Bahçeli inat için Diyarbakır'a gelmesin

AK Parti'nin Diyarbakır'daki yeni yüzü Galip Ensarioğlu, Kürt sorunun çözümünde mutla sona nasıl ulaşılacağını anlattı. Ensarioğlu'nun Diyarbakır''a gidecek Bahçeli'ye bir çağrısı var.

Bahçeli inat için Diyarbakır'a gelmesin
Bahçeli inat için Diyarbakır'a gelmesin
GİRİŞ 26.05.2011 11:30 GÜNCELLEME 26.05.2011 11:30
Bu Habere 21 Yorum Yapılmış

Nursel Tozkoparan'ın röportajı

Bu hafta sohbetimi Ak Parti Diyarbakır ikinci sıra milletvekili adayı Galip Ensarioğlu ile yaptım. Kendisi Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı yanı sıra Kürt sorununa çözüm arayan birçok sivil toplum kuruluşunda yöneticilik yaptı. Dolayısıyla Diyarbakır’ı, o bölgeyi ve o bölge insanını çok iyi biliyor. Seçimlerin yaklaşması ile birlikte Galip Ensarioğlu’na ulaşmak kolay ama boş zamanını yakalamak zor. Sürekli seçim bölgesinde, seçmenleri ile birlikte…
Bir günlük İstanbul ziyaretini fırsat bulup, bölge ile ilgili sormak istediklerimi sordum.
Sıcağı sıcağına seçim atmosferini, bölge insanının taleplerini, sorunlarını, beklentilerini, demokratik açılımın bölgeye olan katkısını, Kürt sorununun çözümünde olmazsa olmazları konuştuk.
Tabi biraz özeline de girmeden yapamadım. Siyasi rakibi Altan Tan ile olan ticari ortaklığını, eski Bakanlardan amcası Salim Ensarioğlu ile neden farklı kulvarlarda olduklarını sordum… Ve tabi ki 13 Haziran sabahı tahminlerini!
Aslında sormak istediklerimin bunlardan ibaret değildi… Kendisinin başka bir programı vardı ve televizyon yapımcısı Mükremin Atmaca, soyadı gibi başımda bekliyordu. Anlayacağınız Mükremin’e olan öfkem geçmedi.


DİYARBAKIR OSMANLI'DA DA MERKEZDİ

- Güneydoğu’da gerginliğin merkezi neden hep Diyarbakır oluyor? Diyarbakır’ın bu bölge için önemi nedir?
-  Diyarbakır‘ın 8 bin yıllık tarihi varsa ve 8 bin yıl boyunca bu misyonunu muhafaza etmişse onu önemli kılan gerekçeler vardır mutlaka… Bugün itibariyle de siyasi olarak önemli bir merkez. Kürt sorunu denince akla Diyarbakır geliyor ve bölge Diyarbakır’dan şekilleniyor. Diyarbakır’da her türlü oyunlar oynanıyor ve herkes oyununu Diyarbakır’da sergiliyor. Herkesin gözü orada olduğu için önemli bir siyasi cazibe merkezi.

- Tam da ben onu soruyorum. Diyarbakır’ı; Urfa’dan, Mardin’den çevre illerden ayrıştıran özellik nedir?
- Urfa, Elazığ gibi çevrede çok değerli vilayetler var ama Diyarbakır daima bir başkent gibi bölgede görev yapmış. Bu yüzden çok önemli. İnsan kalitesine de baktığınız zaman çok değerli siyaset adamları, edebiyat adamları, tarihçiler, şairler yetiştirmiş bir kenttir. Yani Osmanlı döneminde de yönetim merkezidir, kolordu oradadır.

