Yunanistan göçmenleri denize atarak ölümlerine neden oldu

Yunan Sahil Güvenliği'nin Akdeniz'de çok sayıda göçmenin ölümünden sorumlu olduğu, bazı mültecileri kasıtlı olarak denize atarak ölümlerine direkt etki ettiği ifade edildi.

Yunanistan göçmenleri denize atarak ölümlerine neden oldu
Yunanistan göçmenleri denize atarak ölümlerine neden oldu
GİRİŞ 17.06.2024 10:41 GÜNCELLEME 17.06.2024 10:41
Bu Habere 10 Yorum Yapılmış

Görgü tanıkları, Yunan sahil güvenliğinin üç yıl içinde Akdeniz'de çok sayıda göçmenin ölümünden sorumlu olduğunu, göçmenlerden dokuzunun kasıtlı olarak denize atıldığını söylüyor.

BBC'nin analizi, bu dokuz kişinin, Yunan karasularından çıkarılmaları ya da Yunan adalarına ulaştıktan sonra tekrar denize açılmaları sonucu öldükleri iddia edilen 40'tan fazla kişi arasında olduğunu ortaya çıkardı.

BBC'ye açıklama yapan Yunan sahil güvenliği, yasa dışı faaliyetlere ilişkin tüm suçlamaları şiddetle reddetti.

12 kişinin bir Yunan sahil güvenlik botuna bindirildikten sonra bir sandala aktarılarak terk edildikleri görüntüler eski bir Yunan sahil güvenlik görevlisine gösterildi.

Eski sahil güvenlik görevlisi, görüşmeye ara verildiğinde sandalyesinden kalkarak ve mikrofonu hala açıkken yanındaki kişiye Yunanca konuşarak bunun "açıkça yasa dışı" ve "uluslararası bir suç" olduğunu söyledi.

Yunan hükümeti uzun süredir insanları zorla, geldikleri ülke olan Türkiye'ye geri yollamakla suçlanıyor. Bu, uluslararası hukuka aykırı.

BBC ilk kez, Yunan sahil güvenliğinin eylemleri sonucu ölümlere yol açtığı iddia edilen olayların sayısını hesapladı.

23 Mayıs 2020 tarihli, 43 kişinin ölümüyle sonuçlanan 15 olayı analiz edildi. İlk kaynaklar öncelikle yerel medya, sivil toplum kuruluşları ve Türk sahil güvenliğiydi.

Tanıklar sıklıkla ortadan kaybolduğu ya da açıkça konuşmaktan korktukları için bu tür olayları doğrulamak son derece zor. Ancak bu vakaların dördünde, görgü tanıklarıyla konuşarak ifadeleri doğrulayabildik.

BBC'nin "Dead Calm: Killing in the Med? (Ölüm Kadar Sakin: Akdeniz'de Öldürmek?)" adlı yeni belgeseli için yaptığı araştırmalar net bir model ortaya koydu.

Kamerunlu bu adam BBC'ye, sahil güvenlik tarafından denize atıldığını, iki arkadaşının boğulduğunu söyledi

Vakaların beşinde göçmenler, Yunan makamları tarafından doğrudan denize atıldıklarını söylediler. Bu vakaların dördü, Yunan adalarına nasıl çıktıklarını ama avlandıklarını anlattılar.

Diğer birçok olayda göçmenler, motorsuz şişirilebilir lastik botlara bindirildiklerini ve daha sonra bunların havasının indiğini veya delinmiş olabileceklerini söylediler.

En tüyler ürpertici ifadelerden biri, Eylül 2021'de Sisam adasına ayak bastıktan sonra Yunan yetkililer tarafından avlandığını söyleyen Kamerunlu bir adama aitti.

BBC'nin görüştüğü tüm kişiler gibi o da, sığınmacı olarak Yunanistan topraklarında kaydolmayı planladığını söyledi.

