AK Partili Şahin'den çarpıcı çıkış! Süpürme harekatı başladı: Raf ömrünün sonuna gelindi

Son dakika...AK Parti Milletvekili Şahin, Kanal 7'de Suriye'deki gelişmeleri değerlendirdi. Şahin, PKK/YPG'nin bölgedeki varlığının sona erdiğini belirterek "Geldikleri gibi gidiyorlar, örgütün raf ömrü doldu" ifadelerini kullandı.

GİRİŞ 18.01.2026 11:35 GÜNCELLEME 18.01.2026 13:56

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Şahin, Kanal 7 ekranlarında yayınlanan Başkent Kulisi programında Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni ve Haber 7 Yazarı Mehmet Acet'in konuğu oldu.

Suriye'de son 48 saatte yaşanan baş döndürücü gelişmeler Başkent Kulisi'nde masaya yatırıldı. Mehmet Acet, Suriyeli muhalif güçlerin başlattığı süpürme harekatıyla Rakka merkezine 5 kilometre kadar yaklaştığını, Deyrizor'daki petrol ve gaz bölgelerinin kontrol altına alındığını ve Arap aşiretlerinin ayaklanarak YPG unsurlarını bölgeden çıkardığını hatırlattı. Acet'in, "Bu olay zor oyunu bozuyor mu?" sorusunu yanıtlayan Prof. Dr. Mehmet Şahin, terör örgütünün bölgedeki varlığının yapaylığına dikkat çekti.

"GELDİKLERİ GİBİ GİDİYORLAR"

Prof. Dr. Mehmet Şahin, yaşanan süreci "Geldikleri gibi gidiyorlar" sözleriyle özetledi. Örgütün bölgeye yerleşme sürecini hatırlatan Şahin, başlangıçta DEAŞ'ın bir öncü kuvvet gibi gönderildiğini, ardından ABD ve bazı ülkelerin desteğiyle YPG/PKK'nın "DEAŞ ile mücadele" adı altında aynı hat üzerinde yayıldığını belirtti. Şahin, "Burada bir alan hakimiyeti kurdular ama orada yer tutabilmeniz için sizi destekleyen bir demografinin, nüfusun olması lazım. Zeminde, toplumda yerleri olmadığı için hızlı bir şekilde geldikleri gibi tekrar çekildiklerini görüyorsunuz" dedi.

"HALK SEVİNÇ GÖSTERİLERİ YAPIYOR"

Terör örgütünün yıllardır "öz yönetim", "kent meclisi" gibi kavramlarla kendini meşrulaştırmaya çalıştığını ancak halktan kopuk olduğunu vurgulayan Şahin, kentlerin düşmesiyle birlikte halkın sevinç gösterileri yaptığına dikkat çekti. Şahin, "Yerleşim yerleri düştüğünde halkın 'Biz kurtulduk' diyerek zafer gösterisi yaptığını görüyorsunuz. Bu durum, örgütün halk desteğini oluşturamadığını ortaya koydu" değerlendirmesinde bulundu.

"KÜRTLERİ ÖRGÜTLE BİR TUTMAK BÜYÜK YANLIŞ"

Suriye'deki Kürt nüfus ile terör örgütü PKK/YPG'nin birbirinden kesin çizgilerle ayrılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şahin, örgütün bölgeye ilk geldiğinde en büyük eziyeti Kürtlere yaptığını belirtti. Şahin, "Suriye'deki Kürtlerin tamamını bu örgütün destekçisi gibi görmek büyük bir yanlış. Örgüt, 2012'de Mişel Temo'yu öldürerek ve Kürtlere eziyet ederek işe başladı. Küçük çocukları silah altına alarak bir korku imparatorluğu kurdular" şeklinde konuştu.

