Sena Nur Çelik Kanat’tan Batı Trakya Türkleri için Avrupa'ya çifte standart tepkisi

AK Parti Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, AKPM genel kurulunda Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerine uyguladığı baskıları ve mültecilere yönelik hak ihlallerini sert bir dille eleştirdi.

GİRİŞ 02.10.2026 19:41 GÜNCELLEME 02.10.2026 19:59

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin Sonbahar Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen Yunanistan oturumunda söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerine yönelik yıllardır süren baskı ve hak ihlallerini Meclis gündemine taşıdı.

Avrupa kurumlarının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması konusunda sergilediği çifte standarda dikkat çeken Çelik Kanat, yıllardır sonuç üretmeyen yaklaşımın artık terk edilmesi gerektiğini vurguladı. Çelik Kanat, Yunanistan’ın AİHM kararlarını uygulaması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için Avrupa kurumlarına sonuç doğuracak somut adımlar atmaya çağırdı.

Çelik Kanat konuşmasında, Batı Trakya Türklerinin kimlik, eğitim ve din özgürlüğüne yönelik ihlallerin yanı sıra Yunanistan’ın göçmen ve mültecilere yönelik ağır insan hakları ihlallerine de dikkat çekti. Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulamamasına tepki gösteren milletvekili, Avrupa kurumlarına da açık bir mesaj verdi:

“Çifte standartlar kalkmalı. Her üye devlet için aynı yükümlülükler geçerli olmalıdır.”

BATI TRAKYA TÜRKLERİ İÇİN KARAR VAR, UYGULAMA YOK

Konuşmanın merkezinde, Batı Trakya Türklerinin kendi kimlikleriyle örgütlenmesinin önündeki engelleri gözler önüne seren Bekir Usta dava grubu yer aldı. Dava dosyası, İskeçe Türk Birliğinin feshedilmesi ile Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği ve Meriç İli Azınlık Gençlik Derneğinin tescil edilmemesini kapsıyor. Çelik Kanat, AİHM’nin dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmesinin üzerinden neredeyse yirmi yıl geçmesine rağmen Yunanistan’ın kararları hâlâ uygulamadığını vurguladı.

Bekir Usta davasındaki ilk AİHM kararı 2007’de verilmişti. Dosyanın Haziran 2026’da hâlâ Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin uygulama denetimi gündeminde bulunması, Batı Trakya Türklerinin hak arayışındaki uzun bekleyişi ortaya koyuyor.

Çelik Kanat, “Yunanistan AİHM kararlarını uygulamayarak hak ihlallerine devam etmektedir” diyerek meselenin yalnızca geçmişte yaşanmış ihlallerden ibaret olmadığını vurguladı.

Sorunun yakın tarihli bir örneği ise İskeçe İli Türk Kadınları Kültür Derneği oldu. Derneğin tescil başvurusunun reddedilmesini inceleyen AİHM, 24 Haziran 2025 tarihli Sağır ve diğerleri/Yunanistan kararında dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, tanınan “Müslüman azınlık” ile tanınmayan “Türk azınlık” arasında ayrım yapılmasının tescili reddetmek için yeterli olmadığını, somut bir kamu düzeni tehdidi gösterilemediğini belirtti. Karar, Batı Trakya Türklerinin “Türk” kimliğiyle örgütlenmesinin önüne çıkarılan engellerin bugün de devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu.

TÜRK AZINLIK İLKOKULLARININ SAYISI 194’TEN 76’YA GERİLEDİ

Çelik Kanat, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk azınlık okullarını kapatmasını ve iki dilli anaokullarının açılmasına izin vermemesini de AKPM kürsüsünden eleştirdi. Eğitim hakkının ciddi biçimde ihlal edildiğini belirten Çelik Kanat, sorunların azınlık temsilcileriyle istişare edilerek çözülmesi ve ihlallerin giderilmesi gerektiğini vurguladı.

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonunun aktardığı verilere göre, bölgede 2008’de 194 azınlık ilkokulu bulunuyordu. Dışişleri Bakanlığının 19 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre ise sekiz ilkokulun daha kapatılmasıyla sayı 76’ya düştü.

Dışişleri Bakanlığı, okulların kapatılması ve İskeçe 1. Türk Azınlık İlkokulunun birinci sınıf kayıtlarında çıkarılan yeni engellerin azınlığın eğitim hakkını ve Lozan Barış Antlaşması hükümlerini ihlal ettiğini belirtiyor.

Sorun ilkokullarla da sınırlı değil. Türkçe ve Yunanca eğitim verecek iki dilli azınlık anaokullarının açılması için 2011’den beri yapılan başvuruların sonuçsuz kalması, Yunanistan’ın baskıcı uygulamalarının Batı Trakya Türkü çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini gösteriyor.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerine yönelik hak ihlallerini Meclis gündemine taşıdı.

SEÇİLMİŞ MÜFTÜLER TANINMIYOR, DİNİ FAALİYETLER YARGIYA TAŞINIYOR

Çelik Kanat, Yunanistan’ın yıllardır Batı Trakya Türklerinin seçilmiş müftülerini tanımamasının din özgürlüğünün ağır bir ihlali olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanlığı 8 Nisan 2026 tarihli açıklamasında, Yunanistan’ın seçilen müftüleri tanımayarak, soydaşlarımızın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürdüğünü belirtmiştir. Bakanlık, Dimetoka’daki müftü belirleme sürecinin azınlığın temsilci ve kurumlarıyla istişare edilmeden yürütüldüğünü, Rodop ve İskeçe’de de benzer uygulamalara başvurulduğunu kaydetti.

Yunanistan daha önce Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri dini faaliyet yürüttükleri için “makam gaspı” suçlamasıyla cezalandırmıştı. AİHM, Şerif/Yunanistan ve Aga/Yunanistan davalarında bu cezalandırmaların din özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti.

LOZAN, TÜRK KİMLİĞİNİN İNKÂRINA GEREKÇE OLAMAZ

Çelik Kanat, Yunan makamlarının Batı Trakya Türklerinin etnik kimliğini tanımamaya gerekçe olarak Lozan Antlaşması’nda “Türk azınlığı” değil, “Müslüman azınlığı” ifadesinin yer almasını öne sürmesine de karşı çıktı.

Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesinin konu hakkındaki raporuna atıfta bulunan Çelik Kanat, Lozan’ın başka azınlıkların tanınmasını veya insanların kendi etnik kimliklerini ifade etmesini engellemediğini belirtti. Türk etnik kimliğinin tanınmamasının dil, kültür, din ve dernek kurma haklarını da kısıtladığını vurgulayarak, “Yunan vatandaşlığı ile Türk etnik kimliği birbirini dışlayan kavramlar değildir.” dedi.

YUNANİSTAN’DAKİ TÜRK TOPLUMUNUN SORUNLARI BATI TRAKYA İLE SINIRLI DEĞİL

Yunanistan’daki Türk toplumunun hak sorunları Batı Trakya ile sınırlı değil. Dışişleri Bakanlığının verilerine göre Rodos ve İstanköy’de yaşayan yaklaşık 6 bin Türk azınlık statüsünden yararlanamazken, adalarda Türkçe eğitim veren okul da bulunmuyor. Selanik’teki Türk toplumu ise ibadet yeri ve mezarlık sorunlarıyla karşı karşıya bulunuyor.

TÜRKİYE’YE YAPTIRIM ÇAĞRISI, YUNANİSTAN’A SOMUT YAPTIRIMSIZ RAPOR

Çelik Kanat’ın Avrupa kurumlarına yönelttiği çifte standart eleştirisinin arka planında, AKPM’nin AİHM kararlarının uygulanmasında ülkelere göre değişen siyasi tutumu bulunuyor. AKPM, Türkiye hakkında kabul ettiği 2023 tarihli kararda yaptırım çağrısında bulunurken, 29 Eylül 2026’da kabul edilen Yunanistan kararında Batı Trakya Türklerine yönelik yıllardır süren baskıları sona erdirecek somut bir siyasi tedbir ortaya koymadı.

Dosyaların hukuki nitelikleri farklı olsa da AİHM kararlarının bağlayıcılığı ülkeye göre değişmiyor. AKPM Yunanistan raporu, göçmenlere yönelik şiddeti, ırkçı polis uygulamalarını ve uygulanmayan AİHM kararlarını kayda geçirmesine rağmen Yunanistan’ın ağır hak ihlallerine karşı hiçbir yaptırım çağrısında bulunmuyor. AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin ve siyasi denetim sorumluluğu taşıyan AKPM’nin yıllardır somut adım atmaması çifte standartları gözler önüne seriyor.

EGE’DEKİ MÜLTECİ ÖLÜMLERİ VE GERİ İTMELER DE GÜNDEME TAŞINDI

Çelik Kanat, Yunanistan’ın göçmen ve mültecilere yönelik ağır insan hakları ihlallerini ve yıllardır devam eden cezasızlık sorununu da AKPM gündemine taşıdı. Ege’de yaşanan ölümler, hukuka aykırı geri itmeler ve Yunan sahil güvenliğinin uygulamaları, Atina’nın sınır politikasının insan hayatı üzerindeki ağır sonuçlarını ortaya koyuyor.

