Devrimci Karargah' davasında 10 tahliye
Terör örgütü ''Devrimci Karargah'' üyesi oldukları öne sürülen 17 sanığın yargılandığı davada, Aylin Duruoğlu'nun da aralarında bulunduğu 10 tutuklu sanığın tahliyesine karar verildi.
Terör örgütü ''Devrimci Karargah'' davasında, sanık avukatlarından Ercan Kanar'ın, ''Hukuki olmayan delillerin dava dosyasından çıkarılması'' talebi reddedildi.
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, söz alan sanık Fatih Aydın'ın avukatı Kanar, ''İddianamede yer verilen hukuki nitelikten yoksun ve davayla ilgisi olmayan delillerin dosyadan çıkarılmasını'' talep etti.
İddianamede savunma haklarının diskalifiye edildiğini öne süren Kanar, iddianamenin gereksiz belgelerden arındırılarak temiz bir şekilde mahkemeye sunulması, olaylarla delillerin örtüşmesi ve sadece aleyhte olanlar değil, lehte olan delillerin de iddianamede yer alması gerektiğini söyledi.
Kanar, iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin CMK'ya aykırı olduğunu da savunarak, çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya ile insani ilişki içinde olan herkesin şüpheli durumuna düşürüldüğünü ve bu durumun insanları korkuya sevk ettiğini öne sürdü.
İddianamedeki bazı belge, tanık anlatımları ve telefon görüşmelerinin davayla ilgisi bulunmadığını iddia eden Kanar, ''İddianame, Ortaçağ zihniyetiyle yazılmıştır'' dedi.
Mahkeme heyeti, delillerin hukuka uygun olup olmadığının yargılama aşamasında değerlendirileceğini belirterek, Kanar'ın talebini reddetti.
3 SANIK SAVUNMA YAPMADI
Sanıklar Fatih Aydın, Cemal Bozkurt ve Özgür Dinçer, dava dosyasına tam olarak vakıf olmadıklarını belirterek, savunma yapmayacaklarını söylediler.
Sanıklardan İbrahim Şimşek, kurye olduğu için kendisine verilen paketi götürmekle yükümlü olduğunu, içindekini kitap olarak bildiği paketi Sütlüce'deki AK Parti İl Binasına götürdüğünü ve paketten bomba çıkması nedeniyle mağdur olduğunu kaydetti.
Mahkeme Başkanı Nurettin Ak'ın, ''Paketi kim, ne şekilde verdi?'' sorusu üzerine Şimşek, olaydan 4 gün önce tanıştığı bir kişinin kendisine para karşılığı Bilgi Üniversitesine götürülmek üzere bir paket verdiğini ve paketi teslim ettikten sonra aradığı bu kişiyle başka paketleri de götürme konusunda anlaştığını anlattı.
Şimşek, birkaç gün sonra tekrar buluştuğu ''Kitapçı Ali'' adlı kişiden AK Parti binasına götürmek üzere aldığı paketi önce yanlışlıkla Perpa İş Merkezinin bulunduğu yere, sonra da Sütlüce'ye götürerek teslim ettiğini belirterek, paketi verdiği kişiyi ''Kitapçı Ali''ye telefonla bildirdiğini ve pazartesi günü tekrar bir paket teslim etmek üzere arandığını kaydetti.
Aynı mevkide paketi aldığı kişinin kendisine, ''Kitap dağıtan Medyavizyon adlı şirketin sahibi olduğunu söylediğini ifade eden Şimşek, ''10 dakika sonra paketi AK Parti binasına teslim edip çıktım. Telefonla aradığımda bu kişiye ulaşamadım. Önemsemeyip günlük işlerime devam ettim. Akşam aynı telefondan arayan biri, 'kahvehanede bulduğu bu telefonu teslim etmek amacıyla sahibini aradığını' söyledi. Telefonda benim adım, başka bir kuryenin adı ve kayıtsız bir numara varmış'' şeklinde konuştu.
Eve döndüğünde AK Parti binasının bombalandığını haberlerden öğrendiğini, ancak paketi bıraktığı saat uyuşmadığı için kuşkulanmadığını anlatan Şimşek, sabah kendisini gözaltına alan polislere de aynı yönde ifade verdiğini kaydetti.
Şimşek, Mahkeme Başkanı Ak'ın, ''Sana paketi veren kimdi?'' sorusu üzerine, sanıklar arasındaki Cemal Bozkurt'u gösterdi.
Sanıklardan Mehmet Yeşiltepe de okuldan arkadaş olduğu Orhan Yılmazkaya ile bir kez bir kültür merkezinde buluşarak çay içtiğini anlattı.
Yeşiltepe, Yılmazkaya ile telefonda görüştüğü yönündeki iddiaların da doktoru telefonla konuşmayı yasakladığı ve telefon kullanmadığı için gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, Veli Küçük ile bir arada olduğu iddia edilen fotoğrafta da Küçük'ün oğlunun kendisi gibi gösterildiğini öne sürdü.
