İletişim Başkanı Duran duyurdu: Tüm aktörlerle temaslarımızı sürdürüyoruz

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye olarak İslam dünyası başta olmak üzere tüm aktörlerle temaslarımızı sürdürüyoruz" açıklamasında bulundu.

GİRİŞ 02.03.2026 15:56 GÜNCELLEME 02.03.2026 16:06

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, sivillerin hayatını tehdit eden ve uluslararası hukuka aykırı her türlü eyleme karşıdır. Sağduyunun ve aklıselimin hakim olması, ateşkesin derhal sağlanması ve diplomasiye alan açılması elzemdir." dedi.

Duran, İletişim Başkanlığında düzenlenen "Hafıza ve Hakikat: 28 Şubat ve Dezenformasyonlar Paneli"nin açılışında konuştu.

Konuşmasının başında Türkiye ve bölgeyi doğrudan ilgilendiren, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırısıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle devam eden sürece değinen Duran, sürecin bölge için ciddi riskler taşıdığını, çatışmanın birçok bölgeyi içine alacak şekilde genişlemiş olmasının endişe verici olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da vurguladığı üzere İran'ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşıladıkları gibi Körfez'deki kardeş ülkelere yönelik saldırıları da kabul edilemez bulduklarının altını çizen Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, sivillerin hayatını tehdit eden ve uluslararası hukuka aykırı her türlü eyleme karşıdır. Sağduyunun ve aklıselimin hakim olması, ateşkesin derhal sağlanması ve diplomasiye alan açılması elzemdir. Eğer ilgili ülkeler, aktörler ve liderler süreci bu yönde evirmez de çatışmanın devamına müsaade edilirse hem bölgemiz hem de küresel risklerin oluştuğu ortadadır. Bölgemizin bir ateş çemberine sürüklenmemesi gerekiyor. Bunun için de diplomasinin, müzakerenin öne çıkarılması gerekir. Türkiye olarak İslam dünyası başta olmak üzere tüm aktörlerle temaslarımızı sürdürüyoruz ve bir an önce müzakereye, masaya dönülmesi yönünde teşvik ediyoruz. Arabuluculuk dahil her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazır olduğumuzu her fırsatta dile getiriyoruz. İnanıyoruz ki bölgenin geleceği ve bölgenin küresel barışa vereceği katkı ancak diplomasi yoluyla olacaktır. Türkiye bu anlayışla hareket etmeye devam edecektir."

"28 ŞUBAT, DERİN TRAVMALAR ÜRETEN BİR MÜDAHALE OLARAK TARİHİMİZDE YERİNİ ALMIŞTIR"

Milletlerin tarihinde bazı kırılma anları bulunduğunu vurgulayan Duran, bu anların siyasi gündemlerin ötesinde, toplumların hafızasında derin izler bırakan önemli eşikler olduğunu kaydetti.

Duran, yakın tarihteki karanlık bir günü hatırlamak için değil, Türkiye'nin sosyopolitik açıdan yaşadığı derin bir travmayı hafızada yeniden değerlendirmek için toplandıklarını söyledi.

Böyle anların unutulmaması gerektiğini, toplumun hafızasında derin bir muhasebeden geçirilerek, siyasetin de buna göre şekillenmesi gerektiğini ifade eden Duran, gençler için 28 Şubat'ın geride kaldığını ancak böyle panellerle gençlerin bu tarihi günü hatırlamasını istediklerini dile getirdi.

İletişim Başkanı Duran, 28 Şubat'ın çoğu zaman "postmodern darbe" olarak tanımlandığını, fakat "postmodern darbe" ifadesinin yaşananların mahiyetini tam olarak karşılamaktan uzak olduğunu ve bu ifadenin 28 Şubat'ı klasik darbe formlarının dışında, tartışmalı ve muğlak bir vaka gibi gösterdiğini, bu yönüyle darbenin niteliğini hafiflettiğini vurguladı.

Duran, konuşmasına şöyle devam etti:

"28 Şubat'taki bu süreç, milletimizin temel değerlerine, inancına ve birlikte yaşama iradesine yöneltilmiş, planlı, sistematik ve kapsamlı bir toplum mühendisliği girişimidir. Etkin bir ekonomi-politiği ve sosyolojisi bulunan bu müdahale, 'makbul vatandaş' tanımını yeniden şekillendirmiş, siyaset kurumunun hareket alanını bilinçli biçimde daraltmıştır. Amaç, vesayet odaklarına bağımlı bir toplum düzeni tesis etmekti. Türkiye'yi, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 'sandığın olduğu ama milli iradenin yok sayıldığı' bir ülke haline getirmekti. Bu yönüyle 28 Şubat, derin travmalar üreten bir müdahale olarak tarihimizde yerini almıştır."

