İnsan-ı Kâmil'e götüren yol: Sufi Pedagoji

Psikologlar, objektif olmak uğruna nice hakikatleri görmezden geliyorlar. Sufi Pedagojisi ise İnsan-ı Kâmil olma yolunda hamle yapmak isteyenlere bir rehber.

  • GİRİŞ16.06.2012 13:51
  • GÜNCELLEME16.06.2012 13:51
İnsan-ı Kâmil'e götüren yol: Sufi Pedagoji

İsmail Doğan'ın kitap kritiği

Tasavvuf hakkında ne biliyorsunuz? Çok şey mi? Az şey mi? Yoksa her zaman mesafeli mi durdunuz? Ya da denediniz ama olmadı mı? Elimizdeki kitap, kafanızdaki soruların cevaplarını bulmanız için yazıldı. Hatta bunun için epey iddialı.

Doç. Dr, Şakir Gözütok’un Nesil Yayınları’ndan çıkan kitabı Sufi Pedagojisi’nden bahsediyoruz. Tasavvufta Şahsiyet Eğitimi üst başlıklı kitap, ‘bir bilim dalı olarak sistematize edilmemesine karşılık, tasavvuf tecrübesinin insanların anlam arayışına, boşluk hissine, travmalara, hatta kişilik bozukluklarına nasıl cevap verebildiği’ sorularını aydınlatmaya çabalıyor. Yazar Gözütok, ‘tasavvufta eğitim’ hakkında yazılan ve daha çok tekke-medrese, şeyh-müderris ilişkilerini anlatan kitaplardan farklı olarak, tasavvufta eğitimin nasıl şekillendiği üzerinde duruyor. Hatta, mutasavvıfların cami ve medreselerde dini ilimleri tahsil edişleri gibi, tasavvufi kurumlarda da dini ilimlerin öğretildiğine dikkat çekiyor yazar. Ve hatta kitap, büyük oranda buna dair veriler sunuyor okuyucuya.

Sufi PedagojisiKitap, tasavvufu enine boyuna öğrenmek isteyenler için bir nevi ‘Tasavvufa Giriş’ formatında. Tasavvuf tarihinin Hz. Muhammed’in yaşadığı günlerden itibaren incelendiği kitapta, ‘mistisizm’ ile ‘tasavvuf’ arasındaki farklar da sıralanıyor: “Tasavvuf dini kaynaklıdır, mistisizm ise dini motifler taşısa bile felsefi kaynaklıdır. Mistisizm ‘silsile’den yoksunken tasavvufta ‘silsile’ şarttır.”

TASAVVUF MİSTİSİZM DEĞİLDİR AMA...

Peki ya tasavvuf, dış kaynaklardan ne kadar etkilendi? Tasavvufun ilk günkü saflığını koruduğu mu, tamamen dış kaynaklı olduğu mu yoksa kaynak itibariyle İslami ancak sonrasında dış kaynaklardan etkilendiği mi doğru? Öncelikle Hind tesirinin mümkün olmadığını ortaya koyan yazar, İran tesiri iddialarını da çürütüyor. Yazarın üzerinde daha çok durduğu konu ise tasavvufun Hıristiyan ve Yunan tesirine maruz kalıp kalmadığı meselesi... Yazarın konuyu, ‘değişik kültürler arasındaki benzerliklerin tesiri olarak yorumlanmaması gerektiği’ne dair vardırdığı nokta, kafaları biraz karıştırsa da, aksini delillendirme çabaları biraz rahat nefes aldırıyor.

Tasavvufun mistisizm olmadığını vurgulayan yazar, tasavvufi eğitimin mistik bir eğitim olduğu kanaatine ise şu yolla varıyor: “Tasavvuf, her zaman insan ruhunun İlahi Varlık için bir ‘kap’ haline gelmesi yolunda eğitilmesi için çabasını sürdürür. Bu sebeple ta’limden (öğretim) çok terbiyeyi (eğitimi) benimsemiştir. Çünkü tasavvufta akla dayalı bilgiyi kazandırmak yerine, zevke dayalı yani sezgi ve vicdani bilgiyi elde etmek esastır. Bunu elde etmenin yolu nefsi eğiterek bu bilgileri alabilecek bir kıvama getirmektir. Bundan dolayı tasavvufi eğitim, mistik bir eğitimdir.”

