Medipol’den yapay zekâ eğitiminde yeni model: Tıp, tarih ve felsefe aynı çatıda buluşuyor

İstanbul Medipol Üniversitesi, yapay zekâyı yalnızca bilgisayar mühendisliğinin konusu olmaktan çıkararak tıp, tarih, felsefe ve işletme gibi farklı disiplinlerle birleştiren yeni eğitim programlarını hayata geçiriyor. Üniversitenin hedefi, yapay zekâ araçlarını kullanan mezunlar yerine kendi alanına özgü yapay zekâ sistemlerini geliştirebilen uzmanlar yetiştirmek.

Medipol’den yapay zekâ eğitiminde yeni model: Tıp, tarih ve felsefe aynı çatıda buluşuyor
Medipol’den yapay zekâ eğitiminde yeni model: Tıp, tarih ve felsefe aynı çatıda buluşuyor
GİRİŞ 31.07.2026 11:15 GÜNCELLEME 31.07.2026 11:15

Yapay zekâ artık yalnızca yazılımcıların ve bilgisayar mühendislerinin çalışma alanı değil. Sağlık hizmetlerinden tarih araştırmalarına, felsefeden işletme yönetimine kadar birçok meslek, yapay zekânın sunduğu imkânlarla yeniden şekilleniyor.

Ancak bu dönüşüm önemli bir ihtiyacı da beraberinde getiriyor: Yapay zekâ sistemlerini geliştirenlerin yalnızca teknik bilgiye değil, sistemin kullanılacağı alanın uzmanlığına da sahip olması gerekiyor.

İstanbul Medipol Üniversitesi, bu ihtiyaçtan hareketle yapay zekâyı tıp, tarih, felsefe ve işletme gibi disiplinlerle birleştiren yeni bir eğitim modeli oluşturuyor. Üniversite, 2026-2027 akademik yılında Tarih ve Yapay Zekâ, Felsefe ve Yapay Zekâ ile İşletme ve Yapay Zekâ lisans programlarına ilk öğrencilerini kabul etmeye hazırlanıyor. Daha önce açılan İngilizce Yapay Zekâ Mühendisliği Programı ile tıp ve bilgisayar mühendisliği arasında oluşturulan çift anadal imkânları da bu modelin teknik altyapısını meydana getiriyor.

AMAÇ YAPAY ZEKÂYI KULLANMAK DEĞİL, GELİŞTİRMEK

Yeni eğitim yaklaşımının temelinde, öğrencileri yalnızca mevcut yapay zekâ uygulamalarını kullanan kişiler olarak yetiştirmemek bulunuyor.

Çünkü bir sohbet robotuna soru sormak, metin hazırlatmak veya görüntü oluşturmak, yapay zekâ okuryazarlığının yalnızca ilk basamağını oluşturuyor. Asıl katma değer, belirli bir mesleğin ihtiyaçlarına göre çalışan modeller geliştirebilmekten geliyor.

Bir tarihçinin milyonlarca arşiv belgesini inceleyebilecek bir model tasarlaması, bir hekimin radyoloji görüntülerini analiz eden sistemi klinik ihtiyaçlara göre geliştirmesi veya bir felsefecinin yapay zekânın bilgi üretme yöntemlerini sorgulaması, yalnızca bilgisayar bilimi eğitimiyle gerçekleştirilebilecek çalışmalar değil.

Bu nedenle Medipol’ün modeli, alan bilgisini matematik, veri bilimi, makine öğrenmesi, büyük dil modelleri ve üretken yapay zekâ gibi teknik başlıklarla birleştirmeyi hedefliyor. Üniversite ayrıca yapay zekâyı tek bir bölümün konusu olmaktan çıkararak farklı fakültelerin ortak çalışma dili hâline getirmeyi planlıyor.

