Gökhan Yücel: 'Siber Vatan' Türkiye'nin ulusal güvenlik meselesidir

Dijital Araştırmalar Derneği Başkanı Gökhan Yücel, sosyal medya yasası olarak bilinen kanunun önemini, Türkiye’nin verilerinin neden Türkiye’de kalması gerektiğini Haber7’ye değerlendirdi.

GİRİŞ 26.11.2020 13:46 GÜNCELLEME 26.11.2020 14:15
Bu Habere 19 Yorum Yapılmış

Haber7.com / Tarık DAĞLI

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın "Bireyi bir isim veya numaradan ibaret gören dijitalleşmenin sonu faşizme çıkar. Dijital faşizme karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz" sözleriyle beraber "Siber Vatan" kavramı bir kez daha gündeme geldi. Siber Vatan’ın ne olduğunu, Facebook-Google gibi şirketlerin ülkeleri nasıl dijital sömürge haline getirdiğini, milli verilerin ülke sınırları içinde kalmasının önemini Dijital Araştırmalar Derneği Başkanı  Gökhan Yücel değerlendirdi. Sosyal medya yasası olarak bilinen "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" çerçevesinde Siber Vatan kavramını anlatan Yücel, dijital platformların veri sömürgeciliği yaptığını dile getirdi.

 

Sosyal medyada herkesin hukuki sorumlulukları kanun önünde eşittir. Burada kültürel bazı kodlar devreye giriyor. Bunlar içinde dijital vatandaşlar, dijital mecraların kullanımı, içerik yönetimi, bunların içindeki ticari ilişkiler, fenomen denen insanlar yer alıyor. Bu kanun herkes için bir derleyecilik ve toparlayıcılık getiriyor. Tabi sosyal medya platformlarının ve içerik sağlayıcıların sorumlulukları bir nebze daha diyebiliriz ama herkesin bu yapıya iyi çalışıp Türk Ceza Kanunu ile düşünüp hareket etmesi gerekiyor. Hatta iki belge daha söyleyeyim. KVKK ile Dijital Ofis tarafından hazırlanan Bilgi ve İletişim Güvenliği Kılavuzu var. Onları da mutlaka gündeme almalıyız.

SİBER VATAN ULUSAL GÜVENLİK MESELESİDİR

 

Ben Siber Vatan meselesini ulusal güvenlik meselesi olarak görüyorum. Çünkü bu durum, sosyal medyada kim kime ne dedi, ne iftira attı, kullanıcı sayısı 1 milyonun üzerindeyse temsilcilik açtı mı gibi soruların çok ötesinde… Evinizde internet varsa, cep telefonu, bilgisayar kullanıyorsak cihazımızın ağımızın, kullandığımız uygulamaların, bulut teknolojisinin sunucularımızın güvenliği konusunda yeterli farkındalığa sahip miyiz? Bu yeşil kitap, Bilgi ve İletişim Güvenliği Kılavuzu tam da bunu sağlıyor. Mesela Türkiye’de pek bilinmeyen bir kavram var, Over the top (OTT)…  Mesela Netflix bir OTT meselesidir. Çünkü benim evimde internetimi kullanarak beni bir kullanıcı olarak kabul ederek benimle bir ilişki kuruyor.

WhatsApp, Telegram… Nasıl çalışıyor bu programlar? Telefonumuza kuruyoruz, gerekli izinleri verdiğimiz zaman benim telefon rehberimdeki insanlarla internet üzerinden bağlantı kuruyor. Bunun gibi onlarca yüzlerce uygulama kullanıyoruz.

BİYOMETRİK DUYGULARINIZ BİLE İŞLENİYOR

Veri her şeyin hammaddesi diyoruz. Bugünün elektriği, suyu, petrolü deniyor. Bütün bu veri temelli dijital ekosistemin içinde siz hammadde sağlamalısınız ki işler yürüsün. Reklamcılık, lokasyon bazlı hedefleme, duygusal hedefleme yürüsün. Ben Zoom’da toplantı yapayım benim yüz verim, konuşma verim, ses verim biyometrik duygularım veri olarak işlensin. Böyle şirketler var. Elon Musk insan beynine çip koyuyor ve bambaşka bir yere götürüyor bizi. Nereye götürüyor bilmiyoruz.

