Kanal 7'nin dizisi 'Elif' gönülleri fethetti! YEE Başkanı Ateş'in unutamadığı Bosna anısı!

Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş Kanal 7'nin dünyada ses getiren dizisi olan Elif hakkında paylaştığı anekdot herkesin göğsünü kabarttı.

GİRİŞ 10.12.2023 11:55 GÜNCELLEME 10.12.2023 13:57
Bu Habere 6 Yorum Yapılmış

Kanal 7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet’in hazırlayıp sunduğu Başkent Kulisi siyaset dünyasındaki önemli gelişmeleri ekrana taşımaya devam ediyor. Başkent Kulisi programının bu haftaki konuğu Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş oldu.

Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, Kanal 7'nin dünyada ses getiren dizisi olan Elif hakkında paylaştığı anekdot herkesin göğsünü kabarttı.

Ateş, "Olağanüstü bir ilgi var. Bu doğallıkla ilgili. Çok büyük stüdyolarda çok büyük paralar harcayarak, çok büyük stratejik işler geliştirerek yaptığını çalışmalar... Çünkü samimiyet insanın doğasında var. Samimiyet istediği için insanlar, sizin çok düşük bütçe ile çektiğiniz bir dizi yüzlerce ülkede müşteri, izleyici bulabiliyor." dedi.

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARAFINDAN KURULAN BİR VAKIFTIR"

Şeref Ateş'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

Çoğu dost yurt dışına gittiğinde Yunus Emreleri görüyor. O zaman da hakikaten heyecan duyuyorlar. Türkiye'nin böyle bir kurumu var mıydı? Bu kadar kısa sürede bu nasıl başarıldı? diye... O açıdan da zaman zaman Türkiye'de de anlatmak doğru. Çünkü Yunus Emre Enstitüsü, kanunla kurulmuş bir vakıftır. Türkiye Cumhuriyeti tarafından kurulan bir vakıftır. 2007'de çıkartılan bir kanunla 2009'da fiilen Ankara'da kuruldu.

65 ÜLKEDE 85 MERKEZ!

2009'un sonunda da ilk merkezini Saray Bosna'da açtı. Dolayısıyla 12-13 yıllık bir mazisi var. Şu anda 65 ülkede 85 merkez var. Bunu 100'e çıkarmayı hedefliyoruz. Temel görevi de yurt dışında dünya milletleriyle irtibata geçmek, bağ kurmak. 

"MİLLET OLMAK İSTİYORSANIZ DÜNYAYA AÇIK OLMANIZ GEREKİYOR"

İsim olarak Yunus Emre Hazretlerinin ismini alması çok kıymetli. Çünkü Anadolu'nun tamamını kapsayan ortak bir değer. Kanun çıkartıldığında herkesin kabul ettiği bir isim. Dünyaya açılan bir kapı, Türkçeyi zenginleştiren, Türkçeyle bağ kuran bir isim. Hem yaşadığı dönem hem de tarihselliği açısından hem de biz o ismi alarak bugünkü şartlarda, dünyada... Çünkü bir millet olmak istiyorsanız dünyaya açık olmanız gerekiyor. Başka milletlerle irtibat kurmanız gerekiyor. Onun içindir de belki yüzyıllardır, son birkaç yüzyıldır Türkiye, sadece başka milletlerin gelip kendi kültürlerini tanıttığı bir coğrafyaya dönüşmüştü. Ne yazık ki!

Muadili yüzyıllardır var. Geçen yüzyılda Fransızlar yapıyordu. Fransız Kültür Merkezleri var. Sıradan bir vatandaş bile İstiklal Caddesi'nin girişinde sağ tarafta ne görür? Fransız Kültür Merkezi'ni... Tarihine baktığınızda 1. Dünya Savaşı öncesidir. Biraz daha ileri gittiğinizde Fransız tiyatrosu vardır, 1850'li yıllarda. Orjinal Fransız eserler sahnelenir. Yani o muhiti entellektüel camiayı oluşturan bu insanlar olmuştur. Aynı şekilde Goethe Enstitüsü, 1856'da kuruluyor. Almanların... Hem İstanbul'da Ankara'da İzmir'de kuruluyor. Yani bir millet olma şuurunuz idealiniz var ise mutlaka güç dediğimiz şey sadece top tüfek, silah yada ekonomi değil. İnsanların zihniyetleridir. Dolayısıyla insanın zihniyeti ne ise maddeyi o şekilde kullanır. Herşey maddedir, onu kullanan düşüncedir. Niyetiniz, bilinciniz ne ise ona göre silahı başkasına göre değil kendinize göre de doğrultabilisiniz. 

