafta Sivas'ta oradan alıp oraya götüreceksiniz" diye kızdı. Sonra gerekliliğini anlattım, zoraki ikna oldu. Seçimlerden önceki son haftada da kendimize göre bir medya planlaması yapmıştık, Başkan yerel medyaya çıkacaktı. Kabul etti.

ALLAH VAR ÇOK BOZULDUM

Çağlayancerit'teki belediye başkan adayımız ise, Kızılcahamam'daki toplantımıza gelmişti. Orada Genel Başkan'dan söz almış "seçimlerde aday olacağım ama sizin gelmenizi istiyorum" diyerek. Bu çocuk hayat memat meselesine getirince işleri, Başkan sıkışmış. O arada bana da Gümüşhane, Bayburt ve Erzurum'u gezme görevi verdi, o illerdeyim. Erzurum'da duydumki Başkan Kahramanmaraş'ta Çağlayancerit ve Yerköy'e gidecek. Bozuldum Allah var. Çok bozuldum. Aradım, "Efendim Çağlayancerit'i kazansak ne olacak? Falan yeri kazansak ne olacak? Bizim esas hedefimiz il genel meclis üyelikleri değil mi?" dedim. "Çok ısrar ediyorlar ne yapalım, adam orada 'gelmezsen kazanamayacağım' diyor" dedi. "Başkanım biz bir karar almıştık" dedim. "Tamam tamam" diyerek kapattı. Ama bende bir kırgınlık var. Çünkü programa uyulmadı.

SEN SAFSIN HEPSİNİ ALIRLAR ELİNDEN

Tutmuşlar helikopteri. Önlerine iki tane firma geliyor. Neticede düşen helikopterde karar kılıyorlar. (Deniz Baykal Bey geldiği zaman bize "Helikopterle alakalı endişelerim vardı, araştırdım. Bizim Kemal Beyle Gürsel de o helikopterle uçmuş" dedi.) Çağlayancerit mitingini TGRT canlı veriyordu. Baktım ki helikopterden iniyor. Gitti, konuştu, indi aşağıya aradım. Kırıldığımı biliyor ya, "Çok güzel, müthiş bir miting oldu, bak iyi ki gelmişsiniz" dedi. O esnada da helikoptere yürüyordu. Ne yaptığımı sordu. Medyaya ödeme yapmak için para ayarlamıştık. 15 bin lira gibi bir rakam. "Onların ödeme taksimatlarını yapıyorum Başkanım" dedim. Önce "nereye yetecek" diye ahlandı sonra da "Bak şimdi sen safsın. Hepsini alırlar elinden. Cebinde dursun birazı. Genel sekreterin parası olsun. Senin karizman çizilirse partinin karizması çizilir" diye de şaka yaptı. "Yerköy'de (Yazıcıoğlu'nun giderken helikopterinin düştüğü ilçe) çok muhteşemmiş. " dedi sonra da kapattık. Helikoptere biniyordu o esnada.

“GENEL BAŞKAN’IN HELİKOPTERİ DÜŞMÜŞ”

Ben de Ankara'dayım, Sivas'tan bir hasta gelmişti, onu tedaviye götürecektim. Saat 3 buçuk gibi falan bir arkadaşımız aradı "Genel başkan'ın helikopteri düşmüş" dedi. Hemen genel merkeze döndüm. Ona soruyorum, buna soruyorum tam bir bilgi yok. TV'ler alt yazı geçiyor. Valinin açıklamaları falan var, saat 5'e kadar tam bir şey öğrenemedik.

ERDOĞAN, “BİLMESEM BEN DE ŞÜPHELENECEĞİM…” DEDİ


Bizim Vali beyle alakalı bir husumetimiz olabilir mi? (Dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici.  BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği kaza sonrasında yaptığı açıklamada 'kurtuldular' ifadesini kullanmıştı. -E.Ç.-) Benim asıl derdim Vali'ye o açıklamayı yaptıranlarla.  İlk günlerde Başbakan'a dedim ki "Bakın efendim kalksam,'ben yanıltıldım, medya yanıltıldı, millet yanıltıldı ama devletin valisi Başbakan'ı nasıl yanıltıyor?' desem diye sordum. Çünkü Başbakan da Tokat mitinginde "Allah'a şükür kurtuldu geliyorlar" diye açıklama yaptı. Sayın başbakan bu sözlerim üzerine, " Mevlüt'ü bilmesem ben de şüpheleneceğim" dedi açık açık. Zaten burada Vali mesele değil. Burada bir adam kalkıp geliyor, kendi emniyet müdürüne vermiyor, kendi valisine vermiyor, Kayseri Emniyet Müdürü'nü bildiriyor o da Vali'ye söylüyor. Neticede bu haber hem Anadolu Ajansı'na düşüyor. Ben de "kurtuldular, hastaneye götürülüyorlar" açıklamasını AA'dan geçen haber üzerine yaptım. hemen Kahramanmaraş Valisi'ni aradım, "Olay mahalline gidiyoruz" dedi. Kayseri Valisini aradım, genel sekreteri çıktı. Açıklamayı sordum, "Sayın Valimizin dedikleri doğrudur. Şu anda kriz masasında. Hastaneyi harekete geçirdik." diye konuştu. Sekreter ama santrale bakan değil. Vali'nin en yakını...

