Kamış: Ali Bulaç'la kavgayı ben ettim

Zaman'ın ikinci ismi ve herkesin ağabeyi olan Mehmet Kamış, yazarların kişiselleştirilmiş kavgasına karşı olduğunu ancak fikir tartışmalarına girdiğini söyledi.

Kamış: Ali Bulaç'la kavgayı ben ettim
Kamış: Ali Bulaç'la kavgayı ben ettim
GİRİŞ 25.06.2009 12:00 GÜNCELLEME 25.06.2009 12:00
Bu Habere 2 Yorum Yapılmış

NURSEL TOZKOPANAN'IN MEHMET KAMIŞ İLE YAPTIĞI RÖPORTAJIN
BAŞ TARAFI İÇİN BU LİNKİ KULLANABİLİRSİNİZ

- Kadın yazarlar konusunda ne düşünüyorsunuz?

- İyi yazar iyi yazardır bunun kadını erkeği olmaz.

- Siyasette hep “kadın kotası”ndan siyasete giren kadınlar vardır. Gazeteler için de durum aynı mıdır? Gazetelerde kadın yazarların olması bir avantaj mıdır? Sizin bu konudaki düşünceniz nedir? kullan

- Bunu avantaj ya da dezavantaj olarak görmüyorum. Bir insan çalışırsa, işini ciddiye alırsa, kadın  ya da erkek olsun mesleğinde yükseliyor. Zaman'da bu konuda kadınlara karşı biraz da pozitif ayrımcılık yaptığımızı düşünüyorum. Alttan yetişen çok iyi kadın muhabir ve gazetecilerimiz var. Gelecek dönemde onların isimlerini daha çok duyacağız.

- Oranlama yaparsak gazetenizdeki kadın çalışanların oranı ne kadardır?

- Rakamları tam olarak bilmiyorum ama % 30- 35 civarındadır

- Peki, gazetenize yönelik neredeyse hergün bir köşede eleştiriler yayınlanıyor. Bunlara cevap vermeyerek muhatap mı almıyorsunuz? 

- Biz okurun ağır abisi değiliz. Fikri polemiklere giriyoruz. Bazen fikri polemiklere kendi gazete yazarlarımızla bile giriyoruz. Bir keresinde Ali Bulaç futbol aleyhine çok ağır bir yazı yazmıştı. Ben de bu fikirlerine katılmadığıma dair bir yazı yazdım. Kişiliklere yönelik polemiklere girmiyoruz.  Ben kendim için söyleyeyim, bu tür polemiklere girmiyorum.

- Somut bir örnek verebilir misiniz?

- Biz insanın kişilikleri, kimlikleri,  özel dünyasıyla ilgili polemiklere girmemeye özen gösteriyoruz. Mesela bize Hüseyin Üzmez olayına niye şiddetli bir şekilde girmediğimiz söylendi. Biz Ali Kırca’nın özel dünyasıyla ilgili polemiklere de girmedik.  İsim vermem doğru olmaz. Birçok yazar ve yöneticinin özel hayatı hakkında medyada yazılar çıkıyor biz bunlarla ilgilenmiyoruz.

ZAMAN'IN ERGENEKON TAVRI

- Sizin paralelinizde ya da sizin saydığınız özelliklerde gazetecilik yapan gazete ismi verebilir misiniz?

- Ben, bizim gazete dışındaki diğer gazeteleri bu şekilde değerlendirmek istemem. Yani bu çok doğru, bu kötü, biz çok iyiyiz onlar kötü gibi sözler söylemeyi çok yanlış buluyorum. Biz kendi doğrularımız ölçüsünde böyle bir gazete çıkartmaya gayret ediyoruz. Ben olaya böyle bakıyorum ve böyle çıkartıyorum. Onlar yanlış biz doğruyuz demiyorum.

- Ergenekon konusunda gazetenizin politikası nedir?

- Türkiye’de 40-50 yıldır siyaseti karıştıran bir yapı var. Türkiye’de yıllardır faili meçhul olaylar, provakasyonlar olur. kullanTürkiye her dönem darbeye hazırlanır ve birileri de darbe yapar. Aynı yapı bugünde faaliyette özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminde Ak Parti’nin iktidar oluşunda, Tayyip Erdoğan’ın başbakan olma sürecinde aynı provakatif eylemleri yapan bir şebeke, çete vardı. Şu anda bu şebeke yargı operasyonuyla çökertiyorlar. Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde çok önemli bir viraj diye düşünüyorum. 