Yani düşünün birkaç yıl önce yaşadığımız hadise nedir? Türkiye içerisinde yetişmiş, Türk kurumlarında yetişmiş askerler Türk insanına silah doğrulttu. Dolayısıyla silahı üretmek değil o zihni oluşturmak... Zihin yabancı ise o zaman kendi halkına da silah doğrultabilir. 

O açıdan Yunus Emre'nin diğer enstitülerden farkı hiçbir zaman, Yunus Emre'nin felsefesi hakiketen tanış olmayı bir ayetin zorunluluğu olarak görür. Ayette geçiyor ya, 'Kavimler ve milletler halinde yarattık ki birbirleriyle tanışsınlar diye'... Adeta burada bir zorunluluk getiriyor. Gelin tanış olalım... 

Yunus'un temel görevi nedir? Tanış olmaktır, işi kolay kılmak, birlikte yol almaktır...  

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ NE YAPIYOR?

Birincisi Türkçeyi öğretmek. Dili öğrettiğinizde bütün kültür dünyanızı taşıyorsunuz. Herkes dil öğrenemeyebilir. İkincisi kültür-sanattır. İnsanlarla müziğimiz, güzel sanatlarımızı tanıtır ve onların sanatlarını alarak birlikte hareket etmeye çalışırız. 

Çağdaş Türkiye'nin kazanımlarını, Türkiye'nin edebiyatçılarını bilim adamlarını anlatırız. Türk kültürüne dair değerler, Endonezya'da hala yaşıyor.

Kurumsal gelişim çok kıymetli. 85 merkezimiz var, 66 ülkede. Büyükelçilikler kıymetli ancak biz o ülkelerdeki insani ve sanatsal gelişmeleri takip ediyoruz. Endonezya'ya yıllardır uğraşıyorduk. Milyonlarca öğrencisi olan Şerif Üniversitesi'nde başladık. O kadar çok ilgi vardı ki. Bin beş yüz öğrenci Türkçe dil kurslarına başladı. Askerlere, astsubaylara Türkçe öğretiyoruz. 

Özellikle Bursa'yı Türkiye'yi çok seviyorlar. Ancak ticaret hacmimiz çok düşük. Endonezya kültürel, sosyal ve dini olarak Türkiye'ye çok benziyor. Yakınlık nasıl olacak? Dil. Yine hakeza Latin Amerika'da da Yunus Emre'ye talep oldu. Şili'nin Ankara Büyükelçisinin talebi oldu. 

Yunus Emre Enstitüleri vakıf olduğu için ya üniversitelerde ya da bağımsız olarak çalışmalarını sürdürüyor. 

"5 MİLYONDAN FAZLA İNSAN TÜRKÇE İLE MUHATAP OLDU"

Bizim vasıtamızla 5 milyon insan Türkçe ile muhatap oldu.

Yunus Emre iktidarın emperyal faaliyetlerinin aracıdır iftiraları atıldı. Ancak bizim öyle bir talebimiz yok. Dizi ihracatında da Türkiye büyük atılım yaptı. Bizim böyle bir planımız yok. 

ELİF DİZİSİ İLE HATIRASI

(Elif dizisi) Sadece Balkanlarda değil Endonezya'da da çok fazla izleniyor. 

Yıllar önce sayın bakanımız Nabi Avcı beyle Bosna Hersek'e gittik. Bosna Hersek'te de orta dereceli okullarda Türkçe yabancı dil olarak okutuluyor. Şu anda 6 bin 800 öğrencimiz var. Yani köyde kasaba da Türkçe ders olarak okutuluyor. İkna etme süreçlerini düşünün. Bosna Hersek'in yönetim şeklini biliyorsunuz, Kantonlar... Bütün bunlara rağmen büyük bir başarı, teveccüh. 

Orada da her yıl büyük bir şölen düzenliyoruz. Çocuklar için, 23 Nisan'ın önünde yada arkasında... Gelirken kimi getirelim? Dediler ki 'Elif'i getirin! Yav bu Elif kim? Yıllar önce Kanal 7'de oynayan çocuk tabii. Sağ olsun, kırmadı. Ailesiyle beraber geldiler. Sonra büyük bir stat. 8-10 bin çocuk var. Olağanüstü bir coşku var. Ve çocuklar birden bire bende Nabi beye yan yana oturuyorum. Hemen havaya girdik.  Sonra bizi sollayıp bizim arkamızda oturan Elif'e koşuyorlar... 