"Biz limana zar zor yanaştık, polis arkamızdan geldi. Siyah kıyafetli iki polis, sivil kıyafetli üç polis daha vardı. Maskeliydiler, sadece gözleri görülebiliyordu."

Kendisi ve diğer iki kişi (biri Kamerun'dan, diğeri Fildişi Sahili'nden) bir Yunan sahil güvenlik botuna nakledildiler ve orada olaylar korkunç bir hal aldı:

“Kamerunluyla başladılar. Onu denize attılar. Fildişi Sahili'nden gelen adam 'Kurtarın beni, ölmek istemiyorum' dedi. Sonunda sadece eli suyun üstünde kaldı. Vücudu suyun altındaydı. Eli yavaş yavaş kaydı, su onu yuttu."

Görüşülen kişi kendisini kaçıranların onu dövdüğünü söylüyor:

"Başıma yumruklar yağıyordu. Sanki bir hayvanı yumruklar gibi" dedi.

Daha sonra onu da can yeleği olmadan suya ittiklerini söylüyor. Kıyıya kadar yüzebilmiş ancak diğer iki kişinin (Sidy Keita ve Didier Martial Kouamou Nana) cansız bedenleri Türkiye'de kıyı şeridinde bulundu.

Hayatta kalanların avukatları Yunan makamlarından çifte cinayet davası açmasını talep ediyor.

Somali'den başka bir adam da BBC'ye, Mart 2021'de Sakız adasına vardığında Yunan ordusu tarafından nasıl yakalandığını ve daha sonra Yunan sahil güvenliğine nasıl teslim edildiğini anlattı.

Sahil güvenliğin onu suya bırakmadan önce ellerini arkadan bağladığını söyledi:

"Beni denizin ortasına fermuarla bağladılar. Ölmemi istediler."

Ellerinden biri bağdan kurtulmadan önce sırt üstü durmaya çalışarak hayatta kalmayı başardığını söyledi. Ancak deniz dalgalıydı ve gruptaki üç kişi öldü. Röportaj yapılan kişi karaya çıkmayı başardı ve sonunda Türk sahil güvenliği tarafından fark edildi.

Eylül 2022'de meydana gelen ve en yüksek can kaybının yaşandığı olayda, 85 göçmeni taşıyan tekne, Yunanistan'ın Rodos adası yakınlarında motorun arızalanması sonucu sorun yaşadı.

Suriyeli Muhammed bize, yardım için Yunan sahil güvenliğini aradıklarını, bir tekneye yüklendiklerini, Türk sularına geri götürülerek cankurtaran botlarına bindirildiklerini anlattı. Muhammed, kendisine ve ailesine verilen salın vanasının düzgün şekilde kapatılmadığını söyledi.

BBC'ye konuşan Muhammed, "Hemen batmaya başladık. Bizi gördüler, çığlıklarımızı duydular ama yine de bizi bırakıp gittiler" dedi ve ekledi:

"İlk ölen çocuk kuzenimin oğluydu... Sonra birer birer öldüler. Başka bir çocuk, başka bir çocuk daha... Sonra da kuzenim kayboldu. Sabah olduğunda, yedi ya da sekiz çocuk ölmüştü. Çocuklarım sabaha kadar ölmedi... sonra Türk sahil güvenliği geldi..."

Yunan yasaları, sığınma talebinde bulunan tüm göçmenlerin, bazı adalarda özel kayıt merkezlerine kaydolmalarına izin veriyor.

Ancak göçmen destek kuruluşu Consolidated Rescue Group'un yardımıyla iletişime geçtiğimiz kişiler, bu merkezlere ulaşamadan yakalandıklarını söyledi. Onları yakalayanlar, görünüşe göre gizli görevde olan, üniformasız ve çoğunlukla maskeli olarak görev yapan kişilerdi.