SUFİ EĞİTİMİN MODERN BİLİMDEKİ KARŞILIĞI

Kitabın en dikkat çeken kısımlarından biri, tasavvufi eğitimin özelliklerini anlatıldığı bölümde, ergen ve yetişkinlerin eğitimine dair söylenenler. İleri yaşta tasavvuf eğitimi almak isteyenlerin karşılaştıkları zorluklara değinen yazar, aslında ‘hazım problemi’ olarak da özetlenebilecek durumu anlatıyor: “Ergen bir kimse, yaşının getirdiği psikolojik ve sosyal dengesizlikler ile birlikte, dini bakımdan da yeni bazı yükümlülüklerle karşı karşıyadır. Keza yetişkin de bütün bunlara ilaveten, ailevi sorumlulukları da yüklenerek buhranını büsbütün ağırlaştırmış olabilir. Bütün bu zorluklar içerisinde, kişiyi mürid olarak kabul etmek ve yeni bir eğitimden geçirmek için dikkatini bazı hususlara teksif ettirmek pek kolay olmasa gerektir.”

Doç. Gözütok, tasavvufi metotların detaylarını sunarken, sıkça, anlatılan meselenin modern bilimlerdeki karşılığından da bahsediyor. İki metot arasındaki benzerliklere dikkat çekerken, bir nevi, tasavvufi eğitim-öğretim metotlarını modern karşılıklarıyla aklıyor. Farklılıklar söz konusu olduğunda ise, elbette ki tasavvufi metotlar bir adım öne geçmiş oluyor.

TASAVVUFİ KURUMLARDA KADININ YERİ VAR

Ve kitap; tasavvufi eğitimin takrir, tedric, gözlem gibi metotlarını; çevre, hürriyet, örnekleme gibi prensiplerini; şartlanma, pekiştirme, güdülenme gibi psikolojik temellerini detaylarıyla meraklısına aktarıyor. Kitabın yine akılda kalıcı ve belki kitabı benzerlerinin bir adım önüne geçirici başlığı, tasavvufi kurumlarda kadınlara ayrılan zamanın incelendiği bölüm. Kur’an, Fıkıh, Hadis gibi ilimlerin öğretildiği tasavvufi kurumlarda kadınların da bu imkanlardan faydalandığına dikkat çeken yazar Gözütok, bazı uydurma hadislere dayanarak kadınların eğitim-öğretim imkanından mahrum bırakıldığına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Mesela Şam’da, yalnızca kadınların eğitim ve öğretimine tahsis edilmiş yirmi civarında hankah ve ribatın bulunması bile, mutasavvıfların kadınların öğretimine ne kadar olumlu yaklaştıklarını ortaya koyması bakımından da yeterli bir göstergedir.”
Sufi Pedagojisi, deruni olayları bizzat yaşayarak öğrenen mutasavvıfların yöntem ve prensiplerine karşılık, psikologların sadece ‘denek’ ve ‘şahitler’ üzerinde çalıştıklarına dikkat çekerek son buluyor. Buna göre psikologlar, objektif olmak uğruna nice hakikatleri görmezden geliyorlar.

Sufi Pedagojisi, İnsan-ı Kâmil olma yolunda hamle yapmak isteyenlere bir rehber. Öyle ki, çocukluktan itibaren tasavvuf terbiyesi almayan birinin, artık bir yetişkin olduğunda zorlanabileceğini açık açık söyleyecek kadar da samimi.

Star Kitap

Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek için bu linki kullanabilirsiniz

 

1 DAKİKADA 7 GÜNDEM

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun