
Bahar Kampanyasında Premium Hediyeler!
G.Saray'ın cezasını Trabzonspor ödüyor
Türkiye'ye 4'üncü kuruluştan da not artışı
Türklerin en sevdiği ve en sevmediği ülkeler
Giriş: 25 Mart 2011 12:15 56,766 Okunma Güncelleme: 25 Mart 2011 12:15 48 Yorum
Nihat Haripoğlu'nun köşe yazısı
Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister.
Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.
Arsasını kaybeden Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a derdini anlatır. Sızlanır. Bana zulmedildi, der. Müslüman vatandaş da kendisine, Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer,son derece adildir, elbette seni dinler, der. Şamlı Yahudi Medine’nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır. Halifeyi sorar. Vatandaşlar bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. İşte halife bu zattır, derler. Adam Hz. Ömer’in yanına gider. Selam verip yanına oturur. Derdini anlatır. Hz. Ömer adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri veya kemik parçasının üzerine şu cümleyi yazar: “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” Kısa ve özlü bir cümle.
Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır. Ama yolda giderken de kendi kendine şöyle konuşur: “Şam’daki idarecilerin giyim,kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde, Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde.Şam’dakiler şu mütevazı halifeyi ciddiye alırlar mı? Hiç sanmıyorum.” Kendi kendine böyle konuşur.Sonunda Şam’a varır. Doğrusu valiye gitmek de istemez. Çünkü sonuç alamayacağı kanaatindedir. Bununla beraber, mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin şu yazdığı cümleyi valiye vereyim, der. Valinin huzuruna çıkar ve deri parçasını uzatır.
Medine’deki halifenin size mesajıdır, der. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsarı kesilir. Uzun müddet başını yerden kaldıramaz. Sonra endişe içinde, başını kaldırıp şöyle der; arsanız size geri verilmiştir.
Yahudi vatandaş hayret eder. Şaşırır. Bir tek cümlenin valiyi bu kadar sarsacağını hiç tahmin edememişti. Merak ve dehşet içinde sorar. Lütfen bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehşete düşürdüğünü anlatır mısınız der.
Şam valisi Hz. Sad, bak der, sana bu cümlenin hikayesini anlatayım. O zaman benim neden bu kadar ürperdiğimi anlarsın:
İslam’dan önce ben ve bugün halife olan Hz. Ömer İran taraflarına ticaret için gittik. Yanımıza 200 deve almıştık. İran’a vardık. Orada cirit oynayan gençleri seyrederken, birileri zorla elimizdeki develere el koydular. Çok kalabalık bir çete grubuydu, bir şey yapamadık. Elimizde para da kalmamıştı. Üzgün bir şekilde, geceleyeceğimiz bir eski han bulduk. Hanın sahibine de sıkıntımızı anlattık. Adam iyi biriydi.Bize yardım etti. Sonra da; gidip krala durumunuzu anlatın, o adil bir adamdır, mutlaka size yardım eder, dedi. Biz de sabahleyin kralın huzuruna çıkıp durumu anlattık. Şikayetimizi bir mütercim krala tercüme etti. Kral Nuşirevan dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altın verdi ve olayı inceleteceğinisöyledi. Bize de, memleketinize dönün, dedi.
Biz tekrar Han’a döndük. Ama doğrusu sonuçtan çok da memnun olmamıştık. Hancı sonucu öğrenince son derece üzüldü ve burada bir hata var, dedi. Gelin beraberce gidelim, ben size tercümanlık yapayım,teklifinde bulundu. Biz de gittik. Huzura çıktık.
Hancı durumu Nuşirevan’a anlattı. Develerimize el koyan kişilerin kıyafetini, halini, olayın geçtiği yerianlattı. Dikkat ettik, Nuşirevan’ın yüzü sapsarı kesildi.
Bir gün önceki mütercimi çağırttı. Ona sorular sordu. Sonra ayağa kalktı, her birimize 2 şer kese altın verdi, akşama kadar develeriniz gelecek, develeri alın ve sabahleyin burayı terk edin dedi. Ama giderken biriniz doğu kapısından, diğeriniz de batı kapısından çıkın, talimatını verdi. Bizler de bir şey anlamadan huzurundan çıktık.
Akşamleyin 200 devemiz kapıya geldi. Durumu anlamak için hancıya sorduk. Neler oluyor dedik. Hancı şöyle dedi: Sizin develerinize el koyan kişi Nuşirevan’ın büyük oğlu ile veziridir.
Bunlar bir çete kurmuşlar. Garibanların mallarına el koyuyorlar. Siz ilk gittiğinizde, mütercim bunu anlamış. Ama sizin sözlerinizi Nuşirevan’a yanlış tercüme etmiş. Böylece kralın oğlunu ve veziri korumuş. Ben sizinle gidip durumu anlatınca Nuşirevan bu oyunu anladı. Ama neden ayrı kapılardan gidin, dedi, ben de anlayamadım. Hele yarın olsun anlarız, dedi. Hz. Sad, anlatmaya devam ediyor: Ertesi gün ben doğu kapısından çıktım. Kapının çıkışında iki kişinin darağacına asılı olduğunu gördüm.
