Recep Bozdoğan: Mahalle tadında siteler yapılmalı

Koronavirüs salgını boyunca apartman dizilerinde oturan vatandaşların zorluk çektiğini hatırlatan Haber7 yazarı Prof. Dr. Recep Bozdoğan, site tarzı yapılaşmanın yeniden masaya yatırılması gerektiğini vurguladı. Bozdoğan, "Mahalle tadında siteler yapmak gerekir. Mümkünse hemen" ifadelerini kullandı.

Recep Bozdoğan: Mahalle tadında siteler yapılmalı
Recep Bozdoğan: Mahalle tadında siteler yapılmalı
GİRİŞ 02.06.2020 09:44 GÜNCELLEME 02.06.2020 09:49
Bu Habere 21 Yorum Yapılmış

Haber7 yazarı Prof. Dr. Recep Bozdoğan, koronavirüs pandemisi sürecinde insanların evde kalmakta zorlandığını, yapılaşmanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Bozdoğan, bugünkü yazısında site tarzı yapılaşmanın yeniden masaya yatırılması gerektiğini belirtti. 

 

 

Recep Bozdoğan'ın bugünkü yazısı şöyle:

Ataların “bir musibet bin nasihatten evlâdır” diye bir söz var.

 

 

Koronavisrüs pandemisi de insanlık için bir bakıma öyle oldu.

Neticede her ülkede hükümetler, kendi halkının iyiliği için sert tedbirler almak zorunda kaldı.

İnsanlar haftalarca hatta aylarca evlerine kapandı.

Sokağa çıkmak, bir şey yiyip içmek, gezip dolaşmak neredeyse bir özlem haline geldi.

Eve kapanmak, önünde küçük de olsa bir bahçesi olan müstakil evlerde veya site içindeki bir konutta yaşayan insanları kısmen etkilerken, binaların bitişik nizam olduğu daracık sokakların etrafındaki apartman dizilerinde oturan insanlar için elbette ki pek kolay olmadı.

Ülkemizde neredeyse yüz yıldır uygulanan yapılaşma tarzı ve hatta tercihi dolayısıyla nüfusumuzun çoğunluğunun müstakil evlerde yaşaması pek mümkün görünmemekte.

Apartman dizilerinden oluşan sokaklarda yaşamanın, bırakalım Koronavirüs pandemisini normal zamanlarda dahi neden olduğu sorunlar ise saymakla bitmez.

O halde on yıllardır eleştirilen ve âdeta şeytanlaştırılan “site” tarzı yapılaşmanın sağduyulu bir yaklaşımla masaya yatırılması gerekir.

Çünkü müstakil ev almanın ekonomik maliyetinin yüksek olduğu, omuz omuza vermişçesine sokakları kuşatan apartmanlarda yaşamanın sosyal maliyetinin daha yüksek olduğu bir ortamda, nüfusumuzun büyük çoğunluğunun daha sağlıklı şartlarda yaşayabilmesi için “site” tarzı yapılaşma, en doğru alternatif olarak görünmekte.

Ancak, etrafı yüksek duvarlarla çevrili, dış dünyaya kapalı, en yakınınızı ziyaret etmek için bile âdeta bir güvenlik koridorunu geçmek zorunda olduğunuz, sâkinlerinin her biri kendi dünyasında yaşayan, kimsenin birbirinden haberdar olmadığı hatta umurunda bile olmadığı bir site ortamının ve imajının nesi alternatif olabilir?

Bu imajın esiri olan site hayatı, eli kalem tutan herkes tarafından yerden yere vurulmakta.

Ancak bir vakıa da var ki site hayatını eleştirenlerin neredeyse tamamı sitelerde yaşamakta.

Niçin?

Çünkü müstakil eve gücü yetmiyor, sokaklara dikilmiş apartmanlarda ise oturmak istemiyor.

