Kurtulmuş'tan yeni dünya çağrısı: 'Eski dünyada ne varsa altüst oluyor, hepsi yıkılıyor'

Kurtulmuş, İstanbul Üniversitesi Ödülleri 2026 töreninde konuştu. Terörsüz bir Türkiye için atılan adımların önemine değinen Kurtulmuş, üniversitelerin küresel sorunlara karşı hikmet ve irfanla çözüm üretmesi gerektiğini vurguladı.

GİRİŞ 12.05.2026 16:39 GÜNCELLEME 12.05.2026 17:09

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporuna ilişkin, “Ümit ederim ki bu raporda ortaya konulan yol haritasının gereği olan adımlar atılır ve Türkiye'de artık terör tamamen geride kalır ve Türkiye kendi gelişme istikametinde hızlı adımlarla yoluna devam eder.” dedi.

"TERÖRÜ TAMAMEN GERİDE BIRAKACAĞIZ"

Kurtulmuş, Ord. Prof. Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonu'nda düzenlenen İstanbul Üniversitesi Ödülleri 2026 programındaki konuşmasına başlarken, hayatının önemli bir kısmının geçtiği İstanbul Üniversitesi çatısı altında öğrencilerle ve öğretim üyeleriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.

Kendisine takdim edilen İstanbul Üniversitesi Onur Ödülü dolayısıyla teşekkür eden Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları dolayısıyla bu ödüle layık görülmüş olmasının fevkalade büyük bir onur vesilesi olduğunu belirtti.

Cumhuriyetin ilk asrının en önemli sorunu olan, Türkiye'deki terör meselesinin ortadan kaldırılması, tam manasıyla barışın, kardeşliğin, dayanışmanın temin edilmesi ve Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilerek Türkiye'de artık terör meselesinin tamamen raflara kaldırılarak yok edilmesi konusunda önemli bir siyasi kararlılığı TBMM’nin ortaya koyduğunu ifade eden Kurtulmuş, “21 toplantı sonunda ortak bir metin oluşturularak bu konuda sadece bir Türkiye deneyimi değil bir Türkiye modeli, dünyadaki çatışma çözümleri bakımından ortaya konulmuştur. Bu çerçevede bu komisyon çalışmalarında emeği olan bütün arkadaşlarımıza teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

Komisyon toplantıları boyunca üniversitelerden, sivil toplum kuruluşlarından, Türkiye'nin farklı bölgelerinden insanların gelerek bu sorunun nasıl çözülebileceğine ilişkin fikirlerini dile getirdiğini ve büyük bir olgunlukla bu konunun tartışılarak sonunda bütün siyasi partilerin ittifakla kabul ettiği bir raporun benimsendiğini belirten Kurtulmuş, “Ümit ederim ki bu raporda ortaya konulan yol haritasının gereği olan adımlar atılır ve Türkiye'de artık terör tamamen geride kalır ve Türkiye kendi gelişme istikametinde hızlı adımlarla yoluna devam eder. Bundan dolayı da üniversitenin ödül tespit komisyonuna teşekkürlerimi ifade istiyorum.” ifadesini kullandı.

"ESKİ DÜNYAYA AİT NE VARSA HEPSİ ALTÜST OLUYOR"

İstanbul’un tarihi mirasının en önemli yansımalarından birisinin İstanbul Üniversitesi olduğunu anımsatan Kurtulmuş, bu üniversitenin Darülfünun'dan bugüne kadar hem Osmanlı'nın birikimini hem cumhuriyetin birikimini getirdiğini ve Türkiye'nin kalkınmasının, güçlenmesinin sembol eğitim kurumlarından birisi olduğunu söyledi. Kurtulmuş, İstanbul Üniversitesi'nin bu noktaya gelmesinde büyük emekleri olan herkese şükranlarını dile getirdi.

Dünyada bilimsel hayattan askeri gerilimlere, savaşlardan, çatışmalardan göç krizlerine, çevre tahribatından büyük iklim felaketlerine kadar insanoğlunun nadir görülür şekilde bir arada yaşadığı büyük altüst oluşların yaşandığına işaret eden Kurtulmuş, “Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Eski dünyaya ait ne varsa hepsi altüst oluyor, hepsi yıkılıyor ama yerine henüz yeni bir dünya sisteminin kurulamamasının verdiği büyük sancıları da yaşıyoruz. Yani yeni bir doğum sancısını hep beraber 8 milyar insanlık olarak yaşıyoruz. Dolayısıyla artık bundan sonraki döneme ilişkin sözler, alelusul, şimdiye kadar alıştığımız, bildiğimiz ezberler üzerinden asla değerlendirilemez, konuşulamaz, anlaşılamaz ve anlatılamaz. Dolayısıyla bu yeni dönemin şartlarını bilen, bu yeni dönemin şartlarına hazırlıklı olan ve bunlara çözüm üreten bir perspektifle yolumuza devam etme mecburiyetimiz var.” şeklinde konuştu.

