Laiklerin kafası fazla karışık
TESEV, laik kesimin bazı konularda nasıl düşündüklerine ilişkin kapsamlı bir araştırma yaptı. Araştırılan konular arasında Erdoğan ile Erbakan arasındaki fark ve benzerlikler de var.
Emine Dolmacı'nın haberi
Demokratikleşme sürecinde taraflar bir değişim yaşıyor, artık birbirinden keskin çizgilerle ayrılmıyor. An-cak sivri uçlar da varlığını koruyor. Sözgelimi laik kesim, demokrat, ötekiyi kabule yakın duruşun yanın- da, korkulu ve endişeli bir duruş da sergiliyor.
Türkiye'de son yılların toplumsal-siyasi hayatı 'ben değiştim' diyen kişiler ve siyasetçiler ile bunlara 'hayır değişmedin' cevabını vererek karşısında duranların polemikleri ile geçti. Değişim kavramı, tartışmaların belki de en değişmez kavramı. Değişimi 'dindarlık ve laiklik' ekseninde inceleyen gazeteci-yazar Ali Bayramoğlu da 'Çağdaşlık Hurafe Kaldırmaz, Demokratikleşme Sürecinde Dindarlar ve Laikler' isimli çalışmasında, her iki kesimde de 'heterojenleşme' ve 'bireyselleşme' bulgusuna ulaşıyor.
İslami kesimde 'değer değişimi'nden çok bir 'siyasi pozisyon değişikliği'nden ve sekülerleşmeden söz etmek mümkün araştırmaya göre. Laik kesimin ise kafası karışık ve çelişki içinde. İslami hareketi de zımmen kabul eder bir hale gelmiş. Ancak Bayramoğlu'na göre veriler temel doğrular anlamına gelmiyor; 'Bu bir eğilim araştırmasıdır, anlama faaliyetidir. Mutlak ya da kesinliği tartışılmayan şeyler değildir' diyor.
Türkiye'nin son yıllardaki demokratikleşme sürecini ve yaşanan değişimi, 'kadın ve erkekler', 'devlet ve yurttaşlar' başlıkları ile inceleyen Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) yeni çalışmasında 'dindarlar ve laikler'i masaya yatırıyor. 8 ilde 90 kişi üzerinde yapılan araştırmanın, 'kesin kanıtlar içeren bilimsel bir çalışma değil bir anlama faaliyeti' olduğuna vurgu yapan Ali Bayramoğlu, değişimin itici gücünün yaşanan çatışmalar olduğunu söylüyor. Dört farklı denek grubu, 'İslami kesim', 'ılımlı dindar kesim', 'ılımlı laik kesim' ve 'katı laik kesim' üzerinden sürdürülen araştırma, İslami kesime ilişkin dört deneyim alanını ortaya koyuyor. 28 Şubat ve sonuçları, kar ortaklığı modeli üzerinde yaşanan din-ekonomi ilişkileri deneyimi, şiddeti merkez alan örgütlerin ortaya çıkmasıyla birlikte din-siyaset ilişkilerinin gözden geçirilmesi ve İran modelinden sonra İslami anlayışın yerli bir nitelik kazanması. Araştırma özetle şu sonuçlara ulaşıyor: İslami görünürlülük katı laik kesim için, tersten bir değişme yaratmakta, zihniyet dokusunun ayaklarını katı ve olduğundan daha yüzeysel bir noktaya taşımaktadır. Değişimde sözkonusu olan siyasi bir uzlaşmadan çok, toplumsal bir iç içe geçiş ve buradan kaynaklanan uzlaşmadır. Laik kesim ve İslami kesimin büyük bir çoğunluğu demokrasiye, özgürlüğe, haklara bakış açısından birbirine yaklaşmaktadır. Her iki kesimde değişime direnç içinde olan kutuplar ise zihniyet açısından birbirine benzemeye yüz tutmaktadır. Değişen toplum 'öteki' sayısını azaltmakta, ancak kuvvetli bir 'öteki' tasavvurunun dozunu düşürememektedir.
Ben, sen ve diğerleri
Her iki kesime de yöneltilen laiklik, dindarlık, milliyetçilik, AK Parti hükümeti, tesettür, kar ortaklığı, 28 Şubat, askerin siyasetteki rolü gibi konulardaki sorular değişimin rotasını çiziyor.Temel bazı konularda görüşler şöyle:
Konyalı bir kitapçı: Tayyip Erdoğan, İslam'da olmayan radikalizmi törpüledi. Yani bunları İslam'ın öğretilerinden öğrendi. Ben Müslümanım diyor, toplumla, dünyayla barışık.
Ankara'lı bürokrat: Tayyip Erdoğan'la Erbakan arasındaki fark şu: Tayyip Erdoğan'ın oğlu bir taksi şoförünün kızıyla evlendi. Erdoğan için bu bir itibar sorunu olmaz. Oysa Erbakan oğlunun bir taksi şoförünün kızıyla evlenmesini asla kabul edemez.
Ankara'da sol partiye üye işadamı: ODTÜ'ye, İTÜ'ye türbanla nasıl girerler. Ne işleri var orada. Utanıyorsunuz. Kendinize pay çıkartıyorsunuz. Niye bunlar ortaya çıktı diyorsunuz.
İstanbul'da bir özel sektör çalışan kadın: Ben AKP'nin hilafeti getirmeye çalıştığını görüyorum. Bu reformlara bakın. Ordunun etkisini azaltmaya çalışıyorlar. Demokrasi gelecek diye cumhuriyetin temel değerleri elden giderse demokrasi de elden gider.
Üniversite öğrencisi: Annem sorar, 'Sen nasıl birini istersin?' diye. 'Açık olacak' derim. İkincisi okumuş olacak. Ama sonra örtünürse memnun olurum. Ailesinden dolayı, ya da sevdiği insandan dolayı hayat tarzını değiştirmiş birisi olmasın.
İki çocuk annesi, Anadolulu bir ev kadını: Süleymaniye'de Türk askerinin kafasına çuval geçirilmesi zoruma gitti. Aynı zamanda askere iç siyasette çok fena müdahaleci diye bakıyorum. Herkesin asli görevine dönmesi gerektiğini düşünüyorum.
İstanbullu televizyon tamircisi: 12 Mart'a karşı çıktım, 28 Şubat'ı destekledim, Sincan'da tanklar yürüdü ya benim hoşuma gitti. Desteklememin nedeni laikliğe karşı bir harekete karşı olduğu içindi. Bugün askerin siyasetteki rolünden rahatsızlık duymuyorum. Laikliğin elden gitmemesi için onların siyasete karışmaları önemli.