KULLANICI SÖZLEŞMELERİNİ OKUMAK 150 DAKİKA SÜRÜYOR

Burada verilerin anonimleştirilmesi var. Ben size diyorum ki “Bana veri ver. Ben akademisyenim incelemek istiyorum.” Siz de diyorsunuz ki “Benim verim çok önemli. Bende insanların bütün bilgiler var.” Onlar da kullanıcı sözleşmeleri ile bu durumu aşıyor. 30-40 teknoloji devinin kullanıcı sözleşmeleri ile ilgili bir bilgi paylaşayım. Kullanıcı sözleşmelerini okumaya kalksanız 150 dakika sürüyor. Sonuç olarak bu şirketlerden veri istendiğinde şirketler diyor ki “Ben bu verileri kullanıcı sözleşmesini kabul ettirerek aldım. Onun içinde KVKK var. Bunu sizle paylaşırken anonimleştirmem lazım. Kişinin gerçek bilgisiyle o veri arasındaki ilişkiyi koparmam lazım.” Ahmet, Mehmet, Gökhan vb gibi değil de A, B, C veya 1, 2, 3 gibi listeleyip veriyor bilgileri.

NE YAPTIĞINIZ, NEREYE GİTTİĞİNİZ ULUSAL GÜVENLİK BİLGİSİDİR, BAŞKASINA VERİLEMEZ

Bu kadar geniş bir yelpazede düşünmemiz gerekiyor bu olayı. Özetlemek gerekirse siber vatan tarafındaki jeopolitik, jeostratejik, teknopolitik ayakları, veri ayağı, hukuki sorumluluk ayağı, cezai sorumluluk ayağı, güvenlik ayağı, bulut bilişim ayağı var. Bunun içinde Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Dijital Dönüşüm Ofisi ve İletişim Başkanlığı’nın yönergeleriyle de artık yabancı ürün ve servisler yerine yerli teknolojilerin kullanılması teşvik ediliyor ve edilmek de zorunda.

Mesela ABD’nin Tiktok ile bütün mücadelesi “Sen benim vatandaşlarımın verilerini Çin’de tutuyorsun ve Çin hükümeti ile organik bir yapıya sahipsin. Üst düzey yöneticilerin arasında 170 tane üst düzey Çin Komünist Partisi yöneticisi var” üzerinden gerçekleşiyor. Tabi bunun bir de kılcal damarları var reklamcılık, pazarlama, ses, görüntü, biyometrik veri boyutu var.

TELEFONDA NE YAPIYORSANIZ HEPSİNİ ALABİLİRLER

Ulusal güvenlik için fiziki sunucuların burada olması gerekiyor. Bizim sürekli veri ile beslediğimiz yapılar bizden veriyi alıp reklam vermek isteyenlere satıyorlar. Çok standart birkaç uygulamayı kullandığınızda bu şirketler sizin hakkınızda lokasyon, telefonu nasıl kullandığınız, diğer uygulamalarla olan ilişkileriniz, gittiğiniz yerler, sesli görüşmeleriniz gibi bir çok bilgiye sahip olurlar. Bunu Cambridge Analytica’dan biliyoruz. Facebook sesli görüşmeleri de kaydediyor. Daha ne olsun ki… Telefonunuzun kamerası açık olmadan da bu görüntü alabilirler. Bir telefon ne yapabiliyorsa sizden onu alabiliyorlar.

ESAS TEHLİKE BU VERİLERDEN YAPTIKLARI ÇIKARIMLAR

Bu verileri almak sorun değil. Bunları almanın ötesinde bunlardan yaptığı çıkarımlar önemli. Yapay zeka teknoloji vasıtasıyla bunları analiz edip benim nasıl bir tüketici, nasıl bir seçmen olabileceğim konusunda analiz yapıyor. Hastalanıp hastalanmayacağım konusunda bilgi sahibi oluyor.  Benim yüzümü biliyor, parmak izimi biliyor, sesimi tanıyor, sağlık uygulaması ver, nabzımı biliyor. Bu sağlık uygulamaları içinde duygu analizi bile var. Benim duygularımın ne alakası var. Tüm bunlar toplanıyor. Bir ayakkabı markası gelip diyor ki “Ben Türkiye’de 18-50 yaş arası, aylık geliri şu kadar olan, eğitim şu olan kitleye bu reklamımı göstermek istiyorum.” Mesela Facebook da diyor ki “Buyur, bunlar benim kullanıcılarım zaten ben bunlara kullanıcı sözleşmesini kabul ettirdim. Al buradaki 1,5 milyon senin istediğin segmentteki kullanıcıya reklamını göster.”

