Türkiye'den KKTC çıkışı: Dünya artık kabul etmelidir!

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Anavatan ve garantör Türkiye, Kıbrıs Türkü'nün özgür, onurlu ve güvenli biçimde yaşaması için KKTC'nin yanında olmaya devam edecektir"

GİRİŞ 20.07.2026 21:01 GÜNCELLEME 20.07.2026 21:02

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni'nde yaptığı konuşmada, bayramı en içten dilekleriyle kutladığını dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, hükümetin ve Türk milletinin selam ve tebriklerini iletti.

Kıbrıs Türk halkının hürriyet mücadelesi için canlarını feda eden aziz şehitleri, Mehmetçik ve mücahitleri rahmet ve minnetle yad eden Yılmaz, gazilere hayırlı, uzun ömürler diledi ve şükranlarını sundu.

Yılmaz, Kıbrıs Barış Harekatı'nın icrasında yüksek sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı merhum Necmettin Erbakan'ı, merhum Alparslan Türkeş'i ve emeği geçen diğer tüm devlet ricalini rahmet ve minnetle yad ettiğini belirterek, merhum Dr. Fazıl Küçük ve KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş'ı da hürmetle andığını söyledi.

Onların öncülük ettiği varoluş mücadelesinin, 20 Temmuz 1974'te Türkiye'nin kararlı müdahalesiyle taçlandığını ve tam bir zafere ulaşıldığının altını çizen Yılmaz, Türkiye'nin, Kıbrıs Barış Harekatı'yla, 1960 Garanti Antlaşması'nın garantörlere yüklediği tarihi, hukuki ve insani sorumluluğu yerine getirdiğini ifade etti.

Yaptıkları antlaşmalar ile Kıbrıs Türk halkını Anavatanın garantisine kavuşturmada büyük emeği olan şehit Başbakan merhum Adnan Menderes ve merhum Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'yu da rahmet ve şükranla yad eden Yılmaz, bu harekatla Kıbrıs Türkünün 1963-1974 yılları arasında yaşadığı 11 yıllık zulüm ve çile dolu dönemin sona erdiğini, Kıbrıs Türklerinin kendi vatanlarında huzur ve güven içinde yaşayabileceği şartların tesis edildiğini kaydetti.

"TÜRKİYE KKTC'NİN YANINDA OLMUŞTUR VE YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEKTİR"

Yılmaz, Barış Harekatı'nın üzerinden geçen 52 yılın, Türkiye'nin müdahalesinin haklılığını ve garantörlüğünün Kıbrıs’ın huzuru açısından taşıdığı önemi açıkça ortaya koyduğunu vurgulayarak, TSK'nin varlığının Ada'da yarım asrı aşan barış ve istikrarı oluşturduğunu, bu zeminde tüm Ada'nın kalkınma ve demokrasi yolunda ilerlediğini bildirdi.

Siyasi eşitlik temelinde kurulan ortaklık düzenini bozan ve iki halk arasına düşmanlık tohumları eken tarafın hiçbir zaman Kıbrıs Türkleri olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

"Kıbrıs Türkünü ortadan kaldırarak Ada'nın tamamına hakim olmayı amaçlayan girişimler Barış Harekatı'yla engellenmiştir. Buna karşılık, bölgemizde yaşanan son dönemdeki gerilimleri fırsata çevirerek Kıbrıs'ı yeni askeri oluşumların parçası haline getirmek isteyen çevrelerin faaliyetlerini son derece yakından ve dikkatli bir şekilde izlediğimizi buradan ifade etmek isterim. Rum lobisinin Avrupa kurumlarını istismar ederek yürüttüğü dezenformasyon girişimlerini de bir kez daha kınıyor ve yok hükmünde gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Dün silah zoruyla yapamadıklarını bugün Doğu Akdeniz'de kurulan ittifaklar ve tarihi gerçekleri ters yüz etmeye yönelik dezenformasyon girişimleri üzerinden gerçekleştirebileceklerini sananlar büyük bir yanılgı içerisindedirler.

