Yugoslavya’dan Kapalıçarşı’ya ve özel jetlere: Kumova’nın servet hikâyesinde ENKA detayı
Odatv yazarı Hürrem Elmasçı, fon soruşturması kapsamında tutuklanan iş insanı Altunç Kumova'nın Yugoslavya'dan Kapalıçarşı'ya uzanan aile geçmişini, ENKA'nın kurucu ailesiyle kurduğu akrabalık bağlarını ve milyarlık servetinin hikâyesini kaleme aldı. Elmasçı, Kumova üzerinden servet, hırs ve tamahkârlık konularında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Odatv yazarı Hürrem Elmasçı, kamuoyunun gündemindeki fon soruşturmasının dikkat çeken isimlerinden Altunç Kumova'nın aile geçmişini ve iş dünyasındaki yükselişini köşesine taşıdı.
Kumova ailesinin Yugoslavya'dan Türkiye'ye göç ederek Kapalıçarşı'da başlayan ticaret serüvenini anlatan Elmasçı, ENKA'nın kurucusu Şarık Tara'nın ailesiyle kurulan akrabalık bağından milyonlarca dolarlık özel jetlere uzanan servet hikâyesini ele aldı. Elmasçı, yazısında "İhtiyacın bir sonu var, tamahın yok" ifadelerini kullanarak Kumova'nın hayat hikâyesi üzerinden zenginleşme hırsını sorguladı.
İŞTE HÜRREM ELMASÇI'NIN "FON MAGAZİNİ: YUGOSLAVYA’DAN GELEN İKİ AİLENİN HİKÂYESİ… KAPALIÇARŞI İLE ENKA’NIN YOLU KESİŞTİ… BİR TAMAHKÂR: ALTUNÇ KUMOVA" O YAZISI
Sevgili çocuklar, şu fon soruşturmasının rakamlarına baka baka başımız döndü. Milyarlar, şirketler, hisseler…
Biraz da insanların hayat hikâyesine bakalım istedim. Bazen bir bilanço, bir aile albümünün anlattığını anlatamıyor!
Mesela Altunç Kumova…
Avusturya Lisesi mezunu. Ardından Boğaziçi Üniversitesi İktisat… İsviçre’de finans tecrübesi… Altın, döviz, İstanbul Altın Borsası yönetimi, faktoring, yatırım şirketleri, holding, banka…
Eh, daha ne olsun! Oldu da…
Ve lakin çocuklar okumuşsunuzdur; bugün fon soruşturmasında tutuklu!
Benim merak ettiğim tam burada başlıyor: Bu kadar finans bilen insan nerede duracağını neden bilemedi?

BABA AZEM'İN ALTINLARI
Çocuklar, hayat hikayesini Altunç Bey’den değil, babası Azem Kumova’dan başlatmak gerekiyor.
Aile çevresinden aldığım bilgilere göre, Azem Bey, Yugoslavya’da tanınan Türk altın tüccarlarından...
1960’ların başında Türkiye’ye geliyor. Üstelik aile anlatısına göre gelişinde Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in girişimi var.
Sonrası Kapalıçarşı… Altın… Döviz… Ticaret…
Oğlu Altunç ise babasının dünyasına iyi okulların diplomasını ekliyor. Avusturya Lisesi, Boğaziçi, İsviçre…
Sonra dönüyor Kapalıçarşı’ya. Babanın altını, oğlun elinde finansal ürüne dönüşüyor.
Faktoring şirketleri geliyor, yatırım şirketleri geliyor, holding geliyor, banka geliyor… Servet büyüdükçe büyüyor.
Ama durun çocuklar, aile hikâyesinin çok daha ilginç bir tarafı var:
ÜSKÜP'TEN GELEN DİĞER AİLE
Bir tarafta Yugoslavya’dan gelen Kumovalar…
Diğer tarafta yine Yugoslavya coğrafyasından gelen Tara ailesi. ENKA’nın kurucusu Şarık Tara, 1930 Üsküp doğumlu.
Şarık Tara galiba 1941’de henüz çocuk iken Türkiye’nin Üsküp Konsolosu'nun özel aracıyla pasaportsuz ve kaçak olarak Türkiye’ye geliyor. Aile Türkiye’ye göç ediyor.
Şarık Tara, kız kardeşi Vildan’ın eşi Sadi Gülçelik ile 1957’de ENKA’yı kuruyor: Enişte-Kayınbirader/ ENKA…
Çocuklar bir aile Kapalıçarşı’da altınla yükseliyor.
Diğer aile şantiyelerde betonla, demirle büyüyor.
İki göçmen ailenin çocuklarının yolu yıllar sonra İstanbul’da kesişiyor. Nasıl mı? Aşk ve evlilik!
Altunç Kumova, Gülçelik’in ailesinden Nurdan Gülçelik ile evleniyor. Boşanmaları da baya olaylı oldu ama ben bunlara pek girmeyi sevmiyorum çocuklar.
