Gül'den üniversitelere engelleri kaldırın çağrı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, üniversitelerin önündeki kültürel ve tarihsel engelleri kaldırılarak sadece gerçeğe ve adalete odaklanmalarını istedi.

Gül'den üniversitelere engelleri kaldırın çağrı
Gül'den üniversitelere engelleri kaldırın çağrı
GİRİŞ 27.05.2011 14:04 GÜNCELLEME 27.05.2011 14:04
Bu Habere 1 Yorum Yapılmış

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, artık ülkenin her tarafında bulunan üniversitelerin, hem farklılıklara olan hoşgörüyü artıracağını hem de kalkınmanın motoru olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, himayesinde YÖK tarafından düzenlenen ''Uluslararası Yükseköğretim Kongresi: Yeni Yönelişler ve Sorunlar'' konulu kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, 3 gün boyunca yapılacak toplantı ve tartışmaların Türk yükseköğretiminin geleceğine ışık tutacağını, buradan çıkacak güzel fikir ve tavsiyelerin uygulanabilir politikalar haline dönüştürüleceğini belirterek, buna özellikle önem verdiğini söyledi.

Herkesin çeşitli vesilelerle ifade ettiği gibi Türkiye'nin artık küresel olarak dikkati çeken bir aktör olmaya başladığını, ekonomideki konumu, turizm, müteahhitlik hizmetleri ve güvenlik alanındaki gücünün belli olduğunu, ama bütün bunların yeterli olmadığını anlatan Gül, bunların yanında bilim ve teknolojide yaratıcı bir konum elde edilemediğinde güçlü ve büyük bir ülke olunduğunun hiçbir zaman iddia edilemeyeceğini kaydetti.

Abdullah Gül, bu bakımdan bilim ve teknolojinin, fikirlerin geliştiği üniversitelerin sorunlarının ve geleceğinin, açık bir ortamda tartışılıp, konuşulmasını ve yeni fikirlerin ortaya konulmasını çok değerli bulduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Gül, üniversitenin temel fonksiyonunun bağımsız araştırmalar yapmak, bunlar temelinde eğitim vermek ve üretilen bilgileri gerçek hayatta uygulamak olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

''Bir başka ifadeyle, üniversiteler bilgi üretir, meslek ve uzmanlık sahibi yapar, toplumsal gelişimin sağlanmasına katkıda bulunur, ülkenin her bakımdan gelişmesi ve güçlenmesine lokomotif görev yapar. Şüphesiz sadece ülkenin değil, bütün insanlığın aslında önünü açar. Bunlar, üniversitelerin görevleridir. Bu görevlerin yanında üniversitelerin asli bir sorumluluğu olduğunun da unutulmaması gerekir. Üniversitelerin temel sorumluluğu nedir diye sorulduğunda üniversitelerin sorumluluğunun gerçeği araştırmak ve adaleti sağlamak olduğunu söyleyebiliriz.''

Üniversitelerin, toplumun kendisine bahşettiği özerkliğe karşı derin bir ahlaki sorumluluk duygusu geliştirmesi gerektiğini de ifade eden Gül, şöyle devam etti:

''Üniversitelerin özerk olması, topluma karşı sorumsuz olması anlamına da gelmez. Kuşkusuz demokrasilerde hiçbir kurum sorumsuz değildir. Üniversite, asli vazifesi olan bağımsız araştırmaları yapabilsin ve bunları özgürce öğrencilerine aktarabilsin diye özerk olmuş kurumlardır. Üniversite özerkliği ile sorumluluk arasında çok önemli bir ilişki vardır. Üniversite, topluma karşı sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirsin diye özerk olmuştur. Türkiye'de üniversitelerin gerçeği araştırmak ve adaleti sağlamak konusunda sorumluluğunun çok önemli olduğu kanaatindeyim. Üniversitelerin bu sorumluluğu yerine getirmelerinin önünde hiçbir yasal engel olduğuna da inanmıyorum. Bu sorumluluğun önündeki kültürel ve tarihsel engellerin araştırılması da bizatihi üniversitelerin kendi görevidir. Hocalarımız, özgürce araştırma yapmalı ve hiçbir şekilde gerçeği araştırmaktan korkmamalıdır. Öğretim üyeleri bir tarz olarak gerçeği ve adaleti korkusuzca savunmalı ki öğrencilerimiz de bunu bir geleneğe dönüştürebilsinler. Bir üniversite için en tehlikeli fikir, tehlikeli veya sakıncalı diye bazı araştırma konularından uzak durmaktır. Üniversiteler farklı görüşlerin bir arada ve diyalog içinde dile getirildiği mekanlar olmalıdır.''

