Atina'nın Lahey oyunu

Ankara her defasında 'Ege’deki tüm meseleleri Lahey’e götürelim' diyor ama Yunanistan bu çağrıya kulak tıkıyor. Uzmanlar bütün uyuşmazlıklarla Lahey’e gidilmesi hâlinde Atina'nın elindekinden de olacağına dikkat çekiyor.

Atina'nın Lahey oyunu
Atina'nın Lahey oyunu
GİRİŞ 21.09.2020 07:44 GÜNCELLEME 21.09.2020 07:48
Bu Habere 18 Yorum Yapılmış

Türkiye ve Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim, Ege Denizi’ndeki problemleri de bir kez daha gündeme getirdi. İki ülke arasında Ege’de çözülmeyi bekleyen ihtilaflı konuların başında adaların silahlandırılması, aidiyeti belirsiz adaların statüsü, hava sahası, karasuları, FIR hattı gibi meseleler geliyor. Ankara uzun süredir bu sorunların “paket halinde” Lahey’de bulunan Uluslararası Adalet Divanı’na taşınması çağrısı yaparken, tüm bu meselelerde haksız olduğunu bilen Atina, Ankara’nın bu çağrısına kulak tıkayıp, mahkemeye gitmek istemiyor. Gazetemize konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selami Kuran, Ege’deki sorunların birbiri ile bağlantılı olduğunu, birinin çözülmeden diğer sorunun çözülemeyeceğini söyledi. Uluslararası Deniz Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Kuran, şöyle konuştu:

PAKET HÂLİNDE BAŞVURALIM

Türkiye, bu sorunların birbiri ile yakın ilişkili olduğunu, dolayısıyla öncelikle uluslararası hukuka uygun şekilde kıyıdaş devletler arasında müzakere yoluyla masada çözülmesini teklif ediyor. Ancak Yunanistan, ‘Ben Uluslararası Adalet Divanı’na gitsem dahi sadece Ege’de bir kıta sahanlığı sorunum var. Kıta sahanlığı ile sınırlı olmak üzere Lahey’e giderim’ pozisyonunu koruyor. Türkiye ise Ege’de karasuları genişliği ve adaların aidiyet meselesinin kesin olarak çözmedikçe, kıta sahanlığı sorununu da çözemeyeceğini ifade ediyor. Ankara, ‘Bunların hepsini bir paket olarak müzakere yoluyla aramızda çözelim. Bu olmadığı takdirde ise problemleri paket hâlinde uluslararası bir merciye taşıyalım' diyor.

YUNANİSTAN'IN MESNETSİZ TEZİ

Yunanistan, Ege’de bütün adalarının kendilerine mahsus tam deniz yetki alanı olduğunu öne sürüyor. Zaten bu nedenle Meis gibi küçük bir adanın 40 bin kilometrekare kıta sahanlığı olduğunu iddia ediyor. Bu hakkaniyet ilkesi açısından kabul edilemez. Uluslararası Adalet Divan’ı ve Uluslararası Tahkim Mahkemelerinin vermiş olduğu benzer kararlara da aykırı. Sadece adaların coğrafi, sosyal şartları gibi kriterleri varsa kısmi olarak karasuları tanınabiliyor. Bu da 2, 6 veya 12 mile kadar. Örneğin; Türkiye’nin Libya ile yapmış olduğu deniz yetki anlaşmasında da Girit ve Rodos adalarında bu karasuları hakkı tanındı. Hakkaniyet ilkesine göre hareket edildi.

