Münir Özkul kimdir?

Yeşilçam'ın usta isimlerinden Münir Özkul kimdir, kaç yaşında, ne zaman öldü?

Münir Özkul kimdir?
Münir Özkul kimdir?
GİRİŞ 19.04.2021 00:05 GÜNCELLEME 19.04.2021 00:05 KAYNAK HABER7
Bu Habere 1 Yorum Yapılmış

Münir Özkul, 1925 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Küçük yaşlardan beri tiyatroya ilgi duydu. Parlak bir öğrenim hayatı olmayan Özkul, lise yıllarında sanata yöneldi. Paşa olmasını isteyen anne ve babasının itirazlarına rağmen tiyatrodan vazgeçmedi. Ses Tiyatrosu’ndaki ilk oyununda sergilediği başarılı performansları dikkatleri zerine çekmeyi başardı ve tiyatronun unutulmaz isimleri arasında yerini alacağı sanat hayatına ilk adımını atmış oldu.

Çok sonradan, olgunluk dönemlerinde anne ve babasına itirazı içinde büyük bir pişmanlığa neden olacak, ayağında pranga gibi duran alkol bağımlılığı onu ‘akıl hastanesine’ kadar sürükleyecekti…

Kavuğu İsmail Dümbüllü’nün elinden alıyor

Türk tiyatrosunun en önemli geleneklerinden biri olan kavuk, İsmail Dümbüllü tarafından Münir Özkul’a verildi. Kanlı Nigar oyunu oynanırken izleyiciler arasında bulunan Dümbüllü, oyundan sonra kavuğunu Özkul’a verdi. Özkul o akşamı şöyle anlatıyor:

"İsmail abi bana verdi, eskilerin 'el vermek' tabiriyle tabir ettikleri, bir sanatın devamı demek. 600 senelik bir kültürün sembolü olmuş. Ben de gençler yetiştireceğim ve en yetenekli bulduğuma vereceğim. Görevimin bir kısmını yapmış oluyorum. Çok büyük bir sorumluluk. 'Ben seni seyrettim, kitaplı tiyatrodan geldiğin halde başardın. Oradan daldın, buradan çıktın bu işi başardın. Büyük bir aşk duyuyorsun, başardın bence' dedi. Çok mutlu oldum."

Bir ay ‘sahneye çıkmama’ cezası

İlk rol aldığı oyun “Mahcuplar”dı. Oyunda uşak rolünü üstlenen Özkul, sanatçı Rauf Aydın’ın rehberliğinde emin adımlarla ilerliyordu. Ancak Münir Özkul’u zapt etmek öyle kolay değildi. Piyes metinlerini ezberlemekten Özkul, oyun dışında da üzerine düşen görevlerden kaçıyordu. Hatta bu yüzden Rauf Aydın, Özkul’a bir ay sahneye çıkmama cezası bile vermişti.

“Anne ve babamın ölümlerine sebep olduğumu sanırdım”

Yukarıda belirtmiştik. Anne ve babası Münir Özkul’un paşa olmasını istiyordu. Onu 15 yaşına kadar böyle yetiştirdiler. Ama tiyatro merakına engel olamadı. Annesinin hayalini gerçekleştiremeyeceğini anlayınca onu ikna etmeyi denedi ve başardı da. Ama ileride bu yüzden çok pişmanlık çekti. Bir röportajında bunu dile getiren Münir Özkul, “İleride çok bunalımlara düştüm bu yüzden, çünkü annem başarımı göremeden vefat etti” diyor.

Hatta Özkul, tercihleri yüzünden anne ve babasının ölümüne dahi sebep olduğunu düşünmeye başlamış. Özkul bu düşüncelerini bir röportajında, "Annemle babamı hep üzdüm, hatta ölümlerine sebep oldum duygusu içine girmiştim. Halbuki değilim. Ama onların istediklerini yapamamak böyle bir düşünceye sebep olmuştu" şeklinde anlatıyordu.

