Rusya'dan çarpıcı Türkiye analizi! Lavrov'dan tarihi açıklama: Sadece Türkler durdurabilir

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Eğer çökmekte olan yapıyı biri kurtarabilirse, o da yetenekli Türk diplomatlardır" dedi. Lavrov, Türk halkının da Osmanlı İmparatorluğu'na dair tarihsel hafızasıyla hareket ettiğini belirtti.

GİRİŞ 30.01.2026 01:26 GÜNCELLEME 30.01.2026 01:26

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türk medyasında ilk yüz yüze röportajını Türkiye gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva ile yaptı. Lavrov, küresel siyasetin merkezindeki krizlere ve Rusya’nın stratejik rotasına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rus bakan, Türkiye ile Rusya’nın bölgesel krizlerin çözümünde ve çok kutuplu dünya düzeninin inşasında sahip olduğu sinerjiye dikkat çekti ve "Eğer biri bu çökmekte olan yapıyı kurtarabilirse, o da yetenekli Türk diplomatlardır" dedi.

Sergey Lavrov ve Sevil Nuriyeva

'TÜRKİYE'NİN HER BÜYÜK ÜLKE GİBİ KENDİ ULUSAL ÇIKARLARI VAR'

İşte Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un çarpıcı röportajından öne çıkanlar:

Sayın Bakan, Türkiye hakkında iki sorum olacak. İlki, Türkiye'yi Rusya için NATO içinde özel bir ortak mı yoksa Avrasya'daki dengeleri etkileyen bağımsız bir güç mü olarak görüyorsunuz? İkincisi ise, Türkiye'nin Ukrayna'dan Suriye'ye uzanan arabuluculuk politikasını, Rusya ile ilişkilerde güvenilir bir diyalog kanalı olarak değerlendirmeye devam ediyor musunuz?

'TÜRK HALKI OSMANLI İMPARATORLUĞU'NA DAİR TARİHSEL HAFIZASINA BAŞVURUYOR'

Türkiye'nin, her büyük ülke gibi, kendi ulusal çıkarları var. Bunları hayata geçirirken, Türk halkının Osmanlı İmparatorluğu'na dair tarihsel hafızasına da başvuruyor. Biz bunu çok iyi anlıyoruz. Dahası, biz de Türk halklarının temsil edildiği bir ülke olarak, yüzyıllardır 'tarihsel hafızanın korunması' hareketine katılıyoruz.

Hatta bu tarihsel deneyimin, mevcut siyasi amaçlar için olumlu bir şekilde kullanılmasını da destekliyoruz. Bu kapsamda Rusya, iki yıl önce, 'Altay Türklerin Anavatanı' konulu yıllık bir siyaset bilimi forumu başlattı. Partiler, politikacılar ve resmi görevliler bu foruma katılıyor. Bu tür iki etkinlik zaten gerçekleşti.

Üçüncüsü bu yıl Kazakistan'da yapılacak. Bence bu, bizi birbirine yakınlaştıran değerleri nasıl koruduğumuzun somut örneklerinden biridir. Evet, bu yakınlaşmada farklı boyutlar var, ancak asıl önemli olan bu boyutlardan doğru sonuçlar çıkarmak ve doğru dersleri almaktır.

İki cumhurbaşkanının liderliğinde Türk meslektaşlarımızla bunu oldukça başarılı bir şekilde yapıyoruz. Biz, Türkiye'nin bağımsızlığının tanınması gibi ortak tarihimizin bu önemli sayfalarını da hatırlıyoruz.

'TÜRKİYE İLE TASARLADIĞIMIZ SÜREÇLER HAYATA GEÇİYOR'

2025 yılında, Sovyet Rusya'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'ni tanımasının 105. yılını kutladık. O dönemde ne Sovyetler Birliği, ne de Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti vardı. Ancak Sovyet Rusya, Türkiye'yi sadece tanımakla kalmadı; aynı zamanda silah, mühimmat ve altın da dahil olmak üzere önemli bir maddi destek sağladı.

Eminim ki, bu stratejik ortaklığımızın şanlı sayfası hem ülkemizde hem de Türkiye Cumhuriyeti'nde daima hatırlanacak. Ve şu anda Türkiye ile ilişkilerimizde, tüm nüanslara ve ulusal çıkarlar konusundaki farklı yaklaşımlara rağmen, Cumhurbaşkanları her zaman Suriye konusunda ortak bir zemin buldu. Nitekim 2019-2020 yıllarında bu konuya adanmış birkaç zirve gerçekleşti.

Bu zirvelerin sonuçlarına göre, Suriye'deki Kürt planlarına yönelik endişelerin giderilmesi de dahil olmak üzere önemli anlaşmalar sağlandı. Şimdi, bu planlar bir ölçüde yeniden canlanıyor. Modern Suriye'de, Türk dostlarımızla uzun süredir tasarladığımız süreçler nihayet hayata geçmeye başlıyor. Kürtlerin siyasi hayata, siyasi yapılara ve Suriye Arap Cumhuriyeti ordusuna dahil edilmesini kastediyorum.

Vladimir Putin ve Ahmed Şara

Aynı şekilde, Libya'da da yakın işbirliğimiz, bilgi alışverişimiz ve güven temelinde, ulusal birliğin sağlanması sürecini başlatacak muhtemel tavsiyeler geliştiriyoruz. Güney Kafkasya'ya gelince... Doğal olarak bu bizim ortak komşuluğumuz. Türkiye, Azerbaycan ile birlikte 3+3 formatının (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve üç büyük komşuları: Rusya, Türkiye, İran) ana öncülerinden biriydi. İki bakanlar düzeyinde toplantı zaten gerçekleşti. Şimdi üçüncüsü hazırlanıyor. Gürcü komşularımız şimdilik katılmaktan kaçınıyor ancak biz her zaman onlar için kapının açık olduğunu vurguluyoruz.

'TÜRK TARIM ÜRÜNLERİNİN KALİTESİNİ BİLİYORUZ'

Meslektaşım Sayın Hakan Fidan da üçüncü bakanlar toplantısının yapılmasını aktif olarak destekliyor. Şimdi toplantının yeri belirleniyor, umarım en kısa zamanda netleşir.

Maddi işbirliği biçimlerinden bahsetmiyorum bile; Nükleer enerji, hidrokarbonlar, Türk Akımı, Güney Akımı... Bu arada, Türk Akımı, Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu altyapısıyla birlikte Ukrayna kaynaklı provokasyonların hedefi oldu ancak bu tehditler engellenebildi.

Enerji alanında iyi bir öngörüye sahibiz. Ticarette de durum aynı; hepimiz Türk tarım ürünlerinin kalitesini biliyoruz.

(Beğeniyor musunuz?) Beğeniyorum, evet.

'TÜRKİYE, TÜRK DÜNYASININ MERKEZLERİNDEN BİRİ'

Peki, sizce Rusya'nın savunduğu çok kutuplu dünya düzeni kavramı ile Türkiye'nin ulusal çıkarlara odaklanan bağımsız dış politikası ne ölçüde örtüşüyor? İki ülkenin bu yaklaşımları arasında nasıl bir sinerji veya uyum görüyorsunuz?

Biz, bir yandan ulusal çıkarlarını savunan bağımsız ülkelerin dış politikası ile, diğer yandan çok kutuplu bir dünya düzeni arasında bir ayrım görmüyoruz. Tam tersine, çok kutuplu bir dünya ancak ve ancak kendine saygı duyan, tüm eylemlerinin temelinde sağduyu ve ulusal çıkarları olan ülkelerin pozisyonları güçlendiğinde var olabilir.

Üstelik, kendi çıkarlarını savunurken başkalarının çıkarlarına saygı duyan ülkelerin pozisyonları... Evet. Bir ülke ne kadar büyükse, çıkarlarını başarıyla savunma olanakları da o kadar fazladır. Bir ülke ne kadar küçükse o kadar sık büyük komşularıyla uzlaşmak zorunda kalacaktır. Ama bu, hayatın kendisi gibi.

Asıl önemli olan, çok kutuplu dünyanın merkezlerini oluşturanlar için bu gerçeği kavramak. Elbette Türkiye, Türk dünyasının merkezlerinden biridir. Türk devletleri örgütünün kurulması ve derinleşmesi için atılan adımları görüyoruz. Ve dünya sahnesinde ne kadar etkili olursanız çıkarlarınızı nasıl savunacağınızı o kadar net anlarsınız.

O zaman belki de hepimiz, şu ya da bu şekilde büyük devletlerin eylemlerinden doğrudan etkilenebilecek küçük ülkelere karşı daha dikkatli ve sorumlu davranmalıyız.

Recep Tayyip Erdoğan

'ÇÖKMEKTE OLAN YAPIYI YETENEKLİ TÜRK DİPLOMATLARI KURTARABİLİR'

Uzun yıllardır Türk meslektaşlarla çalışan tanınmış bir diplomatsınız. Size son sorum: Türk diplomasisinde sizi en çok etkileyen özellik nedir?

Öncelikle, elbette bu bir 'Ekol'dür, diplomatik bir ekol. Rusya'da da böyle bir ekol var, yüzyılı aşkın bir geçmişi var. Türk diplomatlarında da benzer bir ekol mevcut. Bu sadece tavırlarla ilgili değil; bir diplomatın davranışı da önem taşır. Muhataplarını kendine yakınlaştırabilmek, gerektiğinde gayri resmi bir jest yapabilmek...

Örneğin, bir çay teklif etmek veya bir şaka anlatmak gibi. Ancak asıl ekol, kendi ülkesinin ve diplomasisinin tarihine çok derin bir dalıştan gelir. Bu bizim için de geçerlidir.

En azından, diplomatlarımızı tam olarak bu şekilde, yani tarihsel bilinçle hazırlamaya ve yetiştirmeye çalışıyoruz. Böylece süreklilik sağlanır ve korunur. Ve biliyor musunuz, 100, 200, 300 yıl önce seleflerinizin ülkeniz ve halkınız için başlattığı çizgiyi ilerlettiğinizde, bu size ek bir güç ve ilham verir.

Bunun dışında, şu ya da bu konuların geçmiş yüzyıllarda nasıl tartışıldığını ve çözüldüğünü ya da çözülmediğini bilmek, size yeni argümanlar katar. Bu bilgi, yeni koşullar altında taze ve orijinal çözümler bulmanızı sağlar. Her zaman değil belki, ama ülkenizin tarihini, nasıl geliştiğini ve çıkarlarının ne olduğunu bilenler için bu mümkündür.

Ve jeopolitik, coğrafi çıkarlar... Onlar tam da devletlerimizin gelişim seyri ve konumu tarafından belirlenir. Bu nedenle, bana öyle geliyor ki, burada çok ortak noktamız var. Türk diplomatik okuluna iltifat ederken ve Rus diplomatik okuluna karşılıklı iltifatlar beklerken şunu söylüyorum: Çok ortak noktamız var. Ama Türk meslektaşlarla çalışırken kendimizi her zaman çok rahat hissediyoruz.

Bu hem Hakan Fidan hem de onun selefleri için geçerli. Bu arada, şu anda AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Genel Sekreteri olan Sn. Feridun Sinirlioğlu için de geçerli. Eğer biri bu çökmekte olan yapıyı kurtarabilirse, o da yetenekli Türk diplomatlardır.

Vladimir Putin ve Hakan Fidan

Sayın Bakan, ABD ve Ukrayna arasında tartışılan güvenlik garantileri anlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Mevcut koşullar altında, Amerikan heyetinin Sayın Başkan Putin ile gerçekleştirdiği son görüşme somut sonuçlar doğurdu mu? Ve sizce yakın vadede barış ihtimali ne kadar gerçekçi görünüyor?

