Martin Luther Osmanlı ajanı mıydı?

Kanuni Sultan Süleyman, Alman İmparatoru Şarlken’i kendi içinden vurmak amacıyla yaptığı plan gereği, Luther’le irtibata geçti ve Papa’ya başkaldırdığı takdirde yardım vaadetti.

Martin Luther Osmanlı ajanı mıydı?
Martin Luther Osmanlı ajanı mıydı?
GİRİŞ 12.04.2005 10:30 GÜNCELLEME 12.04.2005 10:30

Piri Reis’in hazırlayarak kendisine sunduğu dünya haritasına bakan Yavuz Sultan Selim, ‘Bir hükümdara çok, iki hükümdara az’ der.
Osmanlı Devleti o yıllarda, dünyanın her noktasıyla ilgilenen cihan politikası izlemektedir. İşler olup bittikten sonra düşünen değil, dünyayı olmasını istediği gibi şekillendiren devlettir. Dünyanın hiçbir meselesine, ‘bu onların konusu’ nazarıyla yaklaşmaz.
Dün Milliyet’te Osman Ulagay haklı olarak, ‘Küresel düzeni yeniden biçimlendirme mücadelesinin kızıştığı günümüzde, Katolik Kilisesi'nin oynayabileceği siyasi rolü hafife almamak gerekir. Papalık, küresel düzene egemen olmak isteyenlerin ihmal edemeyeceği bir ağırlıktır’ diye yazar.
Papa II. Jean Paul daha ölmeden yerine kimin geçeceği tartışmaları başlamıştı. Ticari firmaların bile seçilecek papa konusunda lobi yaptığı düşünülürse, dünyanın şu an tartışmasız tek patronu durumundaki ABD’nin bu işte kayıtsız kalması mümkün mü? Başkan Bush ve ekibi, dünyada ağırlığı olan siyasi (BM Başkanlığı), ekonomik (Dünya Bankası Başkanlığı), dini (yeni Katolik liderin belirlenmesi ve Ortodoks patriğinin himayesi), jeostratejik (Basra Körfezi, Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan ve dahası) kritik noktaları kontrol etme çabasında.


Hıristiyanlığı Türkler böldü
Avrupalıların ‘Allah’ın gazabı’ olarak adlandırdıkları Türk Hakanı Atilla nasıl ki Roma İmparatorluğu’nu sarsarak Bizans merkezli Ortodoks kilisesinin güçlenmesini sağlamışsa, 16. yüzyılda Avrupa'da gittikçe artan Fransa ve Almanya arasındaki hanedanlık tartışmalarından yararlanmak isteyen Osmanlı Devleti de, uyguladığı siyasetin sosyal ve kültürel sonuçlarıyla Avrupa’yı derinden etkilemiştir. Nitekim kutsal Roma'nın dinî otoritesinin sarsılması ve Katolik Kilisesi'nin yanına Protestan Kilisesi'nin katılması Osmanlı’nın eseri olur. (Beşirli, M., Akademik Araştırmalar Dergisi Sayı: 9-10)


Osmanlı ne yapmıştı?
Yeni papanın belirlenmesindeki seyirci konumumuz bana, tartışmasız 3-4 asır dünyanın en önemli küresel aktörü olan Osmanlı Devleti’ni hatırlattı.
15 ve 16. yüzyıllarda Türklerin Avrupa’daki nüfuzu arttıkça ve Avrupalılar Türkleri daha yakından tanıma fırsatı buldukça, İslam'a olan tutumlarında da değişmeler olur. Tevhid inancı güçlenir. Protestan Hıristiyanlar bir inanç esası olarak, 'Allah birdir, sözde tanrılar yoktur' demeye başlar. (Donovan, Jack, Islam, US, and Yeats' Dilemma.)
Bu ortamda, Almanya’da Katolik Roma Kilisesinin bir takım yanlış ve katı uygulamalarına karşı ilk itiraz Martin Luther’den gelir. Onu Fransa’da Calvin ve İsviçre’de Zwingli takip eder. Batılı bilim adamları, Osmanlı’nın politik himayesinin, Protestanlığın gelişmesine imkan sağladığını kabul eder. (Susan R., The Promise of Postmodernism for Unitarian Universalist Theology, Journal of Liberal Religion Summer 2002.)
Martin Luther, Türklere karşı korunabilmek için onları tanımanın lüzumuna inanır. Halka bu yönde telkinde bulunması bir çok kişinin Müslüman olmasına neden olur. Türklerin gelmesini ve memleketi idare etmesini isteyenlerin sayısı artar. Luther, 1541'de, 'Öğreniyoruz ki, Alman halkı Türklere açıkça azizler nazarıyla bakmaktadır. Türkler kuvvetli ve daima muzafferdir, onların kudreti tamamıyla artıyor. Hem onlara ait dinin, hem de hayat tarzının Allah indinde makbul olduğuna inanıyorlar' der. (Bilgegil, K., Rönesans Çağı Cihan Edebiyatında Türk Takdirkarlığı, 1973)


Luther’e destek...
Ord. Prof. İ.H. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi adlı kapsamlı eserinde, Feridun Bey’in Münşeatı’nda yer alan tarihi vesikalardan yola çıkarak, Kanuni’nin, Alman İmparatoru Şarlken’i kendi içinden vurmak amacıyla plan yaptığını, Luther’le irtibata geçtiğini, onunla yazıştığını, Papa’ya karşı mücadele başlatması durumunda Osmanlı askerinin karadan ve denizden kendisine yardım edeceğini belgeleriyle yansıtır.
Tarih ve Tabiat Vakfı’ndan çıkan, Hans Pfeffermann'in yazdığı, çevirisini Prof. Kemal Beydilli'nin yaptığı ‘Rönesans Papalarının Türklerle İşbirliği’ kitabı bu konuda önemli kaynaktır.
Asırlarca Hıristiyan dünyanın dini liderleri İstanbul’dan belirlendi. Osmanlı arşivlerini sadece Ermeni iddialarına karşı kendimizi savunmak için değil, bir zamanlar dünyayı nasıl şekillendirdiğimizi bilmek için de gözden geçirmemiz gerekiyor. Nitekim şu an Osmanlı arşivleri, küresel politikalar izleyen ülkelerin araştırmacılarıyla dolu.
Ne diyeyim. Silkinin, kendinize gelin.


12.04.2004 / Doç. Osman Özsoy

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Başkan Erdoğan'a hakarete Kılıçdaroğlu'ndan cevap: Kabul edilemez hadsizlik
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: İşte test sonucu pozitif çıkan isimler