Miras yüzünden tehdide maruz kaldı

Eski gazeteleri okuyanlar veya kısa bir araştırma yapanlar bilir. Kariyerinin zirvesinde olduğu dönemlerde Münir Özkul’a paşa dedesinden 200 milyon lira miras kaldığı iddia edilmişti. Ancak Özkul bu iddiaları kesin bir dille yalanlamış ancak haberlerin yayılmasına engel olamamıştı. Bu yüzden evinin kapısını aşındıranlar, para isteyenler hatta tehdit edenler bile olmuş.

3 senelik liseyi 8 senede 8 ayrı okulda bitirdi

Hababam Sınıfı’nın idealist öğretmeni Münir Özkul, kendi okul hayatı boyunca pek parlak bir öğrenci olmayı başaramamış. Arkadaşlarını esprili bir dille ‘mektebi göremiyorum’ diye kandıran Özkul, 11’e kadar kütüphanede vakit geçirip, sonrasında sinemaya gidermiş.

3 senelik liseyi 8 yılda ve tam 8 ayrı lisede bitiren Münir Özkul, okuldaki öğretmenlerinden yana şikayetçi olduğunu söylemişti. Özkul, bir röportajında şunları anlatıyordu:

"Ben okuldan kaçmadım, fakat 9'da liseye gidince Deli Hulusi vardı. Bilemeyince kafanı tak tak tahtaya vuruyordu. Perşembeleri, 'görünmüyor okul' demeye başladım. Sonra bu duyuldu. Babam aldı beni özel bir okula verdi. Ben kayıt oldum, derse girdim. Dersimiz Kimya ve Deli Hulusi oraya da geliyor. Geldi ve benim kaçmam bir oldu."

Münir Özkul’u beyaz perdeye kazandıran isimlerden biri de Sadık Şendil. Özkul’un çok yetenekli bir aktör olduğunu keşfeden Şendil, Ses Tiyatrosu’na katılması için girişimlerde bulunuyor. Münir Özkul’un o günlerini, “Ürkek bir çocuk, tabiri caizse kedi gibi bir şey” diye anlatan Şendil, sahneye çıktığı zaman ise büyük bir aktöre dönüştüğünü söylüyor. Şendil, bu öngörüsünü Münir Özkul’a da “Kardeşim sen kendine dikkat et, bugün hayran olduklarımızın daha üstünde bir aktörsün” diyerek belirtiyor. Özkul, bu konuşmadan bir buçuk sene sonra Ses Tiyatrosu’na katılıyor ve büyük başarılar elde ediyor.

Sirkeci’ye kadar ağlayarak yürür

Sıkılgan yapısıyla dikkati çeken Özkul, Ses Tiyatrosu’ndaki ilk gününde de zorluk çekiyor. Rol arkadaşı Münevver Sim’le oynadıkları oyun çok beğenilir. Oyun içindeki şarkıyı üç defa tekrarlattıran seyirci, oyunun sonunca uzun süre ayakta alkışlar. Ancak genç Münir, birilerinin kendisini rezil etmek için seyircileri tuttuğunu düşünerek üzülür. Sirkeci’ye kadar ağlayarak yürür.

“Bununla mı oynayacağım diye ağladım”

Aynı günü Münevver Sim de daha sonra anlatıyor. Başta Münir Özkul’a hiç güvenemediğini dile getiren Sim, o günü şöyle anlatıyor:

"Münir Bey'i karşıma çıkardıklarında, 'Bununla mı oynayacağım' diye ağladım. Ben Münir'i tanırdım zaten, halkevinde birlikte kurslara devam ettik, fakat aktörlük derecesini bilmiyorum. Bir partnerimiz vardı o gitti Münir'i getirdiler. Prova yapacağız. Münir katiyyen prova yapmıyor. Nasıl olacak bu iş diyorum, ben prova yapamam diyor. Sanat hayatım bitecek gibi geldi bana, epey gözyaşı döktüm. Sabaha kadar prova yaptık, Münir yine prova yapmadı. Mecburen oynadım. Bu hayatımda bir daha olmadı benim. Sahneye çıktık, Münir ile oynuyorduk. Bu düet o kadar tuttu ki. Benim ellerim ayaklarım bağlandı fakat Münir gitti. Karşımda sanki dev bir sanatçı vardı. Piyes bitti. Herkes Münir'i tebrik etti, ben de gittim, özür diledim ve elini öptüm."