'UZUN BİR ATEŞKES KABUL EDİLEMEZ'

En az 60 günlük, hatta daha uzun bir ateşkes bizim için kabul edilemez. Çünkü bu operasyon süresince gördük; Her ateşkes, Ukrayna'nın yeni silahlarla donatılması, rejime nefes aldırılması ve şehir sokaklarından toplanan insanların cepheye 'piyade eti' olarak sürülmesi için kullanıldı. Amaç, Rusya'ya karşı savaşa devam etmek için güç toplamaktı.

Şimdi ise 'güvenlik garantileri' konuşuluyor. Ukraynalı liderler ve Avrupalı bakanlar, bu garantilerle gurur duyuyor ve bunların çatışmanın yeniden başlamasını engelleyecek anahtar olduğunu söylüyor. Bu, tamamen farklı bir kapının anahtarı olacak.

Çünkü eğer derinlemesine bakarsak, Zelenski rejiminin arkasındaki güçler, aslında yasadışı ve meşruiyetini kaybetmiş bu rejimin varlığını garanti altına almaya çalışıyor. Unutmayalım, bu rejimin kökleri 2014 Şubat'ındaki darbeye dayanıyor.

Bugün de aynı rejimin ardılları iktidarda ve Batı'nın kuklası olarak Rusya Federasyonu'nu sürekli tahrik etmeye, güvenliğimize yönelik tehditler oluşturmaya devam ediyor.

GÜVENLİK GARANTİLERİ VE İSTANBUL MÜZAKERELERİNİN PERDE ARKASI

Bu arada ilginç bir detay; Bu konuyu Türk dostlarımla çok önceden tartışmıştım. Hatta AGİT gibi platformlarda Batılı meslektaşlarla yaptığımız kısa temaslarda bile herkesin dilinde hep aynı şey vardı: Güvenlik garantileri, güvenlik garantileri. Nisan 2022'de İstanbul'da dürüstçe şekillendirilen güvenlik garantilerinden bahsediyoruz. O zamana kadar yapılan üç tur müzakere sonucunda, Türk dostlarımızın mükemmel organizasyonuyla ortaya çıkan garantiler.

Zaten müzakereleri, operasyonumuzun başlamasından kısa süre sonra Ukrayna tarafı talep etmişti. Önce Belarus'ta başladık, ardından İstanbul'a geçtik. Birkaç turun ardından, Ukrayna'nın inisiyatifiyle çözüm ilkeleri üzerinde mutabakata varıldı. Ve orada da güvenlik garantileri vardı. Ancak o garantiler hem Rusya'yı hem Ukrayna'yı, hem de tüm jeopolitik bölgeyi kapsıyordu; Avrupa garantilerini içeriyordu.

Bu garantileri yalnızca ABD, Fransa, İngiltere değil; Çin ve Rusya dahil BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi sağlayacaktı. Ayrıca, Almanya ve Türkiye'nin de bu garantör ülkeler arasına katılması önerilmişti. Ve bu bizim formatımız değildi; onaylanan formatı Ukraynalılar önermişti.

O metinde, güvenlik garantilerinin ne anlama geldiği açıkça yazılıydı: Ukrayna topraklarında yabancı askeri üsler olmayacak, tüm garantör ülkelerin onayı olmadan yabancı katılımlı tatbikatlar yapılmayacaktı. Çok detaylı ve somut olarak belirlenmişti. Eğer bir taraf bu garantileri ihlal ederse, garantör ülkeler bu ihlalleri durdurmak için harekete geçmek zorundaydı.

Alınacak önlemler ise, Kuzey Atlantik Antlaşması'nın (Washington Antlaşması) 5. Maddesi'nin ruhuna uygun olarak tanımlanmıştı.

