Evlat Nöbeti Çalıştayı: Medya karartması, sistematik sansür ve toplumun azalan ilgisi

Medya Platformu ve MİSMED Sosyal Medya Derneği, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi'nin ev sahipliğinde "Evlat Nöbeti Aileleri: Sosyolojik Profil ve Ortak Protest Kimlikler" başlıklı panel düzenledi.

GİRİŞ 18.08.2022 16:37 GÜNCELLEME 18.08.2022 19:55
Bu Habere 32 Yorum Yapılmış
  • TYB İstanbul İl Başkanlığı, evlat nöbetiyle ilgili çok önemli bir panele ev sahipliği yaptı. 
  • Panelde konuşan TÜRGEV Başkanı Fatmanur Altun, medyada Diyarbakır annelerine ilişkin karartma kampanyası yapıldığını söyledi. 
  • Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli, uluslararası medya platformları ve arama motorlarının sistematik şekilde uyguladığı sansürü anlattı ve toplumda Diyarbakır anneleri hakkındaki haberlere duyulan ilginin azaldığına işaret etti.
  • Hürriyet Gazetesi Yazarı Nedim Şener, HDP'nin evlat nöbetindeki annelere diş geçiremediğini ve bu nöbetle "siyasi parti" vasfını kaybettiğini vurguladı.

Medya Platformu ve MİSMED Sosyal Medya Derneği, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi'nin ev sahipliğinde "Evlat Nöbeti Aileleri: Sosyolojik Profil ve Ortak Protest Kimlikler" başlıklı panel düzenledi.

Çalıştayda Diyarbakır'da terör örgütü PKK'nın dağa kaçırdığı evlatlarını almak için HDP il binası önünde nöbet tutan ailelerin "dirayetli duruşu" ele alındı.

25 konuşmacının söz aldığı panelde Diyarbakır annelerinin evlat acısı, feryadı ve yürekli direnişi dünya gündemine taşınmaya çalışıldı. Akademisyenler, gazeteciler, yazarlar, sanatçılar ve bölgede olaylara tanıklık edenler konuşma yaptı.

Çalıştaya AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, AK Parti 23. Dönem Milletvekili Abdurrahman Kurt, AK Parti MKYK Üyesi Orhan Miroğlu, TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Fatmanur Altun, Medya Platformu Başkanı Ahmet Durkaya, MİSMED Başkanı Ferdi Dinç, TYB İstanbul İl Başkanı ve Haber7 Yazarı Mahmut Bıyıklı, Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli, Haber7 Yazarı Mustafa Yürekli, Oyuncu Ahmet Yenilmez, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, Hürriyet Gazetesi Yazarı Nedim Şener, Yeni Birlik Gazetesi Yazarı Güngör Yavuzaslan, Daily Sabah Yazarı Tülay Demir Oktay ve çok sayıda kişi katıldı.

"HDP ÇOCUKLARIN DAĞA KAÇIRILDIĞI BİR İSTASYON, ANNELER BU İSTASYONU İMHA ETTİ"

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, “Bugün İstanbul’da Çalıştayımız var. Diyarbakır Annelerimizin haklı ve onurlu direnişinde hem sosyolojik hem akademik hem de medya ayağı olarak nasıl destek sağlayabiliriz. Bu işi hep beraber nasıl yürütebiliriz onu tartışmak için buradayız. Tabi bu tüm Türkiye’nin değeridir. İnşallah hep beraber Diyarbakır annelerimizin desteği ile beraber İçişleri Bakanımızın katkıları ile beraber tüm terör örgütlerini inşallah bu ülkeden söküp atacağız.

Tabi burada Diyarbakır annelerimizin haklı direnişi çok önemli notlar çıkardı. Bir tanesi de özellikle hiçbir HDP Milletvekili çocuğunun veya zengin çocuklarının dağda olmadığını tamamen garip ve gariban Doğu’da ki vatandaşlarımızın çocuklarının olduğu tespit edildi. Allah’a hamdolsun bu sayı hızla azalıyor. Çünkü Diyarbakır Annelerimiz sadece evlatlarını kurtarma değil, dağa çıkacak ve kaçacak çocukları da kurtarmak için bir direniş ve duruş sergiliyorlar. Biz de onlardan minnettarız. Türkiye terörle mücadele çok önemli 2 şey sağladı. Hem TSK, hem MİT hem de Emniyet güçlerimizin koordineli gayretleri ile beraber yerli ve milli unsurların kullanması yine siyasi güçlü iradenin terör örgütüne nefes aldırmaması. İkincisi ise Diyarbakır annelerimizin özellikle Kürt halkının bir eylemi bir direnişi ortaya çıktı. Dolayısıyla Diyarbakır anneleri şunu haykırdılar. Terör örgütü çocuklarımıza zulüm ediyor, bizim çocuklarımızın geleceğini çalıyor, bizim çocuklarımızı öldürüyor. Bu haykırışlarda şu gerçek ortaya çıktı. HDP çocukların dağa kaçırılmasında bir istasyon, Diyarbakır Anneleri bu istasyonu imha etti. Biz onlara minnettarız” şeklinde konuştu.