Münir Özkul bir dönem alkol bağımlılığı nedeniyle tedavi gördü. Hatta bu yüzden akıl hastanesine bile yattı. Özkul, hastaneye yatış sebebini şöyle anlatmıştı:

“Nedense bizim memleketimizde midesi bozulan insan hastaneye gidebilir ama kafası bozuldu mu kafası bozulmuş derler, onun hastanesine gittiğiniz zaman ayıp sayılır. Benim fırtınalı hayatımda kafam çok defa bozuldu, öyle zamanlarda gidip yatıyordum. Benim gibi topluma uyamayan, toplumla çelişkiye düşmüş insanlarla çok rahat ediyordum. O deli denen insanlarla çok iyi anlaşıyorum ben. Tiyatroda da böyle arkadaşlarımız çoktur. Ömrüm buralarda geçmiş. İyileşme kararındaydım. Çünkü bir gün Muhsin Bey bana, "Sen alkolü bırakacaksın, bu yüzden sana müsamaha ettim" demişti. Bu

yüzden bırakmalıydım. Bir de çocuklarımı fark ettim, iyi bir baba olmalıydım. Bu girdaptan çıkamıyordum. Sonunda hepsi yenildi."

Daha sonra alkol belasından kurtulan Özkul, Allah’a yöneldi… Allah inancıyla beraber sonsuz bir huzur ve güç hissettiğini belirten Özkul, bir röportajında şunları anlatmıştı:

Bir de şundan korkuyorum. İçki dedim, sonuna kadar gittim, tadını kaçırdım. Tiyatro dedim o da öyle… Şimdi de Allah diyorum. Benim için, bunun da sonuna kadar olmaması imkânsız. Acaba o zaman ne yaparım. Bunda da aşırı gidip sapıkça şeyler yaparım diye korkuyorum. Bu de beni biraz frenliyor. Ancak, o duyguyu, Allah inancını içinde hissettiğim zaman sonsuz bir huzurla beraber, sonsuz bir güç buluyorum. Bunların neticesi olarak da tarifsiz bir güven duygusu içimi kaplıyor. Aslında benim bütün hayatım boyunca daima aradığım şey bu imiş.. Anlatamam nasıl bir zevk veren duylar bunlar… Bunları da eşimle beraber konuşuyoruz ve buluyoruz. Bu yolda onun büyük yardımlarını desteğini ve teşviğini gördüğümü söylemeliyim.

Ömrü arayışlarla geçen Münir Özkul, sinemada ve tiyatroda zirveyi gördükten sonra Allah inancına yöneldi. Alkolü ve o hayatını geride bıraktı. Mütevazı bir yaşam sürmeye devam eden Özkul, ara ara film ve dizi projelerinde yer aldı. 53 yıllık sanat hayatı boyunca onlarca film ve tiyatro oyununda rol alan Özkul, sahneye taşıdığı karakterler ve usta oyunculuğuyla hep örnek olmaya devam etti.

2003 yılında Yeşilçam'ın usta ismine demans ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı teşhisi kondu. 15 yıl boyunca bu hastalıklarla mücadele eden Münir Özkul, 5 Ocak 2018'de Cihangir'deki evinde vefat etti.

YAZDIR
YORUMLAR 1
  • Ömer 1 hafta önce Şikayet Et
    15 yıl hastalık kefaret olmuştur inşallah
    Cevapla