Olağanüstü bir ilgi var. Bu doğallıkla ilgili. Çok büyük stüdyolarda çok büyük paralar harcayarak, çok büyük stratejik işler geliştirerek yaptığını çalışmalar... Çünkü samimiyet insanın doğasında var. Samimiyet istediği için insanlar, sizin çok düşük bütçe ile çektiğiniz bir dizi yüzlerce ülkede müşteri, izleyici bulabiliyor.

Türk dizileriyle ilgili iki yıldır çalışıyoruz. Türk dizilerinin çok izlendiği yerlerde Türkçeye talep artıyor ve en son Amerika'ya gittiğimizde orada gördük ki özellikle İspanyolca konuşan insanlar Amerika'da yaşasa bile İspanyol kanalları üzerinden Türkçe dizileri izliyorlar. Dolayısıyla da Türkçeye bir sempatileri oluşuyor.

"KİMİ GÖRSEK BİZE TAYYİP ERDOĞAN'I SORUYORLAR"

Cumhurbaşkanımızın tavırlarına hayran olan pek çok insan da Türkçe öğrenmeye çalışıyor. Yurt dışında kimi görsek bize Tayyip Erdoğan'ı soruyorlar. Bu tür işer, bir dil öğrenme, sanat öğrenme sevmekle ilgili şeyler. Beklenti var. Özellikle Özbekistan, Kırgızistan ve diğer Türki Cumhuriyetlerde ortak hareket etme bilinci var. Çünkü Türkiye'nin kültürel değerleri çok kıymetli. 

Ukrayna'da da varız, Rusya'da da varız. Temeldeki düşünce. Biz herkesi insan olarak görüyoruz. Üstüne bir strateji koyuyor ve programlar geliştiriyoruz. Örneğin, Japonya'da farklı, Doha'da farklı, Bosna Hersek'te farklı programlarımız var.

Bu açıdan baktığımızda, Japonya'da Japonlardan oluşan bir Mehteran ekibi var.

Gürcistan'da yetiştirdiğimiz insanlar Türkiye'de iş yapıyorlar. Gürcistan ticaretinin yüzde 70'ini Türkiye'den yapıyor.

Temel amacımız tüm insanlığı ortak değerler çerçevesinde buluşturmak.

Macaristan ile ilişkilerimiz çok daha farklı bir noktada. Türklük bağından dolayı... Macaristan'da eski başbakan Türkçe öğreniyor. 

Ruanda'da bir folklor ekibi gönderip bir günlük icraat yapmaktansa oraya hoca gönderip horon nasıl oynanır? onları öğrettik. Türk tarihi dizilerini izleyen halklardan kıyafet talebi oldu. 

Bunlar 20 yıl önce sadece halkın samimi duygularla kurduğu dernekler vardı. Hiç düşünemediğiniz yerlerde bunlar vardı. Sadece iyi niyetle yapılan çalışmalardı. TİKA ihtiyacı ortaya çıkarınca Yunus Emre Enstitüsü kuruldu. Bizden bir yıl sonra Türk Dışı Türkler Başkanlığı kuruldu. Yurt dışında algı önemli. Medya sizi şeytanlaştırabiliyor.

15 Temmuz gecesi sabah ilk metni İngilizce hazırlayıp biz yurt dışı temsilcilerimizle biz ulaştırdık. Bizim gibi yapılar Türkiye'nin menfaatlerini dünya çapında korumaktadır.

Yunus Emre Enstitüleri bugün bu entellektüel yapıyla irtibatlı. Sinemacıları, edebiyatçıları aynı zamanda Türkiye'ye getiriyor. Tamamen sivil. Büyükelçiliklerimiz için de büyük bir kolaylık oldu. 5 Aralık'ta Dünya Kahveler Günü'nde Türk kahvesinin tanıtımı büyükelçiliklerle beraber tanıtıldı. Enstitü, standartları yükseltti.

Bizim temel amacımız yereli harekete geçirmek. Bizim istihdamımıza baktığımızda 3'te 2'si yabancıdır. Yabancıların bizim hikayemizi anlatması daha etkileyici olur.

YUNUS EMRE ESTİTÜSÜ'NÜN TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFLERİ

Başka milletler olsa yok olup giderdi. Yedi düvele karşı savaşmışız. Dolayısıyla nasıl ki Cumhuriyeti kuran irade bütün zorluklara rağmen büyük hedefler koymuş ise Cumhuriyetle birlikte 100 yılın sonuna gelindiğinde çünkü bizim tarihimiz sadece 100 yıl değil, onun için biz Cumhuriyetle büyüyen Türkiye olarak adlandırdık ve bu yılki çalışmalarımızda da hep o tema var yani biz bin yıllardır süre gelen bir devlet, millet yapımız var, bozulmayan.

