Bulgar yazar, NATO'yu sallayan Mehter'i yazdı: Mehter bir silahtır
Türkiye, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Türk misafirperverliğinin başından sonuna yansıtıldığı etkinliklere, karşılama törenindeki mehteran ezgileri damga vurdu. Bulgar yazar Proneikos, mehterin kendisine hissettirdiklerini anlattı.
Ankara'dan bir NATO Zirvesi geçti... Yerli ve yabancı yüzlerce basın mensubu ve diplomata kapılarını açan Türkiye'nin misafirperverliği, sosyal medyada en çok konuşulanlar arasına girdi.
Almanya'dan Japonya'ya kadar birçok ülkeden gelen katılımcılar, Türk yemeklerine ve etkinliklere duyduğu hayranlığı paylaştı.
Şüphesiz törenlere en çok damga vuran ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Erdoğan'ın Külliye'de düzenlediği akşam yemeği resepsiyonu öncesinde yaşanan karşılama töreni oldu.
Liderler, Külliye'deki tören alanına geldiğinde, her biri için farklı olacak şekilde, mehter marşlarıyla karşılandı.
Türk savaş tarihinde eşsiz bir konumda olan mehter marşları, her lider için farklı şekilde icra edildi.
History has a habit that never ceases to surprise me. It almost never disappears. It simply learns to present itself so elegantly that modern people begin calling it ceremonial protocol.
— Sophia Proneikos (@Pergament_F) July 8, 2026
That is precisely why the most fascinating scene of the NATO Summit in Ankara did not take… pic.twitter.com/uPHzd24MM2
Bulgar yazar Sophia Proneikos'un töreni kendi perspektifiyle ele aldığı paylaşımı, X'te viral oldu.
Proneikos, binlerce beğeni alan paylaşımının tamamı ise şöyle:
"Tarihin beni her zaman şaşırtmaya devam eden bir özelliği vardır. Neredeyse hiçbir zaman ortadan kaybolmaz.
Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna 'tören protokolü' demeye başlar. İşte tam da bu nedenle, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi.
Bu sahne, ilk el sıkışmasından önce, yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderlerinin, dünyanın en eski askeri bandosu olan 'Mehter'in sesleri eşliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde karşılanırken, önlerinde Türk tarihinin farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalar giymiş askerler dururken ortaya çıktı.
Ne olağanüstü bir tarihsel süreklilik duygusu: Savaş sonrası dünyanın bir sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde cumhurbaşkanlığı sarayına girdi.
Mehter hiçbir zaman sıradan bir askeri bando değildi; o bir silahtı.
Osmanlı orduları Belgrad, Konstantinopolis, Rodos, Mohaç veya Viyana'ya doğru ilerlerken, ilk duyulan şey devasa 'kös' davullarının gürültüsüydü; bunu 'zurnaların' delici sesi, ardından da pirinç trompetler ve çınlayan ziller izliyordu; çünkü müzik sadece orduya eşlik etmekle kalmaz, ordunun kendisinin bir parçasını oluştururdu; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaş başlamadan çok önce düşmanı bir imparatorluğun ilerlediğine ikna etmekti.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarının ardından Batılı orduların yavaş yavaş Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde 'Türk tarzını' benimsemesi tesadüf değildir; bu tarz daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile girmiştir çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez. Bir ritim yeter.
İşte tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimsenin Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmaya çalıştığı için değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığı için: geçmiş bir yük değil, bir dildir; ve bu dili konuşmayı bilen milletler, tarihlerini asla sadece konuşmalarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter."
-
kmh 55 dakika önce Şikayet Etsüper helal olsun böyle bizim tarihçilerimiz bile anlatamazBeğen Toplam 5 beğeni
-
Muammer 1 saat önce Şikayet EtMaşaallah; Elin insanı mehteri bizimkilerden çok daha iyi anlatmış. Tebrik ediyorum.Beğen Toplam 6 beğeni
-
M.Akif 1 saat önce Şikayet Et“Siz iyiliği emreyler, kötülükten nehyeder, Allah’a inanır olduğunuzdan, insanların hayrı için meydana çıkarılmış en hayırlı bir milletsiniz...” (Kur’an, Âl-i İmrân, 110) Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz: Gelmişiz dünyâya milliyyet nedir öğretmişiz! Kapkaranlıkken bütün âfâkı insâniyyetin, Nûr olup fışkırmışız tâ sînesinden zulmetin;Beğen Toplam 2 beğeni
-
dai 1 saat önce Şikayet Etçok güzel anlatmışBeğen Toplam 11 beğeni
-
Hayro 1 saat önce Şikayet EtNatoda amerikaya hizmet ediyorsun onun cikarlari icin askerlerin gerekdiginde Sehit düsüyorlar ve sen nato galasinda mehter marsi calmisin neye yararBeğen Toplam 2 beğeni