UYGULAMADAN PARA KAZANMAYA İHTİYAÇLARI YOK, VERİNİN DEĞERİ ÇOK DAHA FAZLA

WhtaApp’ı mesela şöyle düşünmek lazım… Buradan dijital ekosistem anlayışı ortaya çıkıyor. WhatsApp bir Facebook bileşeni. Onun için topladığı veri, uygulamadan kazanacağı paradan çok çok daha değerli. Microsfot’un Tiktok’u satın almaya ihtiyacı mı var. Ama Microsoft sosyal medya verisinde geri kaldı. Microsoft en köklü en gelişmiş yapay zeka birimlerine, donanım ve yazılım olarak en büyük bilişim devlerinden biri. Ne yapıyor peki bu şirket? 8 milyon aktif kullanıcısı olan, 1.2 milyar indirmesi bulunan Tik Tok satın alıyor. Sosyal medya verisine ulaşmak için…

ZUCKERBERG GARAJINDA FACEBOOK’U KURDUĞU GÜNDEN BERİ FACEBOOK ULUSAL GÜVENLİK MESELESİDİR

Tüm bu veriler Türkiye’de kaldığında verilerin Türkiye’de saklanması, yurtdışında yapılabilecek operasyon ve manipülasyonun önüne geçilmesini kolaylaştıracak. Biz bunu yeni anlıyor olabiliriz ama bu mesela en başından beri bir ulusal güvenlik meselesiydi. Zuckerberg, Bill Gates, Jeff Bezos bize anlatılan mitolojik hikayelerde üniversite kampüsünde, evlerinin garajında şirketleri kurduğu günden itibaren o şirketler Türkiye Cumhuriyet devleti için bir ulusal güvenlik meselesidir. Bu kadar basit.

GOOGLE, FACEBOOK SİYASİ OPERASYON YAPAN BİRER YAYINCIDIR

Bugün geldiği nokta itibarıyla bu işler biraz daha çetrefilleşti, görünürlüğü, insanların şikayetleri arttı diye Siber Vatan kavramı ortaya çıktı diye düşünülmesin. İşin kavramsallaştırma ve teorik ayağında işin içinde olduğum için söylüyor Siber Vatan kavramının arkasında çok ciddi akademik ve pratik birikim barındıran çok önemli bir kavramdır.

Mili Savunma Üniversitesi’nde verdiği Dijital Diplomasi derslerinde bir ders konumuz var. Bir Türkiye Cumhuriyeti devleti var bir de sosyal medya platformu var. Biz 5651 sayılı kanun ile aramızda bir mütekabiliyet kurduk. Bu mütekabiliyet aslında onların bize karşı sorumluluklarının artması demek. Fakat bunlar devlet onlara biçtiği konumu hiçe sayarak bir devlet gibi kendilerinin görülmesini istiyorlar. “Herkes getirsin bohçasında ne varsa koysun, ben onlara sayfa sağlıyorum” olayında çıktı bu iş. Facebook, Twitter bugün siyasi operasyon yapan birer yayıncıdır. Facebook’un gazetecilik birimin başında NewYork Times’ın eski bir editörü var. Gazetecilik yapıyor, haber seçiyor. Facebook’un Cambridge Analytica skandalı, Google’un Pentagon ile işbirliği yapması hep kritik konular.

SİLİKON VADİSİNDE DİJİTAL BÜYÜKELÇİLİK VAR

Mesela Facebook, Kosova’yı devlet olarak tanıdı 6-7 yıl önce, Google ise Filistin’i meşru devlet olarak tanıdı. Bunlar kıyametleri kopardı. Bugün Fransa, Almanya, en yoğun şekilde ise Danimarka’nın dijital büyükelçileri var. Dışişleri Bakanlığı’nda Dijital Diplomasi Çalışma Grubunda görev yapıyorum ve bu nedenle üçünü de tanıyorum. Pandemi öncesinde Almanya Dışişleri Bakanlığına ziyarette bulunduk. Onların dijital büyükelçisi de katıldı toplantıya. Sadece elçi bulundurmak değil, fiziki olarak büyükelçilik de açıyorlar. Danimarka’nın Silikon Vadisinde 15-20 kişinin çalıştığı büyükelçiliği var. Eski bakan Microsoft’a transfere oldu. Yeni bakanları ise Dünya Ekonomik Forumu’nda görevliydi.

KENDİLERİNİ DEVLET OLARAK GÖRÜYORLAR

Dijital Platformların artık kendilerini bağımsız birer ülke olarak görmesinden bahsediyoruz. Silikon Vadisi’nin artık "respublica" (devlet) değil de ‘resteknolojika’ (dijital devlet) olması denebilir. Şirketlerin bir devletimsi olarak kabul görmesi mesela… Siber Vatan zaten bu yüzden önemli. Bu şirketlerin devlet olma iddiası, bizim kendi egemenlik alanlarımızı koruma hakkımızdan bahsediyoruz. Ve evrensel bir dijital ahlak meselesinin ortaya konması olarak da tanımlayabiliriz.