Sanık Ergin Öncü de gümrük muhafaza memuru olduğu için ruhsatlı silah taşıdığını, evinde bulunan mermilerin ve kendisinden alınan silahların da suç unsuru gibi gösterildiğini ileri sürerek, Orhan Yılmazkaya'yı tanımadığını söyledi.
AYLİN DURUOĞLU
Sanıklardan Vatan Gazetesi internet sitesi yayın yönetmeni Aylin Duruoğlu da 5 sayfadan oluşan yazılı savunmasını okudu.
Duruoğlu, cezaevinde bulunduğu 10 ay süresince kendisine sık sık ''Neden buradayım?'' diye sorduğunu, 27 Nisan 2009'da adını dahi duymadığı bir örgütün üyesi olarak gözaltına alındığını belirterek, tüm bunların, okuldan arkadaşı Orhan Yılmazkaya ile bir öğle yemeği yediği için başına geldiğini söyledi.
Her gün çalıştığı gazetenin yanındaki iş merkezinde meslektaşları ve ziyaretçileriyle yemek yediğini anlatan Duruoğlu, sadece yemek yeyip sohbet ettiği Yılmazkaya'nın oraya gelmesinin ''örgüt işi'' olarak kabul edildiğini anlattı.
Duruoğlu, mahkeme heyetine, ''Adliyede çalışırken, hukuk fakültesinden arkadaşınızla karşılaşıp konuştuğunuzda, o kişinin neyi, nasıl yaptığını bilebilir misiniz? Suç işlemişse sizi bağlar mı bu?'' diye sordu.
Okuldan sonra 20 yıl boyunca hiç görmediği Yılmazkaya'nın, yazdığı ''Hamam'' kitabının tanıtımı konusunda kendisinden yardım istediğini söyleyen Duruoğlu, gazeteci olduğu için tanıdığı ya da tanımadığı kişilerin bu tür taleplerde bulunmasının normal olduğunu kaydetti.
''BU SUÇLAMALAR KARİKATÜR KONUSU OLUR''
İddianamede, ''Ergenekon'' şüphelisi kişilerle dolaylı telefon irtibatı olduğunun vurgulandığını söyleyen Duruoğlu, arabasını bıraktığı servis, alışveriş yaptığı mağaza, gazetenin genel yayın yönetmeni ve patronunun kimi şahıslarla ilişkisi nedeniyle bu ibarenin kullanıldığını belirtti.
Bu tür suçlamaların mizah dergilerine karikatür konusu olacağını kaydeden Duruoğlu, ''Bunlar delilse, bırakın gazetecileri, Türkiye'de hapse girmedik hiç kimse kalmaz'' dedi.
Hayatı boyunca silahtan, terörden nefret eden medeni bir insan olduğunu, 4 yılı yönetici olmak üzere, 14 yıldır gazetecilik yaptığını, akşamları spor yapan, tatilini yurt dışında geçiren, hayattan keyif alan biri olduğunu anlatan Duruoğlu, ''Kendimi sanık olarak değil, terör belasının kurbanlarından biri gibi görüyorum. Tanımadığım bu insanlarla birlikte örgüt üyeliğiyle suçlanmam ağrıma gidiyor'' diye konuştu.
Ev ve iş yerindeki aramalarda suç niteliğinde hiçbir şey bulunamadığını savunan Duruoğlu, emniyetçe takip edilen Yılmazkaya ile ilgili uyarılması gerektiğini belirterek, ''Bir teröriste karşı uyarılmayı ve korunmayı beklerdim. Tersi oldu. Benliğim, hayatım, kariyerim ve onurum param parça edildi bir hiç yüzünden'' diye konuştu.
''ÇİFT KİŞİLİKLİ OLABİLECEĞİNİ BİLEMEZDİM''
Sanıklardan Necdet Öztürk de mesleği olan kaptanlık gereği yurt dışındayken örgütün varlığını ilk kez basından öğrendiğini ve Bostancı'daki çatışmayı duyduğunda yetkilileri arayarak ülkeye geleceğini söylediğini belirterek, suçsuz olduğu için kendi iradesiyle Türkiye'ye gelerek teslim olduğunu kaydetti.
Ekonomik zorluklar nedeniyle kendisinden yardım isteyen Yılmazkaya'nın bir süre evinde kalmasına izin verdiğini anlatan Öztürk, Yılmazkaya'yı uyumlu, hoş sohbet, iyi niyetli, yazar ve gazeteci olarak bildiğini belirterek, ''Evde kaldığı sürece herkese iyi niyetli davrandı. Tüm ev işlerine yardımcı olurdu. Arkadaşlarımla sohbet kurardı. Ataşehir'den Bostancı'ya taşındığımda Orhan da benimle beraber taşındı'' diye konuştu.
