Türkiye’nin terör örgütleriyle yarım asırlık askeri ve siyasi mücadelede attığı her adım

Türkiye, barışçıl çözüm arayışlarından sınır ötesi harekatlara uzanan kararlı mücadelesinin ardından, 2025 yılında terör örgütünün kendisini lağvetmesi ve silah bırakmasıyla "Terörsüz Türkiye" vizyonunda tarihi bir zafere ulaştı.

Türkiye’nin terör örgütleriyle yarım asırlık askeri ve siyasi mücadelede attığı her adım
Türkiye’nin terör örgütleriyle yarım asırlık askeri ve siyasi mücadelede attığı her adım
GİRİŞ 26.08.2026 13:46 GÜNCELLEME 26.08.2026 14:10

Haber7-ÖZEL

2013 yılında Akil İnsanlar Heyeti'nin oluşturulması ve toplumsal mutabakat arayışlarıyla başlayan, ardından terörü kaynağında yok etme stratejisi kapsamındaki sınır ötesi askeri harekatlarla pekiştirilen terörle mücadele süreci, modern Türkiye tarihinin en stratejik dönüm noktasına sahne oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "iç cepheyi sağlam tutma" vurgusuyla yürütülen kararlı duruş ve Cumhur İttifakı'nın attığı tarihi adımlar, yarım asırlık terör kamburunu Türkiye'nin sırtından tamamen indirdi. İmralı’dan gelen tarihi çağrıların ardından toplanan örgüt kongresi kendini feshetme kararı alırken, dağ kadrolarının silahlarını teslim etmesi ve TBMM'de rekor oyla kabul edilen Çerçeve Yasa, ülkenin sınır güvenliği ve iç huzurunda yepyeni bir miladı resmen başlattı.

Dünüyle bugünüyle terör örgütüne karşı verilen askeri ve siyasi mücadele...

Akil İnsanlar heyeti

AKİL İNSANLAR VE ŞEHİT AİLELERİ

2013 yılı, Türkiye'nin terör sorununu yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, siyasi ve toplumsal yöntemlerle çözmeye çalıştığı dönemin en önemli eşiklerinden biri oldu. Erdoğan liderliğinde başlatılan çözüm süreci kapsamında terörün sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve örgüt mensuplarının Türkiye dışına çekilmesi hedeflenirken, toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil edilmesi amacıyla Akil İnsanlar Heyeti oluşturuldu. Heyet, Türkiye'nin 7 bölgesinde vatandaşlarla bir araya gelerek sürece ilişkin görüş ve beklentileri topladı.

Akil İnsanlar çalışması, Ankara'nın terör sorununa ilişkin güvenlik merkezli yaklaşımın yanında toplumsal mutabakat arayışını da öne çıkardığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Heyetin çalışmaları kapsamında farklı siyasi görüşlerden, akademi ve medya dünyasından isimler bölgesel toplantılar düzenledi. Böylece terör sorununun sona erdirilmesi, ilk kez geniş kapsamlı bir toplumsal istişare süreciyle birlikte ele alındı.

ŞEHİT AİLELERİNİN FEDAKARLIĞI BİZİ ÇOK ETKİLEDİ

İç Anadolu Grubu Başkanı en çok etkilendiği şeylerden birisinin şehit ailelerinin "Biz bu acıyı yaşadık, başkaları yaşamasın"  ifadeleri olduğunu belirtti. Şehit aileleriyle görüşen yetkili ailelerin bu sürecin daha önce başlamasını gerektiğinin altını çizdiğini şu sözlerle ifade etti:

"Birçok şehit annesi, şehit babasının 'keşke bu süreç 6 ay önce yaşansaydı, 10 yıl önce yaşansaydı, benim çocuğumun da cenazesi gelmezdi' tarzında ortaya koyduğu düşünceler ne kadar hayati bir sürecin içinde olduğumuz gerçeğini gösterdi. Bizim ilişkimiz siyasi bir ilişki değildi."