SEÇİMLER  DAHA GÜVENLİ

- Biraz da seçim atmosferinden bahsetmenizi isteyeceğim. Bölgede güvenlik sorunu yaşıyor musunuz? Kendinizi silahların gölgesinde hissediyor musunuz?
- Belki de biraz alışkın olduğumuzdan dolayıdır ki o tedirginliği hissetmiyoruz. Ama dışarından böyle bir algı var. Tabi böyle bir algı haksız yere de var değil. Bölgede bir gerginlik var. Ölümler yaşanıyor, protestolar, kitlesel eylemler var ama netice itibariyle bölgede siyaset yapmak ve bölgede yaşamak zaten büyük bir risk.Bölgede bu güne kadar bütün seçimler yirmi yıla yakın hemen hemen hep gergin geçmiştir. Ama bugünkü seçimler geçmişe oranla daha güvenli diyebilirim.

- BDP; AK PARTİ'Yİ İTİBARSIZLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR

- 2007 seçim öncesi ile 2011 seçim öncesini karşılaştırabilir misiniz?
- Geçmişe oranla daha güvenli. Ancak Ak Parti’ye karşı yoğun bir olumsuz propaganda süreci işliyor. Sanki bu güne kadar yürütülen kirli savaşın, karanlık ilişkilerin müsebbibi yani Kürtlerin üzerinde oynanan bütün oyunların yegâne sebebi Ak Parti’ymiş gibi bir algı yaratılıyor halk nezdinde. Bu da ciddi bir toplumsal baskı oluşturuyor. Sanki Ak Parti’ye oy vermek, Ak Parti’de siyaset yapmak Kürtlere ihanetmiş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Kürt bölgesinde Ak Parti ve BDP olarak iki parti var.  İki kutuplu bir seçim propaganda süreci yürütülüyor. İki kutup olduğunuz zaman ya siz varsınız ya onlar. O yüzden başarılı olabilmeleri için sizi yok etmeleri ya da sizi halk nezdinde itibarsızlaştırmaları gerekli. Bunun için BDP’nin itibarsızlaştırabileceği ne olabilir kendi kitlesi için, Kürt sorunu aslında Ak Partinin bu güne kadar hiçbir siyasi partinin hiçbir iktidarın cesaret edemediği reformları, değişimleri , hakları tanıdığı halde, aslında bu hakları tanıyan değil de Kürtlere düşman, Kürt sorununu çözmeye çalışmayan, kandırmaya çalışan ve bu meseleye negatif bakan bir parti algısı yaratılmaya çalışılıyor ki Kürt halkının nezdinde Ak Parti itibarsızlaştırılsın.

- Peki demokratik açılım bitti mi sizce?
-  Kürt sorununu dillendirmek ve çözmek için talip olmak siyasal iktidarlar için büyük bir risktir. Ak Parti iyi niyetle bu sorunu çözmeye talip olacağını beyan etmiştir ve bir süreç başlatmıştır ve sonuca götürmek zorundadır. Bununla ilgili de yürüyen bir süreç var zaten. Bu süreç içerisinde PKK’nın lideri konumundaki Abdullah Öcalan da “ olumlu bir süreç yürüdüğünü ve bunun için ateşkesin devam etmesi gerektiğini” söylüyor. Dolayısıyla Sayın Başbakan, özgürlükler ve haklar temelinde demokratik, çağdaş yeni bir anayasayı seçimden sonra gündeme getireceğini söylüyor. Ve Türkiye’nin var olan tüm sorunlarını da bu yeni anayasada çözeceğini söylüyor. Şimdi bu söylemden sonra çözüm süreci veya demokratik açılım süreci bitmiştir denebilir mi? Elbette denemez.

- Yani Abdullah Öcalan’ın demokratik açılımdan memnun olduğunu mu söylüyorsunuz.
- Tam bilemiyorum. Bir gün tam tersine açıklama yapıyor, bir müddet sonra olumlu açıklamalar yapıyor. Bazen böyle taktiksel şeyler de olabiliyor. Ama en azından bir yıldır ölümler durmuştur. Bu çok değerli bir şeydir. Yani yılda 500-600 kişinin öldüğü bir süreçten ölümlerin durduğu bir sürece geçiyorsunuz. Şimdi birileri çıkıp diyecek ki ölümler durdu diyorsunuz ama operasyonlar devam ediyor. Elbette bu dikensiz bir gül bahçesi değil, kusursuz yürütebileceğimiz bir süreç değil.

