Topkapı Sarayı'nın tarihi, bölümleri ve hakkında bilinmeyenler

Topkapı Sarayı, Osmanlı İmparatorluğunun yüzyıllarca yönetim merkezi olmuştur. En güçlü döneminde sadece Osmanlı’nın değil dünyanın da yönetildiği yönetim merkezidir. Meraklı yabancılar tarafından görmeden bilmeden hakkında yüzlerce yazılar yazılıp resimleri çizilen Topkapı Sarayının belgeler doğrultusunda aydınlanan tarihi

Topkapı Sarayı'nın tarihi, bölümleri ve hakkında bilinmeyenler
Topkapı Sarayı'nın tarihi, bölümleri ve hakkında bilinmeyenler
GİRİŞ 21.01.2020 08:27 GÜNCELLEME 21.01.2020 08:27

İstanbul'un 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesiyle birlikte Osmanlı İmparatorluğunun yönetim merkezi İstanbul'a taşınmıştır. Yönetimin ilk sarayı bugünkü Beyazıt ve Süleymaniye Camilerinin olduğu arazi üzerinde yer almıştır. İstanbul'da inşa edilen ilk Osmanlı Sarayı 1455 yılında tamamlanmış ve yönetim buraya yerleşmiştir. Devlet  ricali çeşitli nedenlerden kaynaklı olarak Beyazıt'ta bulunan saraydan (Saray-ı Atik-i Amire) taşınma kararı almıştır. Topkapı Sarayı, 1467 yılında Fatih sultan Mehmet devrinde yapımına başlanmış ve 1 yıl sonra 1468 yılında tamamlanmıştır. Saray, bugünkünden çok farklı olarak inşa edilmiştir, bu farklılığın nedeni ise her padişahın maiyetinin büyümesi, ihtiyaca yönelik olarak saraya yeni yapılar eklenmesine neden olmuştur. Topkapı Sarayı, Avrupa'da bulunan yönetim sarayları gibi tek bir yapıdan oluşmaz, aksine sarayın her birimi farklı bir binadan ve bağımsız yapılardan oluşmaktadır. 

 

TOPKAPI SARAYI TARİHÇESİ

Fatih Sultan Mehmet devrinden Sultan Abdülmecit zamanına kadar Osmanlı'nın yönetim merkezi Topkapı Sarayı 1468 yılında (1468-1856) 70 dönümlük arazi üzerine inşa edilmiştir. Farklı devirlerde ve çeşitli amaçlarla inşa edilen yapı ve birimler topluluğudur. Sarayın çevresini kara tarafından Sur-u Sultani, deniz tarafında ise Doğu Roma İmparatorluğundan kalan surlarla çevrilidir. Surların birleştiği yerde Bab-ı Hümayun adlı kapı vardır. Bu kapı Osmanlı zamanında sabah namazı vaktiyle açılır, akşam namazıyla birlikte kapatılırdı. Osmanlı döneminde bu kapıdan saray mensubu olmayan kişiler de girebilirdi. Bab-ı Hümayun'dan sonra gelen halk arasından kuleli kapı olarak bilinen Bab-üs Selam kapısı yer alır. Bu kapıdan ancak saray yetkili ve görevlilerinin girebildiği kapıdır. Bab-ı Hümayun ve Bab-üs Selam kapısı arasında yer alan yapılar ise şöyledir: Darphane binaları, odun ambarları, davaların görüşüldüğü Deavi Kasrı, Gülhane Hastanesi, has fırın, su sisteminin oluşturan Dolap Ocağı ve cephane olarak kullanılan Aya İrini kilisesi bulunmaktadır.

 

Bab-üs Selam kapısının ardından itibaren ise gerçek saray hayatı başlamaktadır. Devletin yönetim merkezi olan Divan-ı Hümayun ve Matbah-ı Amire (saray mutfağı) yer almaktadır. Divan-ı Hümayun toplantılarının yapıldığı günlerde sabah namazını Ayasofya'da kılan devlet ricali merasimle Bab-üs Selam kapısında geçerek ikinci avluya girerler ve Divan toplantılarına katılırlardı. Divan toplantılarının ardından toplantıda alınan kararlar vezir-i azam tarafından padişaha Arz Odasında sunulurdu.