- Ama; ilk başta siz haberleri Taraf’tan filan alıntıladınız. Direk haber yapmadınız. Yani Taraf’ın, Star’ın iddiasına göre temkinli ilk başta davrandınız. Emin mi değildiniz?

- Eminlikle ilgili bir şey değil. Elinizde haber olursa patlatırsınız. Yoksa başka gazeteden alırsınız. Bu kadar basit.

- Haberleri başka gazetelere göre, iddiaya göre yaptınız

- Onu da yaptık. Biz kendimizde haber yaptık. Elimize geçen haberleri yayınladık. Elimize geçmeyen iyi haberleri de başka gazetelerden aldık. Yukarıda hatırlıyorsanız polisle ilişkiler üzerine bir soru sormuştunuz. Gazete ile ilgili yoğun bir tutarsız eleştiri sağnağı altındayız. Yazdığımızda ‘sırdırma’dan bahsediliyor; yazamadığımızda başka şey aranıyor. Aslında mesele çok basit elde edebilirsek yazıyoruz, edemezsek başaranların emeğine saygı göstererek alıntılıyoruz. Diğer bazı gazeteler iktibasları kendi ürünü gibi sunduğu için bizim uygulama garipseniyor.

- Türkiye’deki siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Türkiye'de siyasetin iki yüzü var. Bir tarafta; yenilikçilik yapmaya çalışan Türkiye’yi daha demokratik bir ülke haline getirmeye çalışan birileri var bir tarafta da statüikonun korunması için canla başla çalışanlar var. Ben şu veya diğer  parti demiyorum. Ak Parti içerisinde de çok yenilikçiler, demokratlar, gelişimciler var, olmakla birlikte statükocular var her partide de bunlar var. Bir Türkiye statükosundan fena halde canı yananlar yani Türkiye’nin gelişmesini yenileşmeyi gelişmeyi demokratikleşmeyi isteyen insan haklarına dayalı bir ülke olmasını isteyen bir kesim var. Birde mevcut yapıyı korumak isteyenler var.  

Türkiye’de her gün üç-beş tane askerin şehit edildiği faili meçhul olayların sürekli işlendiği sürekli kavgaların, gerginliğin olduğu bir ülke olarak devam etmesini isteyenler var. Şimdi kavganın bu iki kesim arasında olduğunu düşünüyorum. Ergenekon davası da bununla alakalı bir şey. Ergenekon’a karşı çıkanlarla Ergenekon davasını destekleyenlere dikkat edin. Ergenekon soruşturmasını isteyenler Türkiye’de ki demokratikleşmeden yenileşmeden gelişmeden yana olanlar, Ergenekon diye bir çete yoktur diye ısrarla söyleyenler var. Türkiye’de ki mevcut statükonun mutlak surette devam etmesini isteyenler. CHP, belli yayın grupları yani bu yapı değişmesin bu statüko devam etsin böyle gelmiş böyle gitsin diyenler Ergenekon davasına da çok ciddi şekilde karşı çıkıyorlar.

BAYKAL, BİR İLERİ ÜÇ GERİ GİDİYOR

- Siz seçim zamanında CHP’nin bu anlamda da açılımlarını önemsediniz. Bir anlamda  desteklediniz. Böyle doğru yoldasınız  ya da olması gereken bu dediğiniz için mi yoksa hakikaten CHP’nin açılımlarına  inanarak mı desteklediniz?

- CHP’nin  yapması gerekenin bu olduğunu düşündüğümüz için destekledik.

- Samimiyetine inanmış mıydınız?

- Ben Deniz Baykal’ın hala özünde samimi bir insan olduğunu düşünüyorum ama politik cesareti yok. Bu tür politik açılımlarında bir ileri gidiyor üç geri gidiyor. Bunu her zaman yapıyor ve bu anlamda da samimi olsa da inandırıcılığını kaybetmiş durumda.

- Etrafındaki adamlar mı kötü diyorsunuz

- Onu bilmiyorum. Çeşitli sebepleri olabilir. Mesela siyasi cesareti yoktur. Tabanını kaybetme riski taşıyordur. Ya da Türkiye’nin etkili çevreleriyle karşı karşıya gelmeyi göze alamıyordur. Türkiye’nin  işte on yıllarca zaman içerisinde oluşmuş etkili çevreleri var onlarla karşı karşıya gelmeyi göze alamıyordur.