"BU MÜCADELEYİ DÜNYAYA DUYURACAĞIZ"

Çalıştayın kurul başkanlığını da üstlenen AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, annelerin mücadelesini dünyaya duyuracaklarını kaydetti:

“Diyarbakır Anneleri, ikiyüzlü Batı’nın desteklediği terör örgütüne karşı dimdik durarak evlatlarını HDP’den istedi. Diyarbakır annelerinin mücadelesini sosyolojik ve akademik olarak dünyaya duyurmamız gerekiyor. Olan garibanların çocuklarına oluyor. Biz burada bunu anlatmaya çalışıyoruz. Her konuda elimizden geleni yapacağız.”

Çalıştayın koordinatörü Doç. Dr. Adem Palabıyık ise 'Evlat Nöbeti Aileleri'nin kimlik üstü bir bağlama sahip olduğunu belirterek, "Evlat Nöbeti Aileleri planlanmış ve örgütlü bir hareket değil, doğal, kendi seyrinde devam eden ve spesifik olarak ortaya çıkarak, sonradan ulusallaşan bir harekettir. Evlat Nöbeti Aileleri kimlik üstü bir bağlama sahiptir. Hiçbir ailenin kendisini yalıtıcı bir kimlikle ifade etmediği, tam tersine bütünleştirici bir kimlik vurgusu yaptığı anlaşılmıştır" dedi.

"TOPLUMUN KODLARI MEDYA ARACILIĞIYLA DEĞİŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR"

Panelde konuşan Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Fatmanur Altun, medyanın devasa bir mekanizma olduğunu ve devasa bir sermayeyle çalıştığını belirterek, toplumun kodlarının medya aracılığıyla değiştirilmeye çalışıldığını, bunun inorganik bir müdahale olduğunu ve insanların zihinlerine müdahale edildiğini anlattı.

Diyarbakır anneleriyle ilgili birçok insanın yazdığına, sosyal medya kampanyaları yapılmaya çalışıldığına ancak bir karartma kampanyası da olduğuna işaret eden Altun, şöyle konuştu:

"Şunların haber değeri yok mu? Kürtçe konuşan anneler, Kürtleri temsil ettiğini iddia eden bir yapıyı tamamen dışlıyorlar ve onlara karşı bayrak açıyorlar. Bu aslında hikayesi olan bir şey. CNN'in gelip 9 saat burada da canlı yayın yapması gerekiyor ama yapmıyorlar. Gezi parkına gidiyor 9 saat canlı yayın yapıyor. Bu, 40 yıldır da suistimal ettikleri, akademilerine getirdikleri, konuştukları, tartıştıkları, konferanslar yaptıkları bir mesele olmasına rağmen bunu konuşmuyorlar. Amerikalı bir gazeteci, Diyarbakır anneleri ilk gündeme geldiği zaman bir tweet atmıştı. Sosyal medyama düşmüştü. Bir gördüm, şok oldum. 'Buraya da bir bakmak lazım, çok enteresan bir şey olabilir mi?' diyor, video linki veriyor. Hemen onu birine göndermek istedim, tekrar girdim video silinmiş. Burada hemen o müdahaleyi görebiliyorsunuz. 'Buraya bu tweeti atamazsın.' diyor.''

Dağa çıkarılan çocukların da haber değeri olduğunu vurgulayan Altun, "Mesela, sözde ikna edilerek, beyinleri yıkanarak işte propaganda yoluyla bir şekilde dağa kaldırılan çocukların hepsinin fakir çocuklar olması. Bu da haber değeri olan bir şey. Bas bas bağırıyor orada insanlar; 'Senin çocuğun Porsche'a biniyor. Avrupa'da tatillerde geziyor, orada okuyor, eğitim alıyor, benim çocuğum niye dağda?' Feryat ediyor baba, hiç duyan yok. Tamamen üç maymunu oynuyor medya. Aynı şekilde mesela kamplarda sözde eğitim adı altında tamamen ölmek ve öldürmek üzere programlanan ve ölüm makinesi haline dönüştürülen, insanlık dışı bir yaşama mahkum edilen çocuklar... Mağaralarda yaşıyorlar bu çocuklar. Tacize, tecavüze, inanılmaz suistimallere uğruyorlar. Bütün araştırmalar gösteriyor ki 8-9 yaşından başlayacak kadar küçük çocuklar bunlar. Bunun da mı haber değeri yok? Buna da mı bakmayacaksınız, bunu da mı görmeyeceksiniz?" ifadelerini kullandı.