"REJİM İLE İŞ BİRLİĞİ İÇİNDEYDİLER"

Terör örgütünün Suriye rejimi ile olan kirli ittifakına da değinen Şahin, Esad rejiminin ülkenin tamamında kontrolü sağlayamadığı için bazı bölgeleri kontrollü olarak örgüte devrettiğini ifade etti. Şahin, "PKK/PYD rejimle birlikteydi. Rejim bunları destekleyerek Kürt nüfus üzerinde otorite kurmaya çalıştı. Örgütün ne Kürtlerin haklarıyla ne de demokrasiyle bir ilgisi yoktu; onlar devrimin karşısında durdular" dedi.
 
Şahin, örgütün şu an bir açmaz içinde olduğunu ve Suriye halkının devrimini hala kabullenemeyerek, yaşananları geçici bir durum gibi okumaya çalıştığını, ancak kurdukları korku düzeninin yıkıldığını sözlerine ekledi.

YENİ BİR SURİYE İNŞA EDİLİYOR

Suriye'de yeni bir inşa sürecinin başladığına dikkat çeken Mehmet Şahin, rejimin beklenenden çok daha hızlı ilerlediğini belirtti. Terör örgütünün bir dönem Suriye topraklarının üçte birini, su kaynaklarını, petrol kuyularını ve gümrük kapılarını kontrol ettiğini hatırlatan Şahin, örgütün bölgede federatif veya özerk bir yapı kurma hayalinin bölge gerçeklerine çarptığını ifade etti.
 
Suriye'nin en büyük petrol sahası olan El Ömer ve çevresindeki enerji kaynaklarının ülenin yeniden inşası için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Şahin, "Suriye ordusunun veya silahlı unsurların dışında farklı unsurlara müsaade edileceğini düşünmüyorum. Çok hızlı ilerliyorlar, bu kadar hızlı olacağını ben de düşünmüyordum" şeklinde konuştu.

ASKERİ İLERLEYİŞİN ARKASINDA DİPLOMASİ VAR

Şam yönetiminin askeri harekat öncesinde iyi bir hazırlık yaptığını belirten Şahin, bu sürecin sadece askeri değil, diplomatik bir altyapısı olduğunu da savundu. Şahin, sahadaki gelişmeleri şu sözlerle analiz etti:
 
"Bu hazırlığın sadece askeri hazırlık değil, diplomatik hazırlığın da olduğunu hissediyorum. Şam yönetimi bu askeri hazırlığı yaparken diplomatik görüşmeleri de yaparak, PKK'ya bugüne kadar destek verenlerin artık Suriye'de PKK, PYD, SDG ile değil, Şam yönetimiyle çalışmayı birinci öncelik haline getirdiklerini görüyorum."

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN RAF ÖMRÜNÜN SONUNA GELİNDİ

Mehmet Acet'in ABD'nin tutum değişikliği ve örgütün neden yalnız bırakıldığına ilişkin sorusunu cevaplayan Şahin, uluslararası ilişkilerdeki "vekalet savaşı" kavramına dikkat çekti. Yıkıcı politika izleyenlerin terör örgütleriyle, düzen kurmak isteyenlerin ise devletlerle çalıştığını hatırlatan Şahin, vekalet savaşlarında kullanılan örgütlerin bir kullanım süresi olduğunu belirtti.
 
Şahin, terör örgütünün geleceğine ilişkin şu çarpıcı tespiti yaptı:
 
"Bu işe girecek varsa tek bir göreviniz vardır, kullanma süreniz vardır. Raftaki gibisiniz. Sizi alırlar, belli bir ömrünüz var, kullanırlar ve atarlar. Ben bugün PKK terör örgütünün raf ömrünün sonuna doğru gelindiğini görüyorum. Sahaya baktığımız zaman tamamen o desteğin çekildiğini görüyorsunuz."

ŞARA'NIN 1962 YILINDA ÇIKAN KARARNAMEYİ İPTAL ETME HAMLESİ

Programda Esed rejiminin 1962 yılında çıkardığı Kürtlerin haklarını kısıtlayan kararnameyi Şara yönetiminin iptal etmesi ele alındı. Şahin, "Esed'in aleyhine kimse konuşmuyor ama Suriye'de Kürtlerin hakkını vermeyen Esed yönetimiydi. Bu hakkın verilmesini isteyen ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı idi. Yeni süreçte Şam yönetimi dersine iyi çalışmış gözüküyor ve 'Siz Suriye'nin asli unsurlarısınız' diyerek durumu kurtarmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı.