İnsan hakları grupları, Avrupa'da sığınma başvurusu yapmak isteyen binlerce kişinin yasa dışı şekilde Yunanistan'dan Türkiye'ye geri gönderildiğini, onların uluslararası hukukta ve Avrupa Birliği hukukunda güvence altına alınan sığınma talebinde bulunma haklarının ihlal edildiğini iddia ediyor.

Avusturyalı aktivist Fayad Mulla, geçen yıl Şubat ayında Yunanistan'ın Midilli adasında bu tür operasyonların ne kadar gizli olduğunu kendi gözleriyle gördüğünü söyledi.

Fayad Mulla'nın araç kamerası, Midilli'ye zorla geri gönderildiği ihbarı üzerine sivil polis tarafından durdurulduğu anı kaydetti

Bir ihbar üzerine zorla geri gönderileceği yere giderken, daha sonra polis için çalıştığı ortaya çıkan kapüşonlu bir adam tarafından durdurulmuştu. Polisin daha sonra durdurulduğu anlara ait kayıtları araç kamerasından silmeye ve onu bir polis memuruna direnmekle suçlamaya çalıştığını söyledi.

Sonuçta başka bir işlem yapılmadı.

İki ay sonra, benzer bir yerde Mulla, New York Times tarafından yayınlanan bir zorla geri göndermeyi videoya çekmeyi başardı.

Aralarında kadın ve bebeklerin de bulunduğu bir grup, plakasız bir minibüsün arkasından indirilerek bir iskeleden küçük bir tekneye bindirildi.

Daha sonra kıyı şeridinden daha uzaktaki bir Yunan sahil güvenlik gemisine aktarıldılar, denize açıldılar ve ardından sürüklenmeye bırakıldıkları bir sala bindirildiler.

BBC'nin de doğruladığı bu görüntüler, Yunan sahil güvenliğinin eski özel operasyonlar şefi Dimitris Baltakos'a gösterildi.

Röportaj sırasında, görüntülerin neyi gösterdiği konusunda spekülasyon yapmayı reddetti. Konuşmanın başlarında Yunan sahil güvenliğinin yasadışı bir şey yapabileceğini reddetmişti.

Ancak çekime ara verildiğinde, birine Yunanca bir şeyler söylerken kaydedildi:

"Onlara fazla bir şey söylemedim, değil mi?... Çok açık, değil mi? Bu nükleer fizik değil. Bunu güpegündüz neden yaptıklarını bilmiyorum... Bu... açıkça yasadışı. Bu uluslararası bir suç."

Görüntüler şu anda Yunanistan'ın bağımsız Ulusal Şeffaflık Kurumu tarafından soruşturuluyor.

Samos adasında görüşülen bir araştırmacı gazeteci, Yunan özel kuvvetlerinden biriyle arkadaşlık uygulaması Tinder üzerinden sohbet etmeye başladığını söylüyor. Kendisini "savaş gemisi" olarak tanımladığı bir yerden aradığında Romy van Baarsen ona işi hakkında daha fazla bilgi ve kuvvetleri bir mülteci teknesi tespit ettiğinde ne olduğunu sormuş.

"Onları geri götürdükleri" yanıtını veren Romy van Baarsen, bu tür emirlerin "bakandan" geldiğini ve bir tekneyi durdurmayı başaramamaları halinde cezalandırılacaklarını söyledi.

Gazeteci Romy van Baarsen'e bir Yunan özel kuvvetler mensubu, tekneleri geri götürmeleri için hükümetten talimat aldıklarını söyledi

Yunanistan pek çok göçmen için Avrupa'ya giriş kapısı konumunda. Geçen yıl Avrupa'ya deniz yoluyla 263 bin 48 kişi gelmiş ve Yunanistan bunların 41 bin 561'ini (yüzde 16) kabul etmişti.

Türkiye, 2016 yılında mültecilerin Yunanistan'a geçişini durdurmak için AB ile bir göçmen anlaşma imzaladı ancak 2020'de artık bunu uygulayamayacağını söyledi.