2014’te Farmakonisi açıklarında 11 kadın ve çocuğun hayatını kaybettiği faciada AİHM, Yunanistan’ın yaşamı koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğine ve ölümlerin etkili biçimde soruşturulmadığına hükmetti. 3 Şubat 2026’da Sakız Adası açıklarında Yunan sahil güvenlik gemisi ile bir göçmen teknesinin çarpışması sonucu 15 kişinin hayatını kaybetmesi, Yunanistan’ın denizdeki uygulamalarını bir kez daha uluslararası insan hakları gündemine taşıdı.

Yunanistan’ın sınır politikasının en ağır sonuçlarından biri ise 2023’te Pylos açıklarında yaşandı. Yaklaşık 750 kişiyi taşıyan Adriana teknesinin batması sonucu yalnızca 104 kişi kurtulurken, 600’den fazla insan hayatını kaybetti. Uluslararası insan hakları kuruluşları, Yunan makamlarının kurtarma sürecindeki ciddi ihlallerini belgeleyerek etkili soruşturma ve hesap verebilirlik çağrısında bulundu.

Çelik Kanat, AİHM’nin Ocak 2025 tarihli A.R.E./Yunanistan kararını da hatırlattı. Mahkeme, olayların yaşandığı dönemde Meriç bölgesinden Türkiye’ye sistematik geri itmeler yapıldığına ilişkin güçlü göstergelerin bulunduğunu tespit etti. Tablonun bir diğer boyutunu ise cezasızlık oluşturuyor. AKPM raporuna göre 2019-2025 döneminde Yunan sahil güvenliği hakkında temel hak ihlalleri nedeniyle yürütülen 42 idari soruşturmanın hiçbiri disiplin yaptırımıyla sonuçlanmadı. Polis görevlilerinin geri itmelerdeki sorumluluğuna ilişkin dosyalarda da aynı dönemde herhangi bir disiplin yaptırımı uygulanmadı.

Çelik Kanat, göç yönetiminin yarattığı baskıların insan hayatını tehlikeye atan uygulamaları, hukuka aykırı geri itmeleri ve temel hak ihlallerini meşrulaştıramayacağını vurguladı. Roman vatandaşlara yönelik ırkçı polis uygulamalarına da dikkat çeken Çelik Kanat, Avrupa kurumlarının Yunanistan’daki ihlallerin sona erdirilmesi ve hesap verebilirliğin sağlanması için somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.

AVRUPA KURUMLARINA ÇAĞRI: UYARILAR SONUÇ ÜRETMELİ

Konuşmanın sonunda Çelik Kanat, AKPM’nin AİHM kararlarının tam uygulanması ve Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için net bir takvim belirlenmesinde ısrarcı olması gerektiğini söyledi.

Batı Trakya Türklerinin yaklaşık yirmi yıldır uygulanmayan AİHM kararlarına rağmen haklarına kavuşamaması ve Yunanistan’ın göçmenlere yönelik ağır ihlalleri karşısında Avrupa kurumlarının sonuç üretmeyen tutumu Batı’nın ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor. İhlalleri raporlamak, ihlaller devam ettiği ve mağduriyetler giderilmediği sürece bir anlam ifade etmiyor.

Çelik Kanat konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Çifte standartlar kalkmalı. Her üye devlet için aynı yükümlülükler geçerli olmalıdır.”

Ramazan Yıldız Haber7.com - Yazı İşleri Müdürü
Haber 7 - Ramazan Yıldız

Editör Hakkında

1981 yılında Isparta'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Afyonkarahisar'da, lisansını İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde, yüksek lisansını Bahçeşehir Üniversitesi'nde tamamladı. Üniversitenin ardından bir süre özel sektörde araştırmacı, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) farklı iştiraklerinde İngilizce öğretmeni, sosyolog ve idareci olarak çalıştı. İnternet haberciliğine ilk adımını 2015 yılında Türk Medya’da attı. 2020’de Haber7’de gece editörlüğüne başladı. Halen Haber7.com’da haber şefi olarak görev yapmaktadır.
YORUMLAR 1
  • Uygur 20 dakika önce Şikayet Et
    Yunan adalarini ihya etmeye kalkindirmaya devam bizden cok ucuz orasi hadi koşalım
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Kimliklerde yeni dönem! Tüm Türkiye'de geçerli olacak
Kanal 7’yi kesintisiz izlemek için frekansınızı kontrol edin