İslam Alimleri Vakfı'nın bölge toplantısı Diyarbakır'da gerçekleşti: İşte sonuç bildirgesi

İslam Alimleri Vakfı tarafından düzenlenen, “Ülkemizde Kardeşliğin, Ümmette Birliğin İnşasında Alimlerin Mesuliyeti” başlıklı bölge toplantısı, Diyarbakır’da yoğun katılımla gerçekleştirildi.

İslam Alimleri Vakfı'nın bölge toplantısı Diyarbakır'da gerçekleşti: İşte sonuç bildirgesi
İslam Alimleri Vakfı'nın bölge toplantısı Diyarbakır'da gerçekleşti: İşte sonuç bildirgesi
GİRİŞ 04.04.2026 18:01 GÜNCELLEME 04.04.2026 18:14

Akademisyenler, din âlimleri ve kanaat önderlerinin bir araya geldiği programda, ümmet bilincinin yeniden inşası ve toplumsal kardeşliğin güçlendirilmesi ana gündem maddesi oldu.

Program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Açılış konuşmalarında islam Alimler vakfı başkanı prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, Dr. M. Tayyip Elçi ve Abdülvahap Ekinci birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerken, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu da toplumsal huzurun sağlanmasında ilim insanlarının rolüne vurgu yaptı.

ÜMMETİN BİRLİĞİ ÖNÜNDEKİ ENGELLER TARTIŞILDI

Günün ilk oturumunda “Ümmetin Birliği: Sorunlar ve Çözümler” başlığı altında önemli tespitler yapıldı. Moderatörlüğünü Ali Karakaş’ın yürüttüğü oturumda, kavmiyetçilik, mezhep taassubu ve cemaat ayrışmaları gibi konular detaylı şekilde ele alındı. Konuşmacılar, bu sorunların ümmet bilincini zayıflattığını ifade ederek, çözümün ortak değerlerde buluşmaktan geçtiğini belirtti.

YENİ ANAYASA VE DEĞERLER GÜNDEMDEYDİ

İkinci oturumda ise “Kapsayıcı Anayasa: Kesrette Vahdet” konusu masaya yatırıldı. Adnan Memduhoğlu, Tahir Muratoğlu ve Hasan Tahsin Fendoğlu, İslam hukukunun anayasal sistemlerle ilişkisini değerlendirerek, günümüz şartlarında değer merkezli bir anayasa anlayışının gerekliliğini dile getirdi.

SONUÇ BİLDİRGESİ YAYIMLANDI

Toplantı sonrası "Ülkemizde kardeşliğin, ümmette birliğin inşasında alimlerin mesuliyeti" çalıştayı sonuç bildirgesi yayımlandı.

İSLAM ÜMMETİNE ÇAĞRI

Çalıştayın ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, İslam ümmeti içinde birlik, kardeşlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Bildirgede, etnik kimlik, mezhep ve cemaat farklılıklarının ayrışma değil zenginlik unsuru olduğu ifade edilirken, bu unsurların çatışma nedeni haline getirilmemesi gerektiği belirtildi.

İRAN HALKINA MEZHEP UYARISI

Açıklamada, Müslüman toplumların tarih boyunca dış müdahalelere karşı en zayıf noktasının iç ayrılıklar olduğuna dikkat çekilerek, kavmiyetçilik ve mezhep taassubuna karşı ortak duruş çağrısı yapıldı. Âlimlerin toplumsal birlik ve kardeşliği koruma konusunda aktif rol üstlenmesi gerektiği, dini dilin ise kapsayıcı ve birleştirici olması gerektiği kaydedildi.

Bildirgede ayrıca, gençlerin sahih dini bilgiyle buluşturulmasının önemine işaret edilerek, dışlayıcı yaklaşımlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi. Kardeşliğin sadece duygusal değil, adalet ve sorumluluk temelli bir ilişki olduğunun altı çizildi.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI

Sonuç metninde, farklı kesimlerin ortak paydada buluşmasının önemi vurgulanırken, yeni anayasanın da çoğulculuğu esas alan ve toplumsal birlikteliği koruyan bir anlayışla hazırlanması gerektiği belirtildi. “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” hedefinin desteklenmesi çağrısına da yer verildi.