TOPLUMUN GÜÇLÜ İDDİALARA SAHİP OLMASININ KOŞULU

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, üniversitelerin bir özgürlük alanı olduğunu ifade ederek, ''İlköğretim belki bir toplumun mayalanmasındaki en kritik araç olmuştur, ama bir toplumun üst düzeyde iddiaları olabilmesi için güçlü ve iyi üniversiteleri olması gerekir'' dedi.

Güçlü üniversitelere sahip olan ülkelerin gelişmiş demokratik ülkeler olduğunun görüldüğünü belirten Gül, dolayısıyla üniversitelerin, ülkelerin hem demokrasilerinin hem ekonomilerinin hem de toplumsal diğer alanlardaki gelişmelerinin işareti olduğunu söyledi.

Bir nevi sebep sonuç ilişkisi ortaya çıktığını, bu bakımdan üniversiteleri güçlü üniversite yapmak için elden ne gelirse yapılması gerektiğini dile getiren Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ülkenin artık her tarafında bulunan üniversiteler hem farklılıklara olan hoşgörüyü artıracak hem de kalkınmanın motoru olacaklardır. Demokrasi sadece oy vermeden ibaret değildir. Üretebilen, kendi kendine yeten, eleştirel düşünebilen, yetenekli, açık ve her yönüyle yetenekleri gelişmiş bir insan gücü, hem demokrasimizin hem de kalkınmamızın teminatıdır. Modern zamanlarda üniversitelerin işlevi ve görevlerinde önemli değişim ve dönüşümler yaşanmıştır. İlk modern üniversiteler, modern ulus devletlerin doğuşuyla ortaya çıkmıştır. Üniversite bir yandan devletin sanayileşmeye paralel olarak ihtiyaç duyduğu insan gücünü karşılarken, öte yandan, bir ulusa dair ortak bilgileri üreten ve bu bilgileri yeni nesillere aktaran kültür evleri de olmuşlardır. Modern ulus devlet değiştikçe üniversitenin işlevi de değişmiştir. Söz gelimi milli sınırların ortadan kalkması ve küreselleşmeyle birlikte üniversitede her geçen küresel bir rol almış ve işleve bürünmüştür.''

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin birçok alanda önemli değişimler geçirdiğini belirterek, ''Hepimizin bildiği bir özdeyiş vardır, 'Hakikat zamanın çocuğudur'' diye. Bazı hakikatlerin ortaya çıkması için uygun bir zaman da zemin de gerekmektedir. Sevinerek söylemek isterim ki ülke olarak artık üniversitelerimizden taleplerimiz artmıştır ve beklentilerimiz de yükselmiştir. Bunun zamanı gelmiştir ve geçmektedir. Böyle bir ortamın üniversitelere önemli bir motivasyon sağlayacağını düşünüyorum. Yeni Türkiye'nin artık yeni ve güçlü üniversitelere ihtiyacı vardır'' diye konuştu.

