Esed'in saldırıları sonrası Ankara nasıl adım atacak?

Son günlerde Suriye sınırımızda sıcak gelişmeler yaşanıyor. Sivilleri hedef alan Esed rejimi, İdlib'de askerimize yönelik iki saldırı düzenledi. Çatışmaları diplomatik yollarla bitirmek isteyen Ankara, "Gerekirse operasyon yaparız" mesajını da veriyor. Kanal 7 Ankara Temsilcisi ve Haber7 yazarı Mehmet Acet, Ankara'nın masasındaki seçenekleri değerlendirdi.

Esed'in saldırıları sonrası Ankara nasıl adım atacak?
Esed'in saldırıları sonrası Ankara nasıl adım atacak?
GİRİŞ 11.02.2020 09:53 GÜNCELLEME 11.02.2020 10:07
Bu Habere 8 Yorum Yapılmış

Kanal 7 Ankara Temsilcisi ve Haber7 yazarı Mehmet Acet, Esed rejiminin İdlib'de askerlerimize yönelik saldırısının ardından, Ankara'nın masasında olan seçenekleri değerlendirdi. Acet'in, "Ankara Suriye rejimine nasıl cevap verecek?" başlıklı yazısı şöyle:

 

 

3 Şubat’ta İdlib’e giden M-4 ve M-5 karayolunun kesiştiği noktada Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına yapılan saldırıda 8 şehit verilmişti.

Bu saldırının arkasından bölgedeki TSK birlikleri, Şam rejiminin bölgedeki unsurlarına karşılık verdi, devamında da İdlib bölgesine daha öncekilerden çok daha büyük askeri sevkiyatlar yapıldı.

 

 

Bu gelişmeler, Ankara’nın İdlib’deki terör ve göç tehdidin kendi topraklarına yönelmesine karşı kararlı tutumundan vazgeçmeyeceğine işaret ediyordu.

3 Şubat saldırısından sonra şöyle bir tutum belirlendi:

Rusya ile gerilimi yükseltmeden, konuşarak, yani diplomatik yöntemlerle çözüm arayışlarına yönelme, sahada ise varlığını güçlendirerek gerektiğinde rejim unsurlarına karşı askeri yöntemlere başvurma.

Bu kararın arka planında hiç kuşkusuz, ‘İdlib sorununu İdlib’de karşılama’ diye özetleyebileceğimiz bir tutum söz konusu.

Çünkü İdlib’in düşmesi, milyonlara varan yeni göç dalgalarına muhatap olmakla kalmayıp, Türkiye toprakları için de ciddi bir güvenlik riskini beraberinde getirmesi anlamına geliyor.

Diğer yandan, buradaki krizin Türkiye’nin daha önce operasyon yaparak kontrol altına aldığı Afrin ve Fırat Kalkanı bölgelerinin istikrarını bozucu bir niteliği de bulunuyor.

İdlib’de neden ısrar ediliyor sorusuna bu iki noktadan bakmakta yarar var.

RUSLAR İKİLİ Mİ OYNUYOR?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in telefon görüşmesi sonrası, Moskova’dan askeri, diplomatik ve istihbarat yetkililerinin aralarında bulunduğu bir heyet Ankara’ya geldi.

Pazar günü müzakereler yürütüldü.

Ancak bir mutabakat sağlanamayınca görüşmeler pazartesiye bırakıldı.

İlk günkü görüşmelerden sızan bilgiler, Rus tarafının Türk muhataplarına İdlib için yeni bir ‘çatışmasızlık bölgesi haritası’ çıkarılmasını önerdiğine işaret ediyordu.

Öneri, Eylül 2018’de belirlenen alanın daha kuzeye, M-4 ve M-5 karayolunun Türkiye sınırına yakın bir alana taşınmasını gündeme getiriyordu.

Yani, Ruslara göre Türkiye destekli muhaliflerin alanı Rejim birliklerinin yeni ele geçirdiği bölgeler dikkate alınarak daha da daraltılmalıydı.

Ankara’da Türk ve Rus heyetleri arasındaki görüşmeler ikinci gününde devam ederken, bölgeden ikinci bir saldırı haberi geldi.

