Cerrahi Tarikatı'nın ünlü isimleri kimler?

Türk Müziği'ndeki başarılarının yanı sıra Tasavvuf Müziği çalışmalarıyla yeni bir akımın öncüsü olmayı başaran Ahmet Özhan'la keyifli bir pazar sohbeti...

Eklenme: 15 Ocak 2012 16:40 / Güncelleme: 15 Ocak 2012 16:40 / 103,130 Okunma / 3 Yorum

Şebnem Özcan'ın röportajı

Ahmet Özhan Türk Müziği'ndeki başarılarının yanı sıra Tasavvuf Müziği çalışmalarıyla yeni bir akımın öncüsü olmayı başarmış dev bir sanatçı. Ahmet Özhan ile müziği, üyesi olduğu Cerrahi Tarikatı'nı ve hayatı konuştuk.

-Ahmet Özhan'ın repertuarında kaç şarkı var?

Saymadım ama Türk müziği repertuarında ne kadar şarkı varsa en azından 4'te 3'ünü bilirim. Binlerce denebilir. Çocukluğumdan beri radyo, plak, sahne takip eden bir insanım. Özellikle radyo çok önemliydi; solo şarkılar, klasik koro, küçük koro, fasıllar, beraber solo şarkılar. Şarkı söyleyerek uyurdum, şarkı söyleyerek uyanırdım. Benim için şarkı söylemek bir aşktı, sevgiliyle bir beraberlikti.
 
-Sizin hayatınıza yön veren bir şarkı var mı?

Benimle çok özdeşmiş şarkılar var, beni insanlar onlarla algılıyorlar. Mesela son dönemlerde "Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam" benimle bilinen duyulan bir şarkı.

-Merak ediyorum, kaç yaşında Hac'ca gittiniz?

Hac'ca gittiğimde 29 yaşındaydım. 1980 yılının Ekim başıydı. Umre'ye ise defalarca kez gittim. En aşağı 7-8 kez gittim. Özellikle 1980-1990'larda her sene çok yoğun olarak bir 15 günümüzü ayırdık oraya.

-Sizin gençliğinizde, plaklar, filmler, sahne hayatı derken Türkiye'de Ahmet Özhan fırtınası esiyordu. O yaşta Hac görevini yerine getirmenin size manevi bir yükü oldu mu?

Yok, sizin dini algılayışınızla alakalı bir şey o. Eğer dini çok radikal olarak algılıyorsanız içkili ortamlarda hiçbir şekilde olmayı arzu etmezsiniz. Ancak, bulunduğunuz sosyal ortamla entegre olmanın da kendinizdeki artı değerlerin çevrenizdeki insanlar arasında paylaştırılması sağlamak adına bir görevci olarak hassasiyetiniz varsa her ortama girip çıkarsınız. Siz o ortamdan etkilenmezsiniz, o ortam sizden etkilenir.

-Hac'ca gidip geldikten sonra gazino hayatına devam ettiniz; sizi eleştiren hatta size laf atan filan oluyor muydu?

Arkadaşlarla şakalaşmalar oluyordu. Bizim milletimiz ve sanatçı arkadaşlarımız arasında hiçbir detone ses duymadım. Onların hepsi,  "Ahhh keşke bizde yapabilsek" diye paylaştılar. Çok güzel anlarımız vardı. Öyle arkadaşlarım vardı ki beraber kalırdık yurt dışı seyahatlerinde odaya benden önce girerler, kıbleye tespit ederler, onun arkasındaki yatağı kendisine ayırır, kıble tarafındaki yatağı bana ayırır ki ben rahat namazımı rahat kılayım. Artı gazinoda şöyle şeyler yaşadım, sahnede okurken yaklaşırsınız masalarla ilgilenirsiniz. Ben masaya yaklaşınca masadakiler rakı kadehlerini saksının arkasına saklarlardı. Bu bir nezakettir, belki onun bu duyarlılığı benim hacılığımdan daha değerlidir, bunu bilemezsiniz. Ben halkımı çok severim. Onlara hizmet etmek adına da hayatımın her karesini zevkle yaşıyorum.

-Bir sohbetinizde, "Nefsinin esiri olmuş, insanların hayallerini süsleyen şeyleri elimin tersiyle ittim" diyorsunuz, nedir bunlar?

