Bu da CHP’nin özlediği üniversite... 28 Şubat'ın akademik soykırımı: Bilimi askıya alın!

Türkiye'nin entelektüel birikimine akademik suikast düzenleyen 28 Şubatçılar, başörtülülerin geleceğini kararttı, üniversiteleri ideolojik kampa çevirdi, kazanılmış hakları yok saydı, bilim adamlarını tasfiye etti.

Bu da CHP’nin özlediği üniversite... 28 Şubat'ın akademik soykırımı: Bilimi askıya alın!
Bu da CHP’nin özlediği üniversite... 28 Şubat'ın akademik soykırımı: Bilimi askıya alın!
GİRİŞ 19.02.2026 17:47 GÜNCELLEME 22.02.2026 12:42
HABERİN ÖZETİ
ÖZETİ DİNLE
  • 28 Şubat'ın 29. yılında üniversitelerdeki zulüm hafızalardaki yerini koruyor. Başörtülü öğrencilerin dereceleri gasp edilirken, “Gerekirse bilime ara verin” diyen zihniyet binlerce gencin geleceğini kararttı.
  • Yasakçı rektörlerin talimatıyla kampüslerin kışlaya çevrildiği 28 Şubat sürecinde, binlerce akademisyen ve öğrenci fişlendi. Karanlık dönem CHP zihniyetinin “ikna odaları” ile simgeleşti.
  • Başörtülü olduğu için birincilikleri elinden alınan öğrencilerden, lojmanlardan atılan personele kadar 28 Şubat'ın bilançosu ağır oldu.

28 Şubat karanlığının 29. yıldönümü yaklaşıyor.

Tek parti diktasından bu yana iktidar yüzü göremeyen CHP zihniyetinin soğuk yüzünü hissettirdiği 28 Şubat sürecinde en büyük prangalardan biri üniversitelere vuruldu.

Başörtülü öğrencilerin kapı dışarı edildiği, ikna odaları kuran Nur Serter'in CHP'den milletvekili yapılarak ödüllendirildiği 28 Şubat sürecinde üniversiteler özgür düşünce merkezi olmaktan çıkarılıp resmi ideolojinin militan yetiştirme kamplarına dönüştürüldü.

Araştırma görevlilerinden yardımcı doçentlere ve doktora öğrencilerine kadar yüzlerce bilim adamı, sadece itikatları ve hayat biçimleri nedeniyle üniversitelerden kovuldu. Türkiye'nin entelektüel sermayesi, gözü dönmüş nefretle kurutulmaya çalışıldı.

Günümüzde özellikle Boğaziçi Üniversitesi'ndeki oligarşik yapı üzerinden akademiyi karıştırmaya çalışan CHP'nin özlemini kurduğu üniversite modelinin ne olduğunu, 28 Şubat günleri en iyi örnek olarak sunuyor...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi'nde akademisyenlerin eylemine destek ziyaretinde bulundu.

YÜKSEK ÖĞRETİMDEN YÜKSELEN KARANLIK SES: BİLİMİ ASKIYA ALIN

Dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu gibi isimlerin başını çektiği yasakçı zihniyet, dindar öğrencileri ve akademisyenleri tasfiye etmek uğruna bilimi ve eğitimi askıya almaktan çekinmedi.

Üniversitelerin hizaya getirilmesi için görevlendirildiği belirtilen Kemal Gürüz’ün talimatıyla Şubat 1998’de toplanan YÖK Genel Kurulu’nun ‘kılık kıyafet genelgesi’ne göre başörtülü öğrencilerin üniversitelere sokulmaması hususunda bütün rektörler ikaz edildi. Dönemin rektörleri yasakçılara sadakat yarışına girdi.

İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun 14 Mart 1998’de dekanlarını toplayarak verdiği “örtü yasağını uygulamak için gerekirse bilime ara verin” talimatı, dönemin ruhunu özetleyen en çarpıcı itiraf olarak kayıtlara geçti.

BAŞÖRTÜLÜ DİYE DERECELERİ ALINDI, DİPLOMALARI ÇALINDI

28 Şubat sürecinde binlerce öğrenci eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kaldı. Gencecik kızlar kılık kıyafet ve irtica gibi sebepler öne sürülerek baskıya maruz bırakıldı ve disiplin cezaları ile okullarından atıldı.