"İLİM SADECE KİTABİ BİLGİDEN İBARET DEĞİLDİR"

Kurtulmuş, üniversitelerin iki alanda önemli görevlerinin bulunduğunun altını çizerek şöyle konuştu:

“Bunlardan birisi hiç şüphesiz bilim alanında uluslararası alandaki rekabette öne geçebilmektir. Ama en az bunun kadar önemli olan husus şimdiye kadar söylenilmeyen, konuşulmayan ve düşünülmeyen konuları düşünerek buralarda özgün fikirleri üretmek ve dünyaya bunları takdim edebilmektir. Bu çerçevede üzerimize büyük bir sorumluluk düştüğünün bilincindeyiz. Çünkü bizde ilim sadece kitabi bilgiden ibaret değildir.

Darülfunun’dan bugüne kadar getirdiği İstanbul Üniversitesi'nin bu kadar farklı fakülteleriyle birlikte eğer bana deseniz ki bir cümle İstanbul Üniversitesi'nin bilimsel mirasını özetleyin; derim ki Bizim medeniyetimizde ilim sadece kitabi bilgiden ibaret değildir. İlim üç mertebeli bir hiyerarşiye sahiptir. Birisi bilmek yani ilim; nesneleri, kainatı, insanı, yaratılanları bilmektir. İkincisi hikmettir. Bu bilgiyi insanların hayrına olacak şekilde anlatabilmektir. Üçüncüsü ise irfandır. İrfan, görünenle yani maddi olanla manevi olan arasındaki bağı kurabilmektir. Bizim bütün ilim geleneğimizin orta yeri budur. Biyoloji alimlerimiz de sosyoloji alimlerimiz de bu çizgide çalışmıştır. Doktorlarımız da hukukçularımız da aynı çizgi içerisinde bilimsel hayatı güçlendirmeye gayret etmiştir. İşte bugün dünyanın da en önemli eksikliği, bilginin eksikliği değil, hikmet ve irfanın eksikliği hatta yok olmuş olmasıdır. Dolayısıyla diyoruz ki bilimsel rekabetin üstünde esas ortaya koyabilmemiz gereken şey ilimle, hikmetle irfanı yoğurmak ve bunun içerisinden insanoğlunun hayrına olabilecek sonuçları doğurabilmektir.”

Yapay zekanın bu kadar geliştiği, yapay zeka vasıtasıyla onlarca öğretim üyesinin ürettiği bilimsel sonuçlardan daha fazlasının üretilebildiği bir çağda kuru bilginin tek başına bir önemi olmadığını belirten Kurtulmuş, kitabi bilginin mutlaka hikmetle, irfanla yoğrulması gerektiğini vurguladı.

"MESELE İRFANI, İNSAFI OLMAMAKTIR"

Bugünkü dünyada, bu kadar çok soykırım yapanların bilimsel olarak dünyanın en ileri görülen ülkeleri olduğunun herkesçe bilindiğini de anımsatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Dünyanın iklim felaketine sürüklenmesinin baş mimarlarının üniversitelerinin laboratuvarlarında, nice büyük deneyleri yaptığının ve nice büyük bilimsel buluşları öne koyduklarının farkındayız. Dünyanın birçok yerinde ısıya ayarlı ve insan gölgesini takip eden gelişmiş silahları üretenlerin ve bunlar vasıtasıyla dünyayı bir silahlı cehenneme çevirenlerin de çok büyük bilimsel çalışmaların öncülüklerini yaptığını biliyoruz. Mesele bunlara sahip olmamak değil, bunları insani değerler çerçevesinde ortaya koyamamaktır. Mesele topu tüfeği olmamak değil, mesele irfanı, insafı olmamaktır. Mesele hukuk fakültelerinde kanunları yazan hocaların olmaması değil, adaletin eksik kalmış olmasıdır. Bütün bunları ortaya koyduğumuz zaman hiç şüphesiz çok büyük bir ödeve sahip olduğumuzu, çok büyük bir tarihsel sorumluluğun içerisinde olduğumuzu biliyoruz.”

Başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere, köklü eğitim kurumlarına çok büyük sorumluluklar düştüğünün altını çizen Kurtulmuş, “Artık bilimsel makalelerimizi, bilimsel başarılarımızı, bilim hayatının içinden gelen birisi olarak söylüyorum, ürettiğimiz makale sayılarıyla, tefrişattan geçirdiğimiz öğrenci sayılarıyla, binalarımızın metrekare hesaplarıyla ifade edemeyiz. Bilimsel başarılarımızı, dünyanın geleceği için ortaya koyduğumuz özgün sözlerle ve özgün projelerle ifade ederek ortaya koyabiliriz. Onun için çok büyük sorumluluklar düşüyor. Hele büyük kurumlarda görev yapmak, büyük sorumlulukları ortaya koymaktadır.” diye konuştu.