Fatmanur Altun, "'Doğuda kadın güçsüz, eziliyor, suistimal ediliyor. Kadının hiçbir hak ve hukuku yok.' diye çok yaygın bir anlatı var. Diyarbakır anneleri kendi kişilikleri, kimlikleri ve sesleriyle bu anlatıyı imha ettiler" diyerek, ancak bunun görmezden gelindiğini, haber değerinin yok sayıldığını söyledi.

Ortada bir medya karartması olduğuna dikkati çeken Altun, "Medya karartmasının farkına vardıktan sonra ancak bir tık ileriye gidebiliriz. Biz ne yaparsak yapalım, en güzel, şahane, fantastik eylemi burada yapsak da medya bunu görmeyecek. O zaman ne yapacağız? Özel olarak medyaya reklam vereceğiz, bir şeyler yapacağız. Yani toplum olarak oradaki görülmeyen şeyi zorla göstereceğiz bu bir. İkincisi, enformel kanalları harekete geçirmek zorundayız. Nasıl 15 Temmuz'da interneti kapattılar, camilerden salalar vasıtasıyla haberleşildi. Hoparlör bizim oradaki enformel iletişim ağımızı kurdu. Artık sosyal medyaya ve bu konvansiyonel medyaya güvenemeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

"KURULAN SİSTEMLE HABERLER ENGELLENİYOR"

Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli ise, Fatmanur Altun'un dile getirdiği gibi medya karartması olduğunu söyledi. Ateşli, Diyarbakır anneleriyle ilgili içeriklerin engellendiğini vurgulayarak şu değerlendirmeleri yaptı:

"Bir tarafta evet medyanın ihmali var ama diğer tarafta birileri tarafından karartma var. Arama motorlarına düşüyor bu içerikler. Algoritmalar sayesinde bu içeriklerin çok az görünmesi sağlanıyor. Nasıl LGBT içerikleri, İsrail meselesindeki içerikler görünmüyorsa bunların da görünmemesini sağlıyorlar. Sosyal medyada paylaşım yapıldığında engelleniyor ya da ihtar gönderiliyor. Veya çeşitli teyit mekanizmalarıyla, ‘bu içerik gerçeği yansıtmamaktadır’ uyarıları gönderiliyor. Çok net bir şekilde sistem kurmuşlar aslında."

"TOPLUMUN İLGİ GÖSTERMEMESİ MESELENİN DAHA ACI TARAFI"

Toplumda da Diyarbakır annelerine ilişkin haberlere ilginin az olduğuna dikkati çeken Ateşli, "Mesela dün Haber7’de manşetten yaptığımız derleme haber 15 saatte sadece 6 bin 500 okundu. Çok küçük bir rakam. Aynı süre manşette kalan haberlerimizin ortalama okunmaları 40-50 bin. Mukayese edersek gerçekten çok korkunç bir rakam. Medya belki ilgi göstermiyor ama toplumun ilgi göstermemesi meselenin daha acı bir tarafı diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. 

"HİKAYE ANLATMAKTA ZORLUK ÇEKİYORUZ"

"Maalesef biz muhafazakar, devletini seven insanlar hikaye anlatmakta zorluk çekiyoruz" değerlendirmesini yapan Ateşli şunları söyledi: 

"Bir tane sanatçı müsveddesi ‘gerilla annesini oynamak istiyorum’ diyor. Bana ne, oynarsan oyna. Ama buna toplum olarak biz dersini vermedik. Bu kadın ondan sonra çıktı onlarca dizide filmde oynadı. Topluma rol model oldu. Geçtiğimiz hafta sahneye çırılçıplak çıkan sanatçıya gerekli dersi veremedik. Biz sustuğumuz zaman bunlara maruz kalmaya devam edeceğiz.

Diyarbakır anneleriyle üretilen haber sayısı, bahsettiğim sanatçı müsveddeleri hakkında çıkan haber sayısıyla mukayese bile edilemez. Diyarbakır anneleri hakkında 3 yılda, bunlar hakkında bir yılda üretilen haber sayısının yüzde 1’i kadar bile haber üretilmedi. Bu rakamlarla meseleye bakmak lazım.