İMRALI TRAFİĞİ

2013 yılında gerçekleştirilen görüşmeler, Türkiye’nin terör belasını barışçıl yollarla çözmesi için başlatılan en kritik temaslardan biridir.

Ocak 2013'te Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) heyetinde yer alan Aysel Tuğluk, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder gibi isimler, devlet yetkililerinin bilgisi ve MİT koordinasyonunda İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. PKK'nın silah bırakması, çatışmaların son bulması ve demokratik entegrasyon sürecinin başlatılması hedeflendi. İmralı'daki görüşmelerin ardından 21 Mart 2013'teki Nevruz kutlamalarında Öcalan'ın mektubu kamuoyuna okundu; mektupta "silahlı mücadele dönemi bitiyor, siyaset yapma dönemi başlıyor" mesajı verildi.

2013 yılında umut vadeden görüşmeler ve atılan adımlar, Kobani olayları başta olmak üzere bölgesel gelişmeler ve güven bunalımları nedeniyle sekteye uğradı. Süreç, Temmuz 2015'te çatışmasızlık ortamının sona ermesiyle resmi olarak bitti.

ERDOĞAN, “BİR DEVLET KURULMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Suriye’de iç savaşın derinleştiği ve PYD/YPG’nin ülkenin kuzeyinde alan hakimiyetini genişlettiği, Türkiye’nin güvenlik perspektifinde önemli bir kırılmaya sahne oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takvimler 26 Haziran 2015’i gösterdiğinde terör örgütlerine yönelik verdiği net mesaj, bu illetin son bulacağının işareti olarak yorumlandı.

Erdoğan 2015 yılında sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, “Tüm dünyaya sesleniyorum; Bedeli, ne olursa olsun, Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz”  ifadelerine yer verdi.

HENDEK OPERASYONLARI

2015-2016 yılları arasında teröristler dağdaki faaliyetlerini şehir merkezlerine taşıyarak bazı bölgelerde sözde “öz yönetim” ilan etti. Türk Güvenlik Güçleri tarafından Diyarbakır-Sur,  Şırnak-Cizre ve Mardin-Nusaybin başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki birçok ilçe merkezinde PKK militanlarına karşı yürütülen Cumhuriyet tarihinin en büyük şehir içi terörle mücadele operasyonları haline geldi. Teröristlerin sokaklara hendek kazması, barikat kurması, her yeri el yapımı patlayıcı ile tuzaklamasından dolayı operasyonlara ‘Hendek’ adı verildi. Asker ev polisimizin birlikte şehirleri saran bu pisliği temizledi.

Gerçekleştirilen operasyonlar sırasında, 4 binden fazla gazi ve 793 şehit verirken, 4 bin 500’den fazla militan etkisiz hale getirildi. 2 bin 300’den fazla hendek, barikat imha edildi.

FIRAT KALKANI OPERASYONU

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafından 24 Ağustos 2016 - 29 Mart 2017 tarihleri arasında Suriye'nin kuzeyinde yürütülen, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki ilk büyük sınır ötesi askeri operasyondur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan son dakika mesajlar: Kimseye boyun eğmeyiz!Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan son dakika mesajlar: Kimseye boyun eğmeyiz!

Temel amacı Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamak, bölgeyi terör örgütü DEAŞ'tan temizlemek ve PKK/YPG'nin Suriye'nin kuzeyinde oluşturmak istediği terör koridorunu engellemek olan harekat kapsamında Cerablus, Çobanbey, Dabık ve özellikle Akil Dağı Muharebesi ile simgeleşen El-Bab bölgeleri terörden arındırılmıştır. Toplamda 2 bin kilometrekareden fazla alanı güvenli hale getiren bu yedi aylık operasyon, DEAŞ'a karşı sahada kazanılan en büyük askeri başarılardan biri olmuş, yüz binlerce sığınmacının evine dönmesini sağlamış ve sonraki sınır ötesi harekatların zeminini hazırlamıştır; operasyon süresince 72 Türk askeri şehit düşmüştür. 