Halk toplanmış seyrediyordu. Sordum kim bunlar ve suçları ne, diye. Dediler ki, bunlardan biri Nuşirevan’ın büyük oğlu diğeri de veziridir. Bunlar, buraya gelen iki Arap’ı soymuşlar. Ceza olarak Nuşirevan ikisini de asarak idam etmiştir. Nuşirevan kendi öz oğlunu idam etmişti.
Hz. Ömer’in çıktığı kapıda ise bizim şikayetlerimizi yanlış tercüme ederek, kralın oğlunu korumaya çalışan kişinin asılı olduğunu gördük.
İşte Hz. Ömer senin eline verdiği deri parçasının üzerine “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” sözüyle bana bunu hatırlatıyor. Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim diyor.
Senin gözyaşlarına bakmam, tıpkı Nuşirevan’ın öz oğlunun gözyaşına bakmadığı gibi. Şimdi anladın mı neden benim benzim sarardı?
Bu hadiseyi bire bir yaşayan Yahudi vatandaş, hem arsasını hibe etti ve hem de İslam’a girdi.
Fazla söze gerek var mı sizce? Bence hayır. Bir yerlere adam seçerken, birilerine yetki verirken, kul hakkı söz konusu olduğunda, ceza ve mükafat dağıtırken, acaba Hz. Ömer gibi kılı kırk yarabiliyor muyuz? Sözüm elbette sadece yetkililere değil, herkese ama başta kendi nefsim olmak üzere herkese.
Hürriyet
ETİKETLER
özdemir inceye de haddini bildirdi nihat hoca.. 26 Mart 2011 15:29
muhteşem bir hz.ömer.yazan hocamız da güzel yazmış.önce kendi nefsim diyerek yazının istismarına engel olmuş.zaten hzömerle ilgili bu olayı kim istismar edebilirki.bence en önemlisi hocamızın bunları hürriyette yazması.iki hafta önce de erbakan ve tahir hocayı yazdı..başbakanı takdir eden yorumu vardı.hocamdan allah razi olsun.en zor yerde en güzel yazıları yazıyor..unutmayın,peygamberimize saldıran özdemir inceye en sert cevabı yine hürriyette hocam verdi..
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamıözdemir inceye de haddini bildirdi nihat hoca.. 26 Mart 2011 15:29
muhteşem bir hz.ömer.yazan hocamız da güzel yazmış.önce kendi nefsim diyerek yazının istismarına engel olmuş.zaten hzömerle ilgili bu olayı kim istismar edebilirki.bence en önemlisi hocamızın bunları hürriyette yazması.iki hafta önce de erbakan ve tahir hocayı yazdı..başbakanı takdir eden yorumu vardı.hocamdan allah razi olsun.en zor yerde en güzel yazıları yazıyor..unutmayın,peygamberimize saldıran özdemir inceye en sert cevabı yine hürriyette hocam verdi..
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun DevamıALLAH RAZI OLSUN 26 Mart 2011 09:02 - Toplam 1 kişi beğendi.
Allah Hz Ömer adaleti ile çalışmaya çalışan her idareciye her insana güç-kuvvet versin. Burada başbakana gönderme yapan akıl ve izan nasip etsin.
+ Bu Yorumu Beğenhz ömerin de jipi oldu mu 26 Mart 2011 01:12 - Toplam 1 kişi beğendi.
dünyanın en zenginleri arasında ismi hiç geçti mi? pırlanta elmas altın şirketlerini de yönetti mi? krediyle gemicik aldı mı oğluna? bilen varsa cevap versin...
+ Bu Yorumu BeğenSİZE HZ. ÖMERDEN İKİ BEYT 26 Mart 2011 01:09 - Toplam 2 kişi beğendi.
Hz. Ömer, aynı zamanda Arap klasiklerinden sayılacak kadar büyük bir şâirdir. Bu yönü pek bilinmez. Diğer üstün faziletlerinden dolayı şâirliği geri planda kalmıştır. M. Akifin, yine şiir diliyle Türkçeye çevirdiği şu mısrâlar Hz. Ömere aittir: "Kenar-ı Diclede bir kurt aşırsa bir koyunu / Gelir de sorar adl-i ilâhî Ömerden onu / Bir kocakarı bî-kes kalır, Ömer mesul / Yetimi girye-i hüsran alır, Ömer mesul"
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
Feshane Ordu Günleri, bugün saat 11.00'de yapılan açılış programı ile başladı. 3 günde 1 milyon kişinin katılması beklenen etkinlik kapsamında ilginç...
| İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |
| 03:40 | 05:32 | 13:07 | 17:04 | 20:31 | 22:12 |
Prof. İbrahim S. Canbolat Oyun Kürtler üzerinedir
Mehmet Ali Bulut Çandarlı rolüne soyunanlara birkaç söz
Reşat Petek Alkollü sürücü ister miydiniz?
Prof. Dr. Ersan Şen Memura Disiplin Affı mı Geliyor?
D. Ali Taşçı Kelime ve Gönül Kuyumcusu; Üstad
Kadir Gurbetci Lastik üstünde trafik dansı
Haber7'nin Gölgesi İhtiyar Huzur/suzluğ/u
Serdem Coşkun Süslüman da ne demek ola... Edep ya hu!
Feride'nin Günlüğü En Müslüman'ı Allah seçer jüri değil!
Özgür Taştan BDP Suriye'deki Kürt sorununu Washington'a taşıdı!