ATİNA’NIN İKİNCİ TEZİ DE HUKUKİ DEĞİL

Yunanistan’ın ikinci tezinde ise; ‘Ben Ege’de deniz yetki alanı Türkiye ile sınırlandırırken, en doğudaki Yunan adalarıyla Anadolu kıyıları arasında eşit uzaklık ilkesine göre sınırlandırma yaparım’ diyor. Bu da hukuki değil. Adalet Divanı’nda 1969 yılında Kuzey Denizi kıta sahanlığı davası var. Orada da Hollanda-Danimarka ve  Almanya söz konusuydu. Uluslararası Adalet Divan’ı, hakkaniyet ilkesine uygun bir sınırlandırılmasının yapılması esas olduğunu vurguluyor. Hukukun öngördüğü içtihat çerçevesinde belirli kriterler var. Bu kriterlerin birincisi hakkaniyet ilkesi. İkincisi coğrafi durum üstünlüğü; yani kıyı şeridinin uzunluğu. Akdeniz’de bilindiği gibi en uzun kıyı şeridine sahip ülke biziz. Bizim uzunluğumuz toplam Yunan adalarınınkinden 10 katı fazla. Üçüncüsü orantılılık; yani yüzölçümü itibarıyla orantılı olacak. Son olarak ise ilgili kıyı devletinin açık denize erişimini kapatmamak ilkesi bulunuyor. Ege'deki karasuları meselesinden dolayı 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf değiliz.  Sözleşmeye ‘yarı kapalı deniz alanlarında karasularının 12 mile kadar çıkartılmaması’ için rezerv koymak istedik. Ancak sözleşme, rezerv koyma yasağı öngördüğü için Türkiye mecburen taraf olmadı. Deniz yetkilerini sınırlandırmadaki hakkaniyet ilkesi devletleri BM 1982 sözleşmesine taraf olsun olmasın bağlar.

Türkiye Gazetesi

YAZDIR
YORUMLAR 18
  • Vatanim 2 ay önce Şikayet Et
    Sayin vatandaslarim! Tabi ki adalar bizim bunu yunan eski verkil de soyluyor Lahey yani Den Haag Hollanda’da eger oraya sikayet edersek ellimizden adalari kaybetmis oluruz. Simdi Turkiye Basvursa Laheye, bu cok zaman alir ilk basta uzartirlar da uzatirlar! Ama gecmis tarihe baktigimiz zaman bunadalari BIZE geri vermeleri gerekiyordu NE pis oyun oynanmis tarihte ve 2020 yilindayiz devam etmekte. Allah yardimcimiz Olsun. Aslinda Turkiye basvursun Lahey’ye derim. Er Ya da GEC Adalari geri alacagiz ALLAHIN izniyle INSALLAH
    Cevapla
  • BAŞKA YOLU YOK 2 ay önce Şikayet Et
    Türkiye ÖNCE anlaşmalardan doğan haklarını masaya koyup bütün dünyaya ilan edecek, Yunanistan'a bu adalardan ve denizlerden çekilmesi için ihtar çekip süre verecek ve süre SONUNDA hakkını zorla alacak. Bunun başka yolu yok. Hiçbir Yunan hükumetinin ‘Türkiye haklıymış şu adaları verelim’ demesini beklemek akıl dışıdır. Her adayı tek tek zorla almak yerine, Çanakkale’den inip Limni, Bozbaba, İskiri ve Atina merkeze 30-40km mesafedeki Eğriboz adasının güneyini alıp Atina’nın kafasına namluyu dayamak en uygun yoldur.
    Cevapla
  • nimet 2 ay önce Şikayet Et
    Yunanistan topraklarının çoğunu anlaşmalarla ele geçiren bir ülkedir. Buna dikkat etmek gerekir.
    Cevapla
  • GARİBAN 2 ay önce Şikayet Et
    lozan bir zafer mi yoksa hezimet mi tartışmaya açılmıştı.adalar bizde kalsaydı bugün yunanla adalar ile ilgili yaşadığımız sorunlar olmayacaktı.her yıl enerjiye ödediğimiz 50 milyar dolar musul ve kerkük bizde kalsaydı bu para bizde kalacak ekonomimiz daha iyi olacak bütçe eksiği değil fazlası verecekti.
    Cevapla
  • FM.. 2 ay önce Şikayet Et
    Tarih bayunca adalet Türk'ün kılıcının ucunda olmuştur. Lahey falan hikaye adalet istiyorsak savaş meydanina çıkacağız
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Nefes aldıracak hamle! Kredi borcu olanlar dikkat... Hazırlıklar başladı
İsrail Aksa'da oldu bitti peşinde