Bakan Akın Gürlek'ten canlı yayında önemli açıklamalar: CHP'nin kürsü işgali...
Adalet Bakanı Akın Gürlek önemli açıklamalarda bulunuyor. Yemin törenindeki CHP'nin kürsü işgalinden, İBB operasyonunun bilinmeyenlerine, suç örgütleri ve kamuoyunun merak ettiği tüm kritik başlıklar ilk kez bu yayında ele alınıyor.
Son dakika haberi: Adalet Bakanı Akın Gürlek A Haber canlı yayınında soruları cevaplıyor.
Akın Gürlek'in açıklamalarından satır başları:
Ben öncelikli olarak bu önemli görevi bana tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanımıza itimatları, takdir ve tensipleri için şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yemin töreninden sonra yayınladıkları nazik tebrik mesajı ile de desteklerini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye de hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Dualarını esirgemeyen, tebrik ve iyi niyet dileklerini ileten bütün vatandaşlarıma, özellikle biliyorsunuz 33 yıl sonra Nevşehir'den ilk bir bakan seçildi, özellikle Nevşehirli hemşerilerime saygılarımı sunuyorum. Hayırlı bir program olmasını temenni ediyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Adalet yolunda milletimiz için hizmet edeceğiz, gücümüz yettiği oranda hizmete hazırız. Heyecanlıyız, inşallah heyecanımızla birlikte de yeni projeler getireceğiz.
Biliyorsunuz ben düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak karşınızdaydım. İstanbul 17 milyonluk bir şehir, bu şehrin başsavcılığını yapmak bana nasip oldu. Bu görev tevdi edilmişti. İnşallah görevi hakkıyla yapmışımdır. Öncelikle beraber görev yapmış olduğum çok değerli savcı arkadaşlarıma, adliye mesai arkadaşlarıma tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum.
Şimdi de biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın takdir ve tensipleri ile de Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanıyım. Şunu unutmamamız gerekiyor; 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım ben. Bu makamın sahibi değil, emanetçisiyim. Adalet devletin namusudur; zedelendiği yerde güven sarsılır, güven sarsılırsa da kamu düzeni bozulur. Ben sadece bir siyasi kimliğin dışında adalet ihtiyacı olan 86 milyon vatandaşımızın yanındayım, onların bakanıyım. Hakka, hukuka kim ihtiyaç duyuyorsa ben onların yanındayım. Öncelikli olarak bunu değerlendirmemiz gerekiyor.
Adalete ihtiyacı olan kim varsa, hangi vatandaşımız varsa, haktan hukuktan yana bir mağduriyeti olan vatandaşımız varsa benim kapım herkese açık, her siyasi partiye açık. Bunun öncelikli olarak bilinmesini istiyorum. Ben Türkiye'nin Adalet Bakanıyım. 86 milyon vatandaşımızın hak ve hukuk sorunlarının, mağduriyetlerini dinlemek için bu göreve atandım. İnşallah da bu görevi layıkıyla yapacağım. Daha önceki görevim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıydı; orada verimli çalıştığımı düşünüyorum, önemli işler yaptığımı düşünüyorum. Bu saatten sonra da inşallah Adalet Bakanı olarak da hakkın, hukukun yanında olacağım. Vatandaşlarımızın ihtiyaçları varsa, mağduriyetleri varsa haktan hukuktan yana onların yanında olacağım. 86 milyonun adalet bakanıyım, adaletin bu konuda hizmetçisiyim.
CHP'NİN YEMİN TÖRENİNDEKİ KÜRSÜ İŞGALİ
Benim için çok farklı bir ortamdı. Yani ben biliyorsunuz hâkim-savcı kökenliyim. Tabii birden siyasi bir göreve geldik. Önce Cumhurbaşkanımız kararname yayınladı; ertesi sabah Adalet Bakanlığına gittik. Sayın Yılmaz Bakanımıza ayrıca teşekkür ediyorum hassaten emekleri için. Görev devir teslimi yaptık. Tabii biliyorsunuz Anayasa'nın 81. maddesi uyarınca bir usulü işlem olan Meclis'te yemin yapılması gerekiyor. Bu sadece usulü işlem. Cumhurbaşkanımızın kararıyla Adalet Bakanı olarak atanıyor, daha sonra da usuli bir işlem yapılması gerekiyor. Yemin saati 15:30 olarak belirlenmişti. Yeminden önce biliyorsunuz Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey, Bekir Bey'e de teşekkür ediyorum. Aynı zamanda biz kendisiyle Bakan Yardımcısı olarak da çalıştık; Bekir Bey bakanlığı dönemindeydi. Önce ben Bekir Bakanımızın odasına gittim. Bekir Bey biliyorsunuz Meclis Başkanvekili. Bütün grup başkanvekillerimiz, yani sadece AK Parti değil diğer partilerin grup başkanvekilleri de oradaydı. Çok samimi bir ortam vardı, nezaketli bir ortam vardı. Herkes tebrik dileklerini, iyi niyet dileklerini ilettiler. Bu konuda nazik bir ortam vardı. Yani bu ortamdan sonra da biliyorsunuz Meclis kürsüsüne Sayın İçişleri Bakanımızla birlikte davet ediliyoruz. Sonraki olayları biliyorsunuz.
Tabii ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem ama o gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm. Şundan; neden? Burası Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı bir görevi, yani Yüce Türk Meclisi. Yani burada şahısların bir sorunu yok; yani benim şahsım Ali, Akın, Veli önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin ediyoruz. Yüce Meclis, yani biliyorsunuz Gazi Meclisimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir Meclis. Yani oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü, yani şaşkınlık yaşadım. Ben bunun örgütlü olarak bir yapı olup olmadığını bilemem.
Normalde usulü siz daha iyi biliyorsunuz; Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey anons etti, ilk isim olarak beni anons etti. Ben kürsüye çıktım. Yani bir metin var biliyorsunuz, metnin usulen okunması gerekiyor. Yani metin okunurken birden karıştı, yani ortalık karıştı. Yani bir de şimdi şöyle; yani orası biliyorsunuz Türkiye'nin en seçkin yeri. İnsanların vatandaşın iradesiyle, milletin iradesiyle seçmiş olduğu milletvekillerinin görev yaptığı bir yer. Ben açıkçası bu kadar karışıklık olduğunu bilmiyordum. Birden kürsüye saldırılar başladı. Ama bu konuda daha önce özellikle AK Parti grup başkanvekilleri arkadaşlarımız, AK Parti'deki çok değerli milletvekillerimiz beni uyardılar; "Bir karışıklık bekliyoruz, bu konuda sen de biraz dikkatli olur musun?" dediler. Yani sonraki olayları ben de televizyondan izledim. Yani çok karışıklık oldu. Bunlar keşke yaşanmasaydı.
Bizim şunu yapmamamız lazım; kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Yani buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada bir Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı'nın yemin töreni var. Yani bizim kesinlikle yani çok saygı duyduğumuz, çok saygın bir kurum, milletin iradesinin tecelli ettiği parlamentoyu bu tartışmalarla, kürsü işgal etmek... Yani bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı. En önemlisi de milletvekillerini seçen milli iradeye de yakışmadı. Yani bunları ben de televizyondan izledim, açıkçası hoş karşılamadım.
Biz Meclis kürsüsüne gelmeden önce, yani Meclis'e gelmeden önce Başkanvekilimiz Bekir Bey'in biliyorsunuz arkada bir odası var; orada bekledik. Yani önce bekledik, daha sonra tabii gündem belirleniyor. Beklerken yani orası çok samimi bir ortamdı. Bütün siyasi partilerin grup başkanvekilleri, milletvekilleri oradaydı. Yani muhabbet ettik, tebrik ettiler. AK Parti'den de tebrik edenler oldu, diğer CHP'lilerden de tebrik edenler oldu. Yani ben şahıs olarak hangilerinin tebrik ettiğini, kimlerin tebrik ettiğini bilmiyorum ama orası çok nezaketli, nazik bir ortamdı. Herkes iyi niyetlerini söyledi, el sıkıştık. Yani burada tamamen samimi, nazik, düzgün bir ortam vardı.
Yani birden bir kapı ve koridordan geçtikten sonra Meclis'in kürsüsüne geliyorsunuz, birden insanlar sizin üzerinize geliyor. Bir kargaşa var, hatta ben sonradan gördüm bir kitapçık fırlatılmış. Yani bunlar keşke yaşanmasaydı. Ya burada özellikle Zafer Bey, ben şunu ifade etmek istiyorum: Benim şahsım önemli değil. Ben naçizane bir insanım, Akın Gürlek'im. Ama burada Meclis çok önemli, yani Meclis bizim göz bebeğimiz. Adalet'in Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı bunlar kurumlar. Yani buradaki kurumların yıpratılmaması gerekiyor, Meclis'in yıpratılmaması gerekiyor. Yani özellikle Meclis'in asıl görevi biliyorsunuz, parlamento'nun asıl görevi vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre kanun yapmak. Yani bu saygınlığı, kurumları yıpratmamamız gerekir.
Yani tam olarak o gün çok kalabalık bir ortamdı. Yani ben şahsi olarak el sıkıştığımızı, yani bütün dediğim gibi yani sadece CHP'li değil, AK Parti grup başkanvekillerimiz, diğer partilerden de grup başkanvekillerimiz, milletvekillerimiz herkes nezaket kuralları çerçevesinde el sıkıştı. Yani ben o sözü duymadım.
Beni yani hakim olarak da savcı olarak, Başsavcıvekili olarak da aramızdaki arkadaşlar tanırlar. Yani adliye ile sıkı çalıştığımız arkadaşlar var. Benim kapım herkese açıktır, yani parti gözetmeksizin. Ben az önce de söyledim; 86 milyonun Adalet Bakanıyım. Yani mağdur ve hukuka ihtiyacı olan kim varsa benim kapıma gelebilir. Bu A partisi, B partisi, C partisi değil; benim kapım onlara da açık. Yani biz özellikle diyalog kapılarını kapatmamalıyız ve aynı şekilde dediğim gibi kesinlikle yani ben burada Adalet Bakanlığı'nı temsil ediyorum, kurumları yıpratmamamız gerekiyor. Her zaman gelirlerse yardımcı olacağımız bir şey varsa, onların da bir hakla hukukla sorunu varsa onlarla da görüşürüz. Yani burada görüşmeyeceğimiz bir şey yok.
İBB SORUŞTURMASI NASIL BAŞLADI?
Cumhuriyet savcısı olarak dediğim gibi, soruşturmaya biz o şekilde başladık. İhbar, şikayet ve parti içinden gelen şikayetler üzerine. Daha sonra da biliyorsunuz delil durumuna göre, yani somut deliller ortaya çıkıyor. Yani başlıyorsunuz soruşturmaya, soruşturmaya başlamak için makul şüphe gerekiyor. Soruşturmaya başladıktan sonra maddi delillere ulaşmanız gerekiyor. Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları...
Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Yani bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp "takipsizlik" dediğimiz kararı verir. Yani sizin söylediğiniz dosyada da yani aynı şekilde parti içerisinden başvurular vardı, yani biliyorsunuz bunları. Bunlar zaten artık iddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor.
Yani Cumhuriyet savcısı ciddi iddia karşısında "Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum" deme lüksü yoktur. Şimdi bakın, yani az önce de söylediniz, İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Yani biz, ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. Sizin de anlattığınız gibi "Para Kuleleri" dosyasını biz zaten getirmiştik, orada bir inceleme yapıyorduk. Oradaki şahıslar bizim için önemliydi. Yani o şahısları biliyorsunuz, daha sonradan bu şahıslar İBB dosyasında yönetici olarak karşımıza çıktı. Sizin söylediğiniz gibi, yani "Para Kuleleri"nde o görüntülere yansıyan kişiler aslında aynı zamanda dosyanın da ana karakteriydi.
İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik. Yani ben burada şunu demek istiyorum: Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, yani bunu özellikle çizmek istiyorum. Yani soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişti, tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Yani bunu özellikle altını çizmek istiyorum. Yani burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım. Tekrar söylemek istiyorum Nazif... Abdurrahman Bey, kusura bakmayın. Yani buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Yani biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Yani bu yaptık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik. Bunları ayırmak lazım.
"MADDİ DELİLLER VAR. MASAK RAPORLARI VAR, SİZİN DEDİĞİNİZ GİBİ HTS TRAFİKLERİ VAR"
Ben tekrar altını çizmek istiyorum; ben artık Adalet Bakanıyım. Yani burada kesinlikle Anayasa'nın 138. maddesi var. Yani yürüyen bir yargılama süreci var. Ben bu yani süreçlerle ilgili özellikle mahkeme heyetine saygı duyuyorum; çünkü ben de hakim-savcı kökenliyim. Kesinlikle telkinde, talimatta bulunamam. Ama sorduğunuz soru bazında cevaplayayım; yani biliyorsunuz, iddianamede biz delillerimizi açıkça ortaya koyduk. Yani kesinlikle tanık beyanına dayanan bir şahıs yok. Yani maddi deliller var. MASAK raporları var, sizin dediğiniz gibi HTS trafikleri var ve para hareketleri var.
En önemli, yani isim vermeyeyim çünkü artık şey olduğu için şöyle; atıyorum Aziz İhsan Aktaş'ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki "Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar." Aziz İhsan Aktaş'a diyoruz ki biz; "Sen ispatla." O da diyor ki; "Benimle şurada görüştüler" diyor. Bakın, çok önemli. "Nerede görüştüler?" diyoruz; atıyorum "Ankara'da Otogar'da görüştüler" diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Yani şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş'ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz.
Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; "Ben para verdim" diyor. "Parayı nerede verdin?" diyoruz; "Burada" diyor. "Nereden çektin?" diyoruz; "Balgat'taki bir banka şubesinden çektim" diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat'taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; "Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hakedişim hesabıma yattı" diyoruz. Bunu da teyit etmek zorundayız Abdurrahman Bey. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten sonra beş dakika sonra Aziz İhsan Aktaş'ın hesap hareketi ortaya çıkmış. Yani size şahıslarla anlatmak istemiyorum. Dosya kapsamında bunların hepsi tek tek analiz edildi; hem maddi deliller hem HTS kayıtları ve MASAK raporlarıyla. Yani tanık beyanları tek başına delil değil, zaten biliyorsunuz Yargıtay'ın da bu konuda beyanı var. Dosya kapsamındaki deliller, yani iddianame artık açıldığı için, gizlilik kararı kalktığı için tekrar söylüyorum, bunlar zaten iddianamede var. Kamuoyunda günlerce tartışıldı.
"HER ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANAN VE İTİRAFÇI OLAN BERAAT EDECEK DİYE BİR ALGI YANLIŞ"
Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir, Her etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan beraat edecek diye bir algı yanlış. Meclis iradesiyle mahkeme canlı yayınlanabilir. Mahkemeler siyasi şov yeri değil.
143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Şimdi gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok. Yani bakın, yani burada şimdi zaten mahkeme o gizli tanıkları huzurda da dinleyecek. Yani yargılama bu şekilde oluyor. Savcılık dinliyor, mahkeme de aynı şekilde o tanıkları dinliyor ve tanıklar dinlendiği sırada sanık müdafileri, katılanlar, yani hatta sanıklar tanığa doğrudan soru sorma hakkı var. Bakın doğrudan soru, yani aracısız doğrudan soruları sorabiliyor. Yani öyle bir şey olmaz. Zaten tanıkların beyanlarında avukatları da var; yani okuyorlar. Yani hiç şu ana kadar siz duydunuz mu bir gizli tanık "Bana baskı yapıldı, zorla ifadem alındı?" Ben duymadım. Yani öyle bir şey yok. Ve kesinlikle bakın yani biz tanık beyanlarına göre işlem yapmadık. MASAK raporları, az önce kısa bir olayı anlattım, bir eylemi anlattım; kesinlikle bunların teyitleri yapıldı ve bu gizli tanıklar mahkeme huzurda da dinlenecek. Yargılama başlayacak, söylediğiniz 19 Mart'ta herhalde 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Silivri 1 nolu... Heyet, yani uygulama usulü siz bizden daha iyi biliyorsunuz; önce sanıkların savunmaları alınıyor, avukatların beyanları alınıyor, daha sonra da delillerin tartışılması aşamasına geçiliyor. CMK 217. maddesi. Burada tanıklar da dinlenecek, hem açık tanıklar hem gizli tanıklar. Şimdi hem sanıkların hem sanık müdafilerin hem de katılanların yani mahkemeyi aracı kılmaksızın doğrudan soru sorma hakkı var. Yani bu soruları sorabilirler. Yani bu şekilde sizin söylediğiniz gibi gizli tanığa baskı yapıldı, öyle bir şey yok. Yani ne ben yaptım ne savcı arkadaşlarımız yaptı; zaten yargılama aşaması başlayınca da bunu göreceksiniz.
Etkin pişmanlık olayı önemli. Yani örgüt suçlarında biliyorsunuz etkin pişmanlık ceza indirim sebebi, yani bunu karıştırmamak lazım. Şimdi basında ben okuyorum, yani diyorlar ki işte "Bu adam bu kadar yılla yargılanıyor, nasıl dışarıda?" Bakın Zafer Bey, etkin pişmanlık hakimin takdirine göre bir ceza indirim sebebi. Hakim indirim oranını kendisi belirler. Yani şöyle olur; verdiği bilgiler faydalı bilgiler mi, dosyaya katkı sağlayan bilgiler mi, bunu tamamen hakim kendisi takdir eder. Yani çok fazla kişi başvurdu etkin pişmanlıkta, yani bir yerden sonra kırıldı. Yani az önce Abdurrahman Bey söyledi; Ertan Yıldız ilk çıtayı kıran, Ertan Yıldız kendisi başvurdu, geldi cezaevinden iki üç defa aldık, avukatlarıyla aldık ve Ertan Yıldız samimi olarak beyanda bulunduktan sonra Ertan Yıldız da örgüt içerisinde önemli bir kişiydi. Beyanda bulunduktan sonra, tahliye olduktan sonra yani bir şey oldu; dediler ki "Ya biz de artık anlatalım ki bildiklerimizi, sonuçta o bir yargılama başlayacak, biz ileride ceza alacağız, biz de anlatalım, biz de bu kurumdan faydalanalım" dediler. Bu şekilde etkin pişmanlık sayısı arttı. Yani şu var; her beyanda bulunanı, her itirafta bulunanı biz bırakmadık. Yani mutlaka o bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Yani işte atıyorum "Ben şunu söyledim, ben bunu verdim, ben bunu gördüm" değil; bu bilgilerin tek tek teyit edilmesi gerekiyor. İddianamede de zaten etkin pişmanlıkta bulunan yazım itibariyle atıyorum beyanların altında tek tek teyit edilmişi vardır. Mesela etkin pişmanlıkta bulunan X isimli şahıs diyor ki; "Para verirken ben oradaydım" diyor. Biz ne yapıyoruz? Orada olup olmadığını o şahsın HTS baz istasyonu kaydıyla doğruluyoruz. Atıyorum ya da parayı diyor "Elden ben şu otele götürdüm, şu şahsa verdim" diyor; biz bakıyoruz otel giriş çıkış kaydı var mı, kamerası var mı, yani bunların hepsi etkin pişmanlıkla beyanda bulunanların hepsi tek tek tespit edildi, maddi delillerle tespit edildi. Az önce sorduğunuz soruya tekrar cevap vermek istiyorum; her itirafçı olan, her etkin pişmanlıkta bulunan tahliye edilmedi, beyanları dikkate alınmadı. Adem Soytekin halen çıkmadı mesela.
Türk Ceza Kanunu'nda örgüt suçlarında etkin pişmanlık maddesi düzenlenmiş. Etkin pişmanlıkta bulunduğu zaman yani tek başına bulunması yetmiyor. Hakim ve savcı samimi olarak, bakın çok önemli, samimi olarak beyanda bulunduğuna inanması gerekiyor ve bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Eğer bunlara kanaat getirirse sadece bu bir ceza indirim sebebi. Bu indirim oranını da mahkeme belirliyor. Yani onlar kanunda yazılı, mahkeme indirim yapıyor. Yani etkin pişmanlıkta bulunan şahıs doğrudan beraat edecek diye yapılan algı, haberler yanlış.
ÖZGÜR ÖZEL'İN TEHDİTLERİ
"Şahsi olarak kişisel tartışmalara girmek istemiyorum. Burada önemli olan kurumların yıpratılmaması. Ailemi tehdit ettiler diye görevimi yapmayacak değilim. Şahsım önemli değil. Ne yaparlarsa yapsınlar görevimizi yaptık. Gerekli tazminat davalarını yaptık ve kazandık."
YASA DIŞI BAHİS VE FUTBOLDA ŞİKE
Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Futbolda şikede önemli operasyonlar yaptık. Şahısların unvanlarına kim olduklarına bakmadık. Futbolun temiz olması lazım. Bu konuda da çok hassas çalışmalar yürüttük. MASAK raporlarına, HTS kayıtlarına baktık. Bir futbolcunun bahis oynaması bizim kanunlarımıza göre suç değil. Suç olması için kendi maçına bahis oynaması gerekiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız. Yasa dışı bahis paralarının Türkiye'ye kazandırılması gerekiyor. Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz. Görev yaptığımız süre boyunca bu konuyla mücadele ettik. Adalet Bakanı olarak görevde bulunduğum sürece de bu illetin üzerine kararlılıkla gideceğiz. Şike soruşturmaları genişleyecek.
UYUŞTURUCU OPERASYONLARI
Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var.
Yani biz burada kesinlikle şahısların az önce de söyledim; unvanlarına, kişilerde mesleklerine, ünlü olup olmadıklarına bakmıyoruz. Suç var mı yok mu o bazlı bakıyoruz. Yani kesinlikle yani Emniyet de çok iyi çalışıyor, Jandarma da çok iyi çalışıyor. Sayın İçişleri Bakanımız da şu an yeni atandı, onunla da görüşüyoruz bu konuda. Eski Bakanlık zamanında da çok iyi operasyonlar yapıldı. Yani bunun kökünü kazıyacağız.
Şimdi kamuoyundaki yansıyan gürültülere baktığımızda; bilinen, tanınan, ünlü dediğimiz sanat camiası, spor camiası, göz önündeki insanların neredeyse tamamının bir şekilde bu işe ucundan kıyısından bulaştığını görüyoruz. Bu bir yöntem mi, bu kişilerin kişisel zafiyetinden mi kaynaklanıyor yoksa bu bahsettiğimiz baronlar, çete, o yapı bu kişileri kullanıyor mu? Bilinçli bir şekilde yönlendiriliyor mu?

Şimdi şu şekilde; yani arz-talep meselesi, talep var. Yani talep olunca da mecburen yurt dışından uyuşturucu getirilmeye çalışılıyor, çalışılıyor. Şimdi bakın, ben İstanbul Başsavcılığı döneminde şuna müsaade etmedim kesinlikle; yani burada şahsım değil yani bir savcı ne gerekiyorsa onu yaptı.
ETKİN PİŞMANLIK DÜZENLEMESİ
Yani bizim Türk Ceza Kanunu'nda örgüt suçlarında etkin pişmanlık maddesi düzenlenmiş. Etkin pişmanlıkta bulunduğu zaman, yani tek başına bulunması yetmiyor; hakim ve savcı samimi olarak, bakın çok önemli, samimi olarak beyanda bulunduğuna inanması gerekiyor ve bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Eğer bunlara kanaat getirirse sadece bu bir ceza indirim sebebi. Bu indirim oranını da mahkeme belirliyor, yani onlar kanunda yazılı, mahkeme indirim yapıyor. Yani "etkin pişmanlıkta bulunan şahıs doğrudan beraat edecek" diye yapılan algı, haberler yanlış.
DAVALARIN CANLI YAYINLANMASI VE MAHKEMELERİN NİTELİĞİ
"MHP lideri Devlet Bahçeli'nin ilgili davaların televizyondan canlı yayınlanmasına yönelik çağrısı olmuştu. O dönemde Cumhuriyet Başsavcısıydunuz ve iddianameye güvendiğinizi ifade ettiğiniz belirtiliyor. Bugün Adalet Bakanı olarak bu davaların canlı yayınlanmasına ilişkin görüşünüz nedir? Mevzuat açısından böyle bir yayın mümkün mü?"
Şu an kanunumuzda bu davaların canlı olarak yayınlanmasına ilişkin bir düzenleme yok. Ama Yüce Meclis bu konuda bir irade gösterirse elbette yayınlanabilir. Yani burada yapılabilir. Ben şunu söylemek istiyorum müsaadenizle; mahkeme salonları kesinlikle siyaset arenası değildir. Siyasi şov, propaganda yapılamaz. Hakimler millet adına dosyadaki delillere göre, vicdani kanaate göre karar verir. Yani bunun özellikle altını çizmemiz gerekiyor. Mahkeme salonlarında siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor. Yani ben Ağır Ceza Başkanlığı yaptım uzun süre, heyet başkanlığı yaptım, önemli davalara bakmak nasip oldu. Kesinlikle hakimler bu propagandadan da etkilenmez. Çünkü hakimler, mahkemeler Yüce Türk Milleti adına karar verir, kararlar bu şekilde alınır. Mahkemeler de siyasi propagandaların yapıldığı yerler değildir. Dosyadaki delillere göre ve mahkemedeki heyetin, mahkeme heyetinin oluşacağı vicdani kanaate göre yargılama yapılır, karar verilir. Yani illa mahkumiyet çıkacak diye bir şey değildir; beraat de olabilir, mahkumiyet de olabilir. Ama özellikle bunun altını çizmek istiyorum; siyasi propaganda yeri değildir. Burada siyasi şov yapılamaz. Mahkemeler bundan etkilenmez, ben hakimlik de yaptım, heyet başkanlığı yaptım, önemli davalara da baktım mahkeme başkanlığım döneminde. Kesinlikle maddi delillere göre hakimler ve Türk milleti adına karar verir. Bu hususun altını çizmek istiyorum.
DURUŞMA SALONLARINDA GÖRÜNTÜ ALINMASI
"Bazı davalarda mahkeme salonlarının siyasi şova dönüştüğü yönünde eleştiriler var. Duruşma salonlarında cep telefonuyla görüntü alınması ve bu görüntülerin basına veya sosyal medyaya servis edilmesi nasıl mümkün oluyor? Mevzuatta bir eksiklik mi var? Bunu önlemeye yönelik bir düzenleme yapılacak mı?"
Ben mahkeme başkanlığı yaptım, yani büyük salonlarda da başkanlık yaptım. Özellikle büyük salon derken katılımcı sayısının, sanık sayısının fazla olduğu salonlarda yaptım. Şimdi şu yasak; görüntü almak, görüntü kaydetmek kesinlikle Türk Ceza Kanunu'nda suç. Yani bununla ilgili de bildiğim kadarıyla en son bir duruşmada görüntü kaydı ortaya çıktığı zaman Bakırköy Başsavcılığımız -Silivri biliyorsunuz bölge olarak Bakırköy'e bağlı- soruşturma başlattı. Bu kesinlikle suç. Yani içeriye normalde telefonun sokulmaması gerekiyor. Buna vatandaş da dahil, milletvekillerimiz de dahil ama maalesef bunlar oluyor. Bunların olmaması lazım. Aslında kanun bunu yasaklamış, suç yani. Bunun bir cezası var. Yani bu soruşturma da başlatıldı. Kesinlikle duruşma salonlarında görüntü alınamaz. Bu görüntüler dışarıya verilemez. Yani bunların yapılmaması lazım. Bunlarla ilgili de bu dönemde de gerekli hassasiyeti göstereceğiz. Duruşma salonlarının kendine özgü bir havası vardır, orada yargılama yapılır, deliller tartışılır, sanık savunmasını yapar, avukatlar savunmaya katkı sunar, savcı hem sanık lehine deliller varsa onları söyler hem sanık aleyhine deliller varsa onları söyler, mahkeme heyeti de dosyadaki delillere göre bir kanaat oluşturur. Bunların yapılması yanlış; görüntülerin kaydedilmesi, dışarı alınması ve daha sonra da sosyal medyada bunların propaganda malzemesi yapılması yanlış. Sorduğunuz soruya tekrar dönecek olursak, bu suç.
TUTUKLU-HÜKÜMLÜ AYRIMI VE MEVZUAT BOŞLUĞU
"Bazı davalarda mahkeme salonlarının siyasi şova dönüştüğü yönünde eleştiriler var. Duruşma salonlarında cep telefonuyla görüntü alınması ve bu görüntülerin basına veya sosyal medyaya servis edilmesi nasıl mümkün oluyor? Mevzuatta bir eksiklik mi var? Bunu önlemeye yönelik bir düzenleme yapılacak mı?"
Burada bir mevzuat boşluğumuz var maalesef. Ben Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim, bir yasal düzenleme yapacağız. Şöyle kısaca anlatayım fazla da detaya girmeden; şimdi biliyorsunuz tutuklu ve hükümlü ayrımı var. Tutuklularda cezaevinde avukatla istediği zaman 24 saat görüşebilir. Yani gece 3'te de avukatı gitse tutukluyla görüşebilir. Ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Yani özellikle tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar rahat bir şekilde görüşebiliyor, ona şahsi notlarını verebiliyor, mektubunu verebiliyor. Yani burada kanunda bu düzenlemenin yapılması gerekiyor. Biz şahıs bazlı değil, bazı özellikle cezaevlerinden biliyoruz; sabah 8'de geliyor avukat, gece 24'e kadar, yani 24 saat, 12 saat neyse bizzat sanıkla görüşüyor, şüpheliyle görüşüyor. Yani burada mevzuatta bir eksiklik var. Özellikle tutuklularda avukatların görüşmesi, birbirlerine not vermesi, bunların rahat bir şekilde dışarı gitmesi konusunda bir eksiklik var. Normalde biliyorsunuz tutuklularda bütün mektuplar, bütün notlar Cezaevi İdaresi tarafından "görüldü" kaşesi yapılıyor. Eğer uygun değilse bunlar gönderilmiyor. Ama tutuklularda yasal mevzuat boşluğu olduğu için notlar rahat bir şekilde avukatlara verilebiliyor, avukatlar aracılığıyla diğer şahıslara verilebiliyor. Bu konuda bir yasal düzenleme yapılması lazım, genel olarak yapılması lazım. İnşallah bu konuda da bu düzenlemeyi Meclis irademiz, Meclisimiz bir irade gösterir, bu düzenlemeyi yaparız.
TUTUKLULARDAN TALİMAT İDDİALARI
"İBB soruşturması kapsamında tutuklu kişilerin içeriden talimat ilettiği iddiaları gündeme geldi. Mevzuattaki boşluk bu tür durumlara imkân mı sağlıyor?" Tutuklularla ilgili bir mevzuat eksikliği var. Bununla ilgili de inşallah kısa sürede bir çalışma yapıp Meclis'e sunmayı düşünüyoruz. Sizin söylediğiniz gibi, yani bu boşluktan dolayı maalesef, yani ben dosya bazlı şahıs bazlı demiyorum, talimatlar dışarı çıkabiliyor. Hatta talimatlar başka sanıklara, başka şüphelilere de gidebiliyor. Burada bir mevzuat çalışması yapılması lazım.
KASIM GARİPOĞLU İSTANBUL'DA ÜÇ GÜN PARTİ YAPIYOR
Siz de biliyorsunuz; İstanbul'un göbeğinde bir yalı var, Kasım Garipoğlu denen bir şahıs var. İstanbul'da üç gün parti yapıyor; ya bakın bu çok önemli. Bir Başsavcı olarak, ben İstanbul Başsavcısı olarak buna müsaade edemem. Ya bu olmaz. Ben bunu yaptım. Yani üç gün boyunca cuma günü gidiyorlar eve, telefonları bırakıyorlar, özel katılımcılar var, salı gününe kadar evde kalıyorlar, 2-3 kilo kokain tüketiliyor. Yani gayriahlaki ilişkiler var. Ben buna müsaade etmedim. Yani bunu İstanbul Başsavcısı değil, bir savcı olarak yaptım.
Aynı şekilde yani burada işte biz kimi alıyoruz? Biz sadece kullanıcıları almıyoruz ki organizasyonu sağlayanları alıyoruz, teşvik edenleri alıyoruz, yani temin edenleri alıyoruz, bulunduranları alıyoruz. Bunların hepsi silsile halinde oluyor. Teşvik eden, bulunduran, yer ve imkan sağlayan... Bakın mesela Kasım Garipoğlu isim verdim çünkü kamuoyuna yansıdığı için; yer ve imkan sağlıyor. Bu şekilde yani bunların hepsinin alınma sebepleri var. İtirafçıların beyanları çıkıyor, zaten biliyorsunuz aynı şekilde Adli Tıp Kurumu'na sevk ediliyor, test sonuçları çıkılıyor... Yani bu şekilde süreç ilerliyor. Yani bunların hepsinin bir hikayesi var ve sonuna kadar da uyuşturucuyla mücadelede sonuna kadar gideceğiz.
Aileler özellikle yani çocukların uyuşturucu kullanmasından dolayı çok üzgün. Yani anneler babalar bana geliyorlar, telefonda mesaj atıyorlar yani bize oğlumuzu bu illetten kurtar diyorlar. Biz bu süreci sonuna kadar gideceğiz; hem cezalandırma anlamında hem ıslah ve rehabilitasyon anlamında. Yani daha sonradan bu kişiler topluma kazandırılması lazım. Çünkü şahıs dışarı çıktığı zaman artık tekrar uyuşturucu kullanmak istiyor, bulmak istiyor. Bunları da topluma kazandırmak lazım. Yani hem cezalandırma amacı var sonuna kadar mücadele etme amacı var hem de bunun tekrardan topluma kazandırılması lazım. Bu konuda da önemli adımlar atıldı; rehabilitasyon merkezleri var yani bunlarla ilgili çalışmalar da devam ediyor. İnşallah tekrar topluma kazandıracağız bu şahısları da.
Bakın ben az önce de söyledim buradan çok kıymetli İstanbul Emniyet Müdürlüğü mensuplarımıza, Jandarma personelimize teşekkür etmek istiyorum. Savcı arkadaşlarımızla da çok iyi çalıştık biz bu konuları Başsavcı olarak, inşallah Adalet Bakanı olarak da iyi çalışacağız. Burada dediğim gibi sistem alttan üste doğru giden bir sistem. Yani torbacıyı yakalıyorsunuz, dağıtıcıyı yakalıyorsunuz, ana dağıtıcıyı yakalıyorsunuz.

Sorduğunuz uluslararası ayağıyla ilgili elbette bizim adli anlaşmalarımız var, suçluların iadesi anlaşmalarımız var. O konuda gerekli adımları atacağız. Zaten şu an işleyen süreçler de var. Zaten biliyorsunuz uyuşturucuyu artık dünya kabul ediyor, yani bunları iade etmeye başladılar. Ben hatırladığım kadarıyla 6 kişi bize Dubai'den iade edildi; Hasan Alalo, Abdullah Alp Üstün gibi. Sürekli olarak bunlarla ikili temaslar da kuracağız. Tabii bu sadece benim değil, aynı zamanda bir devletin politikası; İçişleri Bakanımız, Dışişleri Bakanımız... Yani biliyorsunuz kırmızı bülten çıkartılıyor, bu konuda onlar da devreye girecek. Ben tekrardan özellikle Emniyet personelimize, Jandarma personelimize, kıymetli İçişleri Bakanımıza, önceki dönem Bakanımıza, daha önce görev yapmış katkı sunmuş Adalet Bakanımıza bunlara teşekkür etmek istiyorum. Yani uyuşturucuyla mücadele konusunda biz inşallah üzerine koyarak gideceğiz.
İstanbul'un merkezinde yani böyle bir villada yani böyle bir şeyler oluyor. Yani ben de Cumhuriyet Savcısıyım, naçizane bir insanım; yani Anadolu'nun bağrından çıkmış Nevşehirli bir insanım. Yani devlet de böyle bir görev vermiş. Benim yani daha doğrusu herkesin, bir savcının kesinlikle suçu görmeme gibi bir lüksü yok. Biz bunu öğrendiğimiz an gerekli müdahaleyi yaptık; daha sonra da olay çözüldü biliyorsunuz. Halen de devam ediyor; şoförü itirafçı oldu, işte getirenler itirafçı oldu, barmenler vesaire itirafçı oldu. Yani bunu bütün savcılarımız yapıyor, yani burada sorun yok.
Yani ben araştırma yaptırmadım ama yani toplumda bu konuda herkes memnun, %80 oranında bir güven var. Herkes bu operasyonların, özellikle uyuşturucu operasyonlarının, yani affedersiniz fuhşa teşvik, aracılık dediğimiz operasyonlardan memnun. Yani şimdi şöyle bakın; Anadolu'dan genç kızlarımız maalesef sosyal medyadan görüyor, yani özel bir hayat varmış gibi İstanbul'a geliyorlar, maalesef daha sonradan bu illete düşüyorlar. Yani bunlar aileler için de iyi oluyor. Yani biz bu operasyonları yaptıkça aileler bize teşekkür iletiyor. İşte uyuşturucu azaldı artık İstanbul'da; gece kulüplerine aramalar yaptık, yani artık rahat bir şekilde uyuşturucu temin edemiyorlar ya da işte parti veremiyorlar. İşte genç kızlarımız, sosyal medyada tanınmış ünlülerimiz rahat bir şekilde bu şeyi yapamıyor. Bunların hepsi bir silsile. Yani uyuşturucuyla mücadele ettiğiniz zaman aslında toplum rahatlıyor, insanlar memnun. Yani maalesef gençlerimiz de, işte genç kızlarımız da özeniyor, bu bataklığa düşüyor. Yani o konuda ben şahsım adına, yani bu operasyonu yapan tüm birimler adına ailelerden çok dua alıyoruz.
Yani şimdi biliyorsunuz teşhircilik diye bir kanunumuzda suç var. Tabii ben İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı zamanında bunu çok sık uyguladım. Yani orada artık yani savcı olarak görevini yapmak zorunda, sonuçta burada farklı bir amaç var. Yani buradan hayatını idame ettirmeye çalışıyor, insanlar tuzağa düşürüyor. Yani burada yeni dönemde de aynı şekilde kanun değişikliğine ihtiyaç yok; yeni dönemde de bu şekilde sosyal medyadan özellikle bunların propagandası yapılıyorsa, gençler bu şekilde tuzağa düşürülüyorsa... Zaten sistem bu şekilde oluyor; genelde tuzağa düşürülüyor, daha sonra uyuşturucuyla birlikte anılıyor. Yani bunları biliyorsunuz fuhşa yer ve imkan temin etme ve aynı şekilde uyuşturucu; bunlar ikisi birlikte işleniyor. Biz yeni dönemde de bu konuda genel ahlaka karşı işlenen suçlar var biliyorsunuz kanunumuzda sayılı, bunlarla ilgili de hassasiyeti göstereceğiz.
SOSYAL MEDYADA YENİ DÖNEM SİNYALİ
Sosyal medyada maalesef çok bilgi kirliliği var. Ben hakimlik savcılık yaptım, süreçte de gördüm; şimdi biliyorsunuz yargılamalar yapılıyor sosyal medyada, yani hükümler veriliyor, kararlar veriliyor. Öyle değil, gerçekteki öyle değil. Yani burada hakim savcı arkadaşlar da özellikle linç ediliyor; ya böyle bir şey yok. Yani hakim dosyadaki delillere göre karar veriyor ama sosyal medyada "Vay efendim o niye bırakıldı?", "Vay işte niye şu kadar ceza aldı?" Yani burada sosyal medyada bilgi kirliliği var.
Sosyal medya ile ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazıyı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Yani bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Yani biliyoruz itibar suikastları oluyor, herkese itibar suikastı oluyor; hakim savcı arkadaşlara oluyor, yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medya ile ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum.
‘ALO ADALET HATTI KURACAĞIZ’
‘Sıfır gecikme’ diye bir proje başlattık. Benim yeni adalet bakanlığı döneminde şu şekilde bir sistem kurmayı düşünüyorum: ‘Alo adalet’ hattı kuracağız. İlk kez açıklıyorum. Nedir, vatandaş atıyorum bir boşanma davası var, 17 celseden beri boşanma davası bitmemiş… Burada vatandaş hatta ulaşabilir.
-
XDay 6 dakika önce Şikayet EtUyuşturucu için ihbar muessesi kur ,ihbar edenede yakalanan uyuşturucunun dörtte birini ödül ver. Bu nu yap bak ne torbacı ne baron kalirBeğen
-
STOP bac 17 dakika önce Şikayet EtAllah, bakanlarımızı muvaffak etsin...!!!Beğen Toplam 1 beğeni
-
Misafir 18 dakika önce Şikayet EtHayırlı olsun Yolun Açık olsun Allah yolunu Açık EğlesinBeğen
-
adalet 25 dakika önce Şikayet Etözgür özel iki duble haram rakı için memeleketi kaosa sürüklüyor devletin acilen onu araştırması gerekiyorBeğen Toplam 2 beğeni
-
Selami Nallar 33 dakika önce Şikayet EtZıvanadan çıkmış muhalefete cennet mekan Sultan Yavuz gibi bakan lazım. Reisimiz böyle bir bakanı atadı. Muhalefetin karın ağrısı bu yüzden. Ama üzülmesinler devletin imkanları geniş. Silivri olmazsa Kandıra olur.Beğen Toplam 3 beğeni