Mossad'ın rafa kaldırılan planı! İran rejimini devirmek için Netanyahu harekete geçti
İsrail basını Mossad'ın İran'a yönelik yıllar önce planlanan saldırı planını Netanyahu'nun yeniden uygulamak istediğini ancak başarısız olduğunu yazdı.
İsrail hükümetinin 28 Şubat günü ABD ile birlikte İran'a başlatmış olduğu hava saldırıları Hürmüz Boğazı'ndaki ambargoyla devam ediyor.
İsrail Yedioth Ahronoth gazetesi ise Mossad’ın İran rejimini devirme planını ortaya çıkardığı haberini yayınlamasının ardından ses getirdi. Savaşın temel amacının İran rejimini devirmek olduğu ancak planın başarısızlıklar nedeniyle büyük fırsatların kaçırıldığı belirtildi.
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in İran rejimini devirme fikri Mossad’ın ilk yıllarına dayandığı, o dönem Ali Hamaney’in öldürülüp yerine iktidar yapısı içinden gizlice seçilen birinin getirilmesini öngören senaryo hazırlandığı öğrenildi. İran'a karşı hazırlanan plan ise İsrail İstihbarat camiasının üst düzey muhalefetleriyle karşı gelmesiyle rafa kaldırılmıştı.

ESKİ PLANI GÜNDEME ALDI BAŞARISIZ OLDU
Benyamin Netanyahu'nun Mossad’ın geçmiş yıllarda rafa kaldırdığı planı sorgulayarak uygulama fikrini yeniden düşündüğü, gizli bir operasyon ile İran'ın nükleer ve füze programlarından vekil güç ağlarına kadar tüm tehditleri aynı anda ortadan kaldırabilecek bir planı hayata geçirmeyi düşündü.
2021 yılında Mossad’ın başına atanan David Barnea’nın İran kamuoyunu kışkırtma konusunda emir verdiğini, rejimi devirmek için elitler ve üst düzey yetkililere karşı azınlık grupların halk protestolarını, silahlı direnişlerini güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi.
İsrail'in İran’a karşı 2024 ve 2025 yılında uyguladığı saldırıların stratejik olarak şekillenmesinde rol oynadığı, Washington’un da destek vererek Nasrullah ve Hizbullah’tan intikam almaya çalıştığı vurgulandı.
İran rejimini devirme planı yeni savaş stratejisinin özünü oluştururken İran’da gerçekleştirilen baskı ve protestoların doruk noktasına ulaştığı zamanda Mossad Başkanı ABD’ye giderek yetkilileri plana ilişkin bilgilendirdi.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yasal kısıtlamalar plana doğrudan müdahale etmesini engellemesi nedeniyle operasyon İsrail tarafından gerçekleştirileceği, Trump'ın ise sorumluluktan muaf tutularak senaryoyu desteklemesine imkan tanımıştı.

MOSSAD'IN SALDIRI PLANINA TÜRKİYE ENGEL KOYDU
Mossad’ın planına göre yaklaşık 100 saatlik hava saldırısının ardından operasyonun ikinci aşamasına geçilecekti.
3 aşamadan oluşan planının ilk aşamasında; Kürt güçlerinin Irak topraklarından yapacağı kara saldırısıydı.
Raporlar, son haftalarda bazı yabancı gazetecilerin Irak Kürdistan Bölgesi'nde bu plana katılan komutanlar ve güçlerle görüştüğünü gösterirken, ilk hedef İran'ın Kürt bölgelerine girmek ve ardından İran Kürt güçleri eşliğinde Tahran'a doğru ilerlemekti.
Bu senaryonun, planı hazırlayanlar tarafından 2024 yılının sonundaki Suriye'deki gelişmelere benzer olacağı düşünülüyordu.
Kürtler, Beluçlar ve Ahvazi Arapları da dahil olmak üzere çeşitli grupların yer aldığı büyük ölçekli bir seferberlikte gizliliğin korunması zorlandı.
Bazı kaynaklara göre ise İran istihbarat teşkilatları plandan önceden haberdardı ve Türkiye ile bilgi paylaşımında bulundu.
Ayrıca bölgedeki Kürt milislerin hareketlenmesi sonrasında Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki telefon görüşmesinin Washington’un kararında etkili olduğu, operasyonunun durdurulması yönündeki nihai kararda belirleyici rol oynadığı belirtilirken, Trump’ın Kürt milislerinin sınırı geçmeye başlamasından birkaç saat önce operasyonu durdurma emri vermişti.

HAVA SALDIRILARI REJİMİ ÇÖKERTMEYE YETMEDİ
Rapor ayrıca, ABD hükümeti içinde "rejim değişikliği" planı konusunda bir fikir birliği olmadığını, bazı yetkililerin bunu uygulanamaz bulduğunu, ABD Başkanı Donald Trump'ın ise doğrudan darbe yerine rejimi boyun eğmeye zorlamak için baskı uygulama yaklaşımını tercih ettiğini gösteriyor.
Savaşın beşinci gününden itibaren Benjamin Netanyahu, Mossad'ın söylemlerinden ziyade ordunun söylemlerine daha çok güvenmeye başlamış ve rejimi devirme hedefi, temel bir görev olmaktan çıkıp arzu edilebilir ve düşünülebilir bir seçenek haline getirildi.
Raporun saha değerlendirmesine göre, hava saldırıları tahmin edildiği gibi rejimin yapısını çökertmeyi başaramadı; aksine, Tahran istikrarını korumayı ve hatta Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi de dahil olmak üzere stratejik baskı araçlarını kullanarak konumunu güçlendirmeyi başardı.