Türklüğünde dünyada farklı bir renk oluşturduğu bilincinde olmamız gerekiyor. Biz o bilinçteyiz. Farklı renkler var ama dünyada Türkler olmadan merhamet olmaz. Dünyadaki insani değerler gelişmez. Bugün batılılar istediği kadar demokrasi dese de bir yanı eksik kalır. 

Biz özellikle Yunus Emre'yi mesela yurt dışında tanıtırken Yunus Emre'yi öğrenen akademisyenler, filozoflar diyorlar ki 'hayır' Yunus Emre'yi Dante'yle mukayese edemezsiniz. Erasmus'la mukayese edemezsiniz. Çünkü onlarda yabancı ve din düşmanlığı var. Yunus'ta yok! Dolayısıyla böyle bir kültürel zenginliğe sahibiz. 10'uncu yılda demir ağlarla ördük ülkeyi sloganı vardır, biz 100'üncü yılda dünyayı kültür ağlarıyla örme hedefimiz var. İnşallah 2024'te 100'e tamamlayacağız ve bu ağlarla birlikte dünyanın her tarafındaki milyonlarca insanın Türkçe konuştuğunu yeniden Türkçe'nin bir bilim dili, Türkçe'nin bir felsefe dili, Türkçe'nin bir iş yapma dili olduğunu görmeyi umut ediyoruz. Onun için çalışıyoruz. Hakkeden Türk milleti de bunu hak ediyor. 

Yunus Emre Enstitüleri vasıtasıyla dünyadaki bütün coğrafyalara ihracat yapabildiğimiz, insani, ticari, askeri ilişkilerimizin geliştirildiği bir dönem ümit ediyoruz. Buna uygun alt yapımız var. Buna uygun bir vizyonumuz da var. Tarihi geçmişimiz de var. 

"DİĞER KURUMLARLA TÜRKİYE ADINA DÜŞÜNÜYORUZ!"

Fas'ta hiçbir kuruluşumuz olmamasına rağmen bizim temsilcimiz TRT'nin de temsilcisi olsun, Kanal7'nin de temsilcisi olsun, siyasilerimizin de temsilcisi olsun... Mesela Nijerya'da bir merkezimiz var. Orada diğer kuruluşlar yok, müsaade alamamış. Dolayısıyla o hepsinin işini yapsın. Aynı şekilde Güney Afrika'da sadece Yunus Emre vardı. Yunus Emre, Maarif'in açılmasına vesile oldu, diğer kuruluşlara lojistik destek sağladı. Allah'a şükür bu bilince ulaşmış durumda Türkiye. 

KAYNAK: HABER7
Ömer Aktaş Haber7.com - Editör
Haber 7 - Ömer Aktaş

Editör Hakkında

1991 yılında Bayburt’ta doğdu. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldu. 2016 yılında Anadolu Ajansı'nda stajını yaptı. Yeni Şafak ve Akşam Gazetesi'nde çalıştı. Nisan 2021'den bu yana Haber7.com'da ‘Gündem Editörü’ olarak görev yapmaktadır.
YORUMLAR 6
  • Yok yauuu 2 ay önce Şikayet Et
    Ermeni , Rum Yunan Yahudi Diasporası Yurtdışında Çok Güçlü Fakat Türkiye bu Konuda Çok Geç kaldı
    Cevapla
  • Vay be 2 ay önce Şikayet Et
    Diasporası Güçlü Devletler Kazanıyor -Yurtdışında Küçük Ama Çok Güçlü ve Etkililer Fakat Türkiye bu Konuda GEÇ kaldı ...
    Cevapla
  • Hacemerli 2 ay önce Şikayet Et
    Çok güzel bir oluşum. Allah yardımcınız olsun.
    Cevapla
  • Acon 2 ay önce Şikayet Et
    Bakin penceremin önünde onlarca kus vardi cünkü yardima muhtaclardi kar vardi ama bu gün yoklar kar kalkti onlarda kendi riskini kendi toplamaya basladi insana yük olmaktan kactilar yani sizde hakka halka yük olmaktan kacininiz ve bir allah dostunu sirtinizda tasima hayalinden cayiniz sizi yakacak olan kutret odur o bir kus insana yük olmazken allah dostu sizin sirtiniza binermi
    Cevapla
  • gediğine koyar 2 ay önce Şikayet Et
    eğitim sistemi bize göre olmadıkça çözüm yok. terorist kumarbaz yalancı narsist üretmeye devam edecektir sistem böyle devam ettikçe
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Turgut Altınok'tan Mansur Yavaş'ı rahatsız eden büyük vaat!
TFF VAR kayıtlarını açıkladı