Altay Cem Meriç’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen YouTube yayınında da bu yaklaşım, Medipol mezunları İbrahim Ethem Hamamcı ve Muhammed Furkan Daşdelen’in eğitim ve kariyer hikâyeleri üzerinden anlatıldı. Programda, yapay zekânın tıp başta olmak üzere tarih ve felsefe gibi alanlarla nasıl bütünleştirilebileceği, etik ve epistemolojik sorunlar ile öğrencilere sunulan burs ve yurt dışı eğitim fırsatları ele alındı.

TIP VE MÜHENDİSLİĞİ BİRLEŞTİREN İKİ BAŞARI HİKÂYESİ

Programda öne çıkan isimlerden İbrahim Ethem Hamamcı, 2016 yılındaki üniversite sınavında Türkiye birincisi olduktan sonra Medipol Üniversitesi Uluslararası Tıp Fakültesine yerleşti. Hamamcı, tıp eğitiminin yanında Bilgisayar Mühendisliği alanında çift anadal yaparak iki programı birlikte tamamladı.

Lisans döneminde ETH Zürih’te araştırmalara katılan Hamamcı, daha sonra ETH AI Center ile Zürih Üniversitesi bünyesindeki MD-PhD programına kabul edildi. Doktora sürecinde Microsoft Research’te araştırmacı olarak görev yapan Hamamcı, 2025 yılında sağlık araştırmaları kategorisinde Google PhD Fellowship programına seçildi.

Hamamcı’nın akademik çalışmalarını girişimciliğe taşıması da disiplinlerarası eğitimin nasıl somut bir ürüne dönüşebileceğini gösteriyor. Hamamcı ve Medipol mezunu Sezgin Er tarafından kurulan Forithmus, tıbbi görüntüleme alanında yapay zekâ temelli sistemler geliştirmek amacıyla 2026 yılında 4 milyon dolarlık yatırım aldı.

Şirket; radyoloji görüntülerinin daha hızlı ve tutarlı değerlendirilmesi, büyük ölçekli tıbbi veri altyapılarının kurulması ve doktorların karar süreçlerini destekleyecek temel modeller geliştirilmesi üzerinde çalışıyor. Buradaki amaç doktorun yerini almak değil, hekimin rutin iş yükünü azaltarak hastaya ayırdığı zamanı artırmak.

Videonun diğer konuğu Muhammed Furkan Daşdelen ise 2017’de üniversite sınavında Türkiye üçüncüsü olarak Medipol Üniversitesi Uluslararası Tıp Fakültesini tercih etti. Daşdelen de tıp eğitimiyle birlikte Bilgisayar Mühendisliği alanında çift anadal yaptı. Günümüzde Helmholtz Münih bünyesinde, yapay zekânın tıpta kullanımı ve özellikle hesaplamalı patoloji üzerine doktora çalışmalarını sürdürüyor.

Bu iki örnek, aynı kişinin hem hastalıkların klinik yapısını hem de yapay zekâ algoritmalarının çalışma prensiplerini bilmesinin önemini ortaya koyuyor. Çünkü bir yazılımcı güçlü bir model geliştirebilir ancak hangi tıbbi verinin klinik açıdan anlamlı olduğunu her zaman bilemeyebilir. Bir doktor ise hastalığı çok iyi tanısa bile modeli geliştirmek için gerekli matematik ve yazılım altyapısına sahip olmayabilir.

Disiplinlerarası eğitim modeli, bu iki uzmanlık arasındaki boşluğu kapatmayı amaçlıyor.

TIP EĞİTİMİNİN İLK İKİ YILINA YAPAY ZEKÂ ALTYAPISI

Medipol Üniversitesi, yapay zekâ dönüşümünü yalnızca ayrı bölümlerle sınırlandırmıyor. Üniversitenin açıkladığı modele göre altı yıllık tıp eğitiminin ilk iki yılının yapay zekâ odaklı bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması planlanıyor.

Bu kapsamda geleceğin hekimlerine yapay zekâ okuryazarlığı, biyomedikal veri analizi, tıbbi görüntüleme, klinik karar destek sistemleri ve dijital sağlık teknolojileri alanlarında temel yetkinlik kazandırılması hedefleniyor.