Yazar çizer tayfası, sanatçı tayfasının bu meseleye sahip çıkması lazım. Diyarbakır anneleri HDP önüne oturduğu zaman üç beş sanatçı oraya gittiler. O gün bu gündür oralara giden, arayan soran yok. Artık bu meseleyi daha çok gündemde tutmak gerektiğini düşünüyorum."

"BU BİR DEVRİM"

Diyarbakır annelerinin cesaretinin büyük bir devrim olduğunu vurgulayan eski milletvekili Orhan Miroğlu ise “Bölgede korku hakimdi, insanlar konuşamıyordu. Çözüm süreci ve Cumhurbaşkanı’mızın desteğiyle bölgede büyük değişiklikler oldu. Diyarbakır Anneleri’ni sivil olarak ayaklanan ilk eylemlerden biri olarak görüyorum. Kimseden destek almadan evlatlarını HDP’den isteyen anneler Kürtlerin sesi oldu. Aydınlarımızı, sanatçılarımızı bu annelerimizi savunmaya davet ediyoruz. Bu ülke hepimizin. ‘Yaşasın Türkiye’ demenin tam vaktidir” dedi.

SİVİL DİRENİŞ

20 yıllık süre içinde Diyarbakır’ın zenginleştiğini, insanların yaşam kalitesinin arttığını kaydeden Miroğlu, şöyle konuştu:

“Bununla birlikte insanlar her şeyin farkına vardı. Diyarbakır annelerinin cesaretiyle de bölgede PKK’ya karşı sivil bir direniş oluştu. AK Parti iktidarından sonra Kürt vatandaşlarımız ve PKK arasındaki ayrım net şekilde çizildi. HDP’yi yöneten elitlerin çocukları yurt dışında en iyi yerlerde eğitim gördü. Bu sorgulandı ve Diyarbakır annelerinin önünü açtı.”

"HDP'DEN HİÇ KİMSE DİŞ GEÇİREMEDİ"

Evlat nöbetinin Hacire Ana'nın direnişiyle başladığını hatırlatan Hürriyet Gazetesi Yazarı Nedim Şener, HDP'nin karşı karşıya kaldığı çaresizliği şu sözlerle özetledi: 

"Sonunda kadınlar başardı. Hacire Ana geldi. Evinden çıktı terliğiyle, HDP önünde oturdu. HDP’den hiç kimse diş geçiremedi. Meclis’te yemin ediyorlar. Şeref yoksunları çıkar çıkmaz yeminini bozup Öcalan’a özgürlük diye bağırıp bölücülük yapıyorlar ama bir kadına diş geçiremediler. Bugün 300’den fazla aile umut oldu. Diyarbakır anneleri bize çok büyük umut oldu. Bu başarı değil mi? Bu morali veren kim? Diyarbakır anneleri.

Asıl önemlisi: HDP’nin üzerindeki insan hakları, demokrasi, siyasi parti olma vasfını indirdi. Muhalif gazeteciyim deyip PKK’ya terör örgütü diyemeyenler var. Dünyanın her yerinde terörist tanımlamasına tam uyan PKK, Türkiye’de gazeteciler tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıyor. Bu adamın gazeteci olma hakkı yoktur? Hukuken hiçbir şey söyleme hakkı yoktur. HDP o yüzden bir parti değildir."

"DİYARBAKIR ANNELERİNDEN ÖDLERİ KOPUYOR"

Daily Sabah yazarı Tülay Demir Oktay da Diyarbakır annelerinin terör örgütü PKK'nın oyununu bozduğunu, hiç kimsenin bunu beklemediğini ifade etti.

"Annemin Sesi" kitabını yazmak için önce Diyarbakır anneleriyle röportajlar yaptığını, sonra da terör örgütünden kaçan gençlerle bir araya geldiğini anlatan Oktay, şunları kaydetti:

"Gençlerle konuştuğumda ilk sorum şuydu; 'Neden, nasıl gittiniz?' Gençlerden gelen cevap, yüzde 99,9 'HDP Gençlik Kolları tarafından götürüldüm.' oldu. 'Niçin gittiniz, bir dava peşinde misiniz?' diye sorduğumda da 'Bir davamız falan yok. Evde sıkılıyordum oraya saz kursuna gittim. Orada toplantılara katıldık. Sosyal sorumluluk projeleri yapmaya başladık.' Hatta bir genç şunu anlattı; 'Hava kirliliği için çalışmaya başlamıştım.' dedi. Bir tank fabrikasından dolayı hava kirliliği yaşanıyormuş. Sonra zaman içerisinde onlar sizin güveninizi kazandıktan sonra daha farklı işlemeye başlıyorlar. 'Siz daha önemli yerlere gelebilirsiniz, daha büyük işler başarabilirsiniz.' gibi gençlerin zayıflıklarını kullanarak götürmüşler."