Akademik soykırımın en acı örneklerinden biri Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yaşandı. Üniversiteyi birincilikle tamamlayan Hatice Toptan ve üçüncülükle bitiren Zeynep Samuk, başörtülü oldukları gerekçesiyle emeklerinin karşılığını alamadı. Mezuniyet töreninde bu öğrencilerin hak ettikleri dereceler başka öğrencilere verildi. Toptan ve Samuk’a diplomaları dahi teslim edilmedi. Başarı ve liyakatin yerini ideolojik sadakat aldı. Binlerce gencin hayalleri ve gelecekleri brifingli yargı ve baskıcı rektörler tarafından çalındı.

28 Şubat sürecinde Kartel medyasının manşetleri

EĞİTİM HAKKINA JOP

Başörtüsü yasağına uymayan veya yasağı protesto eden yüzlerce öğrenciye uyarma, kınama ve okuldan uzaklaştırma gibi ağır disiplin cezaları verildi. Anayasal hak olan eğitim hakkı yönetmeliklerle suç haline getirildi.

  • İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nda sınava giren başörtülü öğrenciler, 9 Haziran 1998’de çevik kuvvet ekiplerince zorla dışarı çıkarıldı.

  • İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nden 11 başörtülü öğrenci mezuniyetlerine bir hafta kala 10 Haziran 1998’de okuldan atıldı.

  • İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin değişik alanlarında eğitim gören öğrenciler 11 Haziran 1998’de sınavlara alınmadı.

  • İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Yüksekokulu gibi kurumlarda, başını açmayan 30 öğrenci toplu olarak derslerden bırakıldı. Cerrahpaşa ve Çapa Tıp Fakültelerinde eğitimlerini bitirme aşamasına gelmiş son sınıf öğrencilerinin okulla ilişkisi kesildi.

  • Yurdun dört bir yanında başörtüsü yasağına karşı “Özgürlük İçin El Ele” eylemi gerçekleştirildi. Yüz binlerce insanın el ele verdiği eyleme, birçok yerde polis müdahalesi oldu. 11 Ekim 1998 itibariyle 600’den fazla kişi gözaltına alındı.

  • Bursa2da 28 Şubat postmodern darbesi sürecinde okulundaki başörtüsü yasağını protestoya giden Dilek Yıldırım, kamyon çarpması sonucu bacağını kaybetti.

  • Nuray Canan Songür'ün mezun olmasına 2 hafta kala İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda başörtüsünü çıkarmadığı için sınava girmesi engellendi. Eylem yapan Songür gözaltına alınarak “eğitim öğretimi engellemek” suçundan yargılandı. Songür, yargı zulmü sürerken düşük yaptı.

MEDYADAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE KURŞUN GİBİ SÖZLER

Gazeteci Fatih Altaylı, 1999 yılında Radyo D’de başörtülü öğrencilere küfretti. Altaylı, “Bir kadın var orada, bu büyük ihtimalle bir fah…, öğrenci değil. Bunlar keva.. keva..” dedi. Altaylı, Hürriyet gazetesindeki “Yeni vatandaşlık görevim” başlıklı makalesinde başörtülü öğrencilere yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: -Kolundan tutup karakola götürmek, -Evlerini fişlemek, -Araç plakalarını bildirmek...

ÜNİVERSİTE-MÜLKİ İDARE-YARGI EL ELE

28 Şubat sürecinde bütün kurumlar eşgüdüm içinde milletle savaştı. Bursa Uludağ Üniversitesi’ne alınmayan başörtülü öğrenciler, kovuldu. Bursa Uludağ Üniversitesi’nden uzaklaştırılan başörtülü öğrenciler hakkını mahkemede aradı. Dönemin Bursa Valisi Orhan Taşanlar’ın başörtü yasağı genelgesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istendi. Bursa 2. İdare Mahkemesi başörtülü öğrencileri haklı bulan karara imza attı. Kararın hemen ardından başörtülü öğrencilerin lehine karar veren hakimlerden Bursa 2. İdare Mahkemesi Başkanı Sabri Ünal, Aydın Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine sürüldü. Aynı mahkemenin diğer hakimi Mehmet Ali Ceran ise Gaziantep Vergi Mahkemesi üyeliğine gönderildi.

ÜNİVERSİTE PERSONELLERİNE İHRAÇ

Zulüm sadece öğrencilerle sınırlı kalmadı.

1997-2000 yılları arasında kılık-kıyafet yasağı nedeniyle YÖK Disiplin Kurulu kararıyla 139 personel kamu görevinden ihraç edildi.