Bu eğitim modeli özellikle radyoloji, patoloji ve genetik gibi yoğun veri üreten alanlarda önem taşıyor. Yapay zekâ sistemleri, binlerce görüntüyü veya laboratuvar sonucunu kısa sürede karşılaştırarak hekimin dikkatinden kaçabilecek örüntüleri gösterebilir.

Ancak sistemlerin güvenli kullanılabilmesi için modeli geliştiren kişilerin verinin nasıl toplandığını, hangi hasta gruplarını temsil ettiğini ve yanlış bir sonucun klinik açıdan nasıl bir risk doğurabileceğini bilmesi gerekiyor. Dolayısıyla geleceğin hekimlerinden yalnızca yapay zekâ kullanmaları değil, sistemlerin sınırlarını ve hata ihtimallerini değerlendirebilmeleri de bekleniyor.

TARİH ARAŞTIRMALARINDA YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ

Medipol Üniversitesi tarafından Türkiye’de bir ilk olarak tanıtılan İngilizce Tarih ve Yapay Zekâ Bölümü, klasik tarih metodolojisiyle dijital teknolojileri aynı müfredatta buluşturuyor.

Programın amacı, tarihçiliğin temelini oluşturan kaynak bulma, belge doğrulama, kaynak tenkidi ve bağlam analizi gibi yöntemleri korurken yapay zekânın büyük veri işleme kapasitesinden yararlanmak.

Bu sayede çok büyük arşiv koleksiyonlarının taranması, belgelerin sınıflandırılması, tarihî kişi ve kurumlar arasındaki ilişkilerin haritalandırılması, metinlerdeki değişimlerin izlenmesi ve elde edilen verilerin görselleştirilmesi mümkün olabilecek.

Programda Osmanlı Türkçesi de temel eğitim bileşenlerinden biri olacak. Öğrencilerin iki yıl içinde matbu ve yazma eserleri okuyabilecek seviyeye ulaşması, ileri sınıflarda ise Osmanlıca birincil kaynaklara dayanan akademik çalışmalar hazırlaması hedefleniyor. Öğrenciler ayrıca Yapay Zekâ Mühendisliği Bölümüyle çift anadal veya yan dal yapmaya teşvik edilecek.

Bu yaklaşım, tarihçiyi yapay zekâyla değiştirmeyi amaçlamıyor. Çünkü bir belgenin gerçek olup olmadığını değerlendirmek, hangi siyasi ve toplumsal şartlarda üretildiğini anlamak ve farklı kaynaklar arasındaki çelişkileri yorumlamak insan uzmanlığı gerektiriyor.

Yapay zekânın rolü ise tarihçinin aylarca veya yıllarca sürebilecek teknik işlemlerini hızlandırmak ve daha önce birlikte incelenmesi mümkün olmayan büyüklükteki kaynak kümelerini araştırmaya açmak olacak.

FELSEFE YAPAY ZEKÂYA NE KATABİLİR?

Felsefe ve Yapay Zekâ Programı ise teknolojinin en temel sorunlarından birine odaklanıyor: Yapay zekânın ürettiği bilgiye ne ölçüde güvenilebilir?

Bir modelin verdiği cevap doğru görünse bile bu bilginin hangi kaynaklardan üretildiği, nasıl bir akıl yürütmeye dayandığı ve hangi önyargıları taşıdığı çoğu zaman açık biçimde görülemiyor.

Felsefenin epistemoloji, mantık ve etik alanları tam olarak bu sorularla ilgileniyor. Bilginin ne olduğu, doğru bir sonuca nasıl ulaşıldığı, bir argümanın tutarlı olup olmadığı ve teknolojinin hangi ahlaki sınırlar içinde kullanılması gerektiği, yapay zekâ çağında yeniden önem kazanıyor.

Medipol’ün İngilizce Felsefe ve Yapay Zekâ Programı, öğrencileri yalnızca teknoloji kullanıcıları olarak değil, yapay zekâ sistemlerinin arkasındaki epistemolojik varsayımları, akıl yürütme biçimlerini ve yöntemsel sınırları anlayan araştırmacılar olarak yetiştirmeyi hedefliyor.