Kıbrıs’ın bölgesel rekabetlerin merkezine çekilmesi, taraflardan hiçbirine güvenlik sağlamayacak, yıllardır korunan istikrarı tehlikeye atacaktır. Türkiye'nin yer almadığı, Kıbrıs Türkünün haklarının ve Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarımızın yok sayıldığı hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağı bilinmelidir. Anavatan ve Garantör Türkiye, Kıbrıs Türkünün kendi devletinin çatısı altında özgür, onurlu ve güvenli biçimde yaşaması için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yanında olmuştur ve yanında olmaya devam edecektir."

"KKTC 43 YILDIR VARLIĞINI KARARLILIKLA SÜRDÜRMEKTEDİR"

Yılmaz, uzun yıllardır devam eden müzakerelerin, Rum tarafının yönetimi ve zenginlikleri paylaşmaya, Kıbrıs Türkünü eşit ortak olarak kabul etmeye yanaşmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını hatırlatarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Kıbrıs Türkünü yok sayan kararları ve Rum tarafının Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilmesinin, çözümsüzlüğü besleyen bu yaklaşımı daha da güçlendirdiğini ifade etti.

Kendi prensiplerini çiğneme pahasına Rum kesimini tam üye kabul eden AB'nin, sorunun adil bir tarafı olma vasfını yitirdiğini vurgulayan Yılmaz, barış için üzerine düşeni yerine getiren Kıbrıs Türk halkının ise haksız izolasyonlara ve ambargolara maruz bırakıldığını anımsattı.

Yılmaz, aynı sonuçsuz tartışmalarla daha fazla zaman kaybetmek istemediklerini, enerjilerini Kıbrıs Türkünün geleceğine yöneltmek istediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Sahadaki gerçeklere gözlerini kapayan hiçbir çabanın başarılı olma şansı yoktur. Uluslararası toplum Kıbrıs Türkünün, Rumlar kadar bu toprakların sahibi olduğunu artık kabul etmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, güçlü kurumları ve köklü demokrasi kültürüyle 43 yıldır varlığını kararlılıkla sürdürmektedir. Kıbrıs'ta iki ayrı halkın, iki ayrı demokrasinin ve iki ayrı devletin varlığına dayanan bir işbirliği zemini oluşturulması, bölgesel barışa ve istikrara önemli katkı sağlayacaktır. Kıbrıs Türkünü azınlık statüsüne indirgeyen ve geleceğini Rum tarafının iradesine bırakan yaklaşımlar ise çözüm üretmeyecektir. Adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün yolu, iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesinden geçmektedir. Uluslararası toplumu Kıbrıs Türkünün sesini duymaya, iradesine saygı göstermeye ve uzun yıllardır devam eden insanlık dışı izolasyonlara son vermeye bir kez daha davet ediyorum."

"KIBRIS HİÇBİR ZAMAN BİR RUM ADASI OLMAYACAKTIR"

Anavatan ve Garantör Türkiye'nin güçlü desteğiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası görünürlüğünün her geçen gün artarken, iki ülkenin karşılaştıkları zorlukları yakın istişare ve dayanışma içinde aşmayı sürdürdüğünü belirten Yılmaz, bugün Türk Devletleri Teşkilatında, İslam İşbirliği Teşkilatında ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatında temsil edilen, varlığını dünyaya gururla duyuran bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin olduğunu söyledi.

Cevdet Yılmaz, uluslararası alanda elde edilen kazanımları korumak ve daha ileriye taşımak için aynı istikamette, tam bir istişare ve eşgüdüm içinde çalışmaya devam edeceklerinin altını çizerek, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Yeni nesillerin haksız izolasyonlar nedeniyle dünyadan koparılmasına ve imkanlarının sınırlandırılmasına izin vermeyeceğiz. Birileri kapatmaya çalışsa da bizler yeni kapılar açacak ve yolumuza devam edeceğiz. Gençlerimizin bilimde, sporda, sanatta ve teknolojide dünyayla buluşması için Anavatan Türkiye bütün kurumlarıyla onların yanındadır. Güçlü ve müreffeh Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, iyi yetişmiş ve milli şuuru güçlü yeni nesillerin bilgi, emek ve başarılarıyla yükselecektir.

