İsrail’in Gazze yardım filosuna korsan baskının perde arkası: İsrail halkı durdurabilir
Gazze'ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan filonun aktivistlerinden Saif Abu Keshek’in 99 yıl boyunca vatanına girişi yasaklandı. Sorgu odalarındaki psikolojik baskıyı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Haber7-ÖZEL
Yunanistan kıyılarına yakın bir noktada, lazer ışıklı silahların gölgesinde başlayan esaret süreci, İsrail istihbaratı Shin Bet'in karanlık sorgu odalarında kan donduran itiraflarla devam etti. Bir sorgucunun Filistin aktivisti Saif Abu Keshek'e, "Bombalarımız tükendi, sadece 100 bin kişiyi öldürebildik" sözleri, İsrail'in Gazze'deki soykırım niyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Uluslararası hukuku hiçe sayan terör rejiminin korsan saldırısı, sadece bir yardım gemisini durdurmayı değil, dünyadaki vicdan hareketini susturmayı hedefliyordu.

“ŞOK OLMUŞTUK! YUNAN MI, İTALYAN MI”
Abu Keshek, kendisinin ve diğer aktivistlerin donanmanın baskınına çok şaşırdıklarını belirtiyor. İsrail'in İsrail kıyılarından bu kadar uzakta ve Yunan kıyılarına bu kadar yakın bir yerde operasyon düzenleyeceğini düşünmemişlerdi. O anları anlatan Keshek, "Biraz şok olmuştuk çünkü Yunan mı, İtalyan mı olduklarını bilmiyorduk, neler oluyordu bilmiyorduk" diye hatırlıyor. "Sonra kendilerini tanıtmaya başladılar, lazer ışıklı silahlarını bize doğrulttular. Sonra durmamızı, hepimizin teknenin önüne gitmesini istediler. Ardından teker teker bizi çağırdılar, ceketlerimizi çıkarmamızı istediler, sonra kelepçelediler ve oturttular" ifadelerini kullanarak yaşanan şoku dile getiriyor.
PSİKOLOJİK VE FİZİKSEL İŞKENCE MERKEZİ: SHIN BET
İsrail basınından Haaretz’in haberine göre, aktivistlerin gruplar halinde İsrail Donanmasına ait "devasa" bir gemiye götürüldüğünü, orada soyulup arandıklarını da sözlerine ekledi. Ertesi gün ise diğer aktivistlerden ayrılan Keshek, "Ellerimi arkama bağladılar, gözlerimi bağladılar ve beni yüzüstü yatırdılar" diye hatırladığını ifade etti. "Bir süre sonra nefesim kesilmeye başladı. Bu yüzden doktor istedim ve bana oksijen vermek zorunda kaldılar. Çok rahatsız edici bir pozisyondu. Omuzlarımda çok ağrıya neden oldu. Sağ kolumda kan dolaşımı durdu" diyen Keshek, maruz kaldığı fiziksel şiddeti bu sözlerle aktarıyor.
Gözleri bağlı olarak başka bir İsrail Donanma gemisine transfer edildi ve Avila ile birlikte iki buçuk gün boyunca İsrail'e doğru yolculuk yaptı. Aşkelon'da gözaltına alındı. İlk sorgusunda, kendisine "savaş zamanlarında düşmanla işbirliği yapmakla" suçlandığının söylendiğini belirtti. "Bu suçlamaları reddettiğimi söyledim. Bunun üzerine beni oradan Shin Bet merkezine götürdüler. Merkezde duş aldıktan sonra avukatımı görmeden, bir danışmanla konuşmadan, herhangi bir bilgi almadan doğrudan sorguya alındığımı hatırlıyorum.”
![]()
100 BİN MASUM CANA KIYDILAR: “BOMBALARIMIZ TÜKENDİ”
Sorgucu kendini Aaron olarak tanıttı ve sorgulamadan sorumlu olduğunu söyledi. Ardından, Ebu Keşek'in anlatımına göre, sorular sormaya başladılar: "Neden Gazze'ye gidiyorum? Finansman nereden geliyor? Teknelerde ne var?" sorularıyla başlayan süreç, asılsız terör suçlamalarıyla devam etti.
"Bana siyasi partilerle olan bağlantımı sordular. Hamas'la ya da başka bir partiyle kesinlikle hiçbir bağlantım olmadığını açıkladım. Ama bu suçlamada ısrar ettiler, kanıtları olduğunu ve kanıtları olmasaydı beni götürmeyeceklerini söylediler." ifadelerini kullandı.
Siyonist rejimin sorgucusuna Keshek’in cevabı, "700 deniz mili öteye gidip herkesi kaçırmak başlı başına yasa dışı ve her şeyin gerçekleşme şekli de yasa dışı."
Sekiz sorgucunun etrafında dönüp durduğunu ve her birinin farklı bir psikolojik baskı uyguladığını belirten Keshek, "Ve sonra hayatıma, ailemin hayatına yönelik tehditler vardı; ailemi bir daha asla göremeyeceğim, çocuklarımı asla göremeyeceğim, çok uzun süre hapiste kalacağım söylendi" ifadelerine yer verdi.