FİZİKİ SINIR KAPISINDAN NASIL GİRİYORLARSA DİJİTAL SINIRLARIMIZDAN DA ELLERİNİ KOLLARINI SALLAYARAK GİREMEZLER

Büyük enerji şirketlerinin bazı ülkelerdeki petrolü sömürmesinden bahsedilir. Türkiye bu adımları atmazsa Silikon Vadisi denen devletimsi Türkiye’nin tüm dijital verilerini aynı bu şekilde sömürecek. 5651 sayılı yasa diyor ki “Bir saniye, ben buraya bir pasaport kontrol koyuyorum. Nasıl benim sınırıma girerken pasaport, vize var. Karayolu, havayolu, denizyolu ile gelirken gümrük kapısından geçiyorsun, devletin kanunlarına uyarak ticaret yapıyorsun; dijital şekilde girersen de aynı kanunlara uyup vergini ödeyecek ve bir temsilci bulunduracak ve hukuki sorumlulukları taşıyacaksın.”

HER ŞEYiN OLDUĞU GİBİ VERİNİN DE SÖMÜRGECİLİĞİNİ YAPIYORLAR

Avrupa Birliği bunu yaptı. Büyük teknoloji şirketleri ile oturdu. Bizim istediğimiz tüm şartları AB’ye verdiler. Ama mevzubahis Türkiye olunca nedense bu platformların anlayamadığımız bir tutumları söz konusu… Sömürgecilik kavramı burada kritik. Afrika’da hala birçok ülkenin parasını Fransız Merkez bankası basıyor. Nick Couldry bir profesör var. Onun dijital sömürgecilik diye bir kavramı ve bunun üzerine bir kitabı var. Dijital sömürgeciliğin, veri sömürgeciliği veya data kolonyalizmin nasıl bu verileri ticarileştirdiğini, ideoljikleştirdiğini ve politik malzeme haline getirdiğini çok net bir şekilde anlatıyor.

Çok basit bir şekilde toparlayayım. Sosyal konular internet üzerinde dijitalleştikçe bu dijital birikimden ve veriler üzerinden ticari bir modelin ortaya çıkıyor. Bu dünyada güçlü olan şirketlerin, devletlerin burada daha fazla yer alıp güç gösterisi yapmasından bahsediyoruz genel olarak.

KAYNAK: HABER7 / ÖZEL
YAZDIR
YORUMLAR 19
  • Alikamil 1 ay önce Şikayet Et
    Facebook un garajda kurulduğu bir efsaneden ibarettir. Bu sistem kapalı devre abd ordusu tarafından haberleşme maksadı ile zaten varlığını sürdürüyordu. Sonra işi zuk mudur nedir ona verdiler oda küresel hale getirdi. Sözün özü bugünkü mevcut ileri teknoloji lerin çoğunun çıkış noktası ilk kullanildiklari yer savunma sanayii yatrimlari olup ordular tarafından kullanılmıştır. buna ilaveten nükleer santral lerde olmazsa olmazlardandir. bu iki sektör elinizde yoksa şampiyonlar Ligi'nde oynayamazsiniz.
    Cevapla
  • hazal 1 ay önce Şikayet Et
    google gibi bir oluşum neden Türkiye'de olmasın. yandex nasıl oluştu. bizimde milli ve yerli bir google olsun. bu kadar çok beyin bizde var. neden olmasın.
    Cevapla
  • Yavuz Selman 1 ay önce Şikayet Et
    bu roportajdaki abinin telefonu ayfon kullandıgı mesajlasma programıda amerıkan giydiği ayakkabıda. bindigi arabada alman. kime ne anlatıyor kim ciddiye alır bunu
    Cevapla
  • MİSAFİR 1 ay önce Şikayet Et
    Çocuklarımızı ne anne-baba ne devlet ne de öğretmenler yetiştirmiyor, onları TV, İnternet ve Sosyal Medya yetiştiriyor. Çocuklarımız dünyada değil sanal alemde yaşıyor. Bedenleri burada ama zihinleri sanal alemde. Virüs salgınında çocukların eve kapanıp bunların esiri olması bu durumu hızlandırdı. Devlet buradan vergi aldığı için memnun, anne-baba çocuğu başından savdığı için memnun, öğretmenler bu durumda ne yapıyor bilemiyorum. Görünen o ki, neslimizin bizim kontrolümüzde değil de sanal alemin sahipleri olan şeytani Siyonist küreselcilerin kontrolünde yetişmesi, SANIRIM benden başka kimseyi kahretmiyor. BU DURUM BENİM İÇİN SAVAŞ SEBEBİDİR ama kimle, neyle, nasıl savaşacağımı bilmiyorum.
    Cevapla
  • bilgehan 1 ay önce Şikayet Et
    etmez olurmu kardeşim her aklı başında müslüman bu melanet sistemden elbet rahatsiz olur lakin nasil ve nereye kadar çok çaresisiz çok
    Cevapla
  • Ali 1 ay önce Şikayet Et
    Kendi kültürümüze uygun altyapı yapmasak coni kültürü hakim olur gençlerin beynine hatta olmuş bile
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Yeni tehdit: Kaygı virüsü
Joe Biden’ın ilk emirleri açıklandı! Büyük sürpriz!