Nikahsız birlikteliği meşrulaştırıyordu: Bir ülke daha İstanbul Sözleşmesi'ni yırtıp attı
Çekya'da Başbakan Andrej Babiş hükümeti, İstanbul Sözleşmesi'nin onaylanmasına yönelik desteğini geri çekerek süreci resmen sonlandırdı.
- Çekya hükümeti, İstanbul Sözleşmesi'nin onay sürecine verdiği desteği geri çekerek sözleşmenin ülkede yürürlüğe girme ihtimalini fiilen sona erdirdi.
- Sözleşmenin nikâh dışı ilişkileri meşrulaştırdığı, toplumsal cinsiyet kavramını yaygınlaştırdığı ve aile yapısını zayıflattığı biliniyor.
- Muhalif kesimler ise kararın kadına yönelik şiddetle mücadele ve mağdur hakları açısından geri adım anlamına geldiğini savunuyor.
Çekya Başbakanı Andrej Babis liderliğindeki hükümet, kadınlara ve aile içi şiddete karşı mücadeleyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi'nin onaylanmasına yönelik adımları durdurma kararı aldı.
Pazartesi günü gerçekleştirilen son kabine toplantısında, bir önceki hükümetin 2023 yılında sözleşmenin onaylanmasını destekleyen kararı iptal edildi.
Bu hamle, yıllardır parlamentoda bekletilen onay sürecini fiilen sona erdirdi.
Avrupa Konseyi'nin bir anlaşması olan sözleşme, Çekya tarafından 2016 yılında imzalanmış ancak parlamentodaki onay süreci hiçbir zaman tamamlanmamıştı.
Senato'nun 2023 yılında onayı engellemesinin ardından, hükümetin son kararı yürütme organının desteğini de resmen ortadan kaldırmış oldu.
Çek Kadın Lobisi'nden Marketa Kos Mottlova, grubun Avrupa Birliği düzeyinde kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki yaklaşan mevzuatlara karşı hükümetin tutumunu yakından izleyeceğini belirtti.
Hükümetin daha önceki desteğini resmen geri çekmesiyle birlikte, Çekya'nın mevcut parlamento döneminde onay sürecini sürdürmesi beklenmiyor.

Hükümet kanadı, önceki parlamenter adımların süreci zaten durdurduğunu ve sözleşmeyi Çek hukukunda fiilen etkisiz hale getirdiğini savunuyor.
Muhalefet ise, bu kararın toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti önleme ve mağdur desteklerini önceliklendirmekten uzaklaşan daha geniş bir siyasi değişimi temsil ettiğini ifade ediyor.
‘ŞİDDET’İN ARTMASINA ZEMİN
“Sözleşme’nin 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39 ve 40. maddelerinde kadınlara karşı gerçekleştirilecek şiddetin alanını oldukça genişletmek amacıyla şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadına yönelik şiddet, ev içi şiddet, ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet, fiziksel şiddet gibi bir kısmı zorlama ve tekrar oluşturan birçok şiddet türüne yer verilmiştir. TCK’da şiddetin tanımı, çok daha basit ve net bir şekilde yapılmışken şiddet kavramının bu kadar çeşitlendirilmesi ve genişletilmesi, şiddetin önlenmesinden çok artmasının zeminini oluşturacaktır.”
NİKAH DIŞI İLİŞKİLERİ DAHA DEĞERLİ SAYIYOR
İstanbul Sözleşmesi’nin 36’ıncı maddesindeki sakınca şöyle irdeleniyor:
“Sözleşmede ailenin karşıt cinsler arasında nikah akdi ile kurulan bir toplum birimi olduğu ve tarafların akit ile kazandıkları hak ve üstlendikleri ödevlerinin olduğu vurgusunu güçsüzleştiren bir yaklaşım sergilendikten sonra sözleşme, cinsel suçları nikah akdi dışında gerçekleşen fiiller olmaktan çıkarmakta, rızanın bulunmadığı cinsel birlikteliklere dönüştürmektedir. (Md. 36.1.a, b, c).
Bu yaklaşımın doğal bir sonucu, evlilik içi rıza bulunmayan birleşmelerin de evlilik dışı rıza bulunmayan birleşmelerle tecavüz kavramında birleştirilmesi olmuştur. Nikah bağının tarafların cinsel açıdan birbirinden yararlanma hususunda baştan verilmiş bir rıza içerdiği itibara alınmamıştır. Gayrı meşru rızaya tanınan değer, hukuken tescil edilmiş rıza ile eşit hatta fiilen daha değerli sayılmıştır.”
ŞİDDETE DEĞİL CİNSİYETE BAKILIYOR
İstanbul Sözleşmesi’nin 3-A maddesinde cinsiyetçi ayrımcılık uygulandığı savunuluyor:
“İstanbul Sözleşmesi’nde (m. 3/a) ve 6284 sayılı Kanunda (m. 2/1-ç) kadına yönelik şiddet bağlamında yapılan tanımın ortak özelliği, kadına karşı şiddetin sadece kadın cinsiyetinde bulunan kişilere yönelik olarak ve sadece kadın olmalarından dolayı uygulanan her türlü şiddeti kapsamasıdır. Dolayısıyla kadına karşı şiddet, bir şiddet türü olmaktan çok, şiddetin yöneldiği mağdurun cinsiyeti esas alınarak tanımlanmıştır. Bu tanımlama, İstanbul Sözleşmesi’nin tamamen kadın cinsiyetinin erkek cinsiyetine karşı korunması ve kadının sosyal hayatta erkekten tamamen bağımsızlaştırılması felsefesi üzerine inşa edildiğini açıkça göstermektedir.”