Araştırmada elde edilen bulguları Yunan sahil güvenliğine iletildi. Yunan sahil güvenliği, personelinin "en üst düzeyde profesyonellik, güçlü bir sorumluluk duygusu ve insan hayatına ve temel haklara saygı ile yorulmadan" çalıştığını ve "ülkenin uluslararası yükümlülüklerine tam olarak uyduklarını" söyledi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"2015'ten 2024'e kadar Yunan Sahil Güvenliğinin denizde meydana gelen 6.161 olayda 250.834 mülteci/göçmeni kurtardığı vurgulanmalıdır. Bu asil görevin kusursuz bir şekilde yerine getirilmesi uluslararası toplum tarafından olumlu karşılanmıştır."

Yunan sahil güvenliği daha önce Akdeniz'de son on yılın en büyük göçmen gemi kazasındaki rolü nedeniyle eleştirilmişti.

Adriana'nın geçtiğimiz Haziran ayında Yunanistan'ın sınırlandırılmış kurtarma bölgesinde batmasıyla ölenlerin sayısının 600'den fazla olduğu sanılıyor.

Yunan yetkililer teknede sorun olmadığını ve güvenli bir şekilde İtalya'ya doğru yol aldığını ve bu nedenle sahil güvenliğin bir kurtarma girişiminde bulunmadığı konusunda ısrar ettiler.

KAYNAK: BBC TÜRKÇE
Erkan Talu Haber7.com - Dış Haberler Editörü
Haber 7 - Erkan Talu

Editör Hakkında

Elazığ'da doğan Erkan Talu; ilk, orta ve lise öğrenimini Ayvalık'ta tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, "Sanat Tarihi" bölümünden mezun oldu. Üniversite yıllarında gazetecilik üzerine çok sayıda eğitim alıp okumalar yaptı. Habercilik kariyerine "muhabir" olarak Kanal 7'de başladı. Kanal 7'de hem iç hem de dış basını takip eden ekipte yer alarak "Ana Haber"e bültenler hazırladı. Kanal 7'de çalıştığı dönemde, Ülke TV için haberin yanı sıra VTR, DSF ve program içerikleri üretti. 2017 ortasında Haber7'ye geçti. Kariyerini, "Haber7 Dış Haberler Editörü" olarak devam ettiriyor.
YORUMLAR 10
  • Hüseyin Şahin 3 hafta önce Şikayet Et
    Ülkesini işgalden kurtarmak için yapılan siddet dolu bir eylem. Sığınmacı ve göçe karşıyım ülkemde yaşamak isteyen buna yıllık para ödesin bir bedeli olsun. Yoksa antebi Fransız ların işgalden kurtaran antepli şahinlere bu ülke insanına ihanet vatana ihanettir
    Cevapla
  • Misafir 3 hafta önce Şikayet Et
    kâfirin merhameti olmaz.
    Cevapla
  • Kurdi 3 hafta önce Şikayet Et
    Her zaman diyorum.evet göçün normal bir akışıda var.fakat bu göç olayına hem sebep olup hemde yollarda bile katliam taktiği batının bir politikası.kendinden olmayan insanları hayatın dışına itip zenginlikleri elinde tutmak bunların hayat kuralı.yani zulüm.ha onları benimseyen kimselerede hizmetçileri olma şartıyla hayatlarında yer veriyorlar.evet islam Allahın bize bahşettiği enbüyük nim
    Cevapla
  • Derzeit 3 hafta önce Şikayet Et
    Başka ülkelerden gelmiş olsalar bile,sanki Türkiye'den gitmiş gibi eski Gemilere zorla bindirip bizim sahillere atıyorlar...
    Cevapla
  • Ter 4 hafta önce Şikayet Et
    İnsanlara korku salmak,arkadan gelmesinler diye,açın sınırları gitsinler
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Musk'tan Trump'a saldırı açıklaması: Artık üretmenin zamanı geldi
Herkes bu kadını konuşuyor! Trump'a suikast anında tavırları dikkat çekti