YAŞIYORSA NEDEN YENGEYİ YA DA BENİ ARAMADI?

Ama bu arada şunu düşünüyorum; Rahmetli Genel Başkan eşine aşıktı. Netti. Gece yollardayken karaladığı şiiri açar yengeye okurdu. Ne olsa mutlaka yengeye haber verirdi. "Allah Allah, madem yaşıyor, konuşuyor durumu iyi neden yengeye haber vermedi. Niye beni aramıyor. canı tenindeyse, şuuru açıksa mutlaka yapar." diye git gel yaşarken Kayseri Hastanesi'nin başhekimi aradı, "Efendim biz bekliyoruz, hani ne oldu gelen giden" deyince ben o arada koptum. Hastane teyakkuzda ama gelen giden yok... İşte orada içime bir kurt düştü. "Bir şeyler dönüyor" dedim kendi kendime.

ABDULLAH GÜL: DUR ALLAH AĞZINDAN ALSIN

Hemen Sayın Cumhurbaşkanı'nı aradım. Sağolsun çıktı telefona... Ben tabi çok da duygusalım, bir taraftan ağlıyorum bir taraftan bağırıyorum. "Bu nasıl iş, üçü beş geçe düşüyor. İsmail (Helikopterde yer alan ve vefat eden İHA muhabiri İsmail Güneş) orada konuşuyor. Birileri kurtuldu diye açıklama yapıyor. Ama neticede biz bir haber alamıyoruz, düşüp düşmediğini bile bilmiyoruz. Başkan'ın başına bir şeyler geldi. Kötü şeyler oldu" dedim. "Dur, Allah ağzından alsın. Ben yurt dışına gideceğim. Şimdi çıkıyordum. sana haber verecekler" dedi. Birazdan bana geri dönüp "Evet Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopteri düşmüş, yeri bilinmiyor haber de alınamıyor" haberini verdiler. Kendileri de havaalanında açıkladı. Hemen Sayın Başbakan'ı aradım, kriz masası oluşturulmasını istedim. Başbakanlıkta oluşturulduğunu söyledi, olay mahallinde de olmasını istedim ilgilendi. Kahramanmaraş'ta da kriz masası oluşturuldu.

KESİN ATLADI HELİKOPTERDEN TOPARLANIP ORTAYA ÇIKACAK


Helikopter düştüyse ELT neden sinyal vermiyor. Cep telefonu çekiyorsa TİB niye harekete geçip yerlerini tespit emiyor? Feryat ediyorum. Çıktı Bakan "ELT var ama helikopter şiddetli çarpmadığı için sinyal vermemiştir" diye açıklama yaptı. Rahatladım biraz. Biz de Yazıcıoğlu'nu tanıyoruz ya... "Kesin atladı bu helikopterden, bir yere düştü, kendini toparlayıp ortaya çıkacak" diyoruz. Bir mahfil öyle gittik. Ha bulundu, ha bulunacak, deniz üzerinden gidiliyor, baz istasyonu gitti, ELT var mıydı yok muydu tartışması başladı. Bir binbaşı kendinden duyarlılık gösterip TİB'deki arkadaşını arıyor. " Muhsin Bey'in helikopteri düşmüş diyor. 5 dakikada buluyorlar. 5.30'a doğru yerini tespit ediyorlar. Net nokta yeri tespit ediyorlar hem de. 48 saat kar altında beklemelerine gerek yoktu. 5.30'da ilgili yerler harekete geçse işte bu tür şaibelerin önüne geçilecekti, belki de İsmail sağ kurtulacaktı. Ölüm ne bir saniye ileri ne bir saniye geri. Ama adam gelip beyaz çarşaflar üzerinde ölse kötü mü olur?

AĞZIM HİÇ VARMADI DEMEYE


"Kurtuldu geliyor" haberini elemine ettik, yer tespit edildi. Bunların Hepsini biliyoruz. "Hava şartları, kış, kar, kıyamet" denildi bir türlü yerine ulaşılamıyor. Allah var, ağzım hiç bir zaman varmadı ve demedim. Baştan beri "şahadet süreci" dedim. Neticede enkaza ulaşıldı. Cenazelerimizi teslim aldık. Bakanlar, Gülafer Hanım, bacısı, ağabeyi, bacanağı Nevzat Pakdil Bey, bizim partililerimiz oradaydı zaten. Otopsiler yapıldı.  Cenaze buraya gelince arkadaşlarımız, köklü saçını alıp yenge hanıma teslim ettiler.

Yazıcıoğlu'nun cansız bedenini kontrol eden Yalçın Topçu neler gördü? (sayfa 2'de)
  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 135 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 76 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 80 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 63 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 46 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • TÜM YORUMLARI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN!
  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 92.900 %-0.44
  • DOLAR: 1.8435 %-0.06
  • EURO: 2.3075 %-0.64
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim