İsrail'in savaş suçları: Bakan Tunç'tan son dakika açıklama

Adalet Bakanı Tunç, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Han'ın uyarılarına ilişkin, "BM Soykırım Sözleşmesi'ndeki tüm unsurlar gerçekleşti. Ellerini çabuk tutmaları lazım." dedi.

GİRİŞ 07.12.2023 11:49 GÜNCELLEME 07.12.2023 14:55
Bu Habere 14 Yorum Yapılmış

SON DAKİKA HABERİ: Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da "Dünya İnsan Hakları Sempozyumu" sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı. 

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Han, Gazze’de sivillere yardım malzemeleri ulaştırılmasını kasten engellemenin savaş suçu olarak değerlendirilebileceği uyarısında bulunmuştu. Adalet Bakanı Tunç, "BM Soykırım Sözleşmesi'ndeki tüm unsurlar gerçekleşti. Ellerini çabuk tutmaları lazım. Bebeklerin katledildiği bir dünyada insan haklarından bahsetmek mümkün değil." dedi.

AP TÜRKİYE RAPORTÖRÜNÜN KAVALA ZİYARETİ

AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor'un Kavala ziyaretine ilişkin de, "Sürecin siyasallaştırılmaması gerektiğini sürekli ifade ediyoruz" dedi.

YARGI REFORMU ÇALIŞMALARI

TBMM'nin takdirine sunacağız. Biz sadece teknik destek verebiliriz. 60'dan fazla madden oluşan bir paket söz konusu.

Suç işleyenin yanına kar kalmaması gerekir. Bir ay cezası olan bile 12 gün cezaevinde kalması gerekir diye düşünüyoruz. Denetimli serbestlik süresine bir oran getirilebilir. Cezasızlık algısının ortadan kaldırılmasını önemsiyoruz.

Cezası 5 yılın altındaki suçlar bakımından cezaevinde kalmak olacak ki caydırıcılık olsun. Pek çok düzenlemeye ihtiyacımız var. 

16 BİNİN ÜZERİNDE FİLİSTİNLİ ŞEHİT EDİLDİ!

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Gazze'de yaşanan insani trajedi, Batı'nın insan hakları kavramını nasıl istismar ettiğini, nasıl işine geldiği gibi kullandığını tüm çıplaklığıyla bütün dünyaya göstermektedir." dedi.

Tunç, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunca (TİHEK) Türkiye Barolar Birliği (TBB) Konukevi'nde düzenlenen "Küresel İnsan Hakları Siyaseti-İnsani Trajediler, Değerler Yitimi ve Sistemsel Çöküş Sempozyumu"na katıldı.

Tunç, buradaki konuşmasında, insana verdikleri değere vurgu yaptı, geçmişte olduğu gibi bugün de çalışma ve siyasetlerinin temelini insan ve insan haklarının oluşturduğunu söyledi.

İslam inancına göre insanın yaratılmışların en şereflisi olduğunu dile getiren Tunç, insan haklarını korumanın, hem inanç hem de hukukun gereği olduğunu ifade etti.

İnsanı, insan onurunu ve insanın doğuştan gelen haklarını merkezine almayan her görüş, politika ve sistemin noksan olacağını kaydeden Tunç, "Ne yazık ki 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nün hemen arifesinde, dünyada insan haklarının ayaklar altına alındığına, insan hakları sözleşmelerinin çöpe atıldığına, insan haklarının teoriden öteye geçemediğine ve uluslararası kuruluşların insanlığın sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığına hepimiz üzülerek şahit olmaktayız." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılara değinen Bakan Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"7 Ekim'den bu yana yüzyıllar boyunca, her dinden insanın barış içerisinde yaşadığı Filistin, maalesef kanla, göz yaşıyla, zulümle yıkanmaktadır. İsrail, 7 Ekim'den bu yana 16 binin üzerinde Filistinliyi şehit etmiştir. Bu saldırılarda ölenlerin neredeyse yarısı çocuklardan, kalan yarısı da onların anneleri ve aile büyüklerinden oluşuyor. 1 yaşından küçük yüzlerce bebek İsrail bombalarının altında can verdi. Hastanelerdeki elektrikler kesilerek kuvözdeki bebeklere dahi yaşam hakkı tanınmadı. Tek başına bu tablo bile amacın kendini savunma değil, taammüden insanlık suçu işlemeye yönelik bir vahşet olduğunu göstermeye yeterlidir."

"BİR DEVLET HASTANE VURMAZ" 

İsrail'in örgüt gibi hareket ederek; hastane, okul, cami, kilise ve mülteci kamplarını bombalayarak tarihte eşi benzeri görülmemiş bir katliam gerçekleştirdiğini dile getiren Tunç, "Bir devlet hastane vurmaz. İsrail, hastaneleri de vuruyor. Bir devlet mülteci kampını, ibadethaneleri, pazar yerini vurmaz. İsrail bu ayrımları yapmadı. Mülteci kamplarını, ibadethaneleri defalarca vurdu. Dünyada, sadece çocukları öldürmek için savaş uçaklarıyla gece gündüz şehirleri bombalayan başka bir devlet yoktur." şeklinde konuştu.

İsrail'in Gazze'de en temel insan haklarını hiçe saydığını ve uluslararası hukuku ayaklar altına alıp insanlık suçu işlediğini belirten Tunç, şöyle devam etti:

"Gazze'de yaşanan katliam ve yıkımın gerisindeki failler, azmettirenler İsrail'e sınırsız destek verenlerdir. 7 Ekim sonrası çocuk katili Netanyahu'ya koşarak sarılan, 'Yanındayız' diyen, ona destek olan Batılı liderler de bu insanlık suçunun ortaklarıdır. BM Genel Kurulunda ateşkes önerilerine 'hayır' oyu verenler, katliamın devam etmesini isteyenler, bu savaş suçunun yardım ve yataklık edenleridir. Güvenlik Konseyinde ateşkesi veto edenler, savaş gemilerini göndererek katillere destek olanlar bu insanlık suçunun ortaklarıdır. İsrail, işlediği insan hakları ihlallerinin, gözlerini kırpmadan söndürdüğü ocakların, hayattan kopardığı masum canların hesabını bir gün insanlık huzurunda mutlaka ödeyecektir."

"GAZZE'DE İNSAN HAKLARI NEREDE?" 

Filistin'de yaşanan vahim olaylara kimsenin sessiz kalmaması gerektiğini ifade eden Tunç, "Filistin'de yaşananlar, artık insan hakları ihlalini aşmış, Birleşmiş Milletler 'Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi' kapsamında değerlendirilebilecek duruma gelmiştir." dedi.

Tunç, şunları kaydetti:

"Sözde insan hakkı savunuculuğu yapan, olanlara seyirci kalan hatta oradaki zulmü, destekleyenlere soruyoruz, Gazze'de insan hakları nerede? Masum sivil insanlar katledilirken, kuvözdeki bebekler dahi öldürülürken tüm hakların temeli olan yaşam hakkı nerede? Masum insanların elektriğini keserek onları ölüme mahkum etmek mi insan hakkı? Kadınlar öldürülüyor, çocuklar katlediliyor. Nerede kadın hakları, nerede çocuk hakları?"

İsrail'in, gerek BM Genel Kurulu gerekse Güvenlik Kurulunun bugüne kadarki hiçbir kararına uymadığını belirten Yılmaz Tunç, BM Güvenlik Konseyi kararlarına uymayan tek ülkenin İsrail olduğunu söyledi.

BM Güvenlik Konseyinin, bugüne kadar 14 kez ateşkes çağrısı yaptığını, fakat bu çağrıların sonuçsuz kaldığını belirten Tunç, "Biz çok iyi biliyoruz ki, ihlal edilen kendi vatandaşlarının insan hakları olsa böyle suskun kalmazlar. Gazze'de yaşanan insani trajedi, Batı'nın insan hakları kavramını nasıl istismar ettiğini, nasıl işine geldiği gibi kullandığını tüm çıplaklığıyla bütün dünyaya göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Başta BM olmak üzere, uluslararası insan hakları mekanizmalarının daha adil ve etkin bir şekilde işlemesi için reforma ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Tunç, "Filistin yalnız değildir. Filistin davamızı, Filistin'deki Müslümanların haklarını, Kudus-ü Şerif'in statüsünü ve kutsiyetini korumakta kararlıyız." dedi.

Bakan Tunç, bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan bölgedeki sorunların çözülemeyeceğini belirtti.

"SESSİZ DEVRİM NİTELİĞİNDE ADIMLAR ATILDI" 

Türkiye'nin insan hakları alanında daha da ileri gitmesi için durmadan çalıştıklarını ifade eden Tunç, "21 yıl önce başlayan insan merkezli yönetim anlayışıyla Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Türkiye yeni bir dönemin kapılarını araladı. Ve bu dönemde sivilleşme, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü alanında sessiz devrim niteliğinde adımlar atıldı." diye konuştu.

Vesayetçi anlayışın ortadan kaldırılmasına yönelik mücadelede başarılı olunduğunu, muhtıracılara, darbecilere, milli irade düşmanlarına ve demokrasi karşıtlarına fırsat verilmediğini belirten Tunç, 2002'den bu yana temel insan hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ve yüksek standartlı demokrasi için birçok hedefi hayata geçirdiklerini dile getirdi.

Reform iradesini koruduklarını bildiren Tunç, "Şimdi sıra, Türkiye Yüzyılı'nı, adaletin de yüzyılı yapacak, tüm bu demokratik reformlarımızı taçlandıracak, vesayetçi anlayışı tümüyle tarihe gömecek, yeni, demokratik, özgürlükçü, sivil ve kuşatıcı anayasayı hep birlikte yapma vaktidir. Yaşam hakkını, düşünce ve kanaat özgürlüğünü, inancı ve inandığını yaşama özgürlüğünü, aileyi, toplumu ve mülkiyet hakkını daha da koruyan bir anayasa yapmak milletimize olan borcumuzdur." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Tunç, haklının güçlü olduğu bir dünyanın inşası için gayret göstermeye devam edeceklerini, uluslararası düzenin çarpıklıklarının neden olduğu sorunları, zulümleri hatırlatmaktan da çekinmeyeceklerini bildirdi.