Başörtüsü için eylem yapanları bile kapı önüne koyan YÖK Disiplin Kurulu’nun yıllara oranla verdiği 28 Şubat kararları şöyle:

  • 1997 yılında, Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne uymadıkları gerekçesiyle 16 personele ihraç

  • 1998 yılında 31 personel, başörtüsü yasağı ile ilgili gösteriye katıldıkları gerekçesi ile 11 personele ihraç

  • 1999 yılında Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne uymadıkları gerekçesiyle 50 personele, başörtüsü yasağı ile ilgili gösteriye katıldıkları gerekçesi ile 3 personele ihraç

  • 2000 yılında Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne uymadıkları gerekçesiyle 8 personele, “ideolojik ve siyasi amaçlı türban takma” gerekçesi ile 19 personele ve irticai faaliyette bulunduğu gerekçesi ile 1 personele ihraç

PERSONELİN EŞİ BİLE BAŞÖRTÜSÜ TAKAMAZ

28 Şubat yasakları üniversite lojmanlarına kadar taştı. Bazı üniversite rektörlükleri, yayınladıkları genelgelerle sadece öğrencilerin değil, kampüs lojmanlarında yaşayan akademisyen ve personelin eşlerinin de başörtülü olamayacağını ilan etti. Özel hayatın mahremiyetine müdahale eden dönemin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın imzalı Genelgede şu ifadeler kullanıldı:

“Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 28.08.2001 tarih ve 19196 sayılı yazısıyla; yasal düzenle-meler, yargı kararları ve uygulamalar çerçevesinde türbanlı kişilerin Üniversitelere alınmaması hususunda Üniversite Yönetimlerince gerekli özen ve titizliğin gösterilmesinin gerektiği” belirtilmektedir. Buna göre, Üniversitemiz Kampüsü dâhilinde bulunan lojmanlarda ikamet edenlerinde türbansız olmaları gerekmektedir. Aykırı tutumlarını sürdürmekte olanlar hakkında ise gerekli tüm yasal işlemler yapılacağı önemle rica olunur.”

ÜNİVERSİTEDEN İÇERİ ADIM ATANI FİŞLEDİLER

İstihbarat kurumları 418 öğretim görevlisini ‘irticacı’ diye fişledi. Dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın fişlemelerinin yanı sıra, üniversite personeli ibadet alışkanlıkları üzerinden kara listelere alındı.

BİR GECEDE LİSE MEZUNU YAPILDILAR

Günümüzde yatay geçiş sahtekarlığıyla kazanamadığı üniversiteye girip diploma alan Ekrem İmamoğlu’nun iptal edilen diploması üzerinden algı operasyonu çeken CHP zihniyetinin, gerçek akademik başarıya nasıl çöktüğünün açık emsali de 28 Şubat sürecinde yatıyor.

Yurt dışındaki köklü üniversitelerden mezun olan akademisyen ve öğretmenlerin denklik hakları, 28 Şubat zorbalarının keyfi kararlarıyla ellerinden alındı. Özellikle El Ezher gibi üniversitelerin denklikleri iptal edilerek, bu hüküm hukuksuz şekilde geriye doğru işletildi.

Yıllarca üniversitelerde öğretim görevlisi olarak vazife üstlenen, akademik çalışmalar yürüten başarılı isimler, bir gecede lise mezunu statüsüne düşürülerek işlerinden atıldı.

Yüksek lisans ve doktora için yurt dışında bulunan öğrenciler eğitimlerini yarıda bırakmaya zorlanarak ülkeye geri çağrıldı.

Aradan geçen yıllara rağmen, kariyerleri ve itibarları zedelenen bu isimlerin mağduriyetleri tam anlamıyla gideriledi.

Kazanılmış hakların yok sayıldığı, uluslararası geçerliliği olan diplomaların geçersiz kılındığı 28 Şubat süreci, Türkiye’nin eğitim tarihine akademik suikast girişimi olarak geçti.

Şaibe değil siyasi saik: 28 Şubat'ta 4 bin kişinin üniversite diploması iptal edilmiş!Şaibe değil siyasi saik: 28 Şubat'ta 4 bin kişinin üniversite diploması iptal edilmiş!

BİLİM DEĞİL MİTİNG YAPAN ÜNİVERSİTELER

28 Şubat sürecine Aralık 1996 itibariyle angaje olan üniversiteler, önce “Rektörler Deklarasyonu”, sonrasında da Beşli Çete’den TÜRK-İŞ ile birlikte hükümete uyarı mahiyetinde miting düzenledi.

10 Aralık 1996 tarihli Hürriyet gazetesi

Üniversiteler, ordudan aldıkları “irtica brifingleri” ile seçilmiş hükümete karşı birer muhalefet odağı gibi çalıştı. Bilim yuvaları ordunun darbeyi meşrulaştırma çabasının sivil ayağı haline geldi.