Geçen hafta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeni konuşlanma alanı olarak haberlere konu olan Teftanaz Hava Üssü’ne rejim tarafından topçu saldırısı yapıldı.

Ne yazık ki, yine şehit haberleri geldi bölgeden.

Saldırının Ankara’da Türk ve Rus heyetleri arasında görüşmelerin yapıldığı bir günde gerçekleşmesi, üzerinde ayrıca durmayı gerektiren bir konu.

Rejimin, uzunca bir süredir kuklası haline geldiği Rusya’ya rağmen böyle bir eylemde bulunması düşünülemez.

O halde nasıl bir yorum yapılabilir?

Sanıyorum, yine Rus tarzı bir ‘müzakere yönetimiyle’ karşı karşıyayız.

Bir taraftan masaya öneriler getirmek, kabul görmediği takdirde son örnekte gördüğümüz gibi başka yöntemleri devreye sokarak masadan istediğini koparmaya çalışmak.

Ruslar, “Biz yapmadık onlar yaptı” dese de, böyle bir mazeretin, Ankara’da makul karşılanacağını söylemek zor.

ANKARA NE YAPACAK? NASIL KARŞILIK VERECEK?

Hiç kuşkusuz, İdlib’de gidişatın son saldırıdan sonra nasıl şekilleneceğini, Rusya ile müzakerelerin yanı sıra, Ankara’nın yeni durum üzerinden nasıl bir tavır sergileyeceğine bağlı olarak değerlendirmek gerekiyor.

3 Şubat saldırısı sonrası, aralarında komando birliklerinin de bulunduğu güçlü sevkiyat, Ankara’nın rejime daha sert yöntemlerle mukabelede bulunabileceğine işaret ediyordu.

Dünkü saldırı, böyle bir gelişmeye yol verebilir.

İdlib’den şehit haberleri geldikten kısa süre sonra Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, partisinin MKYK toplantısına başkanlık etmek üzere Ak Parti Genel Merkezi’ne giden Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmeye geçti.

Bu görüşmede alınan kararların, Ankara’nın bundan sonraki tutumunun ne olacağı sorusuna da bir cevap verecektir.

Rejime verilen yanıtlar, savunmadan hücum pozisyonuna geçer mi?

Yoksa yapılan müzakerelerden bir ‘üçüncü çıkış yolu’ bulunabilir mi?

Bu soruların yanıtını bulmak için önümüzdeki günleri beklemek gerekecek.

KAYNAK: HABER7
ETİKETLER
idlib
YAZDIR
YORUMLAR 8
  • CISSSSSSS 1 yıl önce Şikayet Et
    şamın damını başına yıkma zamanı geliyormu ne
    Cevapla
  • türk 1 yıl önce Şikayet Et
    ruslar ikilimi oynuyor.?! haha rua bu karakteri budur.
    Cevapla
  • Adalet 1 yıl önce Şikayet Et
    İnanıyorum ki mecburen hücum pozüsyonuna geçilecek esed belasını bulacak. İdlib de bir afrin olacak biiznillah. Binlerce masumun, el kadar bebeklerin kanı var ahı var, mazlumun ahı ile kahrolsun tüm zalimler. Rabbim dünya yüzünde zalim bırakmasın. Cümlesini kahreylesin. Yeter ki biz adalet safında masumun yanında zulmün karşısında dimdik sapasağlam duralım ki Allah katında zalimler safında yer almayalım, bu kahırdan hisse almayalım. Müslüman Türk yeryüzünde her zaman adaletin keskin kılıcıdır.
    Cevapla
  • Gökhan 1 yıl önce Şikayet Et
    Masada ültimatom niye yok.
    Cevapla
  • Hüseyin 1 yıl önce Şikayet Et
    Rus askerlerine milli Suriye ordusu bir saldırı yapsa en az 20 rus askeri gebertilse sonrada bizim haberimiz yok milli Suriye ordusu yaptı desek olmamı acep
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Koronavirüse karşı yeni ilaç umudu: Faz-2 çalışması tamamlandı
Mehmet Sevigen: Olayı Deniz Baykal'a anlattığımda gözleri doldu