- Mevcut hükümetle ilgili ne düşünüyorsunuz? Mevcut hükümetin şu anki politikalarını yanlış buluyor musunuz?

- Türkiye’nin en temel sorununun demokratikleşme olduğun düşünüyorum. Demokratikleşmenin de en önemli ayağı şeffaflaşma. Türkiye’nin şeffaflaşma diye çok temel bir sorunu var. Şeffaflaşamadığı için problemlerini çözebilme becerisi gösteremiyor. Güneydoğu şeffaf değil, orada gerçekte nelerin olup bittiğini tam olarak bilemiyoruz. Asker şeffaf değil. Yüksek bürokrasi şeffaf değil. Şeffaflık olmadığı için de demokratikleşmesini tam anlamıyla gerçekleşemiyor. Şimdi hükümetin özellikle Ergenekon konusunda Ergenekon soruşturmasını sümenaltı etmemesi çok önemli bir konu, Türk siyaset tarihi açısından çok önemli bir davranış. Bu anlamda onun bu tavrını çok destekliyorum.

HÜKÜMET KÜRT KONUSUNDA EVDEKİ BULGURDAN OLABİLİR

- Ergenekon davasına iktidar yeterince sahip çıkabiliyor mu, arkasında durabiliyor mu?

- Hükümetten beklenen şey; sümenaltı etmemesi. Bu Ergenekon operasyonu bir hükümet operasyonu değil bir yargı operasyonu bir yargılama operasyonu. Hükümetin yapacağı şey bunun sümenaltı edilmemesini sağlamak. Sümenaltı nasıl yapılır. Polis üzerine gitmez. Savcının isteklerini yerine getirmez. Üç günde getireceğini 3 ayda üç yılda getirmez. Kamuoyunun enerjisi düşer. Bunun sümen altı edilmesinin yolları  çok.  Ya da "Bunlar fasa fiso" dersiniz, bütün herkesin cesaretini kırarsınız. Şimdi hükümet en azından bunları yapmıyor. Hükümet, savcılığın istediği bütün operasyonları yerine getiriyor. Yani hükümetin desteği böyle bir destek.

- Bir gazeteci olarak, hükümetin Kürt açılımı konusunda ne düşünüyorsunuz?

- Hükümetin nasıl bir Kürt açılımı var bu konuyu çok net anlayamıyorum.

- Daha yeterli mi bulmuyorsunuz?

- Daha cesur olması lazım ama;  bu cesarette evdeki bulguru kaybetme riski taşıyor. Kürt açılımından önce güneydoğuyu ülkenin şeffaf bir bölgesi haline getirmesi lazım. Güneydoğuda neler dönüyor? bu kadar terör olayları kullanneyin nesidir, Kim yapıyor bunları? Bunları aydınlatması lazım.

- Medya bu konudaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Şimdi medya hem nalına hem mıhına vuruyor. Sonuçta medya da Türkiye’de dördüncü kuvvet. Terör, Türkiye’deki siyaseti belirleme aracıdır. Yani Türkiye demokratikleşme konusunda ne zaman bir adım atacak olsa mutlaka terör olayları artar. Kamuoyu da "Bu kadar da özgürlük fazla" desin diye. Medya da bu konuda üzerine düşen görevi fazlasıyla yapar.

İşte ne zaman Türkiye kendi başına bir iş yapacak olsa faili meçhul olaylarda büyük artış gözlenir. Gerçek anlamda hükümet olmak isteyenin bunları çözebilmesi lazım. Bütün bu faili meçhulleri, bütün bu terör olaylarının müsebbiplerini ortaya çıkarması lazım. Türkiye’nin yıllardır söylediği yanlış argümanlarından kurtulması lazım . Neticede Türkiye bir Osmanlı bakiyesi. Yani birbirinden çok farklı etnik yapıya, etnik kimliklere sahip.