Eski eşi Sevim Öztürk'ün okul arkadaşı olan Yılmazkaya'nın terörist olabileceğine ihtimal vermediğini dile getiren Necdet Öztürk, operasyon düzenlenen evde çocuğu ve eşiyle kalması durumunda kendilerinin de o gün Yılmazkaya ile birlikte hayatlarını kaybedeceklerini söyledi.
Öztürk, ''Orhan'ı ekonomik dayanışmaya ihtiyacı olan işsiz bir gazeteci olarak tanıdım. Çift kişilikli olabileceğini bilemezdim. Sağ olarak yakalansaydı, burada değil, hesap soranlar arasında olacaktım'' dedi.
Sanıklardan Sevim Öztürk de maddi durumu iyi ve hayatta çalışarak çocuğuna iyi bir gelecek hazırlamaktan başka uğraşı olmayan biri olarak, örgüt ya da teröristlerle ilgisi bulunmasının söz konusu olmadığını kaydetti.
Sevim Öztürk, okul arkadaşı Yılmazkaya ile 1992'te mezun olduktan sonra çok uzun bir süre görüşmediğini anlatarak, ''O günden bugüne hayatımı kararttı. Terörist olduğunu bilseydim, bir an bile duraksamadan iletişimimi keserdim'' şeklinde konuştu.
Sanıklardan Metin Akdemir'in, ''Hayatımda karakola dahi gitmezken hapislere düştüm ve her sabah uyandığımda hapishane tellerine bakıyorum'' demesi üzerine, Duruoğlu ve diğer kadın sanıklar gözyaşlarını tutamadı.
Duruşma, ileri bir tarihe ertelendi.
AA
-
Oflu 15 yıl önce Şikayet EtKOMİLİ STİLİSTLER FENA DADANMIŞ SİTEYE :). Bu kadını şahsen sevmem,çünkü yazdığım yorumların yarısınıdan çoğunu yayınlamazdı.Fakat bu onun suçsuz olarak hapiste yatmasına gerekçe olamaz,bir hoşlanmadığım insana kul hakkı borçlanarak huzur-u mahşerde karşılaşmak istemem.Üşenmedim geçen yıl 27-28 nisan 1 mayıs tarihli yorumlara baktım,aman Allahım facia felaket kin nefret kusan yorumlar,bir tane aklı başında yorum yok.Ne oldu ilk mahkemede bitti,yani 10 ay heba oldu.Bugün 2-3 tane garip yorumu sayma tıssss bile yok.Ahhh ah.Allah korkusu yokluğu bu halBeğen
-
erdal islam 15 yıl önce Şikayet Et.... bir hakim bu vatandaşlar hakkında kuvvetli suç teşkil eden olguların varlığı var diyor ve karara şerh koyuyor savcı ve diğerleri serbest bırakıyor bu nasıl iş hsyk danıştay yargıtay bakın memleketin yargısını ne hale getirdiniz adam cinayet işlese serbest kalacak o kanaat oluşuyor yani...Beğen
-
hasan 15 yıl önce Şikayet Etchp kchp komilistleri siteye dadanmış görünene göre. CHP komilistleri siteye dadanmış görünene göre akerin içindeki ve yargıdaki din ve halk düşmanlarına karşı Allahım sen bunları ıslahetBeğen
-
kaan 15 yıl önce Şikayet Etyeter be kardeşim.... birde şurada yorum yapan ve sürekli milletin iradesiyle akp nin iradesini karıştıranlara bir çift sözüm olacak.allahın kulu yaradılanların en nurlusu sevgili kerdeşim %32 nin işradesi millet iradesi oluyorda %68 neyin iradesi oluyor..bu nasıl sapkın bir mantıktır.demokrasi kurallar bütünüdür.gerçi şu an monarşi halinde yönetiliyoruz..başbakan akp cumhurbaşkanı akp valiler akp belediyelerin % 75 i akp..ama oy oranı % 32..susun be kardeşim azıcık ahlaklı olun yahu..1 gr ı bile yeter size...Beğen
-
kaan 15 yıl önce Şikayet Etönce ahlak diyorum. şu rezalete bakarmısınız..adamalr 10 aydır içerde sonra pardon..bu nasıl bir iştir allah aşkına.bugün mahkemeye düştünmü direk içerdesin.hele nöbetçi mahkemeye düşersen hapı yuttun..peki neden??6 kere ceza kanunu değişti.6 kere değişirmi be kardeşim??yargıtay içtihatları oluşmadı.peki neden??8 ay üye atamayan adalet bakanlığı bu kurumu çalışamaz hale getirmedimi??bu nasıl bir rezalettir.devlet niye var kardeşim.niye vergi veriyoruz herkesi içeri alın diyemi..devletin tanımımı değişti??önce ahlak diyorum..Beğen