16 eski savcı ve hakime istenen ceza belli oldu!

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, meslekten ihraç edilen Zekeriya Öz, Cihan Kansız, Fatih Mehmet Uslu ve Mehmet Ekinci'nin de aralarında bulunduğu 16 eski hakim ve savcı hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı.

16 eski savcı ve hakime istenen ceza belli oldu!
16 eski savcı ve hakime istenen ceza belli oldu!
GİRİŞ 21.02.2019 11:50 GÜNCELLEME 21.02.2019 11:50
Bu Habere 7 Yorum Yapılmış

21 sayfalık iddianamede 16 şüphelinin Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) faaliyetleri kapsamında eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve avukat Turgut Kazan’ı usulsuz bir şekilde teknik takip ettikleri gerekçesiyle "Silahlı terör örgütüne üye olma" ve "Görevi kötüye kullanma" suçlarından 8 yıldan 17'şer yıla kadar ayrı ayrı hapisleri istendi. İddianamede şüphelilerin haberleşme ve özel hayatının gizliliğinin açıkça ihlal ettikleri, yargı yetkisini kötüye kullandıkları vurgulandı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede Zekeriya Öz, Cihan Kansız, Davut Bedir, Dursun Ali Gündoğdu, Fatih Mehmet Uslu, Hikmet Şen, Kazım Kahyaoğlu, Mehmet Ekinci, Mehmet Erdoğan, Mehmet Hamzaçebi, Mehmet Karababa, Menekşe Uyar, Metin Özçelik, Resul Çakır, Savaş Çelik ve Birol Bilen "şüpheli" olarak, eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve avukat Turgut Kazan ise "müşteki" olarak yer aldı.

SORUŞTURMAYI 3 SENE BOYUNCA TUTTU

Eski savcı Cihan Kansız'ın yaptığı bir soruşturma kapsamında müşteki Avukat Turgut Kazan'a Beyoğlu'nda bir restoranda fiziki takip yaptırdığı ifade edilen iddianamede, polis tarafından tutanak yazdırdığı, benzer mahiyetteki belgelerin imha edilmesi yönünde kolluk birimlerine yazı yazılmasına rağmen söz konusu tutanak yönünden ise böyle bir hukuki işleme tevessül etmediği, imhasını sağlamadığı, tutanağı terör örgütü faaliyetinin suç delili sayarak soruşturma dosyasında 3 sene boyunca tuttuğu ifade edildi.

"HUKUKA AYKIRI BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR" 

İddianamede, müşteki Turgut Kazan hakkında verilmiş teknik takip veya uzatma kararının bulunmadığı vurgulanarak, "Turgut Kazan hakkında iletişimi dinleme tespit ve kayıt altında bulunan kişi olarak belirtilmesine karşın teknik takip kararından bahsedilmediği, müşteki Kazan hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 2 Kasım 2011 tarihinde hakkında teknik kararı bulunmamasına rağmen Turgut Kazan'ın kamuya açık alanda siyasetçi ve gazeteci Altan Öymen ve dönemin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı vekili Şükran Güldal Mumcu’yla buluşarak sosyal yaşama yönelik faaliyetlerinin görüntü ve kayda alınması işleminin hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirilmiştir" denildi.

"HABERLEŞME VE ÖZEL HAYATININ GİZLİLİĞİNİN AÇIKÇA İHLAL EDİLDİĞİ ANLAŞILMIŞTIR"

İddianamede, "Şüpheli Cihan Kansız'ın hukuka aykırı elde edilen delilleri ve buna ilişkin kayıtların imhası için kolluk birimlerine yazı yazmadığı gibi söz konusu delilleri uhdesinde bulunan soruşturma dosyasında tuttuğu, hukuka aykırı fiziki takip işlemini gerçekleştiren kolluk görevlileri hakkında adli veya idari yönden herhangi bir işleme tevessül etmediği, hakkında teknik takip kararı bulunmayan müşteki Turgut Kazan'ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesiyle teminat altına alınan haberleşme ve özel hayatının gizliliğinin açıkça ihlal edildiği anlaşılmıştır" ifadelerine yer verildi.

İddianamede, eski İstanbul Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz ve Cihan Kansız, eski İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Resul Çakır, eski İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Birol Bilen, Mehmet Ekinci, Metin Özçelik, eski İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Mehmet Erdoğan, Mehmet Karababa, Mehmet Hamzaçebi, eski İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Dursun Ali Gündoğdu, Fatih Mehmet Uslu, eski İstanbul 17 Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Menekşe Uyar, eski İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Kazım Kahyaoğlu, eski İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Savaş Çelik, Davut Bedir ve eski İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Hikmet Şen'e isnat edilen eylemlere yer verildi.