Şimdi bu anlamda devletin toplumun gerçekleriyle barışması lazım. Yani bu mesela sadece bir Kürt meselesi sadece Boşnak meselesi değil. Türkiye’de dindarlar, solcular aynı sıkıntıda, Aleviler, Kürtler aynı sıkıntıda yani devletin devlet olarak yerine çekilmesi bu ülkenin güvenlik, sağlık, eğitim gibi hizmetleriyle uğraşması lazım ondan sonra diğer konuları toplumun kendisine bırakması lazım. Mesela bu diğer konular arasındaki en önemli konu kimlik tanımlaması yapmak. 

ZAMAN'IN DİN EDİTÖRÜ

- Son dönemlerde medya eleştirilerinden birisi de “medyada din editörlüğü” konusuydu. Sizin gazetenizde din editörünüz var mı?

- Sizin sorduğunuz anlamda bir din editörümüz yok ama dini konuları danıştığımız bir editörümüz var. Oradaki tartışma çok başka. Medyadaki yayın yöneticileri dini konulardaki cahilliklerini gidermek için böyle bir şeyi tartışıyorlar. Siz nüfusunun bir büyük bir kısmının Müslüman olduğu hatta; o büyük kısmın büyük bir kısmının da kendini dindar kabul ettiği bir ülkede gazete çıkaracaksınız ve kendinize merkez  ya da kitle gazetesiyiz diyeceksiniz çok basit çok temel yanlışlar yapacaksınız. Böyle bir şey olmaz.

İşte haccın ne zaman olduğunu bilmiyorsunuz. Türkiye’de hac her yıl yüz binlerce kişinin gittiği, yüz binlerce ailenin kullanilgilendiği bir konu bu  Türkiye’de milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir konu ama; bunun ne zaman olduğunu bilmiyorsunuz. Burada tartışılan şey, asgari düzeyde dini bilgiye sahip olmak. Türkiye’de yayın yapan bir yayın yöneticisinin, bir editörün asgari bilgiye ihtiyacı vardır. Bilmesi gerekir. Bunun için din editörü olmaya gerek yok. Genel kültür düzeyinde de olsa dini bilmek gerekir.

- Din editörleri deyince, sadece İslami konularda değil, diğer dinler noktasında da danışıyor musunuz?

- Tabi, mesela biz Yahudiliği genel anlamda biliyoruz ama; onun detaylarını hassas olduğu konuları bilmiyoruz. Bu arkadaşımız gerektiğinde de bu konuda bize yardımcı oluyor.

Mesela Sivassporlu Balili’nin “yom kippur”(Yahudilerin için yılın en kutsal günü) günü vardı. Kulübü onu maça çıkarmadı. Biz bu konuyu sorduk. Bize çok ciddi aydınlatıcı bilgi verdi.

- Son bir soru, Genelkurmay sizi agretide etmiyor, siz onlarla ilgili haberleri vermekte tavırlı davranıyor musunuz?
- Genelkurmaya karşı bir kırgınlık söz konusu mu? Bediüzzaman'ın çok güzel bir sözü vardır. Der ki gözünü kapatan kendine gece yapar. Şimdi siz Türkiye'nin en çok satan gazetesini istediğiniz kadar görmezden gelin. İstediğiniz kadar yok sayın. O gazete var ve kamuoyu vicdanında da çok etkili bir gazete. Yani bazen akredite olan refiklerimizi görünce akredite olmamanın çok büyük bir avantaj olduğunu da düşünmüyor değiliz.

YORUMLAR 2
  • salih imamoğlu 13 yıl önce Şikayet Et
    tebrikler... mehmet abi birkez daha iyi ki zaman abonesiyim dedim.inşallah bir milyon aboneye ulaşırız en yakın zamanda..ama bir isteğim var..bence gazetenin en belirgin yönünü ali ünal teşkil ediyor..ali bulaçta bir noktada aynı düzlemde yazıyor..ya ali ünalın yazdığı gün sayısı artırılsa yada başka bir yazar transfer edilse...sanki biraz eksik kalıyor bu yön
    Cevapla
  • george micheal 13 yıl önce Şikayet Et
    çok farklı. kalp, kafa, kaş, göz kırmadan çok güzel açıklamalarda bulunmuş. Tebrik ederim. Bir milyon hedefine hala ulaşamamış olsada Zaman gazetesi hakikaten çok farklı ve kaliteli. Not: Mehmet bey keşke şu beyaz çorapları giymeseydiniz. :)
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Mersin'de ihanet zinciri
Bir ülke alarma geçti! 20 bin kişi ölebilir!