ZEYTİN DALI HAREKATI

Zeytin Dalı Harekatı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafından 20 Ocak - 24 Mart 2018 tarihleri arasında Suriye'nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesine yönelik gerçekleştirilen ikinci büyük sınır ötesi askeri operasyondur. Türkiye'nin hudut güvenliğini sağlamak, Hatay ve Kilis'e yönelik roketli saldırıları sonlandırmak ve bölge halkını terör örgütlerinin baskısından kurtarmak amacıyla başlatılan harekat, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ unsurlarını hedef almıştır. TSK'ya ait 72 savaş uçağının eş zamanlı bombardımanıyla başlayan operasyonda Rajo, Cinderes ve Bülbül gibi stratejik alanlar geçilmiş ve 18 Mart 2018 Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümünde Afrin ilçe merkezinde kontrol sağlanmıştır. Sivillerin ve tarihi dokunun korunmasında gösterdiği yüksek hassasiyetle askeri literatüre geçen ve Akdeniz'e uzatılmak istenen terör koridoruna ağır bir darbe vuran bu iki aylık harekat neticesinde yaklaşık 2 bin kilometrekarelik alan terörden arındırılmış, Afrin kent merkezi kontrol altına alındı, bölgede yerel yönetimler kurularak sığınmacıların güvenli dönüşü sağlanmış ve operasyon sürecinde 54 Türk askeri şehit düşmüştür. 

BARIŞ PINARI HAREKATI

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye'nin kuzeyinde ve Irak'ın kuzey sınır hattında terör örgütlerine karşı yürütülen sınır ötesi operasyonlar, Türkiye'nin sınır güvenliğini ileriden sağlama stratejisinin temel taşlarını oluşturmaktadır. Bu kapsamda 9 Ekim 2019'da başlatılan Barış Pınarı Harekatı ile Fırat'ın doğusundaki Tel Abyad ve Resulayn arasındaki 145 kilometrelik hat PKK/YPG ve DEAŞ unsurlarından temizlenerek 30 kilometre derinliğinde güvenli bir bölge oluşturulmuş, yüz binlerce sığınmacının gönüllü geri dönüşüne zemin hazırlanmıştır. Eş zamanlı olarak Irak'ın kuzeyinde Mayıs 2019'dan itibaren kademeli bir şekilde icra edilen Pençe Harekatları (Pençe-Kaplan, Gara, Şimşek, Yıldırım ve Kilit) sayesinde ise Hakurk'tan Zap ve Metina'ya uzanan zorlu dağlık coğrafyada kalıcı üs bölgeleri kurularak örgütün lojistik ve sızma hatları büyük ölçüde felç edilmiştir. TSK, uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde yürüttüğü bu operasyonel hatta da yerli savunma sanayii sistemlerini etkin bir şekilde kullanarak hem askeri başarı sağlamış hem de terörden arındırılan bölgelerde sağlık, eğitim ve su gibi temel altyapı hizmetlerini tesis ederek bölgesel huzur ve istikrarı kalıcı hale getirmiştir. 

BAHAR KALKANI HAREKATI

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafından Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib bölgesinde icra edilen Bahar Kalkanı Harekatı, 27 Şubat 2020'de ateşkes gözlem misyonu yürüten Türk askerlerine yönelik düzenlenen Balyun hava saldırısı sonrasında meşru müdafaa hakkı kapsamında başlatılmış stratejik bir asker operasyondur. Astana ve Soçi mutabakatları çerçevesinde İdlib'de kalıcı ateşkesi tesis etmeyi, rejim unsurlarının sivil halka yönelik katliamlarını durdurmayı ve Türkiye sınırına yönelen milyonlarca sivilin oluşturduğu kitlesel göç dalgasını engellemeyi amaçlayan bu harekat, modern harp tarihinde yerli üretim Bayraktar TB2 ve Anka-S SİHA'larının elektronik harp sistemleriyle entegre şekilde konvansiyonel bir orduya karşı sürü halinde ana vurucu güç olarak kullanıldığı ilk operasyon olarak dünya askeri literatürüne geçmiştir. Havadan ve karadan yürütülen yüksek teknolojili taarruzlar sonucunda üç binin üzerinde rejim unsuru etkisiz hale getirilmiş, Pantsir hava savunma sistemleri dahil olmak üzere çok sayıda askeri araç imha edilmesiyle sahada rejimin ilerleyişi tamamen kırılmış ve 5 Mart 2020'de Moskova'da imzalanan ateşkes mutabakatıyla harekat hedeflerine ulaşarak bölgedeki büyük insani trajedi kontrol altına alınmıştır. 

