Karacaahmet için acı tespit: Eski kitabeli mezar taşları neredeyse hiç kalmadı
Prof. Dr. Süleyman Berk İstanbul'da hazirelerin korunduğunu fakat Karacaahmet, Merkezefendi mezarlığı gibi birçok yerdeki mezarlıklarda kitabeli mezar taşlarının yok olduğunu, talan edildiğini aktardı.
Osmanlı yazı kültürünü tanıtmak ve paleografik okuma becerilerini geliştirmek amacıyla düzenlenen serinin üçüncü programı, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Berk'in yürüttüğü "Taş, Hat ve Zaman Arasında: Osmanlı Kitabelerini Keşfetmek" başlıklı kitabe okuma atölyesi oldu.
Osmanlı kitabeleri üzerinden kitabe okuma yöntemlerinin ele alındığı ve her yaştan katılımcıya açık atölyenin ilki, 19 Aralık'ta gerçekleştirilmişti. Atölyenin ikinci programında Berk, yaklaşık 40 yıl önce mezar taşlarındaki kitabeleri araştırmaya başladığını ve o zamanlar kimsenin bu konularla ilgilenmediğini söyledi.

"MEZAR TAŞLARINI TASNİF ETMEK ZOR"
Süleyman Berk, son 30 senedir de üniversitelerin ilahiyat fakülteleri ile Türk-İslam sanatları ve tarih ana bilim dallarının kitabeleri araştırdığını, daha sonra da bu araştırmaların sanat tarihi bölümüne sıçradığını belirtti.
"Zamanı Aşan Taşlar: Zeytinburnu'nun Tarihi Mezar Taşları" başlıklı bir çalışma hazırladığını dile getiren Berk, "Bu çalışma 10 yıl sürdü. Bir envanter çalışması çünkü mezar taşları kitabelerini tasnif etmek çok zor. Okumak çok zor bir şey. İzin alamıyorsunuz, taşlara dokunamıyorsunuz." dedi.
KARACAAHMET VE MERKEZEFENDİ MEZARLIĞI SİTEMİ
Prof. Dr. Berk, Türkiye'deki mezarlıkların bir kıyafet müzesi gibi olduğuna işaret ederek, İstanbul'da hazirelerin korunduğunu fakat Karacaahmet, Merkezefendi mezarlığı gibi birçok yerdeki mezarlıklarda kitabeli mezar taşlarının yok olduğunu, talan edildiğini aktardı.
Karacahmet'in İslam dünyasının en eski ve en büyük mezarlığı olduğuna fakat bugün eski kitabeli mezar taşlarının neredeyse hiç kalmadığına dikkati çeken Berk, "Eski mezarlıklarımız gerçekten belli bir zamana kadar özenle korunan, taşları üsluplu, güzel yapılan bir kültürün korunduğu bir yerdi. Fakat artık her şeyin gittiği gibi bu kültür de gitti." diye konuştu.
"TARİHİ ESERLER MİLLETİN TAPUSUDUR"
Atölyede sunum eşliğinde mezar taşları kitabelerini "başlık ve sembol", "serlevha", "kimlik", "dua" ve "tarih" maddelerine bölerek anlatan Berk, çalışmaları sonucu mezar taşlarında 250 çeşit serlevha tespit ettiği bilgisini verdi.
Berk, tarihi eserlerin bir milletin tapusu hükmünde olduğunu vurgulayarak, "Tarihi eserler bir milletin namusudur, şerefidir, bayrağı gibidir. Bu anlamda Yahya Kemal'in bir sözünü hatırlatırım, 'Kırık bir mezar taşına, kırk bohçaya sarılı sakal-ı şerif gibi sahip çıkmazsak, ne din kalır ne millet ne de memleket.' diyor. Bu çok önemli bir husus. Tabii artık durumlar 20 sene önceki gibi değil. İnsanlar biraz daha dikkat ediyorlar." ifadelerini kullandı.
EN GÜZEL ÖRNEKLER NEREDE?
Osmanlı'nın son döneminde mezar taşı kitabelerinin taş işçiliği bakımından çok önemli olduğunu söyleyen Berk, en güzel örneklerinin Çemberlitaş'taki II. Mahmud Türbesi, Süleymaniye Cami Haziresi, Çemberlitaş Atik Ali Paşa Cami Haziresi ve Eyüpsultan Mezarlığı'nda görülebileceğini sözlerine ekledi.
"Taş, Hat ve Zaman Arasında: Osmanlı Kitabelerini Keşfetmek" başlıklı kitabe okuma atölyesi, mayıs ayına kadar Rami Kütüphanesi'nde devam edecek.