Bildirgenin tamamı şöyle:

Yüce Allah’a hamd, Hz. Peygamber’e (sav.) âline, ashabına ve kıyamete kadar onun izinden giden müminlere salât ve selâm olsun.

İslam Âlimleri Vakfı tarafından 04 Nisan 2026 tarihinde Diyarbakır’da “Ülkemizde Kardeşliğin, Ümmette Birliğin İnşasında Âlimlerin Mesuliyeti” başlıklı bir çalıştay gerçekleştirilmiştir. Çalıştaya, bölge illerinden çok sayıda müderris ve akademisyen iştirak etmiştir.

Çalıştayda “Ümmetin Birliği: Sorunlar ve Çözümler” başlığı altında ümmet coğrafyasının içinden geçtiği fikrî, itikadî, sosyal ve siyasal kırılmalar geniş bir çerçevede ele alınmış; özellikle kavmiyetçilik, mezhep taassubu, meşrep ve cemaat taassubu gibi ayrıştırıcı hastalıkların Müslüman toplumlar üzerindeki yıkıcı etkileri müzakere edilerek çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Ayrıca “Kapsayıcı Anayasa: Kesrette Vahdet” başlığı altında muhtelif akademik sunumlar yapılmıştır.

Çalıştay sonucunda aşağıdaki hususlarda ortak kanaate varılmıştır:

  1. İslam ümmetinin bütün fertleri, ırk, renk, dil, bölge,  mezhep, meşrep ve grup aidiyetinden önce insanlıkta eş, imanda kardeştir. Bu farklılıklar Allah’ın birer ayeti olup ayrışmaya değil bilakis tanışmaya ve dayanışmaya vesile kılınmalıdır. Tarihte Yahudilerin Allah’a iftira ederek kendilerini Allah’ın seçkin kulları olarak üstün ırk görme inancına dayalı olan ırkçılık ve tefrika bugün bütün insanlık âleminin başına bela olan fitne kaynağı Siyonizm’i doğurmuştur.
  2. Etnik kimliği üstünlük sebebi görmek; Müslümanlar arasında kardeşlik hukukunu zedelemekte, ülkede birlik ve bütünlüğe zarar vermektedir.  Hiçbir etnik aidiyet, İslam’ın üzerinde ve önünde bir kimlik haline getirilemez.
  3. Tarihî tecrübe göstermiştir ki Müslümanlar savaş meydanlarında yenilemedikleri zaman, tefrika ile zayıflatılmış; ayrılık, dış müdahalenin en etkili vasıtası haline getirilmiştir. Bu bakımdan ümmet bünyesine enjekte edilen kavmî, mezhebî ve meşrebi kutuplaşmalar birer iç sorun olarak değil, dışarıdan beslenen fitne kaynakları olarak görülmelidir.
  4. Mezhep farklılığı, ilmi ve fikri bir zenginlik olup bir çatışma sebebi değildir. Asıl tehlike, mezhebi dinin önüne geçiren, kendi yorumunu mutlaklaştıran ve farklı içtihatları düşmanlık sebebi haline getiren taassup anlayışıdır. Mezhebi farklılıklar ümmetin ihtilafındaki rahmet olarak kabul edilmelidir.
  5. Meşrep ve cemaat taassubu, ümmet düşüncesini daraltan ve kardeşliği grup sınırlarına hapseden bir başka önemli problemdir. Kendi anlayışını dinin yerine ikame eden, grubunu ümmetten üstün gören, hakikati kendi çevresine hapseden anlayışlar birleştirici değil ayrıştırıcıdır. Tarikat, cemaat, vakıf, dernek ve benzeri yapılar; ümmete hizmet ettikleri ölçüde kıymetlidir.
  6. Âlimlerin en büyük mesuliyetlerinden biri, ümmeti parçalayan kavmiyet, mezhep ve meşrep taassubuna karşı ümmeti yeniden tevhit etrafında vahdete çağırmaktır. Âlim, sadece bilgi aktaran kişi değil; kardeşliği koruyan, gerilim anlarında hikmetle müdahale eden, toplumu ifrat ve tefritten sakındıran, hakikati şahıslar ve yapılar üstü bir ufukta dillendiren kimsedir. Âlimler bu misyona uygun bir duruşla sorumluluklarını yerine getirmelidir.
  7. Âlimlerin görev alanı yalnızca teorik rehberlikle sınırlı değildir. Bilakis âlimler; camilerde, medreselerde, ilahiyat fakültelerinde, sivil toplum yapılarında, dijital mecralarda ve toplumsal kriz alanlarında aktif bir ıslah ve inşa sorumluluğu üstlenmelidir. Hutbe, vaaz, ders, fetva, yayın ve sosyal medya dili; ayrıştırıcı değil kuşatıcı, tahkir edici değil tedavi edici, öfke üreten değil merhamet ve adalet inşa eden bir dil haline getirilmelidir.
  8. Âlimler, ümmetin dağınıklığını giderme, genç kuşakları sahih bilgiyle buluşturma, dini hurafeden ve istismardan koruma görevini öne almalıdır. Özellikle gençlerin dinden uzaklaşmasına sebep olan dışlayıcı ve yargılayıcı dil ve üslup yerine kapsayıcı, onarıcı ve rehberlikçi bir yaklaşım sergilemelidirler.
  9. Kardeşlik sadece duygusal bir bağ değildir. Karşılıklı hukuku, mesuliyeti ve fedakârlığı gerektiren bir ahlaki tutumdur. Müslümanlar arasında kalıcı kardeşlik ancak adalet, merhamet, istişare, emanet ve takva ilkeleri üzerine kurulabilir.
  10. Âlimler, cemaatler, kanaat önderleri, sivil yapılar ve ilmi kurumlar, birbirlerini rakip değil refik olarak görmeli; asgari müştereklerde buluşmayı başarmalı; ortak meselelerde ortak irade üretmeli; ümmetin yararını grup menfaatlerinin önüne koymalıdır.
  11. Yeni Anayasa’nın ülkedeki farklılıkların birlik içinde yaşamasını mümkün kılan ama aynı zamanda çeşitliliğin muhtemel ayrıştırıcı etkilerinden toplumu ve devleti koruyan “kesrette vahdet” anlayışına dayanmalıdır.
  12. Anayasa; çoğulcu, geniş tabanlı, farklı kimlik ve kültürlerin ortak paydasını, insan haklarını, insan ve toplum fıtratını; insani, ahlaki ve dini değerlerimize dayalı; “milli ve yerli” bir anayasa olmalıdır.
  13. Ülkenin birliği ve milletin beraberliği ümmetin istikbalini de teminat altına alan temel unsurlardan biridir. Bu bağlamda alimler ve İslami oluşumlar “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” vizyonunu desteklemeli ve çalışmalarında bu vizyona öncelik vermelidir.

