3 polisin şehit olduğu davada yeni karar: 'Hurma' beraat getirdi
Yalova'da 3 polisin şehit olduğu DEAŞ operasyonu sonrası tutuklanan sanık, teröristle irtibatını hurma ticaretiyle açıkladı. Mahkeme, somut delil yetersizliği nedeniyle sanığın beraatine ve tahliyesine hükmetti.
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan tutuklu sanık Rıza Turgay L. (45) ile avukatı Gizem Dirbisoğlu katıldı.
İDDİANAMEDEN ÇARPICI DETAYLAR
Duruşmada, terör örgütü DEAŞ'ın hücresel yapılanmasına dikkat çekilen iddianamenin detayları okundu. İddianamede, 29 Aralık 2025'te Yalova'daki çatışmada etkisiz hale getirilen terörist Zafer Umutlu'nun kullandığı "@zafer_ebuhafsa" uzantılı Telegram hesabında ses kaydının bulunduğu, örgütsel paylaşımlar yapıldığı ve şahsın bir sosyal medya grubuna da üye olduğu belirtildi.

Yalova'da 3 polisin şehit olduğu DEAŞ soruşturmasında 26 şüpheli tutuklandı
Soruşturma dosyasında ayrıca, terörist Zafer Umutlu'nun Temmuz 2025'te Semih Can Y.'den 100 bin lira borç istediği, Semih Can Y.'nin HTS kayıtları incelendiğinde ise sanık Rıza Turgay L. ile iletişimde olduğunun tespit edildiği bilgisi yer aldı. Sanığın Kocaeli'nin Darıca ilçesindeki evinde 31 Aralık 2025'te yapılan aramalarda ise terör örgütü DEAŞ'ın flaması, amblemini içeren ve suç unsuru olduğu değerlendirilen üzerinde Arapça yazılı siyah bere ile metal anahtarlık ele geçirildiği kaydedildi.

Ayrıca, iddianamedeki dijital verilerde ise L.'nin rehberinde Yalova'daki çatışmanın faillerinden Zafer Umutlu'nun "Zafer Yalova" adıyla kayıtlı olduğu ve ikili arasında 26 Şubat - 14 Aralık 2025 tarihleri arasında WhatsApp üzerinden irtibat kurulduğu ifade edildi.
"TERÖRİSTİN BENİ HURMA FİYATI SORMAK İÇİN ARADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM"
Kimlik tespitinde aylık 20 bin lira geliri olduğunu ve seyyar satıcılık yaptığını belirten sanık Rıza Turgay L., hakkındaki suçlamaları reddederek, terör örgütüyle hiçbir bağlantısının ve irtibatının bulunmadığını savundu. HTS kayıtlarında irtibatı tespit edilen terörist Zafer Umutlu'yu tanımadığını öne süren sanık savunmasında, "Zafer Umutlu'yu tanımıyorum. Olay sonrası araştırdığımda benden hurma fiyatını sormak için arayan şahıslardan olduğunu düşünüyorum. Semih Can Y.'yi ise tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum ancak Semih adlı kendisine telefon parçası sattığım bir şahıs vardır, soruşturma aşamasında bundan bahsetmiştim, bu şahısla görüşmüşsem iş nedeniyledir, hiçbir yere ortak seyahatimiz olmadı. Mehmet Cami Sordabak'ı ise tanımıyorum. 4 kez irtibatımın telefon malzemesi satışından dolayı olabileceğini düşünüyorum" dedi.
"BERE VE ANAHTARLIĞI EMİNÖNÜ'NDEN ALDIM"
Sanık, savunmasına şöyle devam etti:
- "Telefonumda tespit edilen videonun örgütsel bir yönü yoktur, ne şekilde telefonuma geldiğini hatırlamıyorum.
- İnternet sitelerinden gezindiğim linklerden yanlışlıkla basmam nedeniyle telefonuma inmiş olabilir, bilinçli şekilde kaydetmedim.
- İddianamede belirtilen anahtarlık ve berenin örgüt mensuplarınca kullanıldığını soruşturma aşamasında öğrendim.
- Ben bunları Eminönü'nden satın aldım, suç oluşturduğunu bilmiyordum.
- Üzerlerinde DEAŞ ile ilgili hiçbir şey yazmaz.
- Ben daha önce DEAŞ'a üyelik suçundan yargılandım ve hakkımda beraat kararı verildi, kesinleşti.
- Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum."
"BERE VE ANAHTARLIK HALA İNTERNET SİTELERİ ÜZERİNDEN DE SATILAN EŞYALARDIR, BAKILABİLİR"
Sanık avukatı Gizem Dirbisoğlu da müvekkilinin savunmasına katıldığını belirterek, "İddianamede suçlamaya dayanak yapılan bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir. Ayrıca Mehmet Cami Sordabak ve Zafer Umutlu ile müvekkilimin birebir irtibatı yoktur, geniş kapsamlı Whatsapp grubunda yer almaları nedeniyle irtibatlı olduğu tespit edilmiştir. İddianame içeriğinde de internet tabanlı programlar üzerinden iletişimi olduğu tespiti yapılmış olup bu savunmamızı doğrulamaktadır, örgüte üye olduğuna dair somut hiçbir delil yoktur, beraatini ve tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.
KARAR AÇIKLANDI
Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın silahlı terör örgütü DEAŞ'ın hiyerarşik yapısı altında faaliyet yürüttüğünü ve örgüt içindeki eylemlerini örgütün amaç ile hedeflerini bilerek, isteyerek gerçekleştirdiğini belirterek, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.
Dosyayı inceleyen mahkeme heyeti ise sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispatlayan, mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın beraatine ve tahliyesine karar verdi.