''ÜNİVERSİTELER YENİDEN DÜZENLENİRKEN, DAHA ESNEK OLMALARINI DAHA GENİŞ BİR ŞEKİLDE TARTIŞMANIZI İSTERİM''

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, üniversiteler yeniden düzenlenirken, daha esnek olmalarının, daha geniş bir biçimde tartışılmasını isteyerek, ''Üniversitelerde, departmanlar, disiplinler arasındaki geçişleri esnek hale getirmemiz gerekmektedir'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, himayesinde YÖK tarafından düzenlenen ''Uluslararası Yükseköğretim Kongresi: Yeni Yönelişler ve Sorunlar'' konulu kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, üniversiteleri, uluslararası rekabette öne geçirmenin yegane yolunun, onların farklılaşabilmeleri için akademik, idari ve mali esneklik sağlanması gerektiğini ifade etti.

Üniversitelerin farklılaşması gerektiğini, bunun temelinde, dünya ile rekabet etmesi gereği bulunduğunu belirten Gül, bugünkü sistemi taşıyabilmenin gerçekten mümkün olmadığını söyledi.

Abdullah Gül, ''İstanbul'daki, Ankara'daki Türkiye'nin en köklü ve uluslararası planda en tanınmış üniversiteleriyle diğer üniversiteleri aynı sistem, kural ve tedbirler içinde yönetmek ve onlara böyle hareket edeceksiniz demenin, Türk gençliğine büyük bir haksızlık olduğu kanaatindeyim'' dedi.

Üniversiteler yeniden düzenlenirken, daha esnek olmalarının, daha geniş bir biçimde tartışılmasını istediğini ifade eden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Üniversitelerde, sadece fakülteler, kürsüler şeklinde departmanlar şeklinde değil, departmanlar, disiplinler arasındaki geçişleri esnek hale getirmemiz gerekmektedir. Bir öğrenci ve öğretim üyesinin, bir yerde başladıktan sonra ilelebet orada devam edecek diye bir şey olmaması gerekir. 18 yaşında üniversiteye giren bir öğrenci geleceğin ne olduğunu, kendi kabiliyetlerini üniversite imtihanlarından sonra öğrenmektedir. Dolayısıyla bu öğrencilere gerçekten başka disipline geçme arzuları samimi, kararlıysa ve bu yönde başarı ele edebileceklerine inanıyorsanız, ona o imkanı da tanımak gerektiğine inanıyorum. Üniversitelerde fakültelerin ve bölümlerin dışında araştırma merkezleri, enstitüleri daha elastik ve özgür şekilde tanımanın gerektiğine inanıyorum. Önceki görevlerim gereği biliyorum. Bazen öyle araştırma merkezleri ve enstitüler açma çabası içinde oldum ve kanunlar, YÖK, hukuk, öyle engeller çıkardı ki bunlar, Türkiye'de yapılamadı. Başka ülkelerde gördüğümüz güzel örnekleri kendi memleketimizde de taşıyalım denildiğinde, 'Bunlar asla olmaz' denildi. Artık Türkiye'de sürdürülemeyen statükonun muhakkak değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum.''

''REKABET EN ÖNEMLİ UNSUR''

Cumhurbaşkanı Gül, YÖK'ten aldığı bilgiler ışığında, yükseköğretime erişim konusunda son 3 yılda önemli değişiklikler olduğunu gördüğünü belirterek, şöyle devam etti:

''Ama tekrar şunun altını çizmek istiyorum. Bazen rakamlar ve istatistikler bizi aldatabilir, tabii ki herkesin yükseköğrenim görmesini isteriz. Bu sayının yüksek olmasını gördüğümüzde mutlu oluruz. Ama niteliği, kaliteli eğitimi kesinlikle ihmal etmememiz ve bunun farkında olmamız gerekir. Yoksa bu bizi uzun vadede aldatır ve Türkiye'ye iyilik yapmamış oluruz. Bir taraftan kitle halinde yükseköğretime girenlerin sayısını genişletirken, diğer taraftan da bunların içerisinden birinci sınıf, dünyanın en iyi üniversiteleriyle yarışabilecek üniversiteler çıkartmamız gerektiğine inanıyorum. Bu noktada rekabetin en önemli unsur olduğuna inanıyorum. Devlet üniversiteleri arasındaki rekabeti elastik bir yapıya kavuşturduğumuzda, performansları açık ölçüldüğünde ve ilan edildiğinde bu rekabet başlayacaktır. Ziyaret ettiğim üniversitelerin rektörlerini burada da görüyorum. Hepsine şu soruyu sorarım. Sadece öğretim üyelerinin yayınları bize ölçü olmamalı. Gittiğimiz her yerde performanslar anlatılırken, standart olarak yayınlara referanslarda bulunulmaktadır. Muhakkak Türkiye'de çok önemli yayınlar bulunmaktadır. Bu konuda büyük bir atılım var, bununla gurur duyuyorum. Ama patentler, kullanılan fonlar, uluslararası kaynaklardan kullanılan fonlar, üretilen yeni teknolojileri de başarı listemize koymamız ve başarı ve mukayeseyi böyle yapmamız gerekmektedir.''