Rusya-İran destekli rejime ait imha edelin unsurlar;

  • Rütbeli subaylar dahil 3 binde fazla rejim askeri
  • 3 uçak ver 8 helikopter
  • 93 tank ve 36 zırhlı araç
  • 67 Obüs-ÇNRA (Çok namlulu roket atar)
  • 10 adet hava savunma sistemi (Pantsir vb. sistemler)

Peş peşe gerçekleştirilen operasyonlarla Erdoğan’ın, “Güneyimizde devlet kurulmasına müsaade etmeyeceğiz” ifadeleri sahada karşılık buldu.

PENÇE-KİLİT OPERASYONLARI

17 Nisan 2022'de başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu, "terörü kaynağında yok etme" stratejisi doğrultusunda Irak'ın kuzeyindeki Metina, Zap ve Avaşin-Basyan bölgelerinde yürütülen kapsamlı bir sınır ötesi askeri harekattı. Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 51. maddesinden doğan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde icra edilen bu operasyon, Türkiye sınırından itibaren yaklaşık 15 ila 30 kilometre derinlikte kalıcı bir güvenli hat oluşturarak terör örgütünün sızma ve lojistik geçiş koridorlarını tamamen kapatmayı amaçlamaktaydı ve hedefine ulaştı. 

 “TÜRKİYE YÜZYILI” HEDEFİNDE İÇ CEPHE VURGUSU

2023 seçimlerinin ardından başlayan yeni siyasi dönemde terörle mücadele, Türkiye'nin güvenlik gündeminin önemli başlıklarından biri olmaya devam etti. Bununla birlikte 2024 yılı içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “iç cephe” vurgusu daha fazla öne çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 30 Ekim 2024'te, partisinin TBMM Grup Toplantısında, "Ülke ve millet olarak, Sayın Bahçeli'nin, ittifak ortağımız MHP'nin, elini değil tüm vücudunu taşın altına koymasıyla çok daha büyük bir imkan ele geçirildi" ifadesini kullandı.

New York’taki konuşmasında iç cephenin düşmesine izin vermeyeceğini vurgulayan Erdoğan, "İç cephe hedeflerimiz, 'Kızıl Elma'mızdır. İç cephe bizi biz yapan değerlerdir. Biz aynı şeye sevinme, aynı şeye üzülme, aynı şiirde duygulanma, aynı marşta göğsümüzün kabarabilmesi halini hep birlikte yaşamalıyız. Biz o iç cepheyi çökerttirmeyiz” ifadelerini kullandı. İç cepheye sürekli vurgu yapan Erdoğan 29 Ekim 2024 Cumhuriyet Bayramında TBMM’de yaptığı konuşmada, "Biz iç cepheyi sağlam tuttukça, ne terör örgütleri ne de onları besleyip semirterek üzerimize salan şer güçleri emellerine ulaşamayacaktır" ifadeleriyle iç cephenin sağlam olması halinde terör örgütlerinin ülkemizi asla bölemeyeceklerini vurguladı.

Terör örgütü elebaşı Öcalan

TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DE PEŞ PEŞE GELEN DEV ADIMLAR

Öcalan’dan tarihi çağrı: PKK kendini feshetsin

Türkiye siyasetinde ve terörle mücadele tarihinde dönüm noktası olacak en radikal adım İmralı’dan geldi. Abdullah Öcalan, kamuoyuna yankılanan açıklamasında yarım asırlık çatışma sürecini tamamen bitirecek o tarihi cümleyi 20 Şubat 2025’te kurdu ve örgüte "silah bırakma" talimatı verdi. Çağrısında, silahlı yöntemin miladını doldurduğunu vurgulayan Öcalan, PKK’ya "kendini lağvetme ve tamamen feshetme" çağrısında bulundu. Bu açıklama, Ankara kulislerinden bölge sathına kadar çok katmanlı bir yankı uyandırırken, Türkiye’nin önünde yeni bir dönemin kapısını araladı. 