3’ÜNCÜ CİNSİYETE KAPI ARALANIYOR
İstanbul Sözleşmesi’nin 4/1’inci maddesinde “cinsel yönelim” adı altında eşcinselliği meşrulaştırıcı ifadeler var:
“İstanbul Sözleşmesi 4/1. maddesindeki, ‘Devletler cinsel yönelimi yasal güvence altına alır’ hükmü ile LGBTİ’nin kurumlaşmasını ve yasal güvenceye alınmasını sağlamıştır. Daha açık bir ifadeyle Sözleşmeyle erkek ve kadın cinsleri haricinde 3. ve 4. cinslerin de dünyada var olmasının yasal zemini oluşturulmaya çalışılmıştır.”
ÇOCUKLAR İÇİN CİNSİYETSİZLİK
İstanbul Sözleşmesi’nin 14/1’inci maddesinde çocuklar için cinsiyetsizlik tehlikesi yer alıyor:
“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği; tanımı gereği kadına ve erkeğe ilişkin cinsiyet algısının değiştirilmesini amaçlamaktadır. Bunun sağlamak için de ‘eğitim’ başat bir faktör olarak değerlendirilmektedir. M. 14/1’deki ‘Toplumsal Cinsiyet Hakkı gibi konulara ilişkin materyalleri öğretim müfredatına ve eğitimin her seviyesine eklemek için gerekli adımları atmaktan devlet sorumludur’ ifadesiyle devlete yüklenen görev; çocuklar arasında cinsiyet farklarının ortadan kaldırılması, bunların yerine cinsiyetsizliği kabullendirmek anlamına gelen uygulamaların önünün açılması, üçüncü cinsiyetlere karşı hoşgörünün yerleştirilmesi hususlarını içermektedir.”
BARIŞTIRMAK YOK
İstanbul Sözleşmesi’nin 48’inci maddesi, aile fertleri arasındaki anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapılmaksızın cezai tedbirlere başvurulmasını öngörüyor:
“Sözleşmenin 48. maddesiyle aile içi problemlerde aile büyüklerinin veya mahkemelerde görev yapan yetkili kimselerin devreye girerek tarafları barıştırması, bunun için arabuluculuk yapmaları yasaklanmaktadır. Oysa ülkemizde mahkemelerin iş yükünü hafifletmek için ‘arabulucuk’ kanunu yürürlüğe konulmuştur. Geleneksel aile yapısına sahip tüm inanç ve toplum gruplarında aile içerisinde çıkan ihtilaflar aile büyükleri, kanaat önderleri ve bireyler üzerinde söz söyleme hak ve yetkisi olan kişilerce nasihat, mahalle etkisi, sulh gibi yöntemler ile çözümlenirken bu maddeyle bu uygulamalar yasaklanmakta, ailenin yaşatılması yerine dağıtılması ve yok edilmesi ön plana çıkarılmaktadır.”
NAMUS, DİN VE GELENEK ‘ŞİDDET’LE EŞDEĞER!
Sözleşme metninde aile ve din gibi insanlığın bazı ortak değerleri salt muhtemel şiddet kaynakları olarak değerlendiriliyor:
“İstanbul Sözleşmesinde, Batı’nın Batı dışı toplumlar veya Sözleşmeye taraf olan Batılı olmayan ülke halkları için uygun gördüğü yakıştırmalar ve haksız yargılar bulunmaktadır. Sözleşmede ‘namus’ kelimesi 4 yerde ve hepsinde de “sözde” takısıyla geçmekte; din 3 yerde; töre ve gelenek kelimeleri de 3’er yerde geçmekte ve buralarda sadece kadına şiddet bağlamında oluşturacakları olumsuz etkiye dikkat çekilmektedir. Namus kavramının, geçtiği her yerde “sözde” takısıyla kullanılması, kavramı ve içerdiği bütün değerleri itibarsızlaştırmak ve gözden düşürmek amacına matuftur.”
AİLEYİ KORUMUYOR
Sözleşmede aile ve din olgusunun yok sayıldığı ifade ediliyor:
“İstanbul Sözleşmesi’nde, sadece kadına karşı şiddetin, aile içi şiddetin ve kadına karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik hükümler bulunmakta olup, ailenin devamlılığı ve ailenin korunmasına yönelik herhangi bir ifade veya hüküm bulunmamaktadır. Sözleşme’nin amacını düzenleyen hüküm incelendiğinde, Sözleşme’nin aileyi korumaya veya geliştirmeye yönelik hiçbir amacının bulunmadığı açıkça görülecektir.”
-
meraci83 15 dakika önce Şikayet EtEyvah eyvah! Çekya da da laiklik tehlikeye girmiş desenize!...Beğen
-
AHMET 20 dakika önce Şikayet Etistanbul sözleşmesi kadar kadın istihdamıda tehlikeli iş işten geçiyor devlet adamları artık görün oyunu kadın anne olmazsa aile olmaz aile olmazsa vatan olmaz bu kadar net...Beğen
-
Misafir 21 dakika önce Şikayet EtO sözleşmeden miras kalan kadının beyanı esastır vesselamBeğen
-
Misafir 29 dakika önce Şikayet Etisminin "istanbul sözleşmesi" olması iptal ettirilmeliBeğen Toplam 2 beğeni
-
Serdar 35 dakika önce Şikayet EtBu millete büyük bir eziyet oldu bu sözleşme ,kurtulduk.Beğen Toplam 4 beğeni