''KRİTERLERDEN TAVİZ VERİLMEMELİ''

Vakıf üniversitelerinin, üniversite dünyasında önemli bir yer aldığını belirten Gül, vakıf üniversitelerinin eğitim hayatına ne kadar geç ve ne türlü zorluğa rağmen, hangi şartlarda başladığını herkesin bildiğini anlattı.

Bugün vakıf üniversitelerinin sayısının çoğaldığını, bunun da teşvik edilmesi gerektiğini YÖK'e tavsiye ettiğini anlatan Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bu teşviği yaparken bir noktayı da eklemek isterim. Asla kriterlerden de taviz verilmemeli. Türkiye, buna benzer vakıf üniversitesi değil, ama özel üniversite statüsünde açılan üniversitelerle ilgili deneyimi geçirmiştir. Bugün vakıf üniversiteleri büyük bir özveri ile çalışmaktadır. Devlet üniversitesi ile vakıf üniversitesi arasında bir ayrımın da yapılmaması gerektiğine inanıyorum. Kim daha iyi yönetiyor, eğitim veriyorsa, kimin performansı iyiyse açıkçası onu daha çok desteklemenin doğru olduğu kanaatindeyim. Ama kriterleri sağlam uygulamak gerekir. Herhangi bir istisnaya da yol açmamak gerekir. Esas rekabeti de vakıf üniversiteleri ile devlet üniversitelerinde görüyoruz ve Türk eğitim sisteminde esas rekabet sistemi, onlar sayesinde başladı. Vakıf üniversitelerinin değerini bir kez daha takdir ettiğimi ifade etmek istiyorum.''

KAYNAK: AA
YORUMLAR 1
  • tolga ceyhan 10 yıl önce Şikayet Et
    yok üniversite sınavlar son olaylar. Türkiye üniversite eğitimi konusunda yeniden yapılanmaya gidiyor apaaçık ortada ama son zamanlarda ortaya çıkan sınav skandalları yıllardır aynı şekilde yapılmıyormuydu daha önceden sorular sınavlar farklımıydı yada iyiniyetli türk milletinin gözünün içine bakabaka aynı olaylar kopya soru satmalar falan bunlar yapılıyormuydu demeden edemiyor insan bugün ki teknoloji ile geçmişi kıyaslarsak geçmişte daha rahat yapılabilirdi yada şu vardı geçmiş muhalefetler hükümet şimdiki kadar karalama alaşağı etmek için uğraşmıyordu herhalde öyle olsa gerek her ne olursa olsun madem böyle bir değişim söz konusu adam gibi bir yök sistemi oluşturulup tüm gençlerimize üniversite yollarını açmamız gerekmez mi milyarlarca yardımlar yatırımlar yapılıyor üniversitelerde bu dönemde bunlardan paydalanıp gelecek nesilde araştırmacı aklı ile düşünen sabit fikirli olmayan bir gençlik geleck iyi olmazmı böyle daha güçlü bir toplum yapısı kurulmazmı
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Bir ATAK Helikopteri daha Kara Kuvvetleri'ne teslim edildi
Bilal Erdoğan: İlim Yayma Ödülleri Türkiye'nin Nobel'i