- EN TEHLİKELİ OLANLAR, KAYBETMEK ÜZERE OLANLARDIR

- Çünkü bu süreci sabote etmek isteyen zinde güçler var hala. Büyük ölçüde başarı elde etseniz bile henüz pes etmiş olanlar var. Bu statikocu güçler de, demokrasi karşıtı güçler de gerilimi tırmandırarak bu süreci sabote etmek isteyeceklerdir. Burada en tehlikeli olanlar da kaybetmek üzere olanlardır. Kaybetmek üzere olanlar her daim elindeki bütün kozları oynayabilir, elindeki bütün silahları sıkabilirler. Normal bir mücadele sürecinde siz kozlarınızı tek tek oynarsınız ama kaybedeceğinizi anladığınız zaman bütün kozlarınızı hep birden oynayabilirsiniz. Bu toplumun moralini bozabilir, toplumu umutsuzluğa sürükleyebilir ama bu bir yenilginin işareti olarak görülmeli ve toplum umutsuzluğa kapılmamalıdır.

90 YILLIK İNKAR VE ASİMİLASYON

- Siz Diyarbakır’ı çok iyi biliyorsunuz. Demokratik açılımdan sonra bölgede ne tür değişiklikler oldu. Bölgeye nasıl bir katkısı oldu?
- Demokratik açılım süreci başlı başına 90 yıllık inkârın ve asimilasyonun son bulmasıdır. Yani ret ve inkâr yok. Kürtler vardır Kürt sorunu vardır, devlet de yanlış yapabilir yanlıştan dönmek erdemliktir ve devlet bu yanlıştan dönmüştür ve bu sorunu ben çözeceğim bu benim sorumundur diyen bir Başbakan var. Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa çözüm için süreç başlatılmıştır. Ve bu hem hükümet hem devlet iradesi olarak ortaya konmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın da paralel söylemleri vardır. Ama bir taraftan da devlet içerisinde kümelenen zinde güçlerin bu işe karşı durması direnç göstermesi de kabul edilebilir değil ama anlaşılır bir şeydir. Böyle bir süreç yürütüyorsun ve bilmediğiniz bir süreç.

- TÜRKİYE’YE ÖZGÜ BİR MODEL GELİŞTİRMEK LAZIM

- Yani Türkiye modeli nedir bilemiyorsunuz. İspanya bir model ortaya koymuş, İrlanda bir model ortaya koymuş, Güney Afrika bir model ortaya koymuş. Bunların üçüne de baktığınız zaman Türkiye’deki sürece benzer bir sürü yanları var ama birebir hiç birine benzemiyor. Hepsinden belki istifade edilebilir. Ama Türkiye’ye özgü bir model geliştirmek lazım bu bilinmeyen bir şey ve bunu devlet de bilmiyor bunu örgüt de bilmiyor. Bu güne kadar hep Kürt sorununu anlattı Kürtler, varlığını ispat etmeye çalıştı, haklarını anlatmaya çalıştı ama bugün çözümü arıyor. Ama bu çok da kolay bir iş de değil.

-  Bu demokratik süreç başladıktan sonra ne oldu?
-  Ret ve inkar bitmiştir, çözüm süreci ilk defa bir hükümetin ve devletin iradesi olarak ortaya konmuştur. Diğer taraftan Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa birinci meclisten sonra Kürt sorununa dair mecliste özel oturum yapılmıştır. Olağanüstü halin kaldırılması, bu talepleri karşılayabilmek için TRT Şeş’in yayına başlaması, devletin resmi kanalında 24 saat Kürtçe yayın yapılması, ardından özel televizyonlara da imkan sağlamış, Kürdoloji enstitülerinin kurulması önemli gelişmelerdir. Üniversitelerde Kürt, Ermeni ve Zaza dillerde kürsüler kurulmuştur. Kurslar açılmış, Kürtçe siyasi propagandanın önündeki engeller kaldırılmış, yöre isimlerinin iadesi ile ilgili tam tatmin edici olmasa da en azından yasal olarak isimlerinin değiştirilebilmesinin önü açılmıştır. Çünkü eski isimlerin iade edilmesi gerekiyordu. Hükümet birçok sivil toplum kuruluşlarıyla, akademisyenlerle, Kürt çevreleriyle, entellektüellerle çözüm için görüşmeler yaptı. Ve yeni anayasada da buna dair ne yer almalı ne yer almamalı diye de bir süreç başlattı. Bunların tümü çözüm için atılmış adımlar ve çözüm yolunda yapılmış olumlu katkılardır.