Terör örgütü PKK tarafından dağa çıkarılan bir gencin, annesinin Diyarbakır annelerinin eylemine katıldığını gördükten sonra bir video gönderdiğini aktaran Oktay, "Diyor ki 'Anne sen orada oturduğun için senden çok utanıyorum. Bir an evvel kalk eve git.' Mustafa Biçer'e bunu sordum; 'Sen buradan bir video çektin ve yayınladın, o videoyu niye çektin?' Çocuk dedi ki 'Silah zoruyla bize o videoları çektiriyorlar. Baskı, şantaj yapıyorlar.' Mustafa döndüğünde de zaten aslında terörün tamamen beli kırıldı. Oradaki gençler, Diyarbakır annelerine diyorlar ki 'Sizden korktukları kadar kimseden korkmuyorlar.' Yani Diyarbakır annelerinden ödleri kopuyor." diye konuştu.

"KANDİL'İN TERÖR SOSYOLOJİSİNİ BOZDU"

Gazeteci Güngör Yavuzaslan da HDP İl Başkanlığı önündeki oturma eylemine katılan annelerin ve dağdan kurtarılan gençlerin sayısının günden güne arttığına dikkati çekti.

Yavuzaslan, 300 ailenin mücadelesine devam ettiğini kaydederek, "Diyarbakır anneleri dediğimiz, 'vicdan hareketi' olarak adlandırdığımız bu bir başkaldırıdır. Evlatlarını kaybeden annelerin bir vicdan hareketidir. Ama ne oldu? Gezi parkındaki kırmızı elbiseli kadın kadar gündem olmadılar. Biz bunu uluslararası mecraya taşıyamadık, Batılı annelere anlatamadık, duyuramadık." şeklinde konuştu.

Türk medyasında "anı yakalayamama" hastalığı olduğunu, bunun aşılması gerektiğini belirten Yavuzaslan, "Biz 'Diyarbakır anneleri' diyoruz ama babalar da var. Bu bir aile işi. Ve gerçekten Kandil'in terör sosyolojisini bozdu bu iş. Ama bizim medya olarak çıkarmamız gereken çok dersler var." dedi.

Çalıştaydaki oturumlarda; "Yeni Toplumsal Hareketin Yeni Öznesi: Evlat Nöbeti Aileleri", "Evlat Nöbetindeki Aileler: Toplumsal Beklentiler ve Duygusal Emek", "Evlat Nöbetindeki Aileler ve Medya Sosyolojisi", "Evlat Nöbetindeki Aileler: Aidiyet, İnanç ve Mücadele", "Evlat Nöbetindeki Aileler ve Sivil Direnişleri: İletişim ve Terörizmin Sosyolojisi" başlıklı konular, uzmanlar tarafından sosyolojik açıdan değerlendirildi.

Çalıştayın sonuç bildirgesi, yarın Diyarbakır'daki Kurşunlu Camisi önünde kamuoyuyla paylaşılacak.

KAYNAK: HABER7
İbrahim Can Haber7.com - Güncel/Siyaset Sorumlu Editörü
Haber 7 - İbrahim Can
YORUMLAR 32
  • Galip 1 ay önce Şikayet Et
    maalesef biz böyleyiz. Taktikle önce bizi ezerler sonra sırtımızdaki yükü biraz kaldırıp o azabı kabullenmemizi sağlarlar. Sonrada onlar istediğini almış olarak yollarına devam ederler.
    Cevapla
  • Mehmet Ali 1 ay önce Şikayet Et
    Geç kalınmış ama çok değerli bir hareket. Umarım arkası sürekli olarak devam eder.
    Cevapla
  • Türk 1 ay önce Şikayet Et
    Bu insanlara destek verilmezse terör yeniden hortlar...
    Cevapla
  • Mehmet 1 ay önce Şikayet Et
    Rabbim bizlere birlik beraberlik versin
    Cevapla
  • Mustafa 1 ay önce Şikayet Et
    Mazlumla Allah arasında perde olmaz bu eli öpülesi analara karşı hainlik eden istiar eden iflah olmaz
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
AK Parti'den 84 milyona çağrı! Tarihe atılmış imza olacak...Herkes ekran başına
Bir günde 1 trilyon 421 milyar liralık işlem: Borsada manipülasyon patladı