"İNSAN ONURUNU MERKEZE KOYAN BİLİMSEL HAYSİYET"

İstanbul Üniversitesi'nin bundan sonraki çalışma mesaisinde üç temel konuyu odak noktasına alması gerektiği kanaatinde olduğuna dikkati çeken TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunlardan birincisi, insan onurunu merkeze koyan bilimsel haysiyet. Bundan asla taviz vermeden, güçlü bir şekilde yolumuza devam etmemiz lazım. İkincisi, ilim mutlaka toplumsal faydayı büyütmek için ortaya konulmalıdır. Halktan kopuk, insanların geleceğine bir şey söylemeyen ve insanların sorunlarını çözme perspektifinden uzak bilimsel gelişmelerin de toplumsal fayda sağlamayacağı açıktır. Mutlaka bilimsel çalışmalarımız toplumsal faydayı sağlamalı ve güçlendirmelidir. Üçüncüsü ise küresel sorunlara karşı duyarlı bir şekilde olmak ve küresel sorunların çözümüne küresel cevaplar hazırlama becerisine ve kapasitesine sahip olmak. İstanbul Üniversitemizin ve bütün iddialı üniversitelerimizin bu üç temel konuyu bilimsel çalışmaların odağına alması gerektiği kanaatindeyim.”

Kurtulmuş, dünyanın bundan sonraki döneminde her alanda sözü güçlü, gücü tesirli olan bir Türkiye'yi hep beraber oluşturacaklarını, üniversitelerin bu hedefte en etkin merkezlerden birisi olacağının aşikar olduğunu belirtti.

Kurtulmuş, İstanbul Üniversitesi'nin Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde ve Osmanlı'nın modernleşmesinde öncü rol üstlendiğini belirterek, üniversitenin, bundan sonraki süreçte de dünyada yeni bir çözümün, yeni bir paradigmanın, yeni bir çıkışın ortaya konulmasında her alanda öncülük yapacak güce, kuvvete, kudrete ve birikime sahip olduğunu kaydetti.

Üniversitenin akademik birikimine dikkati çeken Kurtulmuş, öğretim üyeleri ve öğrencilere başarılar diledi.

Ödül alan akademisyen, öğrenci ve proje sahiplerini de tebrik eden Kurtulmuş, konuşmasını, “2053 perspektifi içerisinde İstanbul Üniversitesi'nin ortaya koyduğu bu ödüllerin uzun yıllar boyunca devam etmesini, uzun yıllar boyunca başarıyla sürdürülmesini temenni ediyor, hepinizi en kalbi, en içten selam ve sevgilerimle selamlıyorum.” sözleriyle noktaladı.

ÖDÜL TÖRENİ

Kurtulmuş’un konuşmasının ardından ödül törenine geçildi.

İstanbul Üniversitesi mezunu bir akademisyen olan TBMM Başkanı Kurtulmuş’a, Terörsüz Türkiye hedefiyle TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na başkanlık ederek toplumsal barışın tesisi, kardeşlik hukukunun tahkimi ve milli birliğin demokratik bir zeminde güçlendirilmesi sürecine en yüksek seviyede stratejik katkı sunması dolayısıyla İstanbul Üniversitesi Onur Ödülü takdim edildi.

Ödülü, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar takdim etti.

Kurtulmuş, törende Prof. Dr. Nilgün Lütfiye Karalı’ya Disiplinler Arası Araştırma ve İş Birliği Ödülü’nü verdi.

İstanbul Valisi Davut Gül, üniversitenin yönetimi, akademisyenler ve öğrenciler katıldığı töreninde açılışında sanatçı Ferhat Göçer sahne aldı.

İstanbul Üniversitesi Ödülleri 2026’da biri öncelikli ve özel nitelikte olan İstanbul Üniversitesi Onur Ödülü olmak üzere 6 ana kategoride toplam 26 ödül ve belge takdim edildi.

Ahmet Aydemir Haber7.com - Muhabir
Haber 7 - Ahmet Aydemir

Editör Hakkında

İstanbul Üniversitesi, “Gazetecilik” bölümünden mezun oldu. Gündem, siyaset, yaşam, magazin, spor ve SEO editörlüğü yaptı. Meslek hayatına Ocak 2024’ten beri Haber7’de devam ediyor.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
CHP’ye yakın gazeteci, 'Türkiye’nin en kirli belediyesi' diyerek vurgunu açıkladı
ABD’den yeni Grönland hamlesi! Gizli askeri üs planı ortaya çıktı