'Ola ki köşeye sıkışan Türkiye ....'

Prof. Dr. Fikret Adanır, "Ola ki iyice köşeye sıkıştırılmış bir Türkiye hükümeti, günün birinde jenosit suçlamasını da kabullenir.' diyerek bu ödünün sonuçlarını dile getirdi:

'Ola ki köşeye sıkışan Türkiye ....'
'Ola ki köşeye sıkışan Türkiye ....'
GİRİŞ 24.09.2005 15:10 GÜNCELLEME 24.09.2005 15:10

Almanya'nın Ruhr Üniversitesi Tarih Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Adanır, "Ola ki iyice köşeye sıkıştırılmış bir Türkiye hükümeti, günün birinde jenosit suçlamasını da kabullenir. Bu bazı çevreleri belki tatmin edecektir. Fakat böyle
dış dayatmalar sonucu verilmiş ödünün, Türkiye-Ermeni ilişkilerinin
geleceği açısından pek yararlı olacağına inanmıyorum" dedi.

Prof. Dr. Adanır, "İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları" konulu konferansın "Dünya ve Türkiye arasında bilgi ve algılama farkları" konulu oturumunda, "Kıyım, soykırım ve tarihçilik" konulu konuşma yaptı.

Aynı zamanda toplantının Danışma Kurulu'nda da yer alan Prof. Dr. Adanır, konuşmasının sonunda kişisel görüşlerine yer verdi.
Prof. Dr. Adanır, "Ermeni soykırımı'nın belli bir söylem
çerçevesinde, geçmişteki olayları da kapsayacak şekilde geliştirilmiş
bir kavram olduğunu" ifade ederek, bunun günümüzde daha çok politik
bir kavram olduğunu söyledi.
"Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin son yıllarda her köşeden
yükselen 'soykırım' suçlamalarını hemen kabullenmek istemeyişlerini
anlayışla karşıladığını" belirten Prof. Dr. Adanır, "kendisinin
akademik çalışmalarında, 'Ermeni soykırımı' tabirini kullandığını"
söyledi.
Bu tabiri kullanmasının nedenini anlatan Prof. Dr. Adanır, şöyle
devam etti:
"1915-16 tehcir olayının boyutları, toplu öldürmeleri çok aşar.
Bütün bir halkın, kadın, erkek, yaşlı, çocuk ayrımı gözetmeden
yerinden yurdundan edilmesi, yollarda telef olması, malının mülkünün
elinden alınması ve sağ kalanların bir daha geri dönmelerine izin
verilmemesi olayıdır. Bir Ermeni milliyetçiliği, bir Ermeni devleti
kurma projesi de vardı. Osmanlı Ermeni vatandaşlarından bir çoğunun,
devletin o günkü düşmanlarına karşı bir sempati duygusu beslemiş
olmaları mümkündür. Fakat bunlar o günkü Osmanlı hükümetinin kasten
sebep olduğu veya göz yumarak dolaylı şekilde gerçekleşmesine izin
vermiş olduğu trajedinin sorumluluğunu telafi edemez."
Prof. Dr. Adanır, "1915-16 olaylarının illa da jenosit olduğunu
ispat etme iddiasında olmadığını" da vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Ola ki iyice köşeye sıkıştırılmış bir Türkiye hükümeti, günün
birinde jenosit suçlamasını da kabullenir. Bu bazı çevreleri belki
tatmin edecektir. Fakat böyle dış dayatmalar sonucu verilmiş ödünün,
Türkiye-Ermeni ilişkilerinin geleceği açısından pek yararlı olacağına
inanmıyorum. Önemli olan devletin gerçekten çoğulcu bir sosyopolitik
ortamın ön koşullarını yerine getirmesi ve Türkiye kamuoyunun böyle
bir ortam içinde sabırla sürdürülecek, herkese açık bir tartışma
sürecinin sonunda kendi manevi ve tarihi sorumluluklarını idrak
edebilmesidir."

-DİĞER KONUŞMALAR-

"Birzamanlar Yayıncılık" Yayın Yönetmeni Osman Köker de 1914
nüfus sayımına göre o dönemki Ermeni sayısının 1 milyon 300 bin
Patrikhane'ye göre 1 milyon 900 bin, bazı Ermeni kaynaklara göre de
2-3 milyon olduğunu söyledi.
Köker, "Bunların hangisi doğru derseniz, kesin bir şey söylemek
mümkün değil. Bir anlamda siyasete alet edilmiştir. Ama genel bir
fikir verebilir" dedi.
Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümü doktora öğrencisi Nazan
Maksudyan da "soykırım" teriminin tartışmayı yokuşa sürdüğünü,
insanları tartışmaktan caydırdığını belirterek, bu kelimeyi sadece
Ermeni milliyetçi kesimin kullanmadığını söyledi. Maksudyan,
"Türkiye'de de 'sözde soykırım' fetişizmi ile karşı karşıya
bulunulduğunu" savundu.
"Konferansın da 'soykırım mı, değil mi?' noktasına itilmeye
çalışıldığını" savunan Maksudyan, "bu toplantı ile Türkiye'de soru
işaretleri ve gri alanlara hala çok zor müsaade edildiğinin
görüldüğünü" ileri sürdü.

-"TEK TARAFLI BİR TARTIŞMA YAŞANIYOR"-

Bu arada, toplantı sırasında zaman zaman çıkışlarıyla dikkat çeken
Fatma Sarıkaya da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "mühendis
olduğunu ve bir süre Kanada'da yaşadığını, bu süre zarfında hep 'sözde
Ermeni soykırımı' iddiasıyla yüz yüze geldiğini" anlattı.
"Soru hakkı verilmeyecek endişesiyle toplantıda sık sık
'çıkıntılık' yaptığını" ifade eden Sarıkaya, "Salonda karşıt görüş
yoktu. Tek ben vardım. Tek taraflı bir tartışma yaşanıyor. Görüşlerde
sahte bir yumuşama olduğunu görüyorum" dedi.

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Son dakika: Gerilim arttı! Piyasalar alev aldı! Altın ve gümüşte yeni rekor!
Bahçeli'den Suriye mesajı: SDG'nin güçlü olmadığını gösterdi