 

Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör
Haber 7 - Ayşe Çolpan Tan

Editör Hakkında

1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.
YORUMLAR 18
  • Gültepeli Bjk 7 dakika önce Şikayet Et
    Devvlett vaarr Ordu varr askerr var Türkiye Cumhuriyeti hükümeti var
    Cevapla
  • HIDIR BUDUR 30 dakika önce Şikayet Et
    İlk ziyaretini ABD ye değil de İRAN'a yapan ERBAKAN SÕZLERİ ; " --Şimdi İran'la aramızdaki ihtilafları konuşma zamaňı değildir.Ortak yanlarımızı birleştirip, SİYONİZMİN DUNYADA KURDUĞU SÕMÜRÜ DÜZENİNİ YİKMA ZAMANİDİR."!!?
    Cevapla
  • GECE KARTALI 38 dakika önce Şikayet Et
    İranın mezhebi hak değil sapık mezhep o nedenle bunları islam işbirliği teşkilatından çıkarmanız lazım....bunların İslama vurduğu darbeyi kimse vurmadı
    Cevapla
  • Imamtorunu 51 dakika önce Şikayet Et
    Biz Asya münafiklarindan biktik. Karismayin ne yapiyorlarsa yapsınlar. Bekle ve gör.
    Cevapla
  • Abdullah Başeğmez 1 saat önce Şikayet Et
    Amerika ve İsrail zulmüne karşı bir olmalı ve silahlar hazirlamali
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Trump'ın "muz cumhuriyeti"! İran'ı taş devrine çevirmek isterken Ortaçağ'a geri döndüler!
'Asrın İhaneti' belgelendi: Belediye binasını 5 bine kiraladı, bir kısmını 150 bine verdi