ABD ve İsrail'in Kürt planını Hürmüz’ün dibine gömen lider: Görünmez güç Erdoğan
İsrail ve ABD'nin İran'da rejim değişikliği hedefiyle hazırladığı Kürt terör örgütlerini sahaya sürmeyi amaçlayan gizli planı, Erdoğan'ın diplomatik dehasıyla engellendi. Stratejik hamleler, Washington'ı geri adım atmaya zorladı.
Haber7-ÖZEL
İsrail’in önde gelen yayın organlarından The Times of Israel’den bomba Cumhurbaşkanı Erdoğan itirafı geldi. Trump’ın İran’la savaşta cepheye sürmek istediği Kürt terör gruplarının Erdoğan engeline takıldığı İsrail basınında geniş yankı uyandırdı. Orta Doğu'da sınırları yeniden çizmek ve Türkiye'nin güney sınırlarında terör koridorunu canlandırmak isteyen şer odaklarının son oyunu İsrail basının itiraflarıyla deşifre oldu. Erdoğan'ın küresel dengelerdeki sarsılmaz gücünü ve ABD yönetimi üzerindeki gizli nüfuzunu bir kez daha gözler önüne serdi. Tel Aviv ve Washington'ın İran sınırında bir terör cephesi açarak bölgeyi ateşe atma planı, daha başlamadan tarihin derinliklerine gömüldü.

GİZLİ REJİM DEĞİŞİKLİĞİ PLANI ANKARA DUVARINA TOSLADI
İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii eski Başkan Yardımcısı Shay Gal tarafından kaleme alınan analizde, İsrail ve ABD'nin bölgede gerçekleştirmek istediği tehlikeli planın tüm detayları ifşa edildi. Trump ve bebek katili Netanyahu liderliğindeki ittifak, İran'da bir rejim değişikliği tetiklemek amacıyla sınır hattında geniş kapsamlı bir kara harekatı planladı. Havadan İsrail jetlerinin koruması altında, karadan ise silahlandırılmış Kürt terör gruplarıyla Uşnu, Piranşehir, Mahabad ve Senendec gibi kritik sınır kentlerini ele geçirerek bölgeyi kaosa sürüklemesi hedefleniyordu. Ancak bu kirli ittifak, karşılarında Türkiye'nin sarsılmaz iradesini bulacağını hesaba katmadı. Trump ve Bibi’sinin kirli hayalleri Hürmüz’ün dibini boyladı.
![]()
ERDOĞAN DEHASI VE ABD ÜZERİNDEKİ GİZLİ GÜÇ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tehlikeli planın sadece İran ile sınırlı kalmayacağını, Irak, Suriye ve Türkiye'nin milli güvenliğini doğrudan tehdit edecek bir sorun olduğunun farkına vardı ve Türkiye, sınırlarında bir terör yapılanmasının başarılı bir askeri model olarak sunulmasına asla izin vermeyeceğini net bir şekilde ortaya koydu. Erdoğan, bir strateji geliştirdi. Washington'ın plansız ve sonu gelmeyen kara savaşlarına karşı olan çekincesini çok iyi analiz eden Türk diplomasisi, ABD'ye bu maceranın faturasının ne kadar ağır olacağını gösterdi. Washington, verdiği desteği apar topar geri çekmek zorunda kaldı.
DÖRT KOLDAN YÜRÜTÜLEN MUHTEŞEM ERDOĞAN BASKISI
Ankara, bu kirli planı bozmak için Erbil, Bağdat, Washington ve Doha hattında adeta bir diplomatik taarruz başlattı. Erbil yönetimine, bu tehlikeli oyuna alet olmaları durumunda sınır kapılarının kapatılacağı, ticaretin durdurulacağı ve askeri baskının artırılacağı yönünde en sert uyarılar yapıldı. Bağdat hükümeti ise planın uygulanmasının ne kadar tehlikeli olduğunu dünyaya duyurdu. Washington'da ise Erdoğan, Türkiye'nin veto gücünü her risk raporunun merkezine yerleştirerek ABD'yi köşeye sıkıştırdı. Son darbe ise Doha üzerinden vuruldu; Katar'ın arabuluculuğuyla Trump'ın karizmasını çizdirmeden geri adım atmasını sağlayacak diplomatik bir formül üretildi ve ABD ordusu cepheden çekildi.
![]()
İSRAİL'İN ÇARESİZLİĞİ VE TÜRKİYE KORKUSU
Yaşanan bu tarihi hezimetin ardından İsrail kanadında büyük bir panik ve hayal kırıklığı hakim oldu. Shay Gal'ın analizinde yer alan itiraflar, Tel Aviv'in Türkiye'yi artık sadece diplomatik bir engel değil, doğrudan askeri ve stratejik bir tehdit olarak gördüğünü ortaya koydu. İsrail'in, bundan sonraki adımlarında ABD'nin onayına güvenemeyeceğini anladığı ve Türkiye ile yaşanacak olası bir karşı karşıya gelme durumuna karşı kendi başına hazırlık yapma kararı aldığı belirtildi. Ankara'nın yerli ve milli savunma sanayisi, Akdeniz'deki hakimiyeti ve bölgesel ittifakları, İsrail'in bölgedeki tüm hesaplarını altüst etmeye devam ediyor.