Türkiye’nin iki büyük servet hikâyesi böylece aynı aile albümüne giriyor.
Bu evlilikten Emir Kumova ve Onur Kumova dünyaya geliyor. Ancak evlilik yürümüyor.
İddialara göre Altunç Bey, AktifBank’ta çalışan Ebru Kumova ile evleniyor. Bu evlilikten doğan oğluna ise babasının adını veriyor: Azem.
Yugoslavya’dan Türkiye’ye gelip Kapalıçarşı’da yeni hayat kuran dedenin adı üçüncü kuşakta yaşamaya devam ediyor.
Ebru Hanım da zamanla eşinin sahibi olduğu Destek Holding şirketlerinin yönetiminde yer alıyor.
Ayrıca Onur Kumova’nın adına da Destek Faktoring yönetim kayıtlarında rastlanıyor. Yani artık üçüncü kuşak da finans sahnesinde...
ALTINDAN ÖZEL JETE
Çocuklar, insanların serveti oldum olası ilgimi çekmez…
Biz Ankara’da böyle yetiştirilmedik. Bizim çocukluğumuzda, gençliğimizde zenginlik bugünkü gibi gösterilecek, anlatılacak, hele hele insanın gözüne sokulacak bir meziyet sayılmazdı. Parası olan parasından söz etmezdi; varlıklı aileler servetlerini biraz da mahremiyetleri gibi taşırdı.
Asıl zenginlik; görgüydü, tahsildi, sofra adabıydı, iyi kitaplar okumaktı, nasıl konuşacağını ve nerede susacağını bilmekti.
Belki eski kafalıyım çocuklar ama hâlâ öyle düşünürüm: Servetin en zarif hali, kendini göstermeye ihtiyaç duymayanıdır.
Son yarım asırdır gördüklerime inanmakta zorlanıyorum çocuklar, bu kadar kirliliği kim bulaştırdı herkese…
Bu yazıyı yazma sebebim inanın bu.
Mesela, yıl 2020.
Gazetede görmüştüm, Altunç Kumova, Challenger 605 model özel jet satın almıştı. Fiyat? 8,5 milyon dolar.
İnsan ister istemez aile albümünü başa sarıyor: Yugoslavya… Kapalıçarşı… Altın… Faktoring… Holding… Banka… Ve özel jet vs vs… Bir kuşağın ticaret serüveni ikinci kuşakta gökyüzüne kadar çıkıyor!
Üçüncü kuşağın uçaklarını teknelerini de görmedim değil…
Fakat çocuklar, finansın kötü huyudur: Çıkarken insana son katı söylemez… İnerken de hangi katta duracağını…
MİLYARLAR YETMEDİ
Yaşıyoruz, görüyoruz: Sonra fon soruşturması başladı.
Savcılık, Altunç Kumova’ya Destek Faktoring’in piyasa değerinin yaklaşık 15 milyar liradan 1,3 trilyon liraya yükselmesini sordu.
Kendisi yükselişi anormal bulduğunu söyledi; işlemlere müdahale etmediğini ve denetimin SPK’nın görevi olduğunu savundu.
Ardından TMSF süreci geldi. Elbette suçlu olup olmadığına mahkeme karar verecek.
Benim derdim başka… Yugoslavya’dan cebinde ticaret tecrübesiyle gelen baba… Kapalıçarşı… Boğaziçi… İsviçre…
ENKA ailesiyle evlilik… Üç oğul… Holding… Banka… Özel jetler yatlar, en lüks otomobiller…
İnsan daha ne ister? Galiba insanlık tarihi boyunca cevabı bulunamayan soru bu.
Aristo bile yüzyıllar önce servet edinme arzusunun sınırsızlaşabileceğini anlattı.
İhtiyacın bir sonu var, tamahın yok.
Baba Azem Kumova’nın oğluna-torunlarına bıraktığı asıl miras sadece altın değildi belki: Çalışarak servet kurmanın bilgisiydi. Ancak her kuşağın yeniden öğrenmesi gereken başka bir bilgi daha var:
Serveti kurmak bir ömür sürüyor. Altunç Kumova da Kapalıçarşı’dan çıktığı yolculukta öylesine büyük bir servete ulaştı ki artık adı Türkiye’nin en zengin iş insanları arasında anılıyordu. Banka, holding, yatırım şirketleri, milyonlarca dolarlık özel jet…
Daha ne kadar büyümek gerekiyordu?
Tamah işte burada başlıyor çocuklar: İnsan ne zaman “yeter” diyeceğini bilmezse, kazandıklarını da kaybetmeye başlıyor.
-
Kafkasyalı 50 dakika önce Şikayet EtAç gözü toprak doyurur demiş atalar.Ne derece doğruBeğen Toplam 2 beğeni
-
osman 51 dakika önce Şikayet Etyugoslavya diye ülke yok tabi sen sırp asıllı değilsen tabi... bosna ve kosova var bizim kardeşimiz onlar ayrı bağımsız ülkeBeğen Toplam 1 beğeni