- Dediniz ki bölgede iki parti var. BDP ve Ak Parti. Taraflar ne anlıyor Kürt sorununun çözümünden?
- BDP liler zaman zaman 4 madde ile zaman zaman 8 madde ile ne istediklerini sıralıyorlar.  Vatandaşlık tanımının değişmesini istiyorlar. Ana dilde eğitim istiyorlar. Yüzde 10 barajının düşmesini istiyorlar. KCK’lı tutukluların serbest kalmasını ve askeri operasyonların durdurulmasını istiyorlar. Abdullah Öcalan’ın ev hapsi ve ya da koşullarının iyileştirilmesini istiyorlar.

- BDP KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE OLMAZSA OLMAZDIR

- Sizce sorunun çözümünde BDP olmazsa olmaz mıdır?
- Evet, BDP Kürt sorununun çözümünde olmazsa olmaz, katkısının alınması gereken bir taraftır ama Kürt sorununun çözümünde tek muhatap değildir. Kürt sorununu çözecekseniz, Kürt halkının demokratik taleplerini karşılamak durumundasınız. Çünkü her siyasal partinin kendi ideolojik ve siyasal talepleri vardır. Bunları karşılamak durumunda değilsiniz. Ama bunların doğru bulduğunuz taleplerini de çözüm sürecinde değerlendirmek gerekir. Ama dünyadaki çağdaş demokratik standartlar neyi öngörüyorsa, onları da dikkate almak durumundasınız. Şiddete son vermek istiyorsanız bu işin muhatabı da PKK ve Abdullah Öcalan’dır. PKK’nın tasfiye lafı karşı tarafa çok hoş gelen bir laftır.  Bu yüzden bu silahlı gücü de bir şekilde dönüştürmek zorundasınız. Yani Kürt sorununun çözdükten sonra da bu silahlı gücün orta yerde durması da kabul edilebilir bir şey değil ve gerekli bir şey de değil. Gerekli olmadığı gibi çözümden sonra da engel olarak orta durur.

- Yani PKK ve Abdullah Öcalan ile oturulsun konuşulsun mu diyorsunuz?
- Evet, dönüştüreceksiniz onlara model sunmak zorundasınız. Eğer samimilerse ki, çözüm olsun biz de silahı bırakalım diyorlar o zaman onlara bu fırsatını vermek lazım. Bu biraz da teknik meseledir. Bunun dünyada örnekleri vardır ona göre muhataplarının da ikna olacağı bir çözüm sunulmalıdır. Türkiye’de kan dökülmeyecekse, Türkiye bu önemli meseleden kurtulmak istiyorsa bazı şeyleri de belki mesele etmemek gerekecek. Yani işte bu bununla konuştu, devletin yetkilileri pazarlık mı yaptı bunları mesele etmemek gerek.

- HALKIN BEKLENTİSİ; KANIN DURMASI, HUZUR VE GÜVEN

- Ak partili Kürt seçmenin beklentileri nedir?
- Halkın beklentisi şiddetin son bulması, kanın durması. Huzur ve güvenin kalıcı bir şekilde bir daha geriye dönülmeyecek bir şekilde tesisini istiyorlar. Ondan sonra da tabi ki yatırım ortamlarının geliştirilmesini sanayi alt yapısının geliştirilmesini, mesleki eğitimleri, eğitim kalitesinin yükseltilmesini eğitim alt yapısının geliştirilmesini, derslik sayısının artırılmasını istiyorlar. Bölgeler arasındaki farklılığın giderilmesini mesela Marmara ile Güneydoğu arasındaki gelir farklılığının giderilmesi, milli gelirden alınan payda da ciddi farklılıklar var bunun iyileştirilmesini istiyorlar.