"ARAP AŞİRETLERİ SÜPÜRME HAREKATINA BAŞLADI"

Harita üzerinden sahadaki durumu değerlendiren Şahin, özellikle Fırat'ın doğusundaki Arap aşiretlerinin hareketliliğine vurgu yaptı. Arap aşiretlerinin süpürme hızının arttığını belirten Şahin, "Deyrizor ve Rakka bölgelerinde Arap aşiretlerinin tamamı örgütten kopup yeni yönetimin ortağı olacaklar. Bir otorite geliyor ve örgüt buradan hızlı bir şekilde çekilmek zorunda kalacak" dedi.

ABD'nin tutumuna da değinen Şahin, Washington yönetiminin örgüte "Laftan anlamıyorsunuz, ne haliniz varsa görün" mesajı verdiğini ima etti. Şahin, terör örgütünün Suriye'de parçalanmış, federatif bir yapı hayali kurduğunu ancak 10 Mart mutabakatı ve sahadaki gelişmelerle bu projenin çöktüğünü ifade etti.

"HAKAN FİDAN DOSYAYI EN İYİ BİLEN İSİM"

Mehmet Şahin, Türkiye'nin yürüttüğü diplomasi trafiğine ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın rolüne özel bir parantez açtı. Hakan Fidan'ın MİT Başkanlığı döneminden gelen tecrübesiyle Suriye dosyasını en iyi bilen isim olduğunu vurgulayan Şahin, şunları söyledi:

"Hakan Fidan Tarım Bakanı değil, Dışişleri Bakanı. Adamın işi bu. Türk dış politikasının son 13-14 yılında en çok meşgul olduğu dosya Suriye dosyasıdır. Bu dosyayı bölgede en iyi bilen akıl Hakan Fidan'dır. Bir yıldır mütemadiyen 'Bu işin varacağı yer burası, gelin anlaşın' diyerek uyarıyordu. Hakan Fidan'ın sert dil kullandığı eleştirileri yapılıyordu ama o aslında bir gerçekliği, olacakları önceden gösteriyordu."

"TERÖR ÖRGÜTÜNÜN AYAĞININ ALTINDAKİ HALI ÇEKİLDİ"

Suriye'deki gelişmelerin terör örgütü PKK/YPG açısından bir çöküş olduğunu belirten Şahin, örgütün sadece Suriye'deki Kürtleri değil, bölgedeki varlığını da kaybettiğini dile getirdi. Şahin, "Terör örgütünün Suriye'deki Kürtleri kullanmasının altındaki halı çekildi. Örgüte yönelik yürütülen operasyonun Kürtlere karşıymış gibi gösterilmeye çalışılması algısı da çöktü. Sahada yaşananlar, örgütün meşruiyetini tamamen yitirdiğini gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Şahin son olarak, Suriye'de yeni bir gerçekliğin ortaya çıktığını ve Şam yönetiminin de bu yeni duruma göre pozisyon almaya çalıştığını, ancak sürecin Türkiye'nin öngördüğü şekilde ilerlediğini sözlerine ekledi.

"SOPA ZORUYLA" MUTABAKAT UYGULANIYOR

Mehmet Acet'in sahadaki son durumu sorması üzerine Prof. Dr. Mehmet Şahin iyilikle uygulanmayan mutabakatların operasyonla hayata geçirildiğini ifade etti. Bu sürecin Kürtlere yönelik bir operasyon olmadığını vurgulayan Şahin, Türkiye'nin derdinin terörle mücadele olduğunu ve bunu dünyaya anlatmak zorunda olduklarını söyledi.