Tasfiyeye doğru ilk adım: PKK’dan ateşkes açıklaması

Öcalan’ın tarihi çağrısının üzerinden henüz 48 saat geçmişken, örgüt kanadından kritik bir yanıt geldi. PKK yönetimi, yayınladığı deklarasyonla operasyonel faaliyetlerini tamamen durdurduğunu ve hiçbir koşul talep etmediğini "koşulsuz ateşkes" ifadeleriyle duyurdu. Yapılan açıklamada bu kararın sadece geçici bir çatışmasızlık dönemi olmadığı, örgütün silahlı mücadeleden tamamen çekilerek "tasfiye sürecine" geçişinin resmi başlangıcı olduğu 1 Mart 2025’te ifade edildi. Bu hamle, dağ kadrolarının silah bırakma takvimine dair ilk somut askeri ve siyasi sinyal oldu. 

Yarım asırlık örgütün sonu: PKK kongresinden fesih kararı

5-7 Mayıs, modern Türkiye tarihinin en stratejik gelişmelerinden birine sahne oldu. Terör örgütü PKK, gerçekleştirdiği Olağanüstü 12’inci PKK Kongresi’nde masada tek bir gündem maddesi vardı: Fesih.

Üç gün süren yoğun görüşmelerin ardından, 1970'lerden bu yana kanlı eylemlerle anılan yarım asırlık örgütün resmi olarak kendini lağvettiği ve faaliyetlerine tamamen son verdiği açıklandı. Kongreden çıkan tasfiye kararı, uluslararası istihbarat ve diplomasi ağlarında da yüzyılın en büyük yapısal çöküşlerinden biri olarak kayıtlara geçti. 

Somut adım: İlk silah bırakma

Alınan kararlar, takvimler 11 Temmuz 2025’i gösterdiğinde sahada gerçeğe dönüştü. Örgüt üyelerinin belirlenen hatlardan çekilerek ilk silah teslimatlarını gerçekleştirmesiyle birlikte, "Terörsüz Türkiye" vizyonu soyut bir söylem olmaktan çıkıp somut bir güvenlik realitesi haline geldi. Dağlardan gelen silah bırakma görüntüleri, yıllardır terörün gölgesinde yaşayan bölge halkı başta olmak üzere tüm Türkiye’de derin bir nefes aldırdı. Bu tarihi gün, ülkenin sınır güvenliği ve iç huzurunda yeni bir miladın resmen başladığının ilanı oldu. 

MECLİS’TE REKOR KIRAN OYLAMA: ÇERÇEVE YASA

Terörü bitirmek için atılan kritik adımlardan biri de ‘Çerçeve Yasa’ oldu. TBMM Genel Kurulu'nda oylamaya sunulan ve kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen kanun teklifi, rekor seviye olan 467 kabul oyuyla meclisten geçerek yasalaştı. Toplam 561 milletvekilinin katılım sağladığı tarihi oylamada, teklife karşı 87 ret oyu verilirken 7 milletvekili ise çekimser kaldı. İktidar ve muhalefet kanadının geniş uzlaşısıyla kabul edilen bu yasa, meclis çatısı altında son dönemin en yüksek uzlaşı oranlarından birine sahne oldu.

KAYNAK: HABER7
Mücahit Çetin Haber7.com - Editör
Haber 7 - Mücahit Çetin

Editör Hakkında

1993 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Medya kuruluşlarında gündem ve özel haber editörü olarak görev aldı. Halen Haber7’de özel haber editörü olarak çalışıyor. ‎
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Otel ve pansiyonlarda yeni dönem! Tarih açıklandı: İşte yeni kurallar
Kampanyalar arka arkaya geldi! SUV modeller 1.494.900 TL'ye düştü