27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül'de doğrudan müdahalelerle darbe yapan cuntacı zihniyetin, 28 Şubat müdahalesini daha farklı bir yöntemle gerçekleştirdiğini belirten Duran, "Yapılan girişimin meşrulaştırılması için medya bir silah gibi kullanılmıştır. Kamuoyunu manipüle etmek, yalan haberlerle halkı kandırmak ve kışkırtmak için o dönemin gazeteleri ve televizyonları kullanılmıştır." ifadesini kullandı.

Burhanettin Duran, 1990'ların sonunda neredeyse her evde bir televizyonun yer aldığını ve haber alma kaynaklarının da bugünkü kadar çeşitli olmadığı bir dönemin yaşandığını anımsatarak, şunları paylaştı:

"O dönemde televizyon üzerinden dezenformasyon yapmak, şüphesiz her evin kapısına bir asker dikmekten daha etkiliydi. Bu, elbette bir zamanlar kendisini siyasetin üzerinde bir vesayet kurumu olarak gören bazı medya kuruluşlarının ve gazetecilerin gönüllü işbirliği ile mümkün olmuştu. Bu gönüllü işbirliğinde bürokratik elitler, sermaye sınıfları, sözüm ona aydınlar, bazı sivil toplum örgütleri ve üniversiteler vardı. Sahte medya operasyonları ile kitleler manipüle edilmiş, belli kesimler marjinalleştirilmiş, gazeteciler ve medya kuruluşları eliyle toplumun büyük bir kesimi mağdur edilmişti. O dönem atılan manşetler, hepimizin zihninde tazeliğini koruyor. 'Gerekirse silah bile kullanırız', 'Bu defa işi silahsız kuvvetler halletsin' gibi manşetler meşru hükümeti hedef alıyordu.

Halbuki medyanın asli görevi, halkı aydınlatmak, müzakere kültürüne katkı sağlamak ve hatta vesayetçi zihniyete karşı kamuoyu oluşmasına aracılık etmekti. Başörtüsü yasağı nedeniyle eğitimi ve memuriyeti bırakmak zorunda olanlar, okuyabilmek için başka ülkelerin yolunu tutanlar, siyasi yasaklı ilan edilenler, sermayesine tedbir konulanlar ve ticaret yapamaz duruma getirilenler vardı. Toplumun büyük bir kesimi bunları yaşarken, medya kuruluşlarında bu sorunlar yer almadı, zira sadece darbecilerin psikolojik harp bültenleri vardı. Söz konusu gazetelerin o yıllarda toplumun sorunlarıyla ilgilenmekten daha önemli işleri vardı, onların asli görevleri cuntanın emirlerini yerine getirmekti."

"MİLYONLARCA GENCİMİZİN HAYALLERİ, GELECEKLERİ ÇALINMIŞTIR"

Duran, 28 Şubat üzerinden Türkiye'nin, 2000'li yılların sunacağı birçok fırsattan, huzurlu ve müreffeh bir gelecek hakkından mahrum edilmek, uzaklaştırılmak istendiğini belirtti.

O dönem kurulan koalisyonlar ve vesayet baskısıyla artan istikrarsızlığın Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizinin yaşanmasına sebep olduğunu kaydeden Duran, "İnancı ve değerleri sebebiyle milletimize ve milletin seçtiği meşru hükümete parmak sallayarak 'gericilik uyarısı' yapanlar, neden oldukları istikrarsızlıkla Türkiye'yi ekonomik ve siyasi anlamda onlarca yıl geriye götürmüştür." sözlerini sarf etti.

28 Şubat'ın en ağır bedelini gençlerin, bilhassa genç kadınların ödediğine dikkati çeken Duran, kurulan vesayet düzeninde, gençlerin en temel insan hakları, eğitim ve çalışma özgürlüklerinin ellerinden alındığını, "ikna odaları" adıyla kurulan psikolojik işkence merkezlerinde onurlarının kırılmak istendiğini vurguladı.

Burhanettin Duran, "Katsayı adaletsizliği ile üniversite kapısında bekleyen milyonlarca gencimizin hayalleri, gelecekleri çalınmıştır. Bütün bu uygulamalar gösterdi ki 28 Şubat özünde, doğrudan doğruya dindar ve muhafazakar kesimleri kamusal alandan silme, bir tür imha etme girişimiydi." dedi.

"TÜRKİYE ÖZ DEĞERLERİYLE BARIŞIK BİR SİYASİ VE TOPLUMSAL İKLİME KAVUŞTURULMUŞTUR"

Tarih boyunca kendi halkına savaş açıp başarılı olmuş hiçbir hareketin kalıcı olmadığını vurgulayan Duran, şunları ifade etti:

"28 Şubat için 'bin yıl sürecek' denen o süreç yalnızca birkaç yıl devam edebilmiştir. Aziz milletimiz, feraseti ve dirayetiyle çok kısa bir süre zarfında vesayet düzenini yerle yeksan etmeyi bilmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlayan siyasi ve toplumsal hareket 2002 yılında milletin yoğun teveccühüne mazhar olmuştur. Türkiye, demokrasi tarihimizdeki en büyük 'sessiz devrimlerinden' birini gerçekleştirmek üzere soluksuz bir yola çıkmıştır. İlerleyen yıllarda başörtüsü yasağı, katsayı gibi birçok yasakçı düzenleme ortadan kaldırılmış, art arda açıklanan demokratikleşme paketleriyle bireysel özgürlükler genişletilmiş, Türkiye öz değerleriyle barışık bir siyasi ve toplumsal iklime kavuşturulmuştur."