"KÜRTLERİN EN GÜÇLÜ KORUNAĞI TÜRKİYE'DİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına atıfta bulunan Şahin, Kürtlerin Türkiye'nin düşmanı olmadığını vurguladı. Bahçeli'nin Kürt kanının Türk'e, Türk kanının Kürt'e haram olduğu sözünü hatırlatan Şahin, bölgedeki Kürtlerin başına bir iş geldiğinde sığınabilecekleri en güvenli limanın Türkiye Cumhuriyeti olduğunu belirtti. Şahin, hiç kimsenin bölgedeki Kürtleri Türkiye'ye düşman gibi göstermemesi gerektiğinin altını çizdi.

İSRAİL VE ŞAM ARASINDA DİPLOMATİK SÜREÇ VAR

Mehmet Acet'in İsrail'in Suriye ordusuna müdahale edip etmeyeceği yönündeki sorusunu yanıtlayan Şahin, İsrail ile Şam yönetimi arasında diplomatik bir süreç yürüdüğünü açıkladı. Halep operasyonundan önce Paris'te İsrail ve Suriye rejimi yetkilileri arasında görüşmeler yapıldığını belirten Şahin, İsrail'in bölgedeki politikasını çok nüfusu azaltma, büyük coğrafyayı küçültme olarak tanımladı. Şahin'e göre İsrail, parçalı bir Suriye istese de sınır güvenliği için Şam yönetimiyle yeni bir güvenlik anlaşması peşinde olabilir.

"HER TERÖR ÖRGÜTÜ SATILIKTIR"

Paris'teki görüşmelerin ardından terör örgütü YPG/PKK kanadında bir tedirginlik oluştuğunu belirten Şahin, örgütün İsrail tarafından satıldığını hissettiğini söyledi. Devletler ile örgütler arasındaki ilişkinin doğasına değinen Şahin, her örgütün satılık olduğunu ve kullanım süresi dolduğunda devletler tarafından kenara atılacağını ifade etti. Şahin, Paris'teki görüşmenin sahaya yansımasının, örgütün yalnız bırakılması ve kullanılıp atılması şeklinde tezahür ettiğini sözlerine ekledi.

SİSTEMATİK DIŞLAMA VE 15 TEMMUZ SÜRECİ

Programda Türkiye'nin son yıllarda karşılaştığı zorluklara değinen Prof. Dr. Mehmet Şahin, 2013 yılından itibaren Türkiye'ye karşı sistematik bir dışlama, baskılama ve ambargo uygulandığını belirtti. Yeni bir Ortadoğu kurulurken zayıf olan devletlerin haklarını koruyamayacağını vurgulayan Şahin, Türkiye'nin o dönemde "sorunlu coğrafyanın bir parçası" ve "kullanılır bir devlet" haline getirilmek istendiğini ifade etti. Bu sürecin 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle zirveye ulaştığını hatırlatan Şahin, Türkiye'nin bu badireyi atlatarak elde ettiği siyasi deneyimi hem içeride hem de dışarıda başarıyla kullandığını söyledi.

"TÜRKİYE MENÜDEN ÇIKIP MASAYA OTURDU"

Mehmet Şahin, Türkiye'nin jeopolitik konumundaki değişimi çarpıcı bir benzetmeyle anlattı. Birinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki dönemde, Osmanlı dağılırken Türkiye'nin "menüde" olduğunu, yani paylaşılan taraf olduğunu belirten Şahin, bugün gelinen noktada Türkiye'nin artık karar verici olarak "masada" yer aldığını dile getirdi. Şahin, "Bir coğrafyada yeni bir şey kurulurken kendinizi tabakta bulmanız gerekirken, uyguladığınız siyasetle baş masada oturanlardan biri konumuna gelirsiniz. Masada olduğunuz zaman sadece kendi hakkınızı değil, eşin dostun hakkını da korursunuz" ifadelerini kullandı.

SAVUNMA SANAYİİNDE 'KENDİ GÖBEĞİNİ KENDİ KESME' DÖNEMİ

Türkiye'nin bu konuma gelmesinde 2004 yılında alınan yerli savunma sanayii kararlarının hayati önem taşıdığını belirten Şahin, İHA ve SİHA teknolojilerindeki başarının, Karabağ, Libya, Suriye ve Irak'taki operasyonlarda sahadaki dengeleri değiştirdiğini vurguladı. Şahin, Türkiye'nin artık müttefiklerine bile güvenemeyeceğini anlayarak "kendi göbeğini kendi kesme" politikası izlediğini ve bunun sonucunda yakın çevresi çökerken Türkiye'nin yukarı doğru ivme kazandığını belirtti.