Kıbrıs Türkünün mücadelesini ve gelecek hedeflerini kendi meselemiz olarak görüyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yönelik her türlü desteğimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin hayat standartlarını yükseltmek amacıyla 9 Nisan 2026 tarihinde imzaladığımız 2026 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması kapsamındaki projeleri de KKTC makamlarıyla birlikte hayata geçiriyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin turizm, eğitim, teknoloji ve dijitalleşmeyle öne çıkması, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de güçlü bir istikrar ve refah merkezi haline gelmesi için ortak çabamızı sürdüreceğiz."

Gelecek dönemde çok daha önemli projelere ve başarılara birlikte imza atacaklarını, geçmişte nasıl ki su ihtiyacı Asrın Projesiyle karşılandıysa KKTC'ye temiz ve istikrarlı bir enerji kaynağı olarak doğal gaz imkanı sağlamaktan, sağlığa, eğitime, ulaştırmaya ve bilişime uzanan geniş bir yelpazede kalkınma mücadelesini ileriye taşıyacaklarını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

"Kıbrıs Türkünün refah ve kalkınma mücadelesini milli davamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Anavatan ve Garantör Türkiye'nin güçlü desteğiyle KKTC halkı, kendi vatanında ve şanlı bayrağının altında hürriyet, refah ve güven içinde yaşamaya devam edecektir. Kıbrıs hiçbir zaman bir Rum adası olmayacaktır. Bugüne kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilerleyişini durduramayanlar, bundan sonra da Kıbrıs Türkünün iradesini ve devletine sahip çıkma kararlılığını zayıflatamayacak, Beşparmak Dağları'nı şereflendiren şanlı bayrağı ilelebet görmeye devam edeceklerdir. Türkiye Yüzyılı aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de yüzyılı olacaktır."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerinin sonunda, "Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, yaşasın ilelebet kardeşliğimiz." dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz konuşmaların ardından geçit törenini izledi.

KAYNAK: AA
Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör
Haber 7 - Ayşe Çolpan Tan

Editör Hakkında

1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.
YORUMLAR 9
  • Hakan 4 saat önce Şikayet Et
    Cok seviginiz azerbaycan KKTC yi tanimiyor
    Cevapla
  • Das 5 saat önce Şikayet Et
    Türkiye savasa hazir olmali nükleer silah acil üretmeli nükleer semsiye olmazsa olmaz
    Cevapla
  • Misak-ı Milli 7 saat önce Şikayet Et
    Yunanlılar tarafından 100 yıl önce savaşmadan çalınmış, Lozana göre Silahsız olması gereken Adalar Denizindeki adalarımızıda tez zamanda geri almalıyız, adaların demografini değiştirmek için adalardan Türklerin toprak satın almasını teşvik etmeliyiz, anakaradamızdan sadece 100 metre ötedeki kocaman bir adanın Yunan kontrolünde olması kesinlikle kabul edilemez.
    Cevapla
  • Ispanya 10 saat önce Şikayet Et
    Kibris turku bizi istemiyor kibris turku referandumda rumlarla birlesmeyi istedi bugun kibrista tekrar referandum olsa rum olmakmi turk kalmakmi deseler tercihleri rum tarafi olacak
    Cevapla
  • Çetin 8 saat önce Şikayet Et
    Adanın ne düşündüğü önemli değil... Türkiye ne düşünüyor o önemli... ada Türkiye'nin namus meselesidir... kim ne olmak isterse olsun bizim kararımız üzerine söz söylenmez
    Cevapla
  • mert12 10 saat önce Şikayet Et
    Allah Anavatanimizdan razı olsun iyi ki var..
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Özgür Özel yeni parti için düğmeye bastı! Kuruluş tarihi netleşti
Ata Atun: Kıbrıs Barış Harekatı'nda benim hazırladığım harita kullanıldı