- Muhtemelen Ak Parti iktidara gelecek ve Siz de mecliste olacaksınız. Başbakandan bölgeniz için isteyeceğiniz ilk şey ne olacak?
- Sanayi alt yapısının geliştirilmesi ile ilgili çok ciddi çalışmalarımız var. Çevre yollarının, otobanın kısa vadede Habur, orta vadede Gürbulak ve uzun vadede Karadeniz otoyoluna bağlanması, demir yolunun mutlaka sanayi bölgelerine uğrayarak limanlara ve sınır kapılarına uzanması. Sınır kapılarının modernizasyonu ve ihtiyaca cevap verecek şekilde artırılması. Sivil havalimanı için zaten Sayın Başbakan’ın söylediği buranın uluslar arası sivil hava limanına dönüştürülmesi, organize sanayi bölgelerinin kapasitelerinin genişletilmesi, bölgede mesleki eğitimlere ağırlık verilmesi, genç girişimcilerin önünün açılması ve bu anlamda ciddi kaynak ve destek aktarılması. Bunlarla birlikte huzur ve güvenin kalıcılaşması. Çünkü huzur ve güven olmazsa hiçbir şekilde bütün bunları iyileştirseniz bile yatırım koşullarını sağlamış olmazsınız. Yatırımcı mutlaka güven ve istikrar ister.

- BU SEÇİMİ DEMOKRASİ KARŞITI GÜÇLER DE ÖNEMSİYOR

-  PKK 15 Haziran’a kadar eylemsizlik kararı aldı ama buna rağmen olaylar oluyor ya da asker operasyon düzenliyor. Bunu nasıl okuyorsunuz?
- Her zaman Türkiye’de seçim dönemlerinin tamamında bir el bilinçli olarak gerginliği tırmandırır. Ne zaman Türkiye’de sivil bir anayasa, Avrupa Birliği sürecinde olumlu adımlar, demokratikleşme ile ilgili adımlar ve söylemler gelişse mutlaka toplu ölümler, operasyonlar, provokasyonlar, tutuklamalar birtakım şeyler eş zamanlı olarak yapılmıştır. Bu ilk değil. O yüzden Türkiye’nin bu seçimi bizim önemsediğimiz kadar demokrasi karşıtı güçler de önemsiyor ve onlar da elinden geleni yapıyorlar.

- DEVLETİN İÇİNDE DE ÇÖZÜM İSTEMEYENLER VAR

-  “Devlet, teröristlerin cenazelerine insani davranmadı” eleştirilerine ne diyorsunuz?
- Burada kurumların veya belli şahsiyetlerin suçu var mı yok mu bilemem. Her kurumda olduğu gibi PKK’nın içinde de devletin içinde de çözüm istemeyen güçler var. Her iki kesim de çözümün olmaması için ellerinden geleni yapacaklardır.

- Peki, yıllarca teröristlerin cenazeleri ne yapıldı?
- Devlet alır isimlerini biliyorsa ilan eder ailelerine haber gönderir gelin alın der.

- Peki, bu son operasyonda neden terörist cenazelerini, aileleri kaçırdı? Kendilerine teslim edilmeyecek miydi?
- Burada sınır ötesinde olduğu için cenazeler alınmıyor. Cenazeler orada bırakılmış. Tabii sınır ötesine operasyon yapmışsanız sınır ötesine gidebiliyorsunuz anlamına geliyor. Sınır ötesine gidip operasyon yapıyorsanız o zaman onları da alıp geleceksiniz. Çünkü başka bir tehlikeli mesele de basında da okuduğumuz gibi eğer siz alıp gelmezseniz birileri bunu propaganda aracı olarak kullanır, o cenazelere bir takım kimyasal uygulamalar yapabilir veya yakabilir veya o cenazeler üzerinde insanlık dışı bir takım uygulamalarla devletin böyle yaptığına dair propaganda yapabilir. Böyle bir propaganda yapma fırsatını da vermemek lazım. Devlet ciddi bir şekilde bu işi yapması gerekiyor. Çatışmada vurulmuşsa alacaksınız, fotoğraflarını çekeceksiniz o fotoğraflar sizde bulunacak, otopsisini yapıp ailesine vereceksiniz.