Keshek, "Sorgu sırasında sürekli bir sandalyeye kelepçelenmiştim. Sürekli terörist olduğumu söylüyorlardı. Terörist olduğumdan eminlerdi. Sorguladıkları en kötü terörist türüyüm. Sorgulayıcılardan biri bana Gazze'de çok uğraştıklarını, ancak bombalarının tükendiğini ve sadece 100 bin kişiyi öldürmeyi başardıklarını söyledi."
![]()
“DAYANIŞMAYI SUÇ HALİNE GETİRMEK İSTİYORLAR”
Keshek, cezaevindeki koşulların ve mahkemeye gidiş sürecinin tam bir işkenceye dönüştüğünü ifade ediyor. "Cezaevinden mahkemeye nakil her zaman çok şiddetliydi.", "Çok şiddetliydi, her zaman çok sıkı kelepçelerle, parmaklarda ve ellerde his kaybı yaşanıyordu. Tabii ki, hücre çok küçüktü ve sürekli ışıklandırılıyordu." şeklinde konuştu.
İsrail'in asıl amacının dayanışma çalışmalarını suç haline getirmek olduğunu vurgulayan Keshek, "Ben bir insan hakları savunucusuyum. Ve onlar dayanışma çalışmalarını suç haline getirmek istiyorlar. Dolayısıyla bizi suçlayabilmeleri bir başarı olurdu çünkü asıl amaç bizi bu yanlış suçlamalarla suçlamak ve 'tamam, bu hareketler terörist, insan hakları aktivisti değiller' demek olurdu. Ama hiçbir fikirleri yoktu ve bize karşı kullandıkları tüm psikolojik savaş işe yaramadı" değerlendirmesinde bulunuyor.
İSRAİL'İN EN BÜYÜK KORKUSU: GERÇEKLERİN AÇIĞA ÇIKMASI
İsrail ajanlarının sivil aktivistleri neden bu kadar tehlikeli gördüğü, sorgu odasındaki itiraflarla netleşti. "Onların gözünde, ve bunu bana ajanlardan biri söyledi, bizim işimiz onlara bomba atanlarınkinden daha tehlikeli" dedi. "Bunu daha tehlikeli buluyorlar çünkü biz insanlara neler olan biteni anlatıyoruz, farkındalık yaratıyoruz. İnsanlar sorular sormaya başlıyor, neden siviller Akdeniz'den geçerek Gazze'ye ulaşıyor? Neden Gazze'ye insani yardım girmiyor? Bu sorular onlar için işleri karmaşıklaştırıyor çünkü bunu haklı çıkaramıyorlar."
Keshek şunlaır vurguluyor: "Son 18 yıldır Gazze'yi neden abluka altına aldıklarını açıklayamıyorlar. Gazze'deki 2,3 milyon insanın tamamının terörist olduğunu söyleyemezsiniz."
![]()
VATAN TOPRAĞINA 99 YILLIK HASRET CEZASI
Abu Keshek, Yunan hükümetini İsrail Savunma Kuvvetlerine ülkenin kıyıları açıklarında operasyon yapma izni vermekle suçluyor. "Hiç şüphemiz yok. Ve Yunanistan'ın peşindeyiz. İsrail'in peşindeyiz. Yaptıkları kesinlikle yasa dışı."
İsraillilere ve dünyaya seslenen Keshek, "Bu durum çok uzun zamandır devam ediyor. Ve bu şiddet, bu insan hakları ihlali durmalı. Filistin'deki bu soykırım ve etnik temizlik durmalı. Ve şu anda, bir Filistinli olarak, sadece sivil bir misyonun parçası olduğum için, doğduğum yer olan Filistin'e 99 yıl boyunca geri dönmem yasaklandı" diyerek yaşadığı büyük haksızlığı dile getiriyor.
![]()
KENDİ HÜKÜMETİNİZİ DURDURMAK ZORUNDASINIZ
Keshek, yapılan katliamların sadece hükümet tarafından gerçekleştirilmediğini, İsrail halkının da sessiz kaldığı soykırıma ortak olduğunu şu sözlerle dile getirdi:
"İsrail hükümeti yaptıklarını İsrail halkı adına yapıyor. Dolayısıyla bunu sadece siyaset diye nitelendiremeyiz. Sessiz kalan herkes suç ortağıdır. Sessiz kalan herkes olan bitene ortak olur. Bu yüzden kendi hükümetinizi durdurmak sizin sorumluluğunuzdur. Soykırıma ve ablukaya son vermek sizin sorumluluğunuzdur."
TEK SİLAHIMIZ UMUT
Geleceğe dair umudunu asla kaybetmediğini belirten Abu Keshek, "Bizi ayakta tutan tek şey umuttur. Ve ne yazık ki, İsrail yetkililerinin öldürmeye çalıştığı en önemli şey de umuttur. Yani, yalnız hissetmemenin, izole olmamanın ne kadar önemli olduğunu herkes biliyor. Ve biliyorsunuz, dünyanın dört bir yanındaki protestolar, bir filo gibi faaliyetler insanlara umut veriyor. İnsanların yalnız olmadıklarını, insanların yanlarında olduğunu hissetmelerini sağlıyor" sözleriyle direnişin ve dayanışmanın önemine dikkat çekiyor.