"BU ETKİNLİKLERİ BENZER MÜDAHALELERİN TEKRARINI ÖNLEME SORUMLULUĞUYLA TERTİP EDİYORUZ"

Bugün millet olarak artık vesayetçi, yasakçı, elitist ve kendisini halkın üzerinde gören anlayışı tümüyle geride bırakarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde "Türkiye Yüzyılı"na adım attıklarını belirten Duran, Türkiye Yüzyılı'nın sivil, kapsayıcı, temel hak ve hürriyetlerin teminat altına alındığı, milli iradeye dayalı yeni bir toplumsal sözleşmenin yüzyılı olduğunu aktardı.

Bu kazanımların sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasa ile taçlandırılmasının Türkiye Yüzyılı'nın en önemli meselelerinden birisi olduğunu kaydeden Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifade ettiği gibi yeni anayasanın Türkiye için lüks değil, çok geç kalmış bir ihtiyaç olduğunu söyledi.

Duran, Türkiye Yüzyılı vizyonunun, kimsenin inancından, kökeninden veya yaşam tarzından dolayı ötekileştirilmediği, milletin her bir ferdinin birinci sınıf vatandaş, farklılıkları zenginlik olarak gören güçlü bir milli birlik ve beraberlik perspektifi olduğunu anlattı.

İletişim Başkanı Duran, "Bugün ülke olarak sahip olduğumuz özgürlük iklimini, bölgesel ve küresel düzlemde güçlü bir aktör oluşumuzu ne büyük bedellerle ne çetin mücadelelerle kazandığımızı asla unutmamamız gerekiyor. İletişim Başkanlığı olarak bizler de medyanın ve dijital platformların, geçmişin 'manşetle hükümet deviren', 'yalan haber ve dezenformasyonlarla toplum mühendisliğine kalkışan' karanlık dehlizlerine bir daha asla dönmemesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz." diye konuştu.

Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öncülüğünde İletişim Başkanlığı olarak bütün birimleriyle gece gündüz, hakikat cephesini güçlendirmek, yalanlara ve dezenformasyonlara karşı koymak için var güçleriyle çalıştıklarını belirtti.

Bu kapsamda 28 Şubat ve 15 Temmuz başta olmak üzere hain darbe girişimlerini unutmamak ve unutturmamak için yayınlar, sergiler, panel ve forumlar gibi birçok etkinlik düzenlediklerinin altını çizen Duran, "Geçmişi hatırlayan bu etkinlikleri bir intikam duygusu ile değil, benzer müdahalelerin tekrarını önleme sorumluluğuyla tertip ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Programa, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan da katıldı.

Eski BM denetçisi İsrail İran'da öğrenci dolu okulları bombalamasına isyan ettiEski BM denetçisi İsrail İran'da öğrenci dolu okulları bombalamasına isyan etti

İran saldırılarında hayatını kaybeden ABD askeri sayısı açıklandıİran saldırılarında hayatını kaybeden ABD askeri sayısı açıklandı

İran Katar'da 1.1 milyar dolarlık ABD radarını yerle bir ettiİran Katar'da 1.1 milyar dolarlık ABD radarını yerle bir etti

İran'ın yeni Savunma Bakanı belli olduİran'ın yeni Savunma Bakanı belli oldu

Bakan Uraloğlu açıkladı: 9 ülkeye uçuşlar iptal edildi!Bakan Uraloğlu açıkladı: 9 ülkeye uçuşlar iptal edildi!

İran saldırısı sonrası Yunanistan'dan GKRY hamlesiİran saldırısı sonrası Yunanistan'dan GKRY hamlesi

Netanyahu öldü mü, yaşıyor mu? İran duyurdu!Netanyahu öldü mü, yaşıyor mu? İran duyurdu!

Sigorta şirketleri İran ve Basra Körfezi'ndeki gemiler için sigortaları iptal ediyor!Sigorta şirketleri İran ve Basra Körfezi'ndeki gemiler için sigortaları iptal ediyor!

KAYNAK: AA
Ömer Faruk Aktaş Haber7.com - Editör
Haber 7 - Ömer Faruk Aktaş

Editör Hakkında

1991 yılında Bayburt’ta doğdu. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldu. 2016 yılında Anadolu Ajansı'nda stajını yaptı. Yeni Şafak ve Akşam Gazetesi'nde çalıştı. Nisan 2021'den bu yana Haber7.com'da ‘Gündem Editörü’ olarak görev yapmaktadır.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
ABD'den İran açıklaması: Operasyon bir süre daha devam edecek
İran saldırılarında hayatını kaybeden ABD askeri sayısı açıklandı