PKK, POLİSİ VURMAKLA HÜKÜMETİ VURUYOR

- PKK’nın polise yönelmesinde bir mesaj var mı?
- Polis emniyet gücüdür yani polisi vurmakla hükümeti vuruyor. Bugüne kadar iç güvenliği sağlayan ve bu mücadeleyi yapan askerdi. Polis sadece halkın güvenliğini sağlayan, geçmişinde ciddi sıkıntılar olmasına rağmen Türkiye’de kendini en hızlı ve olumlu değiştiren kurumlardan biri de emniyet teşkilatıdır. Türkiye’nin demokratikleşmesine emniyet teşkilatının çok ciddi katkısı vardır.

ALTAN TAN İLE ORTAKLIĞI OLDUĞUMUZ BİR MÜLKÜMÜZ VAR

- Siyasi rakibiniz olan Altan Tan ile geçmişte bir ticari işbirliğiniz oldu mu?
- Hala var. Artı sadece Altan değil, hepsi benim rakibim.  Benim birçok insanla dostluğum var. Birçok kişi ile yaptığım işler gibi Altan’la da ortak yaptığım işler olmuştur. Siyaset ayrı bir şey ticaret ayrı bir şey.

- Altan Tan ile ticari işbirliğiniz devam ediyor mu?
- Fiili yürüyen ortaklığımız şu an için yok ama ortaklığı olduğumuz bir mülkümüz var.

- Hala görüşüyorsunuz o zaman?
- Hepsi ile görüşüyorum ama bu görüşmelerimiz bizim düşüncelerimizi etkilemez, bu görüşmelerimiz bugünkü siyasi rekabetteki pozisyonumuzu etkilemez.

- Amcanız eski devlet bakanı Salim Ensarioğlu ile farklı kulvardasınız, kendisi bağımsız aday. Neden? Aileniz siyaseten bölündü mü?
- Amcam ile aramızda bir sorun, problem yok. Siyaseten aday olmak istemiştir. Bu da O’nun en demokratik hakkıdır. Aynı pencereden düşünürseniz benim de aday olmamam gerekiyor. Ama bu demokratik haktır ve bireyler üzerinden yürür. Türkiye artık çağdaş siyaset yapıyor, hele Ak Parti bu anlamda fikir ve düşünceleriyle siyaset yürütün bir parti. Burada aileler üzerinden siyaset yürütmenin dönemi kapandı.

- MHP’NİN DİYARBAKIRDA BİR KARŞILIĞI YOKTUR

- 12 yıl aradan sonra ilk defa 6 Haziranda Devlet Bahçeli Diyarbakır’a geliyor? Sizce itibar görecek mi?
- MHP’nin Diyarbakır’da bir karşılığı yoktur ama MHP Genel Başkanı’nın Diyarbakır’a gelmesini, burada miting yapmasını olumlu buluyorum. Eğer Türkiye partisi olabilirse Türkiye için bir kazanımdır. Sırf Diyarbakır’a gelemez dediniz işte ben de geldim bir inatlaşma vesilesiyle Diyarbakır’a gelmemeli. Türkiye’nin her vilayetine gidebildiğine göre Diyarbakır’a da gelmesi gerekir.

- BDP, Türkiye genelinde ne kadar milletvekili çıkartır sizce?
- 25 ile 28 arasında milletvekili alacağını düşünüyorum.

- Peki, Diyarbakır’dan kaç milletvekili alır?
-  Oylarımızı eşit görüyorum ama çıkaracağımız milletvekili sayısı Ak Parti’yi 7, BDP’yi 4 görüyorum.