Bab-üs Selam'ın ardından ise Babüssade kapısı gelmektedir. Bu kapı sarayın üçüncü avlusuna açılır. Üçüncü avluda yer alan yapılar ise şöyledir: Arz Odası, Enderun Kütüphanesi, Seferli Koğuşu, Enderun Hazinesi, Kiler Odası, Hazine kethüdası Dairesi, Has Oda (Hırka-i Saadet), Has Odalılar Koğuşu yer almaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun yeni yerler fethetmesi, gelişmesi ve büyümesi sarayda ve yönetimde yeni birimlere ihtiyaç duyulmasına bağlı olarak büyümesini sürdürmüştür. 

TOPKAPI SARAYININ BAZI BİRİMLERİ

1) Divan-ı Hümayun: İmparatorluğun yönetim merkezi olan Divan-ı Hümayun eski Türk geleneğindeki Kurultay ve günümüzdeki Türkiye Büyük Millet Meclisi ile aynı işlevi gören devlet karar organıdır. Fatih devrine kadar padişahların başkanlık ettiği toplantılara Fatih Sultan Mehmet'ten itibaren Vezir-i Azam başkanlık etmektedir. Divan toplantılarına katılması gereken devlet görevlileri şöyledir: 

Vezir-i Azam (baş vezir) 2.3. ve 4. vezirler, Rumeli ve Anadolu Kazaskerleri, nişancı, Rumeli ve Anadolu Defterdarları Divan-ı Hümayunun asil üyeleri olarak toplantılara katılır devletin akıbetini tartışır ve ona göre kararlar alınırdı.

-Adalet Kulesi: Divan-ı Hümayunun üzerinde bulunan kuledir. Sarayın en yüksek yapısı Adalet Kulesidir. Bunun asıl nedeni ise 'Adaletin her şeyden üstün tutulduğu' anlamıdır. Fatih devrinden itibaren divan toplantılarını kafes ardından takip eden padişahın dairesi adalet kulesinde yer almaktadır. Padişahın toplantıları takip etmek için girdiği kapıda Hz. Muhammet (s.a.s) hadis-i şerifi 'bir saatlik adalet yetmiş yıllık ibadetten daha hayırlıdır' yazmaktadır. Bu da Osmanlı'nın adalete verdiği ehemmiyeti göstermektedir.

2)Matbah-ı Amire: Saray yemeklerinin pişirildiği mutfaktır. Padişahın yemekleri Matbah-ı Amire içinde yer alan Matbah-ı Has bölümde pişirilirdi. Saray mutfağı Matbah-ı Amire Emininin kontrolü altındaydı.

3) Arz Odası: Düzenli olarak yapılan divan toplantılarında alınan kararların padişaha sunulduğu odadır. Ayrıca yabancı elçiler de Arz odasında karşılanmaktadır. 

4) Enderun Mektebi: Osmanlı İmparatorluğu devlet adamı ihtiyacını bizzat kendi sarayında yetiştirdiği öğrencilerden temin etmektedir. 39 öğrenciden oluşan Enderun öğrencileri çok uzun yıllar padişahın hizmetinde kaldıktan sonra çeşitli devlet kademelerine yükselerek görevlerini ifa ederlerdi. 

5) Harem Dairesi: İkinci avluda Divan-ı Hümayun'un hemen arkasında yer alan Kızlar Mektebidir. Enderun Mektebinde erkek öğrenciler yetişirken Harem'de kız öğrenciler yetişmekteydi. Padişah ailesinin de kaldığı Harem Dairesinde çeşitli ülkelerden devşirilen kızların uzun yıllar süren eğitimi ardından padişah veya devlet ricalinden biriyle evlenerek hayatını sürdürürdü.

Harem Dairesinden bir bölüm

KAYNAK: HABER7
YAZDIR
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Ahmet Hakan'dan Hakan Şükür'e: Kes artık bıdı bıdı yapmayı!
Son dakika: İran'da büyük deprem! Van'da ölü ve yaralılar var