Mazlumun yanında, adaletin ve merhametin sesi olmaya devam edeceklerini bildiren Tunç, "Bu köklü tarihimizin bize yüklediği en önemli vazifelerden biridir." dedi.

"YENİ BİR İNSAN HAKLARI SİYASETİNE İHTİYAÇ VAR" 

Sempozyumda konuşan TİHEK Başkanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç da bugün Gazze'de insani trajedi yaşandığını ifade etti.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 1948'de kabul edildiğini anımsatan Kılıç, bildirgede, soykırımın önlenmesinin ve soykırım suçunu işleyenlerin cezalandırılmasının ifade edildiğini, bunu kabul eden ülkelerden birinin de İsrail olduğunu bildirdi.

Küresel insan hakları sisteminin çökmüş durumda olduğunu ifade eden Kılıç, bütün bu insani trajediler karşısında küresel adaleti, sağduyuyu ve vicdanı barış ve güvenlik temelinde yeniden inşa edebilecek bir insan hakları siyasetine ve pratiğine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Kılıç, "Bugün tüm dünyanın gözleri önünde İsrail yönetiminin Gazze'de işlemekte olduğu savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçlar, insan haklarının temel değerlerinin yitiminin en somut göstergesidir." dedi.

Batı'nın, Rusya-Ukrayna savaşında ivedi biçimde harekete geçerek Ukrayna'nın safında yer aldığını, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan Gazze'deki sivil katliama ise sessiz kaldığını dile getiren Kılıç, şunları söyledi:

"Ukrayna konusunda stratejik bir duyarlılık ve dayanışma sergileyen Batı dünyası, Filistin topraklarında İsrail tarafından sistematik biçimde sürdürülen barbarlığı ve apartheid yönetimini olumlamakta ve desteklemektedir."

Açılış konuşmalarının ardından Bakan Tunç ve beraberindeki heyet, Anadolu Ajansı muhabirleri tarafından Gazze'de yaşanan insan hakları ihlallerine kanıt oluşturması için çekilen fotoğrafların yer aldığı fotoğraf sergisini gezdi.

KAYNAK: HABER7
Ömer Aktaş Haber7.com - Editör
Haber 7 - Ömer Aktaş

Editör Hakkında

1991 yılında Bayburt’ta doğdu. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldu. 2016 yılında Anadolu Ajansı'nda stajını yaptı. Yeni Şafak ve Akşam Gazetesi'nde çalıştı. Nisan 2021'den bu yana Haber7.com'da ‘Gündem Editörü’ olarak görev yapmaktadır.
YORUMLAR 14
  • Toplumculuk 2 ay önce Şikayet Et
    Artık Türkiye de sistem değişikliği şart, çalışanın yarısı kadar amir olmaz. Amir sayısı düşecek ama, denetimli çalışmaya geçmeliyiz. Amirler hem çok hemde masa başından ayrılmıyor. Öncelikle mecliste sayı 400 e düşmeli, aksi halde ülkemiz bu kadar idareciyi kaldırmaz, çalışan lazım çalışan.
    Cevapla
  • Caydırıcı Ceza2 2 ay önce Şikayet Et
    Ama bu işler öyle zor olmalı ki bu kişi hapisten çıktığında bir daha aynı yola başvurmamalı. Eski tarihi filmlerde taş ocağında çalıştırılan işçiler gibi. Bu şekilde caydırıcı olunur.
    Cevapla
  • Caydırıcı Ceza1 2 ay önce Şikayet Et
    Uyuşturucu ve hırsızlık şuan en çok işlenen suçlar. Bunları işleyenler neredeyse hiç ceza almıyor. Bu gibi insanların rwhabilşte edilmesinin tek yolu, ağır işlerde çalıştırılıp hem ekonomiye katkısı olsun hem de bir şeylerle meşgul olup alışkanlıklarını terk etmesi sağlanmalı. Uzun bir süre ama. Çalıştıkları için masrafı olmaz, hırsızlar da helalekmek kazanmanın yollarını öğrenmiş olur.
    Cevapla
  • Kenan 2 ay önce Şikayet Et
    AP kendi teröristinin peşinde Filistin kimin umurunda
    Cevapla
  • VATANDAŞ 2 ay önce Şikayet Et
    Filistin vatandaşları nın katli, kavala nın hapsi. Hangisi daha zor. Birinin teafisi, dönüşü yok. Diğerinin var. Birinde maduriyeı bir ise diğerinde bin....
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
İsrail'de kaos! Ehud Barak, Netanyahu'yu devirmek için Yahudileri sokağa çağırdı
AK Partili Milletvekili trafik kazasında yaralandı