- Ak Partinin Türkiye genelinde oy oranı ne olur?% 50 yi geçer mi?
- Yüzde 50’leri çok az da olsa aşacağını düşünüyorum.

- MHP’NİN SAVUNACAĞI CİDDİ BİR SİYASET ARTIK KALMAMIŞTIR

- MHP baraj altında kalır mı?
- Barajın altında görüyorum. 9’larda görüyorum. MHP’nin savunacağı ciddi bir siyaset artık kalmamıştır. Ya MHP siyasetini değiştirmek zorundadır, artık katı milliyetçilikten, ulusalcılıktan vazgeçip, hizmet üreten, proje üreten bir Türkiye partisi olmak zorundadır ya da mevcut hali ile onun dönemi kapanmıştır.

- AK PARTİ, HİÇBİR ŞAHSIN GÜCÜ İLE SİYASET YAPAN BİR PARTİ DEĞİL

- Doğu ve güneydoğudaki Ak Partili milletvekili adaylarının profilinin zayıf olduğu eleştirilerini nasıl yorumluyorsunuz?
- Bu bir propaganda. Her parti kendi adayını nasıl belirleyeceğine karar verir ve bunlarla halkın karşısına çıkar. Şimdi aday profiline baktığınız zaman birçoğu siyasette belki yeni ama her biri bir iki üniversite bitirmiş, iki üç dil bilen yetişkin insanlar. Yani Ak parti hiçbir şahsın gücüne dayalı bir siyaset üreten, hiçbir şahsın gücü ile siyaset yapan bir parti değil. Ekipleriyle, düşünceleriyle, yaptıklarıyla, yapacaklarıyla halktan taban bulan bir partidir. Bugün parti başka bir aday profili ile halkın karşısına çıkmıştır. Yenilere fırsat tanımak çok kötüyse o zaman klasik siyasetçiler gibi herkes on dönem mecliste kalsın.

Haber 7

YORUMLAR 21
  • süleyman uz 13 yıl önce Şikayet Et
    atma ensarioğlu atma. sayın ensari oğlu neden yüzde 9.mesala yüzde 7 veya yüzde12 değilde yüzde 9.hikaye okumuşsun mhp için.bu ülkede hemen hemen bugüne kadar kurulan tüm partilerin dönemi bir zaman gelip kapanmış ama mhp nin dönemi hiç bir zaman kapanmamıştır.sizin gibiler istediği için mhp dönemi kapanmaz ama ak parti son dönemini yaşıyor siyasi hayatımızda.aynı anap gibi dyp gibi adalet partisi gibi sizinde sonunuz siyasi mevta olacaktır.bu yüzde binbeşyüz böyledir ensarioğlu bunu unutma.
    Cevapla
  • NECATİ DEMİR 13 yıl önce Şikayet Et
    MHP yi DTP davet etmiş olabilir!. CHP mitinginde DTP fanatikleri ve üyelerin olduğu resimleri medyaya yansımıştı.
    Cevapla
  • sukru bas 13 yıl önce Şikayet Et
    :.. mhp % 9, akp yi % 50 nin az üzerinde demiş. diyarbakırlı seçmenlerin oy vermesini tüm türkiye sanıyor galiba. diyarbakır başka türkiye başkadır. 13 haziran gelsede görsek baraj muhabbetlerini. % 9 mu % 19 mu.
    Cevapla
  • DADAŞ 13 yıl önce Şikayet Et
    o bölge sıkıntılı. insanlar yıllardır eziliyor..kürtlerle pkk lıları karıştırmayın..orası kalkınmalı..onların gülmeye hakkı var..ama pkk temizlenmeli..vesselam
    Cevapla
  • DADAŞ 13 yıl önce Şikayet Et
    bahçeli diyarbakıra gidecek. tezgahlanan oyunlarıda bozacak..vesselam
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Başkan Erdoğan'dan, İspanya'da tüm dünyaya Filistin çağrısı
Akşener'den İYİ Parti'ye soğuk duş: Kaldırın!