Kaldı ki Türkiye şehirleri en doğusundan en batısına kadar son yetmiş yılda gittikçe hızlanan bir tempo ile siteleşme sürecinden geçmekte.

Önceleri Emlâk Bankası, Toplu Konut İdaresi, kooperatifler, özel sektör ve belediye iştirakleri şehirlerin muhtelif mekânlarında siteler veya siteleşmiş toplu konutlar inşa etti.

Bunların kentsel doku içindeki oranı çok küçüktü ve birçoğu şehirlerin dışında veya izole bölgelerinde inşa edilmişti.

Bu nedenle, siteler şehirden kısmen kopuk, kendine mahsus bir hayat tarzının boy verip serpildiği mekânlar olarak algılandılar hep.

Beykoz Konakları Boğaz’a tepeden bakarken Bahçeşehir İstanbul’u uzaktan süzdü; Kemer Country Karadeniz’den esen rüzgârın serinliğinde “cool” bir hayata dalarken Tepekent göl manzarasının tadını çıkardı.

2000’li yıllarla birlikte Türkiye’nin siyasî ve ekonomik istikrarı yakalamasına paralel olarak, konut sektöründe de olağanüstü bir canlanma yaşandı.

Toplu Konut İdaresi şehirlerin yalnızca etrafında değil, kentsel mekâna yayılmış geniş arsalarda da yüzlerce, binlerce konutluk yatırımlara girişti.

Ülkenin önde gelen inşaat firmaları başta İstanbul olmak üzere bütün büyük şehirlerde birbirinden lüks projelere başladı.

Belediye iştiraklerinin yanı sıra yüzlerce kooperatif de toplu konut projelerine girişti.

Eskiden şehirlerimizin etrafını saran siteler, kentsel mekânın merkezine doğru hızla sokulurken mimarî doku da süratle değişmeye başladı.

Şehrin semtlerinde, caddelerinde ve sokaklarında sayısız site inşa edildi.

İstanbul ve diğer şehirlerin içine girdiği hızlı “siteleşme” süreci, “kentsel dönüşüm” kanunu sonrasında başdöndürücü bir değişimi de beraberinde getirdi.

Artık ada bazlı hale gelen kentsel dönüşümün temel amaçlarından biri toplumsal değerlerimizi geliştirerek gelecek kuşaklara aktaracak bir kentsel mekânın oluşturulması olmalı.

Ada bazlı kentsel dönüşüm demek siteleşmenin artması demektir.

Bugünün siteleri toplumumuzun sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap vermekte?

Sitedeki ortak kullanım alanlarının düzenlenmesinde kadınların, çocukların, gençlerin, engellilerin ve yaşlıların ihtiyaçları ne ölçüde dikkate alınmakta?

Sosyalleşmenin teşvik edilmesi, site ve daire planlarının geleneksel değerlere ve aile yapısına uygun hazırlanması, inançlara saygılı, çevresine tepeden bakmayıp onunla uyum içinde olan bir site konsepti kaç müteahhidin umurunda?

Dairelerin planında salon-salomanje, Fransız balkon düşünülürken, mahremiyeti temin edecek çözümler hesaba katılmakta mı?

Apartman sâkinlerinin daha fazla rastlaşacağı, birlikte daha fazla vakit geçireceği ve bir şeyler paylaşmak durumunda kalacağı mekânsal düzenlemeler herhangi bir mimarın derdi, tasası olabilmekte mi?

Site bahçesinde her bir daireye hiç olmazsa 15-20 m²’lik bir hobi bahçesi için üste kaç bin TL daha ödenmeli?

Mevcut siteleşme eğilimi yalnızca göze hitap eden, kibrit kutusu gibi sıra sıra binaların dikildiği fiziksel peyzajın ve hedonist hayat tarzının ötesine geçmeli.

Sitelerin mahalleleştiği, toplumun kendi öz değerlerini yaşatabildiği kültürlenme mekânları inşa edilmeli.