İtmeye gayret etmişimdir. 29 yaşında hacı olmanın zorlaştırıcı yanları vardır. Nedir? Hayatın tatlı taraflarıdır. Yemektir, içmektir, gezmektir, flörttür, şudur, budur. 29 yaşında şöhrettiniz; ayıptır söylemesi yüzüne bakılan bir adamsınız. Etrafınızda bir sürü cazip obje dolaşırken siz belli bir disiplin içersinde belli bir etik kavram yoğunluğunu yaşama biçimi haline getirmişsiniz, bir takım şeylere metelik vermiyorsunuz . Bunu bir beceri, başarı olarak vermeyelim. Size sevdirilen, size kolay gelir. Bana da o hayat biçimi o duygular sevdirilmiş, o hayat biçimi bana kolay geliyor. Bu bir beceri asla değildir.

-Siz de baskıcı dönemin, çok olumsuz yönlerini yaşadınız mı?

Vallahi baskılı dönemlerde yaşadım ama ben o kadar samimi ve safça yaşadım ki hangi tehlikenin içinde olduğumun farkına varmadan. İşte 1980'li yıllarda ki baskı dönemleridir, bir takım vesait dönemleridir. Ben o zaman hacı olarak, derviş olarak yazıldım çizildim, koşuşturdum. Saf bir çocuk olarak geçirdim o günleri. Bu gün daha bir demokrat bir yurt sathında yaşama şansına sahibiyiz.

-Allah yolunda olduğunuz için hiç yasaklandınız mı?

Etrafımda bir markaj olmuş olabilir, bilemiyorum ama tespit etmiş değilim. Ama ben bir hayatı yaşadım 80'lerden bu yana, 30 küsur yıl. Tasavvuf Müziği'nin adı, benim vitrinimle gündeme geldi. Kurumlar kuruldu, falan, filan. Bir takım emniyet şubelerinde kalın, kalın dosyalarım vardı. insanlar onu toplamışlardır, bakmışlardır, "Bu adamın kültürünün haricinde bir derdi yok" denilmiştir. Emniyet o dönemlerde beni çağırdı. Ben de gittim. Polislerle görüştüm. Onlar sordular, ben de samimi olarak, "Doğrusu da var, yanlışı da" diyerek cevap verdim. Zaten kaçak bir iş yaparsanız tadını çıkaramazsınız. Benim hiç kaçak, köçeğim olmadı. Her şeyim ortadaydı, zaten polisler bu, "Bu saf, samimi bir çocuk" diye dikkate almadılar.

Mazhar Alanson da Cerrahi tarikatına geliyor .. Tarikata takılan ünlü isimler kim? (Devamı ikinci sayfada)

  • Sayfa:
  • 1
  • 2

Kaynak: BUGÜN

Yorumlar Yorum Yaz
  • mehmet boyraz

    Tasavvuf Musikisi mi? 19 Ocak 2012 16:38

    Haramı ibadete karıştıran iman dairesinin dışına çıkar.

  • ekrem kehribar

    tarikatimi 17 Ocak 2012 16:01

    konuştu yoksa ahmet özhanımı konuştu tarikatla alakalı hiç bir konuşma yokki.her müslümanın bir mürşidi olmalı,mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır diyor Abdulkadir geylani ks.

  • İbrahim Dursun

    TARİK..TARİKAT..VE CERRAHİ TARİKATI HAKKINDA-1 15 Ocak 2012 19:13 - Toplam 15 kişi beğendi.

    Malümünüz.Tarik,yol.Su yolu gibi.Bu su nereden geliyor?Ya da değirmenin suyu nereden geliyor?..Rasulüllah(sav).Peki!Tarikatlara bir de şu pencereden bakalım isterseniz!Cerrahi.Nakşi tariki.Kadiri tariki.Halveti tariki.Mevlevi tariki.vs.Allah aşkına nereye gidiyor bu yollar/tarikler?Ya da gittiği/gitmek istediği yer neresi?Hepside-elhamdülillah müslümanım-diyor.Tabi müslüman tarikatlardan bahsediyoruz.Hal böyle olunca müslümanların bu kadar tarike bölünmesinin nedeni nedir?Ya da neden bu kadar değişik isimlerle zikrediliyorlar.İşlerine öyle mi geliyor,bölünmüşlük menfaatları gereği mi?Bunları düşünmeden edemiyor insan.Ey Kardeş!Müslüman tarikatlar nefsi terbiye yollarıdır.Kuranda belirtilen nefsi mutmainne ve diğer nefs basmaklarına çıkarak güzel huylarla bezenmeye yol tutan yolardır.Amma velakin hepsinin uyması gereken kuran ve sünnet yoludur.Yani yol aslında TEKDİR.İslam/KURAN VE SÜNNET YOLU.Nefs tezkiyede yaptıkları farklılık.Bize ne!Hepsi o kadar.VesSelam