"UKRAYNA-RUSYA BARIŞI İÇİN TÜRKİYE KİLİT AKTÖR"

Rusya-Ukrayna savaşında Batı'nın Türkiye'yi taraf olmaya ve Rusya ile ilişkileri kesmeye zorladığını hatırlatan Şahin, Ankara'nın bu tuzağa düşmediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yürüttüğü denge politikasının Türkiye'yi kilit bir aktör haline getirdiğini belirten Şahin, Türkiye'nin hem Kiev hem de Moskova ile görüşebilen tek ülke olarak diplomatik başarısını kanıtladığını ve bu sürecin Türkiye'yi bölgenin en istikrarlı ülkesi yaptığını söyledi.

"AVRUPA ÜLKELERİ DE 'MÜTTEFİK TEHDİDİ' İLE KARŞI KARŞIYA"

ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarına ve "Önce Amerika" (MAGA) yaklaşımına da değinen Şahin, uluslararası ilişkilerde "Müttefik Tehdidi" kavramına dikkat çekti. Geçmişte Türkiye'nin NATO müttefikleri tarafından terör örgütlerine verilen destekle tehdit edildiğini, şimdi ise Trump'ın politikalarıyla Avrupa ülkelerinin benzer bir "müttefik tehdidi" ile karşı karşıya kaldığını belirtti.

KAYNAK: HABER7
Fatih Yoncalık Haber7.com - Dış Haberler Editörü
Haber 7 - Fatih Yoncalık

Editör Hakkında

İstanbul Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olan Fatih Yoncalık, yüksek lisansını İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yaptı. Trakya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora programına devam eden Fatih Yoncalık, öğrenim hayatı boyunca muhtelif gazete ve dergilerde bilhassa dünya gündemi ve Orta Doğu üzerine çeşitli yayınlar yaptı. Meslek hayatına AKŞAM Gazetesi’nde başlayan Yoncalık, Eylül 2024’ten bu yana Haber7.com’da “Dış Haberler Editörü” olarak görev yapmaktadır.
YORUMLAR 18
  • Hüsnü 1 saat önce Şikayet Et
    10 Mart sntlasmadı bitmiştir . Terör örgütüne ne yapılıyorsa o yapılmalı.Yani. İ T L A F
    Cevapla
  • Gerçeğin Sesi 1 saat önce Şikayet Et
    Ay'da izi olmayanın, uzayda sözü olmaz. Türkiye olarak Uzay ve havacılık teknolojileri ile NÜKLEER ENERJİ alanındaki çalışmalarımızı bin kat arttırmak zorundayız.
    Cevapla
  • Acilen 1 saat önce Şikayet Et
    Dul ve Yetim maaşları da Yükseltilmelidir.
    Cevapla
  • VATANSEVER 2 saat önce Şikayet Et
    Emeklinin Rahat edeceği Yüksek bir Zam verilmelidir. Tüm Emeklilere.
    Cevapla
  • Mehmet 35 dakika önce Şikayet Et
    Kimin parasını kime veriyorsun. Devlet zaten bu savaş ortamında bütün imkanlarını zorlayarak verebileceğini veriyor. Daha fazlası için devlet borçlanıp gelecek neslin hakkını bugün vermesi gerekir.
    Cevapla
  • AÇIK ve NET 2 saat önce Şikayet Et
    Salı günü TBMM'de Emeklilerinin hepsine eşit oranda Zam yapılmalıdır. Bu yanlış düzeltilmelidir.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Suriye'de SDG balonu 24 saatte patladı: Petrolün yüzde 70'ini kaybettiler! Karargah düştü
Cumhuriyet tarihinin en ucuz elektrik fiyatı! Türkiye'ye dev yatırım