___________

RAKAMLARLA 28 ŞUBAT

28 Şubat sürecinde ordudan eğitime, yargıdan bürokrasiye kadar binlerce kamu görevlisinin ihraç edildiği, on binlercesinin soruşturma ve fişlemeye maruz bırakıldığı sistematik cadı avı uygulandı. İşte o veriler:

  • 28 Şubat sürecinde Yüksek Askeri Şura kararlarıyla 1.635 asker ordudan ihraç edildi.
  • Yaklaşık 11 bin öğretmen istifa ettirildi. 3 bin 527 öğretmenin görevine son verildi. 33 bin 271 öğretmen soruşturma geçirdi.
  • 28 Şubat sürecinde kılık-kıyafet yasağı nedeniyle 139 yükseköğretim kurumu personeli kamu görevinden çıkarıldı.
  • İstihbarat kurumları 949 öğretmen, 418 öğretim görevlisi ve 4 bin 625 Milli Eğitim Bakanlığı personelini 'irticacı' diye fişledi.
  • İrtica gerekçesiyle 128 Diyanet personeli meslekten atıldı. 396 Diyanet personeline disiplin cezası uygulandı.
  • İrtica gerekçesiyle 210 vali ve kaymakam hakkında rapor tanzim edildi.
  • 71 kaymakam görevinden el çektirildi.
  • 53 emniyet mensubu idari cezaya uğradı, 331 emniyet mensubu hakkında inceleme başlatıldı.
  • 400 hakim ve savcı Genelkurmay'daki 'irtica' brifinglerine katıldı.
  • Türkiye ekonomisine 381 milyar dolar zarar verildi.
  • 28 Şubat sürecinde hortumlanan 25 özel bankanın devlete maliyeti 17,3 milyar doların üzerinde.
  • 1997-2000 yılları arasında sermaye kesimine 34 milyar dolar fazladan faiz ödenerek kamu kaynakları belirli çevrelere peşkeş çekildi.
  • Dolar/TL paritesi 5,5 kat, faiz giderleri 9,4 kat arttı.
  • 1997'de yüzde 7,5 büyüyen Türkiye ekonomisi 2001'e gelindiğinde yüzde 6 küçüldü.
  • 28 Şubat süreci ve 2001 krizinin oluşturduğu iç borcu kapatmak için 251 milyar 563 milyon TL ödendi.

 

KAYNAK: HABER7
Faruk Arslan Haber7.com - Özel Haber Sorumlusu
Haber 7 - Faruk Arslan

Editör Hakkında

İstanbul’da doğdu. Aslen Erzurumlu. Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunu. 2010 yılından bu yana gazete ve internet haberciliğinde. 2013-2022 yılları arasında Akit Medya bünyesinde birçok vazife üstlendi. Dosya haberleriyle ödül ve plaketler aldı. Alanında uzman isimlerle röportajlar, mülakatlar, beyanatlar gerçekleştirdi. Çeşitli kurum, kuruluş ve STK’lara metin yazarlığı desteği verdi. Alanıyla ilgili seminerlerde, konferanslarda, çalıştaylarda, panellerde yer aldı. Uluslararası Medya Enformasyon Derneği ve İletişim Platformu Derneği üyesi. Kasım 2022’den beri Haber7 kadrosunda.
YORUMLAR 101
  • Barbaroslar geliyor 1 ay önce Şikayet Et
    O günler gözüme geldi .yok kamusal alanda başörtüsü yok bilmemne. O günler kötü günler
    Cevapla
  • cengiz han 1 ay önce Şikayet Et
    saadetciler bunlsri unuttunuzmu ???
    Cevapla
  • 2247 1 ay önce Şikayet Et
    sizin dediğiniz değil milletin dediği olacak sizde bakacaksınız
    Cevapla
  • Murat76 1 ay önce Şikayet Et
    Üniversiteler özerk ve özgürdür, bilim üretir, bilim adamı yetiştirir. Ama 28 şubatta olduğu gibi zaman zaman bu özgürlüklerini başkalarının özgürlüğünü kısıtlamak için kullandılar. Üniversitelerde siyaset okutan bölümlerde bile her türlü siyasal düşünce tartışılır, anlatılır ama hocanın veya belli bir zümrenin siyasal görüşü dayatılamaz. Bu üniversitenin ruhuna da aykırı olur.
    Cevapla
  • samı 1 ay önce Şikayet Et
    RTE bunları cope attı
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Kara operasyonu sonrası savaşta korkunç bilanço! Ölü sayısı açıklandı
İran'dan o ülkeye tarihi uyarı: ABD ve İsrail bir ülkenin desteğiyle işgale hazırlanıyor