Kulak Kesen Katil'in ağlatan dramı

Türkiye onu “Kulak Kesen Katil” olarak tanıdı. Ama gazetelere manşet olmadan önce çok sade bir hayatı ve 6 çocuğu ile mutlu bir evliliği vardı. Bir gün bu mutlu hayatına...

Kulak Kesen Katil'in ağlatan dramı
Kulak Kesen Katil'in ağlatan dramı
GİRİŞ 27.12.2006 18:01 GÜNCELLEME 27.12.2006 18:01

1980 yılında dayısının kızı ile evlenmiş, 1996 yılına kadar rahat ve sorunsuz evliliklerini sürdürüyorlardı. Ama 1996'da eşinin hastalanmasıyla bu sakin hayat biranda drama dönüştü. Adı Aziz Çelik, lakabı Kulak Kesen Katil... Bu soğuk takma ismin arkasında gözyaşartan bir dram var...


Aziz Çelik'in dramı rahatsızanan eşini Şanlıurfa SSK hastanesine götürmesiyle başlıyor... Hastanede kendisi ilaç kuyruğunda beklerken aşığı Sedat Karacagay, eşini serumla bayıltarak hastane odasından kaçırdı.


Ceylanpınar’a eli boş dönen Aziz Çelik törenin emriyle eşinin ve aşığının izini Antalya’da buldu. Çalıştığı işyerinden izin alan Çelik, Antalya'da Karacagay'ı öldürdü, töre için kulağını kesti... Eşine ise hiç dokunmadı... Çünkü onun cezasını töreler verecekti. Onu 'Töremiz böyle' diyerek kesik kulakla birlikte Ceylanpınar’a Kayınbabasına teslim etti. Eşi ailesi tarafından yine 'Töremiz böyle' denilerek öldürüldü...


1996'da haberlere konu olan Aziz’in dramı ise bundan sonra başlıyor... 


ÖLÜM KUYRUĞUNA GİRDİK


Aziz yakalanıp hapse girerken, 6 çocuğundan 3’ünü 3 yaşına ulaşmadan hayatını kaybetti. Aziz şöyle anlatıyor olanları kendince:


“Eşimi ailesine teslim ettim, ben hapse girdim. Töre, eşime infaz kararını zehir vererek uyguladı. Kadıncığız ölüme adım adım yürüdü. İşte o gün bugün sanki ölüm kuyruğuna girdik. Bir yaşındaki oğlum İhsan, annesinin yokluğuna dayanamadı öldü. Kızım Sevda aynı şekilde öldü. Mehtap sağlıksız beslenme ve doktorsuzluktan öldü. Her şeye rağmen kalan çocuklarımın istikbalini düşünerek hayata direndim. Ecevit affıyla özgürlüğe kavuştum. Evim viraneye dönmüştü. Karımın ailesi benim aileme bakbamış... Büyük kızım 17 yaşındaki Semra benim yokluğumda çalışmış kardeşlerine hem annelik hem babalık yapmıştı.'



KIZIMI DOKTOR ALDI...


Kendisi hapisteyken çocuklarını kaybeden Aziz'in ölüm peşini bırakmamış kızı kendi ifadesi ile hastalanan kızı Semra'nın cesedini de eline vermişlerdi:


'Semra’nın bir gün başı ağrıyordu. Şimdiye kadar hiç doktora gitmemiş kızımı hastaneye götürdüm. Burada yanlış ilaç tedavisinden sonra kızımı öldürüp bana teslim ettiler. Urfa’ya yetiştiremeden hayata gözlerini yumdu. Cahil doktorun kurbanı olmuştu. Otopsi raporunda doktorun suçlu olduğunu görünce bir kez daha yıkıldım. Doktoru da öldürmeye gittiğimde polisler beni yakaladı. Anneleriyle beraber 5 ölü toprağa verdim. Bağrı yanık dert küpüyüm...”


TÖRE'DEN KAÇILMAZ


Aziz’e söz arasında “Bu cinayeti işlediğine pişman mısın bak evin barkın yok olmuş?” diye soruyoruz... “Yok Pişman değilim” diye kükrüyor, 'bağrı yanık' acılı baba.... Fakat pişman olmayışının nedeni kişisel değil kendisine göre... 'Ceylanpınar’daki sosyal çöküntü bir kez daha kendini gün yüzüne çıkardı. Ceylanpınar’da aslında sel felaketinden daha önemlisi sosyal felaket var. Ceylanpınar’ı herkes sel felaketi ile tanıdı. En acımasız töre Ceylanpınar’da. Töre orada acımasızca insanları adeta katlediyor' diyor, toplum kurbanı olduğuğunu anlatmaya çalışırken... Ve ekliyor “Şimdi anlım ak, başım dik olarak yürüyorum. Sokaklarda yürürken benim aleyhimde kimse konuşmuyor.”

'Peki ailen gitmiş, neden çocuklarını alıp tayin istemedin. Bu baskıdan kurtulmadın?' diye soruyoruz Aziz'e cevap töre gerçeğinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor: 'Böyle bir yerde insanın karısı kaçırılınca senin peşini kimse bırakmıyor. Rahat yüzü görmezdim.'

Aziz’in şimdi tek derdi kalan iki çocuğunu büyütüp yetiştirmek. Lise 1. sınıfa giden oğlu ve 2. sınıfa giden kızı için yaşam savaşı verdiğini söylüyor...


Okulun en çalışkan öğrencisi kızı Kübra'nın ablasının ölümüne çok üzüldüğü için ağlaya ağlaya gözlerini kaybettiğini anlatıyor ağlamaklı bir sesle Aziz, '% 90 görme yeteneğini kayboldu. Daha önceki kaymakam ona bir gözlük almı. Amaliyatla görebilir diyorlar'


DEVLET BÜYÜKLERİNE ÖLÜM LİSTESİ


Aziz devlet büyüklerine bir mektup yazmış. Mektupta 10 yıllık hikayesinin kısa bir özetini çıkarmış ve şimdi tek dileğinin kızının ameliyatla gözlerinin açılması ve kendi işine geri dönmek olduğunu söylüyor.


Şimdi Deniz Feneri'nin yaptırdığı prefabrik konutlarda kalan dertli baba şehitlerim dediği Eşi ve çocuklarının isimlerini şöyle sıralamış kendi 'devlet büyüklerine' yazdığı mektupta:


Halise Çelik ağabeyi tarafından zehirlendi. Kızım Semra Çelik doktor hatasından, Mehtap Çelik Sağlıksız beslenmeden İhsan Çelik anne yokluğundan, Sevda Çelik sağlıksız beslenmeden öldü.'

Aziz Çelik’in mektubunun sonunda bir not var. “Otobiyografimin ufak özetiyle sizleri üzdüysem özür dilerim.”

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin ifadesi ortaya çıktı
Pakistan'dan gövde gösterisi: Fatah-4 sahneye çıktı!