'İSTANBUL'DA ANLAŞMIŞTIK, BORİS JOHNSON ATEŞKESİ ENGELLEDİ'

Biz bunu kabul ettik ve Sayın Başkanlar Putin ile Erdoğan bu konuyu defalarca görüştü. Ancak ardından, dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson Kiev'e geldi ve Ukraynalılara, paraphe edilmiş bu belgeyi imzalamalarını yasakladı. Oysa bu belge, ayrıntılı bir barış anlaşmasının temeli olacaktı.

O dönem Ukrayna heyetinin başkanı olan ve bugün de parlamentodaki başkanlık partisi grubunun lideri David Arakhamia, bunu defalarca röportajlarında açıkça dile getirdi; 'Her şey hazırdı, ama Boris Johnson; 'Hayır, olmaz' dedi.' Bu durum, Ukrayna rejiminin ne derece bağımsız olduğunu ve eski sömürgeci güçlerin yöneticilerinin 'herkese liderlik etme' alışkanlığını ne kadar sürdürdüğünü de gösteriyor.

Boris Johnson ve Volodimir Zelenski

Bu alışkanlıktan kurtulmak çok zor. İşte bu nedenle, şimdi konuşulan sözde 'güvenlik garantileri', aslında meşruiyetini kaybetmiş bir rejimi güçlendirmeye yöneliktir.

Tekrar Türkiye örneğine dönecek olursam, bu rejim bir halkın tüm dilini iptal etmiş, kanonik Ortodoks Kilisesi'ni yasaklamış ve kendini İstanbul Patrikhanesi'nin – ki onun da Batı'nın elinde, Ortodoksluğu parçalamak için kullanılan bir piyona dönüştüğünü görüyoruz. Batı'nın basit bir piyonu haline getirmiştir. Biden yönetiminin desteğiyle başlayan bir süreç bu.

'SAYIN ERDOĞAN'IN ÇAĞRILARINI DUYDUM GÖRÜŞLERİMİZ BİRBİRİNE YAKIN'

Sayın Bakan, İran hakkında bir sorum olacak. Sizce ABD ve İsrail'in İran politikasının temel motivasyonu nedir? Bu politikanın odağı, nükleer sorun mu bölgesel güç dengesi mi yoksa Çin ve Rusya'yı çevreleme yönündeki daha geniş bir stratejinin parçası mı?

Umarım, şu anda İran'a yönelik yeni bir saldırının kaçınılmaz olduğuna dair pek çok tahmin olmasına rağmen, sağduyu ve ileri görüşlülük sonunda galip gelir. Sayın Başkan Erdoğan'ın da 'en kötü senaryodan kaçınılmalı' ve 'Türkiye, Rusya gibi arabuluculuk rolü oynamaya hazırdır' şeklindeki çağrılarını duydum. Yani bu konuda da, pek çok diğer konuda olduğu gibi, görüşlerimiz birbirine yakın.

Recep Tayyip Erdoğan ve Vladimir Putin

KAYNAK: TGRT HABER
Muhammet Arif Güreli Haber7.com - Editör
Haber 7 - Muhammet Arif Güreli

Editör Hakkında

1999 yılında İstanbul'un Ümraniye ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 2022 yılında Üsküdar Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümünden dereceyle mezun oldu. İnternet Haberciliğine ilk olarak üniversite sıralarındayken kurduğu internet haber sitesiyle başladı. Kurduğu sitede, 1 yıl kadar sağlık, spor ve kültür kategorilerinde röportaj, özel haber ve analiz yazıları yazdı. Staj eğitimini ise Haber7.com'da tamamladı. Mezun olduğu 2022 yılından bugüne dek Haber7.com ailesinde başlıca gündem, siyaset, dünya, ekonomi kategorileri olmak üzere birçok özel haber, grafik ve video hazırladı. Haber7.com’da mesleki hayatına devam etmektedir.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Rusya'dan çarpıcı Türkiye analizi! Lavrov'dan tarihi açıklama: Sadece Türkler durdurabilir
Dünyanın en güçlü tank orduları açıklandı! İşte en fazla tankı olan ülke...