Programda felsefe, mühendislik, tıp, hukuk, sosyoloji ve tarih alanlarından akademisyenlerin birlikte çalışması planlanıyor. Başarılı öğrencilere Yapay Zekâ Mühendisliği başta olmak üzere hukuk, psikoloji, siyaset bilimi, işletme ve iletişim alanlarında çift anadal ve yan dal olanakları sunulacak.

Bu model sayesinde gelecekte yapay zekâ etiği uzmanlığı, algoritmik denetim, teknoloji politikaları, dijital insan bilimleri ve güvenilir yapay zekâ tasarımı gibi yeni çalışma alanlarının ortaya çıkması bekleniyor.

İŞLETME VE YAPAY ZEKÂ DA EĞİTİM MODELİNE EKLENDİ

Disiplinlerarası dönüşümün bir diğer ayağını İşletme ve Yapay Zekâ Programı oluşturuyor.

Program; finans, pazarlama, insan kaynakları, lojistik ve üretim gibi işletme alanlarını yapay zekâ tabanlı karar sistemleriyle birleştirmeyi amaçlıyor. Müfredatta mühendis olmayan öğrenciler için yapay zekâ projeleri, yapay zekâ teknikleri ve yapay zekâ tabanlı iş çözümleri tasarımı gibi derslerin yer alması planlanıyor.

Böylece öğrencilerin yalnızca hazır analiz araçlarını kullanmaları değil, şirketlerin ihtiyaçlarını belirleyerek teknik ekiplerle birlikte yeni sistemler geliştirebilmeleri hedefleniyor.

YAPAY ZEKÂ EĞİTİMİNDE YENİ DÖNEM

Medipol Üniversitesi tarafından oluşturulan model, yükseköğretimde yapay zekâ eğitiminin yön değiştirdiğine işaret ediyor.

Bugüne kadar yapay zekâ çoğunlukla bilgisayar mühendisliği ve veri bilimi bölümlerinin uzmanlık alanı olarak görülüyordu. Yeni yaklaşımda ise her disiplinin kendi yapay zekâ uzmanını yetiştirmesi hedefleniyor.

Gelecekte yalnızca doktor, tarihçi, işletmeci veya felsefeci olmak yeterli olmayabilir. Mesleğinin temel bilgisini yapay zekâ, veri analizi ve algoritmik düşünmeyle birleştirebilen uzmanlar daha güçlü bir konuma gelebilir.

Ancak bu dönüşümün başarıya ulaşması yalnızca öğrencilere birkaç yapay zekâ dersi verilmesine bağlı değil. Güçlü matematik ve programlama eğitimi, güvenilir veri altyapıları, alan uzmanlarıyla mühendislerin sürekli iş birliği, etik denetim ve gerçek projelerde uygulama imkânı gerekiyor.

Medipol’ün tıp, tarih, felsefe ve işletme gibi birbirinden farklı alanları yapay zekâ çatısı altında buluşturma girişimi, bu açıdan Türkiye’de dikkatle izlenecek eğitim modellerinden biri olmaya aday.

Fuat Öner Haber7.com - Sorumlu Müdür/Yayın Koordinatörü
Haber 7 - Fuat Öner

Editör Hakkında

1989 İstanbul doğumlu olan Fuat Öner, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İnternet Gazeteciliği-Yayıncılığı ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme bölümlerinden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Medya Yönetimi’nde yüksek lisans Eğitimini tamamladı. Medya sektörüne 2008 yılında adım atan Öner, Star TV ve Habertürk gazetelerinde çeşitli görevler üstlendi. 2012 yılında Kanal7 Medya Grubu'na haber editörü olarak katılan Öner, şu anda Haber7.com'da Yayın Koordinatörü olarak görev yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Kenan Yıldız dünya devine gidiyor! Türk futbol tarihine geçecek: Akılalmaz rakam
Avrupa'da güç gösterisi! Beşiktaş'tan hatasız zafer