'Muhaberat devleti' diyenlere ağzının payını verdi

Bugün Gazetesi yazarı Gülay Göktürk, yeniden düzenlenen MİT Yasası ile ilgili 'Muhaberat devleti' yaygarası koparmaya kalkışanlara ağzının payını verdi.

'Muhaberat devleti' diyenlere ağzının payını verdi
'Muhaberat devleti' diyenlere ağzının payını verdi
GİRİŞ 25.02.2014 11:54 GÜNCELLEME 25.02.2014 13:03

Hükümetin 17 Aralık sonrası devletin içinde çöreklenen paralel yapıyı tasfiye için yaptığı çalışmaların hukuk sınırları içerisinde kalması noktasında üzerine düşen uyarı ve görevi yerine getirmeye çalıştığını ifade eden Gülay Göktürk, yapılan çalışmaları anlattı.

Hükümeti yapıcı eleştirileri ile yanlıştan döndürmek gerektiğini vurgulayan Göktürk, amaçları üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olan 'muhabarat devleti' yalanını yayanların büyük hatasını yüzlerine vurdu.

Ezberleri değişmeyenlere 'Dün Türkiye'nin görüp göreceği en büyük telekulak skandalı'nı patlak verdiğini hatırlatan Göktürk, meselenin vehametine dikkat çekti. "Bu Türkiye'de herkes için bir samimiyet sınavı olacak" diyen Gülay Göktürk'ün cevabını merak ettiği çarpıcı soruları vardı.

İşte yazısını, "Bu yapıyı temizlemenin son derece acil bir demokrasi görevi olduğunu görmeyenlerin, bu yapının deşifre edilip enterne edilmesini desteklemeyenlerin "demokrasi" kelimesinin "d"sini ağzına almaya da hakkı olmayacak..." cümlesi ile bitiren Göktürk'ün çarpıcı ifadeleri:

Muhaberat devleti mi demiştiniz?

17 Aralık'tan bu yana hükümetin otonom yapıyı tasfiye için aldığı her tedbirde kılı kırk yarmaya, bu tasfiyenin hukuk içinde gerçekleşmesi için üstümüze düşen uyarı görevini yerine getirmeye çalışıyoruz. Adli Kolluk Yönetmeliği'ndeki değişiklikte, İnternet Yasası'nda, HSYK'da, MİT Yasa taslağında sakıncalı bulduğumuz noktaları ısrarla işaret ediyoruz ve doğrusu bu eleştirilerin yapıcı sonuçlarını da alıyoruz. Tasarıların hiçbiri ilk geldiği gibi çıkmıyor Meclis'ten. Gerek HSYK'da, gerekse İnternet Yasası'nda önemli düzeltmeler gerçekleşiyor. MİT Yasası'nda daha birinci günde çok önemli iki değişiklik yapılıyor.

Ben ve benim gibiler eleştirilerimize, uyarılarımıza ve hükümeti hatadan çevirme gayretlerimize bundan sonra da devam edeceğiz.

Ama bir de, amaçları üzüm yemek değil, bağcı dövmek olan çok geniş bir kesim var. Aylardır, Türkiye'de hükümeti otoriterleşmekten açık dikta rejimine doğru sürüklenmekle, devleti bir "muhaberat devleti" haline getirmekle suçlayan geniş mi geniş bir koro... Ele aldığımız konular sık sık paralellik gösteriyor. Ama onların derdi herhangi bir yanlışı düzeltmek değil; tam tersine, hükümetin boynuna astıkları yaftayı doğrulamalarına yarayacak her yanlışı sevinçle karşılıyor; abartılı yorumlarla üstüne atlıyorlar.

Sorsanız baksanız, tek dertleri demokrasi... İnternet Yasası'na "kişilik haklarını tehdit ettiği" için karşılar. MİT Yasası'na "muhaberat devletine doğru gidiş" olarak gördükleri için karşılar, böyle söylüyorlar.

İşte şimdi, bu koronun samimiyetinin sınandığı bir tablo var karşımızda:

Dün Türkiye'nin görüp göreceği en büyük telekulak skandalı patlak verdi. Ve biz gördük ki, Orwell'in Big Brother'ı çoktan işe koyulmuş, muhaberat devleti bir tehlike olmaktan çıkıp çoktan gerçekleşmiş!

Emniyet ve yargı içinde örgütlenmiş o mahut yapının bazı mensupları, hayali örgütler kurmuşlar, şemalar oluşturmuşlar, bu şemalara göre suçlayacakları insanları belirleyip yıllarca dinlemişler.

Binlerce, binlerce insan... Başbakan'dan bakanlara, iş dünyasından bürokrasiye ve medyaya kadar Türkiye'nin yakından tanıdığı binlerce kişi, vakıflar, STK'lar, banka merkezleri, şirket merkezleri, gazete ve televizyon santralleri, bakanlıklar, kamu kurumları, yardım kuruluşları, aydınlar, AK Partililer, CHP'liler, MHP'liler, Saadet Partililer, BDP'liler, kanaat önderleri, cemaatler, düzmece bir ihbar mektubuyla, 'örgüt üyesi' olarak yıllardır dinleniyor, haklarında düzmece örgüt davaları oluşturuluyormuş... Örgüte sokamadıklarıyla ilgili dinlemeleri de bir rafa kaldırıp "sırası geldiğinde" şantaj kasedi olarak kullanacaklardı besbelli ki...

Demokrasi lafını ağzınıza alabilmek için

Şimdi göreceğiz bakalım;
CHP'sinden MHP'sine ve BDP'sine, ortak imza metinleri hazırlayan aydınlara, barolara ve muhalif STK'lara kadar, her Allah'ın günü iktidarı muhaberat devletine doğru gitmekle suçlayanlar, karşımıza serilen bu tablo karşısında ne tutum alacaklar? Zira bu tablo, bir muhaberat devleti tehlikesinin tablosu değil, çoktan gerçekleşen bir muhaberat devletinin tablosu!

Şimdi bu tablo ortaya döküldükten sonra hâlâ "Paralel yapı mı ama zaten birlikte iş tutmuşlardı" diye geçiştirecekler mi?.. "Bizi ilgilendirmez, aralarında bir iktidar paylaşımı savaşı veriyorlar" diye küçümseyecek ve hatta AK Parti'ye karşı başlatılan cephe harekatının odağını kaydırdı diye sinirlenecekler mi?..

Evet, bu Türkiye'de herkes için bir samimiyet sınavı olacak.

Bu yapıyı temizlemenin son derece acil bir demokrasi görevi olduğunu görmeyenlerin, bu yapının deşifre edilip enterne edilmesini desteklemeyenlerin "demokrasi" kelimesinin "d"sini ağzına almaya da hakkı olmayacak...

YORUMLAR 2
  • Arif BİLGİN 12 yıl önce Şikayet Et
    BAŞKA GAZETEYE BİR İKİ.... Aman Gülay Hanım dikkat edin, yoksa sizin de pabucunuzu dama atarlar...
    Cevapla
  • Mlym 59 12 yıl önce Şikayet Et
    Sayın Gülay Göktürk. Bugün gazetesinde hala ne diye duruyorsun???
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Birleşmiş Milletler açıkladı: 2100 yılında en çok nüfusa sahip olacak 20 ülke...
Citibank operasyon merkezine silahlı saldırı: Güvenlik görevlisi saldırganı anında vurdu