Yavuz Bülent Bâkiler gençlerle bir araya geldi

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi Gençlik Birimi’nin düzenlediği “Gençlerle Başbaşa” programında şiar ve yazar Yavuz Bülent Bâkiler gençlerle bir araya geldi. Söyleşi ve imza için saatler öncesinde çıkıp gelen ve TYB İstanbul’a sığmayan gençler, Bâkiler’i büyük bir dikkatle dinledi.

Yavuz Bülent Bâkiler gençlerle bir araya geldi
Yavuz Bülent Bâkiler gençlerle bir araya geldi
GİRİŞ 26.11.2019 18:57 GÜNCELLEME 26.11.2019 18:57

Söyleşisinde, düşünce dünyasından, tecrübelerinden, hatıralarından bahseden Yavuz Bülent Bâkiler, gençlerin dil konusunda daha sahiplenici olmasına dair sık sık vurgular yaptı.

Dilin bir milletin ve dahası medeniyetin varlık sebebi olduğunu anlatan Bâkiler, gençlere ders niteliğinde bir konuşma yaparak şunları söyledi:

'Dil Bizi Millet yapar'

“Dil olmadan edebiyat olmaz, dil olmadan millet olmaz. Dil olmadan din dahi olmaz; çünkü İslam'ın zenginliklerini diliniz olmadan anlatamazsınız. Hayatınızın devamı dile bağlıdır. O ne kadar bize ait olursa biz de o kadar kendimize ait bir hayat yaşarız ve gelecek nesillere aktaracağımız büyük bir medeniyete sahip oluruz. Doğru biz bu nasihati de ancak zengin bir dille yapabiliriz. Uydurma kelimelerle veya kısır bir dille dini anlatmak mümkün olmadığı gibi o kısır kelimelerden meydana gelen bir dilde edebiyat yapmak da, ilim yapmak da, felsefe yapmak da, şiir yazmak da mümkün olmaz. O bakımdan ‘dil devrimi’ ifadesini yanlış buluyorum. Dil devrimi olmasaydı ne olurdu? Herhalde dilimiz bugünkü durumdan çok daha zengin bir durumda olurdu. Çünkü ‘dil devrimi’ ismi altında yapılan harekette dilimiz birtakım tasfiye hareketlerine uğramıştır. Bu da dilimizi çok çıkmaz bir sokağa sokmuştur. Dili kendi haline bırakmak, dili zorlamamak; benim kanaatime göre doğru yoldur. 

'Kelimelerimizi Dışlamak İhanettir'

“İhtiyaç duyulduğu zaman, karşılığı olmadığı zaman elbette Arapça ve Farsçadan dilimize gelen kelimeleri kullanmalıyız. Şiirimize, destanlarımıza, hikâyelerimize, masallarımıza, atasözlerimize giren ve dağdaki çobandan cumhurbaşkanına kadar herkes tarafından bilinen kelimeleri, Arapçadır ve Farsçadır diye dilimizden çıkarıp atmak bir cinnettir, dile bir büyük suikasttır. O bakımdan; dili, millet yapar. Dilin millet tarafından yapıldığını dikkate alarak diyebiliriz ki: Milletimizin benimsediği kelimeler Arapçadan ve Farsçadan geliyor diye bunlara cephe almak bir büyük yanlışlık ve ihanettir. Anadolu topraklarında hür ve müstakil yaşamak istiyorsak kendi kültür değerlerimize yani dilimize ve dinî inançlarımıza, tarih şuurumuza, örf ve âdetimize, güzel sanatlarımıza sahip çıkmak mecburiyetindeyiz.” 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Son dakika haberi: 15 Ağustos koronavirüs tablosu! Vaka, ölü sayısı ve son durum açıklandı
Şimdi de UFO görev gücü kurdular! (15 Ağustos 2020 Günün Önemli Gelişmeleri)