"MÜŞTEKİLERİN TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ İHLAL ETTİKLERİ DEĞERLENDİRİLMİŞTİR" 

Şüphelilerin müştekiler Sabri Uzun ve Turgut Kazan'ın da aralarında bulunduğu bir kısım kişilerle ilgili yürütülen ve sonrasında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kamuoyunda "Odatv soruşturması" olarak bilinen dosya kapsamında iletişimin denetlenmesi ve teknik takip konulu koruma tedbirlerini kanundaki mevcut şartlar gerçekleşmeden usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak orantısız ve ölçüsüz bir şekilde uyguladıkları belirtildi.

İddianamede, "Şüphelilerin yasadaki mevcut, pozitif hukuk düzenlemeleriyle yerleşik Yargıtay kararlarına açıkça aykırı olacak şekilde objektif ve sübjektif koşullar bulunmadan, hangi çabaların sonuçsuz kaldığı yönünde herhangi bir inceleme ve araştırma yapmadan, dosya içeriği ile örtüşmeyen matbu, çelişkili ve soyut değerlendirmeler yaparak koruma tedbiri niteliğinde bulunan hukuka aykırı kararı vermek ve iş bu kararların alınması yönünde talepte bulunmak suretiyle şüphelilerin görevlerinin gereklerine aykırı hareket ettikleri ve bu surette müştekilerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal ettikleri değerlendirilmiştir" denildi.

"YARGI YETKİSİNİ KÖTÜYE KULLANDIKLARI DEĞERLENDİRİLMİŞTİR"

İddianamede, firari şüpheliler Zekeriya Öz ve Cihan Kansız'ın üyesi oldukları FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde söz konusu soruşturmayı yürüttükleri vurgulandı.

İddianamede, "Müştekiler ile ilgili hukuka aykırı koruma tedbiri talep etmek suretiyle diğer yandan da diğer şüpheli hakimlerin de aynı şekilde mensubu oldukları FETÖ /PDY silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda vermiş oldukları kararlar ile yargı yetkisini kötüye kullandıkları değerlendirilmiştir" ifadeleri kullanıldı.

İddianamede 16 şüphelinin "Silahlı terör örgütüne üye olma" ve "Görevi kötüye kullanma" suçlarından 8 yıldan 17'şer yıla kadar hapisleri talep edildi. İddianame Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Şüphelilerin yargılaması ise Yargıtay’da yapılacak.

YAZDIR
YORUMLAR 7
  • Reis'eAçıkİhbar. 1 yıl önce Şikayet Et
    Bunlar ne ki? İzmir Bozyaka'da 7BİN hastaya son kullanma tarihi geçmiş ve kanserojen hale gelmiş/kaynağı belirsiz radyoaktif ilaç enjekte edildiği müfettiş raporu ile ispatlandı. 3 senedir ceza alan tek kişi, olayı ihbar eden uzman doktor oldu. Resmi gerekçe: yönetimle şirket arasındaki "iyi ilişkileri" bozmak ! Olay savcılığa intikal etti. Yine kimse ceza almadı. Doktor, Bakanlığa dek uzanan devlet içi yapı araştırılsın dedi. Takip ediliyor muyum diye CİMER üzerinden sordu, cevap bile verilmedi. Kimse okumaz ya...
    Cevapla
  • vatandaş rıza 1 yıl önce Şikayet Et
    yargıya müdahale edilmezmiş yargı bağımsızmış böyle diye diye kontrolden çıkmış bir sistem oluşturdular sonra da kendi menfaatleri için kullandılar. hayır efendim devletin ve milletin üstünde hiç bir kurum ya da kuruluş bağımsız değildir ve bundan sonra da olmayacaktır. her şey devletin kontrolünde ve milletin önünde açık ve şeffaf olmalı
    Cevapla
  • HalitBinVelit 1 yıl önce Şikayet Et
    8- 17 Yıl,mı? Dalgamı geçiyorsunuz siz!!!!? Bu Hakimler Savcılar Yüzlerce insanın ölümüne sebep oldular,Örgüt kapsamında Devleti Hükümeti yıkma teşebbüsünde bulundular!!..Cezaları en az Müebbet olmalı!!!!?.
    Cevapla
  • vatadaş rıza 1 yıl önce Şikayet Et
    yargıya müdahale edilmezmiş yargı bağımsızmış böyle diye diye kontrolden çıkmış bir sistem oluşturdular sonra da kendi menfaatleri için kullandılar. hayır efendim devletin ve milletin üstünde hiç bir kurum ya da kuruluş bağımsız değildir ve bundan sonra da olmayacaktır. her şey devletin kontrolünde ve milletin önünde açık ve şeffaf olmalı
    Cevapla
  • bülent 1 yıl önce Şikayet Et
    daha yargılanacak, kaç yıl da o sürer
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
İBB’nin Sancaktepe’deki kurban pankartlarını kesmesine Başkan Döğücü’den tepki
Doğu Perinçek:  Vatana ihanetin özgürlüğü olmaz