Toplumun kültür ve medeniyet kodlarının neşvünema bulacağı sosyalleşme ve pozitif etkileşim mekânları inşa edilmeli.

İnsanların evlerinden keyifle çıktığı, tanışmaktan kaçmadığı, yardımlaşmaktan gocunmadığı, paylaşmanın tadına vardığı insanî değerler ortamı inşa edilmeli.

Hafızalara âdeta kazınan “kötü site” anlayışını yıkmak için sitelerin mahalleleştirilmesi gerekli.

Burada kast edilen şey sitelerdeki binaların veya site duvarlarının yıkılması değil, sitelerin küçük de olsa bir mahalle hayatı sunabilmesi için bundan sonra uygulanacak projelerin daha farklı bir yaklaşımla hazırlanması ve hayata geçirilmesidir.

Gelecekte yaşanması muhtemel pandemiler bir yana, toplumumuzun daha sağlıklı bir yapıya kavuşması ve çocuklarımızın daha iyi ortamlarda insanca yaşayıp yetişmesi için daha sağlam, daha konforlu evler ve apartmanlardan müteşekkil siteler yapmak yetmez.

Mahalle tadında siteler yapmak gerekir.

Mümkünse hemen.

Kalın sağlıcakla.

KAYNAK: HABER7
YAZDIR
YORUMLAR 21
  • Sami Aydemir 3 ay önce Şikayet Et
    Son yıllardaki bina çılgınlığı bize hastalıkları unutturmuştu fakat yapılan bir araştırmaya göre apartmanlardaki giderlerden ve havalandırmalar vürüslerin bu şekilde yayılabildiği sonucunu hatırlattı bizlere (sars mers vb.). Anadoluda köyünde yaşayan insanlar bu konuda daha şanslı yeni bir sentezle "en azından bundan sonrası için" ruhsat yükseklik kat ittifakı vb kavramların düzenleneceği kaatindeyim.
    Cevapla
  • ismail 3 ay önce Şikayet Et
    yatay kentleşme yatay kentleşme diyene kadar adam gibi sosyal alanı bulunan mahalleler yapılsın yıl olmuş 2020 hala karşı binanın balkonuna atlayacağım kadar dipdibe binalar dikiliyor. ne araba park alanı yapılıyor ne çocuğun rahatca oyun oynayacağı alan
    Cevapla
  • FEHMİ 3 ay önce Şikayet Et
    köylere kasabalara işsahaları açılmalı yerleşim yerleri yaygınlaştırılmalı her yatırım şehire olursa ulaşım hastane hava kirliliği vbsorunlarda büyür bunu anlamak için prof olmaya gerek yok demir yolu yatırımlarıda artırılmalı
    Cevapla
  • hehzeze 3 ay önce Şikayet Et
    müstakil evler yapılmalı bence.bahceli garajlı .4 cocugum var cok sikayet geliyor apartmanda komsulardan.2 cocuk daha istiyorum ama cahil insanlarla ugrasmak zor .4 cocuk var deyince kiraya ev bile bulmak zor.
    Cevapla
  • ali 3 ay önce Şikayet Et
    Aferim... Doğru söylüyon abi, ben de senden yanayım, ama gel gör ki insanlık nereye sığacak, araziler daraldı... Komşu olarak birbirimizi idare etsek, çocuklarınız çocuklarımız gibi sevilse ne güzel olur gül gibi geçinilir...
    Cevapla
  • Rıza 3 ay önce Şikayet Et
    DEVLET Vatandaşa uygun koşullarda arsa sağlamalı. apartman hayatından 3-5 dairelik binalara geçiş yapmalıyız. apartmanlarda öyle oluyorki komşunu 5 yıldır ilk defa görmüşsün neredeyse polisi arayıp hırsız var diyesim geliyor
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Son dakika: İstanbul'da dolu! Yarına dikkat! 10 derece birden...
İstanbul'dan dolu manzaraları!